Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
HÜKÜMET BİLDİRİSİ (5.11.2003)
TEMEL DEĞERLENDİRMELER
AB ANA SAYFA

2003 DÜZENLİ RAPOR
İKV Değerlendirmesi...
Kasım 2003
Avrupa Birliği Komisyonu tarafından hazırlanan ve 5 Kasım 2003'de açıklanan 2003 yılı İlerleme Raporu ile ilgili İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) değerlendirmesi...
 
 

AB KOMİSYONU’NUN 2003 YILI
TÜRKİYE İLERLEME RAPORU’NA VE STRATEJİ BELGESİ’NE İLİŞKİN
İKV DEĞERLENDİRMESİ

Avrupa Birliği Komisyonu tarafından hazırlanan Türkiye İlerleme Raporu 5 Kasım 2003 tarihinde açıklanmıştır. Bilindiği gibi her yıl düzenli olarak yayınlanan ilerleme raporları, aday ülkelerin Katılım Ortaklığı Belgesi ve Ulusal Program perspektifleri doğrultusunda AB’ye uyum sürecinde son bir yıl içinde kaydettikleri siyasi, ekonomik ve müktesebat uyumuna yönelik gelişmeleri ve eksiklikleri değerlendirmektedir. Bu açıdan ilerleme raporları, aday ülkelere yönelik kapsamlı incelemelerin yer aldığı detaylı bir durum tespitidir.

Aralık 2002 tarihli Kopenhag Zirvesi’nde kararlaştırıldığı üzere, Türkiye ile müzakerelerin başlatılma kararı, 2004 yılı İlerleme Raporu ışığında değerlendirilecektir. Bu nedenle 2003 yılı İlerleme Raporu’nda bu konuda Konsey’e bir tavsiyede bulunulmamıştır. Ancak, 2003 yılı Raporu önümüzdeki dönemde atılması gereken adımlara ilişkin AB’nin beklentilerini içeren temel bir referans belgesidir. Rapor, bu niteliği ile değerlendirilmeli ve tespit edilen eksiklikler yol gösterici olmalıdır.

2003 yılı İlerleme Raporu’nda, özelikle siyasi kriterler alanında yasal düzenlemeler açısından kaydedilen gelişmeler kapsamlı bir biçimde vurgulanmış, önümüzdeki dönemde gerçekleştirilmesi beklenen sınırlı sayıdaki yasal düzenlemeye işaret edilmiş, ve uygulamaya yönelik aksaklıkların altı, örnekleri ile çizilmiştir. Bilindiği üzere, Hükümetimiz çeşitli vesilelerle yaptığı açıklamalarda, 2003 yılında siyasi kriterlere uyum yönünde gerçekleştirilecek yasal düzenlemelere yoğunlaşılacağını, 2004 yılının ise uygulamanın eksiksiz bir biçimde tamamlanmasına ayırılacağını açıklamıştı. Bu nedenle Rapor’un bazı istisnalar dışında bir bütün olarak gerek üslup, gerek içerik açısından dengeli bir biçimde kaleme alındığını ve siyasi kriterler bölümünde yapılan değerlendirmelerin, tarafımızca da tespit edilen eksikliklerle büyük ölçüde paralellik taşıdığını söylemek mümkündür.

Rapor’da son bir yıl içinde özellikle Türk toplumunun hassasiyet duyduğu çeşitli alanlarda gerçekleştirilen kapsamlı reformların önemine işaret edilmesi ve, siyasi iradenin bu konudaki kararlılığı ile Türk halkının reform paketlerine verdiği tam desteğin vurgulanması önemlidir. Halihazırda AB ile Katılım Antlaşması’nı imzalamış ve üyelik için gün sayan diğer aday ülkelerin müzakereler öncesinde yayınlanan ilerleme raporları incelendiğinde, yasal düzenleme eksikliklerine ve uygulamada yaşanan sorunlara rağmen siyasi iradenin kararlılığının ve toplumun desteğinin reformların sürdürüleceği yönünde güven telkin ettiği ve bazı aksaklıklara karşın müzakere kararının alındığı görülmektedir. Bu açıdan Rapor’da Hükümete ve halkın desteğine duyulan güvenin vurgulanması olumlu değerlendirilmesi gereken bir husustur.

Rapor’un “Siyasi Kriterler ve Güçlendirilmiş Siyasi Diyalog” başlıklı bölümünde yer verilen eleştiriler esas olarak, uygulamadaki eksikliklere ve bazı yasal düzenlemelere yoğunlaşmaktadır. Geçtiğimiz yıllarda yayınlanan ilerleme raporları ile kıyaslandığında, 2003 Raporu’nda eksiklik olarak sıralanan hususların giderek daha dar bir alanı kapsadığı görülmektedir. Bu da son bir yıl içinde kaydedilen gelişmenin tespiti açısından önemli bir göstergedir. Eksikliklerin belirlenmesi ve eleştirilmesi bu aşamada Komisyon’un görevidir. Süreç ilerledikçe, sorunlu alanların detaylandırıldığı ve eleştirilerin dozunun arttığı, diğer aday ülkelerin örnekleri incelendiğinde açıkça görülmektedir. Bu noktada önemli olan eleştirilerin tarafsız değerlendirmelere dayandırılması ve yapıcı bir üslupla kaleme alınmasıdır. Rapor’un bazı bölümlerinde tek taraflı bilgi ve tahminlere dayanan saptamaların, maddi hataların ve yersiz eleştirilerin de yapıldığı belirlenmekle birlikte, (örneğin; Türkiye’nin imzalamadığı ya da çekince koyduğu ifade edilen bazı uluslararası sözleşmelerin çeşitli AB ülkelerince de halen imzalanmamış, onaylanmamış ya da aynı maddelere çekince koyulmuş olması, Türk alfabesinde yer almayan bazı harflerin isimlerde kullanımının engellenmesine ilişkin bir saptamanın raporda yer alması, vb.) bunların bütün içinde sınırlı bir oranda kaldığı görülmektedir.

Rapor esas olarak, geçtiğimiz on iki aylık dönemde, Kopenhag kriterlerine uyum çerçevesinde ilgili tüm ana başlıklarda yapılan ve yapılamayan mevzuat değişiklikleri ile uygulamadaki olumlu ve olumsuz örneklerin bir listesini içermektedir. Tüm bölümlerde listeleme yapılmış ancak bazı bölümler dışında genellikle “yorum”dan kaçınılmıştır. Raporun “son gelişmeler” bölümünde yer alan “tüm bu süreç boyunca Türk halkının büyük çoğunluğu, Türkiye’yi AB değerlerine ve standartlarına yakınlaştırmayı amaçlayan bu değişikliklere tam destek vermiştir” ifadesi ile “yürütme” alt başlığı altında Hükümetin kararlılığının kuvvetli ifadelerle vurgulanması, Komisyon yetkililerince son dönemde dile getirilen iki önemli tespitin yansımasıdır. Bu tespitler: son bir yıl içinde yapılan reform çalışmalarının AB’den olumlu not almak için değil, Türkiye’nin yararı için yapıldığı ve bu nedenle de toplum tarafından benimsenip desteklendiği; siyasi iradenin, önceki dönemlerden farklı olarak Kopenhag kriterlerinin sadece Türkiye için değil tüm aday ülkeler için geçerli olduğu ve özel koşullar nedeniyle müzakere edilemeyeceğini kavradığıdır.

İlerleme Raporu’nun siyasi kriterler bölümü değerlendirildiğinde, ana başlıklar itibariyle yapılan tespitlerde:

Asker-sivil ilişkilerinin dengelenerek AB ülkeleri ile uyumlu hale getirilmesi yönünde MGK ve MGK Genel Sekreterliği’nin yapısı ve yetkilerinde yapılan değişikliklerle önemli ilerleme kaydedildiği ancak RTÜK ve YÖK gibi kurumlarda halen askerin temsil edilmesi ve TBMM’nin savunma bütçesi üzerindeki kontrolü konularında sorunların varlığına işaret edilmekte,

Yargının bağımsızlığı ve işlevselliğinin artırılması yönünde gerçekleştirilen yasal düzenlemelerin ve uygulanmakta olan eğitim programlarının önemi vurgulanmakta ancak, yargının işleyişinin ağırlığına, soruşturma safhasında yaşanan güçlüklere ve yargı ile yürütme arasında varolan organik bağın yargının bağımsızlığına gölge düşürdüğüne vurgu yapılmakta,

Yolsuzlukla mücadelede bazı ilerlemeler kaydedilmesine karşın özellikle bazı sektörlerde halen yolsuzluğun ciddi boyutlarda olduğuna ve bu durumun yabancı sermaye girişinin önünde önemli bir engel teşkil ettiğine değinilmekte,

  İnsan hakları ve azınlıkların korunması alanında önemli yasal düzenlemelerin ve ikincil mevzuatın çıkarıldığı, ihlalleri incelemek üzere çeşitli kurumların oluşturulduğu, insan hakları eğitimi programlarının başlatıldığı vurgulanmakta, buna karşın bazı ihlallerin halen devam ettiği ve Türkiye’nin AİHM kararlarını uygulamada sorunları bulunduğu belirtilmekte,

  Sivil ve siyasal hakların güvence altına alınması yönünde önemli ilerleme kaydedildiği, işkence ve kötü muameleye ilişkin önemli adli kararlar alındığı, ancak bu alanda açılan davaların zaman aşımına uğraması, kararların suçun ağırlığı ile orantılı olmaması, gözaltındaki kişilere haklarının bildirilmemesi, tıbbi raporların hasır altı edilmesi gibi sorunların devam ettiği bazı örneklerle vurgulanmakta, cezaevi koşullarındaki kısmi iyileştirmelere karşın halen sıkıntılar yaşandığı, ifade özgürlüğünün genişletilmesine ilişkin yasa değişikliklerine rağmen, savcıların bu hakkı kısıtlama yönünde bazı alternatif hükümlere başvurduğu, mevzuat değişikliklerinin yorumunda ve uygulanmasında farklılıkların sürdüğü, gözden geçirilmekte olan basın kanununun özgürlüklerin geniş kapsam içinde değerlendirilmesi gereği vurgulanmakta, Türkçe dışındaki geleneksel dil ve lehçelerde yayın yapılmasına izin veren yasa değişikliklerine rağmen bunun halen uygulamaya geçirilmediği, dernek kurma özgürlüğüne ilişkin kısıtlamalar azaltılmakla birlikte derneklerin temel sorunlarının çözümüne ilişkin net bir çerçeve çizilmediği belirtilmekte, din özgürlüğüne ilişkin olarak mülkiyet haklarına ve ibadethanelerin açılmasına yönelik düzenlemelere karşın etkilerinin sınırlandırıldığı, müdahalelerle karşılaşıldığı, Gayri Müslim toplulukların el konulmuş mallar sorununun çözümlenmediği, dini azınlıkların din adamı eğitimi önündeki yasakların devam ettiği (Heybeliada Ruhban Okulu örneği), Sünni olmayan Müslüman topluluklarına ilişkin bazı sınırlamaların kaldırılmasına karşın halen sorunların sürdüğü ifade edilmekte,

  Ekonomik, sosyal ve kültürel haklar alanında ceza yasasında yapılan önemli değişikliklere ve ayırımcılığın önlenmesine ilişkin yasal düzenlemelere karşın kadınlara yönelik fiziki ve psikolojik şiddetin sürdüğüne dikkat çekilmekte, çocukların çalışma yaşına ilişkin değişikliğe rağmen halen 15 yaşın altında çok sayıda çocuğun çalıştırıldığı ve eğitim hakkından mahrum bırakıldığı belirtilmekte,

  Kıbrıs konusunda Türk hükümetinin çözümü destekleyen açıklamalarına değinilmekte,

  Sınır anlaşmazlıklarının barışçı yollardan çözümü yönünde Türkiye-Yunanistan arasında kaydedilen ilerlemeler belirtilmektedir.

Yukarıda sıralanan tespit ve değerlendirmelerin yanı sıra, Strateji Belgesi’nde, Türkiye’nin siyasi alanda kaydettiği ilerlemeler vurgulanmakta ve gösterilen çabaların Kopenhag siyasi kriterlerine uyulması yönünde ciddi bir ilerleme oluşturduğu belirtilmektedir. Ancak Hükümetin kararlılığına karşın, Türkiye’nin henüz Kopenhag siyasi kriterlerini tam olarak yerine getirmediği, yasal düzenlemeler ve uygulama arasında uyum sağlanması için daha fazla çaba gösterilmesi gerektiği ifade edilmektedir.

Geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen reformların çok daha uzun vadeli ve tarihi bir sürecin parçası olduğunu ifade eden Strateji Belgesi, yasal değişikliklerin tam anlamıyla uygulanması için zamana ihtiyaç olduğunu ancak, temel özgürlükler ve insan hakları konusunda açık iyileşme işaretlerinin halihazırda gözlendiğini vurgulamaktadır.

Güçlendirilmiş siyasi diyalog başlığı altında yer alan Kıbrıs konusunda ise, “çözümsüzlüğün Türkiye’nin AB ile ilgili beklentilerinin önünde ciddi bir engel teşkil edebileceği” uyarısı  yapılmaktadır. Bu konu her ne kadar siyasi kriterler bünyesindeki bir ön koşul olarak kaleme alınmasa ve Rapor’un açıklanmasının ardından Komisyon yetkililerince yapılan açıklamalarda konunun altı çizilse de AB, bu konuda bir ilerleme kaydedilmemesi halinde Türkiye’nin siyasi engellerle karşılaşabileceği yönünde net bir mesaj vermektedir. Bilindiği üzere, Türkiye ile müzakerelerin başlatılma kararı, aralarında GKRY’nin de bulunacağı 25 AB üyesi ülke tarafından Aralık 2004 Zirvesi’nde değerlendirilecektir. Strateji Belgesi bu açıdan, Kıbrıs’ta çözümsüzlüğün, oy birliği gerektiren bu kararın başta GKRY ve Yunanistan olmak üzere bazı üye ülkelerce desteklenmesinin güçlüğüne işaret etmektedir.

Ekonomik kriterlere uyum konusunda Katılım Ortaklığı Belgesi’nde yer alan kısa vadeli önceliklerin büyük ölçüde yerine getirildiği, yapılan düzenlemelerin IMF şartları ile uyum içinde uygulandığı belirtilmekte, ancak Irak krizi vb. konjonktürel nedenlerin de etkisiyle reform sürecinin yavaşladığı belirtilmektedir.

Ekonomik kriterlerle ilgili olarak kaydedilen gelişmelerin iyi işleyen bir piyasa ekonomisine ulaşma yolundaki engelleri ortadan kaldırdığı belirtilmekte ancak makro ekonomik dengesizliklerin devam ettiğine de değinilmektedir.

Daha ayrıntılı analizlere geçmeden önce ekonomik kriterleri, içerdikleri alt başlıklar itibarıyla, çok kısaca hatırlamakta yarar görülmektedir:

Kriter 1. Tam işleyen bir piyasa ekonomisinin varlığı

  • Fiyatlar ve ticaretin liberalizasyonu
  • Mülkiyet hakları dahil olmak üzere, güçlü bir hukuk sistemi
  • Sürdürülebilir makro ekonomik istikrar
  • İzlenecek ekonomi politikası üzerinde geniş bir toplumsal mutabakat
  • Gelişmiş bir mali sektör
  • Piyasaya giriş çıkışın önünde engeller olmaması
Kriter 2. Birlik içindeki piyasa güçleri ve rekabetçi baskılarla başa çıkabilme yeteneği
  • İstikrarlı bir makroekonomik iklim (yüksek bir tahmin edilebilirlik)
  • Yeterli insani ve fiziki sermaye (altyapı dahil)
  • Kamu girişimlerinin yeniden yapılandırılması
  • Tüm işletmelerin verimlilik artırıcı yatırımlar yapması
  • Öz kaynaklar dışındaki finansman kaynaklarına erişim imkanlarının büyüklüğü
  • AB ekonomisi ile entegrasyon düzeyinin yüksekliği.
Ekonomik kriterler açısından referans noktaları yukarıda sıralananlardır. Kopenhag Ekonomik Kriterlerine uyum yönünde atılan her adım Türk ekonomisini bu referans noktalarına yaklaştırdığı ölçüde “olumlu” kabul edilmektedir.

Komisyon, ekonomik değerlendirmelerinde IMF ve Dünya Bankası ile paralel hareket etmektedir. Rapor’da ekonominin işleyişi ile ilgili adımlar 1997 yılından başlayıp bugünlere gelen geniş bir perspektifle ele alınmaktadır. Bir başka deyişle, siyasi kriterlerde olduğu gibi sadece son on iki aydaki gelişmeler değil, son altı yıldaki gelişmeler, birikimli etkileri de dahil olmak üzere, göz önüne alınmaktadır.

Rapor taslağında birinci kritere ilişkin 16, ikinci kritere ilişkin 12 tespit yer almaktadır. Söz konusu tespitler olumlu (+), olumsuz (-) ve ortada (+/-) olarak sınıflandırıp, şematik bir özetle aşağıda sunulmaktadır.

Kriter 1
 
Olumlu (+) Olumsuz (-)
01
Yeni Hükümet gerekli yapısal reformları kuvvetle desteklediğini açıklamıştır ANCAK gerekli adımların atılması kayda değer şekilde yavaşlamıştır.[1]
02 Genelde ihracata ve stok artışına bağlı olarak 2001 krizinden güçlü biçimde çıkılmıştır.
03 Dış denge bozulmaya başlamıştır.
04 İstihdamdaki artış, işgücündeki artışı karşılayamamakta ve işsizlikte sürekli artışa yol açmaktadır.
05 Enflasyon hızı son on yılların en düşük seviyelerine inmiştir.
06 Döviz kuru serbest dalgalanmaya bırakılmış olup para politikası kesin biçimde anti enflasyonist şekilde belirlenmektedir.
07 2002’nin sonlarında gevşeyen mali disiplini düzeltecek önlemler ancak 2003 sonbahar ve yazında alınabilmiştir.
08 Kamu borçlanma oranı düşmekle birlikte halen hem kamu sektörünün işleyişinde hem de ekonominin tümü üzerinde bir yük olmayı sürdürmektedir.
09 Mali şeffaflığı sağlayacak önlemler sürdürülmektedir.
10 Pazar güçlerinin serbestçe hüküm sürmesini kolaylaştıracak gelişmeler sürdürülmüştür.
11 Kamusal mali desteklerin azalmasına bağlı olarak, fiyatlardaki[2] sapmalar azalmıştır.
12 Özelleştirmeyi hızlandırmayı amaçlayan yeni bir hamle başlatılmıştır. ANCAK şu ana kadar gerçekleşen özelleştirme gelirleri çok sınırlı düzeyde kalmıştır.
13 Pazara giriş-çıkışların önündeki engeller daha da azaltılmıştır.
14 Mülkiyet haklarına ilişkin düzenlemeler de dahil olmak üzere yasal sistem mevcuttur ANCAK yasaların ve sözleşmelerin uygulanmasında halen eksiklikler gözlenmektedir.
15 Bankacılık sistemi güçlendirilmiştir ANCAK yeniden yapılandırma ve konsalidasyon süreci henüz tamamlanamamıştır.
16 Bankacılık dışı mali sektörün etkisi artırılamamıştır.

Bu bölümde yer alan toplam 16 tespitin 7 tanesi (+); 5 tanesi (-) iken kalan 4 tespit ortadadır (+/-).

Kriter 2
 
Olumlu (+) Olumsuz (-)
01
Tam işleyen bir piyasa ekonomisi ve kurumlarını oluşturma yönünde ilerleme kaydedilmiştir ANCAK makroekonomik istikrar ve tahmin edilebilirlik istenen kafi düzeye gelmemiştir.
02 İnsan kaynaklarının geliştirilmesi çabaları sürdürülmüştür ANCAK genel eğitim seviyesinin yükseltilmesi halen önemli bir sorundur. 
03 İşgücü piyasası politikaları uluslararası standartlara yaklaşmıştır ANCAK işgücü piyasası ile ilgili konulara yeterince önem ve öncelik verilmemektedir.
04   Ekonomik belirsizlikler ve borç yükü fiziki sermaye stoğunun artmasını engellemektedir. 
05   Yabancı sermaye yatırımları çok düşük seviyelerde gerçekleşmiştir.
06   Bütçe kısıtlamaları nedeniyle altyapı yatırımları en alt düzeyde tutulmaktadır.
07 Şirketler düzeyinde yeniden yapılanma hızlanmıştır.  
08 Tarıma dayalı ekonomiden hizmete dayalı ekonomiye (uzun vadeli) geçiş süreci devam etmektedir.   
09 Orta, küçük ve çok küçük işletmelerin Türk ekonomisinin bel kemiği olduğu ortaya çıkmıştır.  
10 Devletin ekonomiye müdahalesindeki azalma sürmektedir.  
11 AB ile ticaret alanındaki entegrasyon gelişmesini sürdürmüştür. İhraç ürünlerinin kompozisyonundaki gelişme de devam etmiştir.  
12 Türk lirasının aşırı değerlenmesine rağmen ihracatta fiyat rekabeti sürdürülebilmiştir.  

Bu bölümdeki 12 tespitten 6 tanesi olumlu (+); 3 tanesi olumsuz (-) iken kalan üç tanesi de ortada (+/-) işaretlidir. Ekonomik kriterlerle ilgili değerlendirmede, bazı makroekonomik ve yapısal sorunlara dikkat çekilse de özünde atılan adımların iyi işleyen bir piyasa ekonomisine ulaşma hedefine katkıda bulunduğu ve bu yönde önemli bir ilerleme kaydedildiği öne çıkarılmaktadır.

Müktesebat uyumu ise, en yavaş ilerleme kaydedilen alan olarak değerlendirilmekte, bazı müktesebat başlıklarında sağlanan önemli gelişmeye karşın, bir çok başlıkta da hedeflenenin gerisinde ilerleme olduğu belirtilmekte, özellikle uygulamaya yönelik kurumsal yapılanmanın hızlandırılması gereğine işaret edilmektedir.

Bu alanda KOB önceliklerinin yerine getirilmesi yönünde gösterilen çabaya rağmen kısa vadede uyum sağlanması beklenen Topluluk müktesebatının bir çok bölümü için yeterince çalışma yapılmadığı belirtilmektedir. Gümrük Birliği ile bağlantılı olan müktesebat başlıklarının en fazla ilerleme kaydedilen alanlar olduğu, bununla birlikte Türkiye’nin Gümrük Birliği’nden kaynaklanan yükümlülüklerini tümüyle yerine getirmediği  Rapor’un çeşitli bölümlerinde vurgulanmaktadır. Gümrük birliği ve dış ilişkiler, adalet ve içişleri, istatistik, sosyal politika ve istihdam, enerji, sanayi politikası ve KOBİ’ler, tarım ve tüketicinin korunması alanlarında gelişme sağlandığı, sermayenin serbest dolaşımında büyük oranda uyum gerçekleştirildiği, ancak bölgesel politika, telekomünikasyon, çevre, eğitim, kültür, görsel ve işitsel politikalar, malların serbest dolaşımı alanlarında sınırlı ilerleme kaydedilmediği belirtilmektedir. Müktesebat uyumunda en çok ilerleme gerçekleşen alanların Türkiye’nin başka uluslararası yükümlülüklerinin bulunduğu başlıklar olduğuna işaret edilmekte, UP taahhütlerinin KOB öncelikleri çerçevesinde yerine getirilmesi gerektiği ve yeni hazırlanan mevzuatın Türkiye’yi AB müktesebatından uzaklaştırır nitelikte olmaması gerektiği belirtilmektedir.

Yukarıdaki tespitler ışığında İlerleme Raporu ve Strateji Belgesi, AB Komisyonu’nun objektifinden bir Türkiye fotoğrafı ortaya koymaktadır. Bu fotoğraf, önümüzdeki dönemde yapılacak uyum çalışmaları açısından önemli bir yol göstericidir. 2004 yılında çekilecek fotoğrafın, beklediğimiz netlikte olması için bu temel verinin çok iyi değerlendirilmesi gereklidir. Bu nedenle, içinde bulunduğumuz aşamada, İlerleme Raporu, ana çerçevesi ve satır aralarında işaret edilen tüm detayları ile “haksız eleştirildi, bahane yaratıldı, vb.” tartışmalarla zaman kaybetmeksizin doğru okunmalı, özellikle siyasi kriterler bölümünde belirtilen eksiklikler tek tek tespit edilmelidir. Daha sonra bu eksikliklerin önümüzdeki on ayda tamamen ortadan kaldırılmasını içeren gerçekçi bir plan yapılmalıdır. Eğer herhangi bir sorunun bu sürede tamamen ortadan kaldırılması mümkün değilse, “kayda değer bir iyileştirme sağlanmak şartıyla, tamamlanma yoluna girmesi” hedeflenmelidir.

Aksi takdirde gelecek yılın raporunda “Türkiye Kopenhag Kriterlerine uymaktadır” ibaresinin yer alması mümkün olamayacaktır. Unutulmamalıdır ki bu değerlendirme daha sonraki tüm adımlar için bir ön koşuldur.

Konsey’de nihai kararı verecek olan “siyasetçilerin” (ve onları etkileyecek kesimlerin) ikna edilmesi ve AB kamuoylarının olumluya çevrilmesi de son derece önemlidir. Ancak, Komisyon bu sonuca ulaştığını Konsey’e bildirmediği sürece müzakerelerin başlaması konusunun gündeme dahi gelmeyeceği bilinmelidir.
 

----------------------------------------
[1] Bu yavaşlamanın sebepleri siyasi kriterlere verilen öncelik ve Irak savaşıdır. Yavaşlamaya rağmen Hükümet, bir önceki Hükümet tarafından şekillendirilen reform programını sürdürmektedir.
[2] Serbest piyasa fiyatlarından; müdahale olmasaydı oluşacak fiyatlardan sapmalar-price distortions.
 
 



(13 KASIM 2003)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2003 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.