A. GİRİŞ
a) Önsöz
Düzenli raporun kapsamı
Haziran 1998’de yapılan Cardiff AB Konseyi, her bir aday ülkenin katılım
yönünde kaydettiği ilerleme üzerine ilk düzenli raporlarını 1998 sonunda
sunacağı yolunda Komisyon tarafından yapılan açıklamayı memnuniyetle karşılamıştır.
Türkiye ile ilgili olarak, AB Konseyi, “raporun, Ortaklık Anlaşması’nın
28nci maddesine ve Lüksemburg AB Konseyi’nin sonuç bildirgesine dayalı
olacağını” kaydetmiştir.
Aralık 1997 Lüksemburg AB Konseyi, Türkiye’yi her alanda Avrupa Birliği’ne
yaklaştırarak,onu katılım için hazırlamaya yönelik bir strateji oluşturmaya
karar vermiştir.. AB Konseyi: “Bu strateji, Ortaklık Konseyi tarafından,
Kopenhag kriterleri ve Konsey’in 29 Nisan 1997 tarihli konumu ışığında,
özellikle Ortaklık Anlaşması’nın 28inci maddesi temelinde gözden geçirilecektir.”
noktasını da eklemiştir.
Bu rapor, Cardiff AB Konseyi’nin talebine, Komisyon’un yanıtını
oluşturur. O nedenle, raporun yapısı, Kopenhag AB Konseyi sonuçlar bildirgesini
dikkate almaktadır. Rapor:
- özellikle Ortaklık Anlaşması çerçevesinde, Türkiye ve Avrupa Birliği
arasında şimdiye kadarki ilişkileri anlatmakta;
- AB Konsey’nin atıf yapığı politik koşullar (demokrasi, hukukun üstünlüğü,
insan hakları, azınlıkların korunması) bakımından mevcut durumu analiz
etmekte;
- AB Konseyi’nin atıf yaptığı ekonomik koşullar (piyasa ekonomisi,
AB içindeki rekabet baskısıyla başa çıkma yeteneği) bakımından Türkiye’nin
durumunu ve perspektiflerini değerlendirmekte;
- Türkiye’nin, üyelik yükümlülüklerini, yani AB Antlaşması’nda, talî
mevzuatta ve politikalarda yer alan Avrupa Birliği müktesebatını üstlenme
yeteneğini incelemekte; ve
- 4 Mart 1998 tarihli Komisyon tebliğinde ortaya konulan Avrupa stratejisine
özel referans ile, katılım yolunda Türkiye’nin durumuna ve perspektiflerine
ilişkin genel bir değerlendirme sunmaktadır.
b) Avrupa Birliği ve Türkiye arasındaki ilişkiler
Tarihsel geçmiş ve son gelişmeler
Avrupa Birliği ve Türkiye arasındaki ilişkiler, AET ve Türkiye arasında
bir Ortaklık kuran, 12 Eylül 1963 tarihinde imzalanmış ve 1 Aralık 1964
tarihinde yürürlüğe girmiş olan, Ankara Anlaşması olarak bilinen Anlaşma
üzerine dayanır. Bu anlaşmanın temel taşı, üç aşamada bir gümrük birliğinin
kurulmasıdır. Bu anlaşmaya bir Malî Protokol eşlik etmekteydi 1970 ve 1977
yıllarında, sırasıyla, ikinci ve üçüncü bir Malî Protokol imzalandı. Ankara
Anlaşması, aynı zamanda, düzenli olarak toplanan ve ortaklığın işleyişini
ele alan bir Ortaklık Konseyi de kurmuştur. Bu kurumsal çerçeve, gümrük
birliğinin son aşamasının uygulanmasıyla genişletilmiştir (bkz. aşağıda).
Ortaklık Anlaşması, 23 Kasım 1970’de imzalanan ve 1 Ocak 1973’te yürürlüğe
giren bir Katma Protokol ile tamamlandı. Bu protokol, 22 yıl içinde gümrük
birliği hedefine varmak için alınacak olan teknik tedbirlerin bir takvimini
veriyordu.
Türkiye’de 1980 yılındaki askerî darbeyi müteakip, Topluluk, Türkiye
ile ilişkilerini dondurmaya ve 4ncü Malî Protokolü bloke etmeye karar verdi.
1983 yılında sivil bir yönetimin yeniden tesis edilmesinden sonra ilişkiler
kademeli olarak normalleşti. Bununla beraber, Konsey, şimdiye kadar, 4ncü
Malî Protokolü onaylamış değildir.
14 Nisan 1987’de, Türkiye, Topluluğa üye olmak için başvurusunu sundu.
Komisyon, bu başvuru üzerine görüşünü 18 Aralık 1989’da kabul etti.
Komisyon, hem ekonomik hem de politik nedenlerle, “Türkiye ile derhal katılım
müzakereleri başlatmanın yararlı olmayacağı” sonucuna vardı. Ayrıca, Yunanistan
ve Türkiye arasındaki ihtilafın “olumsuz etkilerini” ve “Kıbrıs’taki durumu”
kaydetti.
Görüşte “ Komisyon, bu ülkenin Avrupa’ya doğru genel açılımı dikkate
alındığında, Topluluğun Türkiye ile işbirliğini sürdürmesi gerektiğine
inanıyor.”ifadesi yer aldı. Komisyon ayrıca “Topluluğun, Türkiye
ile ilişkilerini yoğunlaştırmada ve politik ve ekonomik modernleşme sürecini
bir an önce tamamlaması için bu ülkeye yardım etmede temel menfaate
sahip” olduğunu da kabul etti.
5 Şubat 1990’da, Konsey, Komisyon görüşünün genel içeriğini onayladı
ve ondan, AT-Türkiye ilişkilerini güçlendirme ihtiyacı konusunda görüşte
ifade edilen fikirleri geliştirecek ayrıntılı teklifler sunmasını istedi.
7 Haziran 1990’da, Komisyon, gümrük birliğinin tamamlanmasını, malî
işbirliğinin yeniden başlatılması ve yoğunlaştırılmasını, endüstriyel ve
teknik işbirliğinin geliştirilmesini ve politik ve kültürel bağların
güçlendirilmesini içeren bir dizi teklif (“Matutes Paketi”) kabul
etti. Bu paket, Konsey tarafından onaylanmadı.
6 Mart 1995’te, AT-Türkiye Ortaklık Konseyi, gümrük birliğinin
son aşamasına geçilmesine ve malî işbirliğinin yeniden başlatılmasına
karar verdi. Konsey, ayrıca, çeşitli sektörlerde işbirliğini arttırmaya,
kurumsal işbirliğini güçlendirmeye ve politik diyaloğu yoğunlaştırmaya
da karar verdi. 13 Aralık 1995’te, Parlamento gümrük birliğini onayladı.
Gümrük birliğinin son aşamasına ilişkin karar 31 Aralık 1995 tarihinde
yürürlüğe girdi; kurumsal alanda ise, Gümrük Birliği Ortak Komitesi
adlı bir istişare organı kuruldu.
Ocak 1996’da Ege denizindeki bir adacık nedeniyle Yunanistan ve Türkiye
arasında meydana gelen bir olaydan sonra, iki ülke arasındaki ilişkiler
giderek gerginleşti.
15 Temmuz 1996’da, Genel İşler Konseyi, Türkiye dahil 12 Akdeniz
ülkesi için MEDA programı yönetmeliğini kabul etti.
19 Eylül 1996 tarihli bir Parlamento kararı, Komisyon’dan, “derhal
yürürlüğe girmek üzere, demokrasinin, insan haklarının ve sivil toplumun
teşvikiyle ilgili olanlar hariç, Türkiye’deki projeler için MEDA programı
çerçevesinde ayrılan tüm ödenekleri bloke etmesini” istiyordu. Bu kararın
gerekçesi, esas olarak, Türkiye’deki insan hakları durumuydu. 28 Kasım
1996’da yapılan bir Başkanlar Konferansı toplantısını müteakip, (375 milyon
ECU tutarındaki kısmı, 1996-99 döneminde Türkiye için olmak üzere) MEDA
programı çerçevesinde Komisyon’un finanse etmek istediği projeler hakkında
Parlamento’nun görüşünü vermesiyle ilgili bir özel prosedür kabul edildi.
Bu prosedüre rağmen, 1997 sonunda taahhütler 103 milyon ECU’ye ulaşmıştır.
1998-99 dönemi için 272 milyon ECU programlanmıştır.
Apeldoorn şehrinde yapılan (16 Mart 1997) gayrı resmî Dışişleri Konseyi
toplantısından sonra, 29 Nisan 1997’deki AT-Türkiye Ortaklık Konseyi toplantısında
Avrupa Birliği, Türkiye’nin üyelik ehliyetini bir kez daha teyit etti.
Aynı zamanda, Türkiye’nin başvurusunun diğer aday ülkeler ile aynı kriterlere
göre değerlendirileceğini ifade etti ve Komisyon’dan, gümrük birliği bağlamında,
Avrupa Birliği ve Türkiye arasındaki ilişkilerin gelecekteki gelişimi üzerine
bir tebliğ hazırlamasını istedi.
Ortaklık Konseyi, 1995 tarihli “Gümrük Birliği” malî yönetmeliği üzerinde
oybirliği sağlayamadı. Bununla birlikte, Yunanistan ve Türkiye, Ege deniziyle
ilgili sorunları incelemek üzere bir “Akil Adamlar Komitesi” kurmayı kararlaştırdılar.
Bu Komite henüz toplanmamıştır.
15 Temmuz 1997’de kabul edilen Gündem 2000, Türkiye’nin ekonomik
ve politik durumu hakkında bir değerlendirme vermektedir. Bu belge, aynı
zamanda, Türkiye’nin “bölgedeki bir dizi sorunun çözülmesi ve Kıbrıs sorununun
adil ve kalıcı bir çözümüne aktif şekilde katkıda bulunması yönünde güçlü
bir taahhüt vermesi gerektiğini” ifade etmektedir.
Gündem 2000, “Avrupa Birliği’nin, Türkiye’yi, sorunlarını çözmeye ve
AB ile daha yakın bağlar kurmaya yönelik çabalarında desteklemeye devam
etmesi gerektiği” görüşündedir ve bu noktada, Türkiye ile ilişkilerin daha
da geliştirilmesi üzerine 15 Temmuz 1997 tarihinde Komisyon tarafından
kabul edilen olan tebliğe işaret etmektedir.
Sözkonusu tebliğ, gümrük birliğini pekiştirmek, onu yeni alanlara yaymak
(hizmetler ve tarım) ve bazıları ikinci ve üçüncü “sütunlar” kapsamına
giren çeşitli sektörlerde (çevre, enerji, telekomünikasyon, vs.) işbirliğini
arttırmak üzere tasarlanmış bir dizi tedbir önermektedir. Komisyon, insan
haklarına ilişkin durumu iyileştirme çabalarında Türkiye’ye yardım edilmesini
de önermektedir. Bu çerçevede, Komisyon, Türk makamlarının insan haklarına
ve hukukun üstünlüğüne saygıyı arttırmaya yönelik çabalarını desteklemek
üzere Türk makamları ve sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yapılmasını
öneren bir ön taslak program hazırlamıştır. Türk makamları, bu öneri konusunda
henüz harekete geçmemişlerdir.
Aralık 1997 tarihli Lüksemburg AB Konseyi, “Türkiye’nin Avrupa
Birliği’ne katılım ehliyetini” en yüksek düzeyde teyit etti. Devlet ve
Hükümet Başkanları, ayrıca, “Türkiye’yi her alanda Avrupa Birliği’ne
daha fazla yakınlaştırarak, katılım için hazırlamaya yönelik” bir strateji
oluşturulmasına da karar verdiler. “Bu stratejinin, aşağıdaki hususları
kapsamasına karar verildi: Ankara Anlaşması’nın getirdiği olanakların geliştirilmesi;
Gümrük Birliği’nin güçlendirilmesi; malî işbirliğinin uygulanması; yasaların
yakınlaştırılması ve Birlik müktesebatının benimsenmesi; her münferit durum
için ayrıca karar verilmek üzere, belirli programlara ve belirli kurumlara
katılım…” Buna ek olarak, AB Konseyi, Türkiye ile bağların güçlendirilmesine
izin verecek olan bir takım ilkeler sıraladı (sonuçlar bildirgesinin 35nci
paragrafı). AB Konseyi ayrıca, Türkiye’nin diğer başvuran ülkeler
ile aynı temelde Avrupa Konferansı’na katılmaya davet edileceğini de belirtti.
Türkiye, diğer başvuran ülkelere kıyasla kendisine ayrımcı muamele yapılmış
olduğu düşüncesiyle, AB Konseyi’nin sonuçlarına olumsuz tepki verdi. Ankara,
Avrupa Konferansı’na katılmayacağını ve Birlik ile politik diyaloğu askıya
aldığını, dolayısıyla Yunanistan ve Türkiye arasındaki ilişkiler gibi konuları
Birlik ile tartışmayı artık istemediğini bildirdi. Ankara’ya göre, AB-Türkiye
ilişkileri bundan böyle mevcut metinler (Ortaklık Anlaşması, Katma Protokol
ve Gümrük Birliği) temelinde yürütülecekti.
Lüksemburg AB Konseyi tarafından talep edildiği üzere, Komisyon 4 Mart
1998 tarihinde, “Türkiye için Avrupa Stratejisi”nin ilk işlevsel tekliflerini
kabul etti (bkz. aşağıda).
Haziran 1998 tarihli Cardiff AB Konseyi, “Türkiye’yi üyeliğe hazırlamak
için Avrupa stratejisinin ileriye götürülmesi hakkında 4 Mart 1998 tarihli
Komisyon tebliğini” memnuniyetle karşıladı.Konsey şu açıklamayı yaptı:
“Konsey, bir bütün olarak ele alındığında, bu stratejinin, ilişkilerimizin
sağlam ve evrimsel bir temelde geliştirilmesi için bir platform sunduğunu
kabul eder. Avrupa Birliği Konseyi, Komisyon’u, bu stratejinin etkin biçimde
uygulanması için gerekli olan tekliflerin sunulması dahil, stratejiyi
daha da geliştirmeye davet eder. Strateji, Türkiye’nin görüşlerini de dikkate
alarak, zaman içinde zenginleştirilebilir. Avrupa Birliği Konseyi, ayrıca,
Başkanlığı, Komisyonu ve ilgili Türk makamlarını, Türkiye’nin mevzuat ve
uygulamasının Topluluk müktesebatıyla uyumlulaştırılması hedefini izlemeye
davet eder ve Komisyon’dan, elde edilen ilerleme konusunda, erken tarihli
bir Ortaklık Konseyi toplantısına rapor vermesini talep eder. Avrupa Stratejisi
için malî destek ihtiyacını hatırlatarak, Avrupa Birliği Konseyi, Avrupa
Stratejisi’nin uygulanmasını desteklemenin yolları ve yöntemleri üzerinde
düşünme ve bu amaçla uygun teklifler sunma yolunda Komisyon’un niyetini
kaydeder.”
Avrupa stratejisi
4 Mart 1998 tarihinde Komisyon, gümrük birliğine içerik kazandırmaya
ve Gümrük Birliğini diğer sektörlere (hizmetler ve tarım) genişletmeye
ve Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesi konusunda Temmuz 1997 tarihli
tebliğinde atıf yapılan diğer alanlarda işbirliğini arttırmaya yönelik
bir çalışma programı kabul etti.
Avrupa stratejisi üzerine tebliğin Cardiff AB Konseyi tarafından olumlu
karşılanmasını müteakip, 22 Temmuz 1998 tarihinde, Türk makamları, Komisyon’a,
Avrupa stratejisinde yer alan tekliflere yanıtlarını içeren bir belge gönderdiler.
Bu belge, genel hatlarıyla, Avrupa stratejisi ile uyumlu bir nitelik taşıyordu.
Eylül 1998’de, Avrupa stratejisinin uygulanmasına yönelik düzenlemeler
ve bir çalışma takvimi üzerinde anlaşmak amacıyla Komisyon ve Türk makamları
arasında ilk teknik görüşmeler gerçekleşti. Bu görüşmeler, Türk tarafının
stratejideki öneriler üzerinde işbirliği yapmaya istekli olduğunu teyit
etti.
Cardiff AB Konseyi’nin isteği üzerine, 21 Ekim 1998 tarihinde, Komisyon,
Avrupa stratejisi için malî destek hakkında bir tebliğ kabul etti. Bu tebliğde,
AT-Türkiye gümrük birliğini yoğunlaştırmaya yönelik tedbirlerin uygulanması
hakkında bir yönetmelik (1999-2001 için 15 milyon ECU) ile Türkiye’nin
ekonomik ve sosyal gelişmesini arttırmaya yönelik tedbirler hakkında bir
yönetmelik (1999-2001 için 135 milyon ECU) yer almaktadır.