Türkiye'de yaşanan olaylar...

 
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
.İlgili Sayfalar
DÜZENLİ RAPOR (İçindekiler)
AB ANA SAYFA

TÜRKİYE - AB İLİŞKİLERİ

DÜZENLİ RAPOR (1998) 

TÜRKİYE'NİN KATILIM YÖNÜNDE İLERLEMESİNE İLİŞKİN 
KOMİSYON 1998 DÜZENLİ RAPORU 

4. Ortak dış ve güvenlik politikası

Türkiye, 1964’ten beri Topluluk ile bir ortaklık ilişkisi içinde olmuştur ve onyıllar boyunca Avrupa ile entegrasyonu hedefleyen kararlı bir politika izlemiştir. Ayrıca, 1952’den beri NATO üyesidir.

Altmışlı yıllardan beri AT-Türkiye Ortaklık Konseyi’nin düzenli toplantıları, iki taraf arasında, ortak ilgi konusu olan belli başlı dış politika meseleleri üzerine görüşmeler için bir forum oluşturmuştur. Bu konuların  çoğu üzerinde tarafların ve AB’nin  görüşleri birleşmektedir.

Lüksemburg AB Konseyi’nde Türkiye  ve başvuran ülkeler arasında; dış ve güvenlik politikası işbirliğini arttırmaya yönelik Avrupa Konferansı’na katılmaya davet edilmiş,. fakat bu teklif , şimdilik, Türkiye tarafından kabul edilmemiştir.

30 Ekim 1995 tarihli bir Ortaklık Konseyi kararı, Troika düzeyinde (siyasî müdürler dahil) yüksek yetkililer arasında yılda iki kez toplantılar yapılması da içinde olmak üzere, AB-Türkiye siyasî diyaloğu için düzenlemeler öngörmüştür; Konsey Başkanlığı veya Genel Sekreterliği de, AB Konseyi toplantılarının sonuçları konusunda Türkiye’yi devamlı olarak bilgilendirir. Söz konusu karar, aynı zamanda, bazı ODGP çalışma gruplarında uzman düzeyinde AB-Türkiye istişareleri yapılmasını öngörür. Türkiye bu mekanizmayı aktif biçimde kullanmıştır ve 1995’ten beri Troika düzeyinde ve çeşitli Konsey çalışma gruplarında (AGİT, Doğu Avrupa ve Orta Asya, güvenlik, vs.) uzman düzeyinde sık sık  toplantılar yapılmıştır. Türk makamlarının talebi üzerine, Konsey’in Siyasî Komitesi, bu yılın 16 Nisan’ında, Batı Balkanlar ve BM çalışma grupları üzerine Türkiye ile uzman düzeyinde özel siyasî diyalog düzenlemeyi kararlaştırmıştır.

Aynı kararda, Türkiye’nin devlet veya hükümet başkanı, Konsey Başkanı ve Komisyon Başkanı arasında yıllık toplantılar ve dışişleri bakanları arasında yılda iki kez toplantılar yapılması öngörülmüştür.

Bugüne kadar, Türkiye, Avrupa Birliği’nin ortak tavırlarına, ortak eylemlerine veya ortak demarş veya deklarasyonlarına katılma talebinde bulunmamıştır. Bu durum aslında sorunludur; zira Türkiye’yi ;düzenli olarak Avrupa Birliği ortak tavırlarına katılan ve Birlikle benzeşen siyasi dilalog yollarına sahip Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinden ayırmaktadır.

Türkiye, Avrupa-Akdeniz Ortaklığı’nda öncü bir rol oynamakta ve tüm faaliyetlere katılmaktadır.

Türk birlikleri, Arnavutluk’taki IFOR/SFOR ve Çok-uluslu Koruma Kuvveti’nde yer almışlardır.

Türkiye, Birleşmiş Milletler’in, Avrupa Konseyi’nin ve çok sayıda başka uluslararası kuruluşların bir üyesidir ve Batı Avrupa Birliği’nde ortak üyedir. Pakistan, İran ve Orta Asya cumhuriyetleri ile birlikte Ekonomik İşbirliği Örgütü ve Karadeniz İşbirliği Konseyi dahil muhtelif bölgesel oluşumlarda da yer almaktadır.

Türkiye, önemli politik ve ekonomik etkiye sahip olduğu Orta Asya’da Türki cumhuriyetler ile de özel bir ilişki içindedir.

Türkiye ve bir AB üyesi devlet olan Yunanistan arasında, kıta sahanlığının sınırının çizilmesi konusundaki anlaşmazlıklar  dahil, Ege denizi alanında bazı anlaşmazlık  konuları vardır. Türkiye, bazı adacıklar ve kayalıklar üzerinde de egemenlik iddiasında bulunmaktadır. Tarafların karasularının sınırları da sorunludur. Türkiye ile komşu ülkeler arasında başka herhangi bir toprak anlaşmazlığı yoktur. Yakın zamanlara kadar Bulgaristan ile bir sınır problemi vardı fakat bu problem 1997 yılında iki taraf arasında çözüme bağlanmıştır. Özellikle su hakları ve Kürt sorunu konusunda, Suriye ve Irak ile ilişkilerde sık sık gerilimler yaşanmaktadır. Fakat 20 Ekim 1998’de Türkiye ve Suriye arasında imzalanan , Suriye’nin PKK’ya tüm desteği kesme konusunda  taahhüt sağladığı  güvenlik anlaşması olumlu bir gelişmedir.

Türkiye’nin Kıbrıs sorununa ilişkin tavrı (bkz. madde 1.3), hem BM kararlarına, hem de Avrupa Birliği’nin sık sık tekrarladığı pozisyonuna aykırıdır.

Türkiye hayli büyük bir diplomatik kadroya sahiptir – 700 diplomatik personel ve yurt dışında 165 temsilcilik. Bu kadro sayesinde Türkiye, Birlik içinde tam ve etkin bir rol oynayabilir.

Türkiye, nükleer, biyolojik ve kimyasal silahların yayılmamasına taraftardır ve belli başlı tüm uluslararası silah kontrol anlaşmalarını imzalamıştır.

Kıbrıs sorunu, bir üye devletle olan anlaşmazlıklar ve güneydoğu Türkiye’deki durum haricinde, Türkiye ve Avrupa Birliği çok sayıda dış politika konusunda benzer görüşler paylaşmaktadır. Bununla beraber, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin aksine, Türkiye,  Avrupa Birliği’nin çeşitli ODGP girişimlerine katılmayı arzu etmemiştir. Oysa bu katılım, Türkiye’nin üyelik öncesi sürece dahil edilme isteğinin daha belirgin bir göstergesi olabilirdi.
 


KAYNAK: AVRUPA KOMİSYONU TÜRKİYE TEMSİLCİLİĞİ
(8 EYLÜL 2000) 
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş