4. Ortak dış ve güvenlik politikası
Türkiye, 1964’ten beri Topluluk ile bir ortaklık ilişkisi içinde olmuştur
ve onyıllar boyunca Avrupa ile entegrasyonu hedefleyen kararlı bir politika
izlemiştir. Ayrıca, 1952’den beri NATO üyesidir.
Altmışlı yıllardan beri AT-Türkiye Ortaklık Konseyi’nin düzenli toplantıları,
iki taraf arasında, ortak ilgi konusu olan belli başlı dış politika meseleleri
üzerine görüşmeler için bir forum oluşturmuştur. Bu konuların çoğu
üzerinde tarafların ve AB’nin görüşleri birleşmektedir.
Lüksemburg AB Konseyi’nde Türkiye ve başvuran ülkeler arasında;
dış ve güvenlik politikası işbirliğini arttırmaya yönelik Avrupa Konferansı’na
katılmaya davet edilmiş,. fakat bu teklif , şimdilik, Türkiye tarafından
kabul edilmemiştir.
30 Ekim 1995 tarihli bir Ortaklık Konseyi kararı, Troika düzeyinde (siyasî
müdürler dahil) yüksek yetkililer arasında yılda iki kez toplantılar yapılması
da içinde olmak üzere, AB-Türkiye siyasî diyaloğu için düzenlemeler öngörmüştür;
Konsey Başkanlığı veya Genel Sekreterliği de, AB Konseyi toplantılarının
sonuçları konusunda Türkiye’yi devamlı olarak bilgilendirir. Söz konusu
karar, aynı zamanda, bazı ODGP çalışma gruplarında uzman düzeyinde AB-Türkiye
istişareleri yapılmasını öngörür. Türkiye bu mekanizmayı aktif biçimde
kullanmıştır ve 1995’ten beri Troika düzeyinde ve çeşitli Konsey çalışma
gruplarında (AGİT, Doğu Avrupa ve Orta Asya, güvenlik, vs.) uzman düzeyinde
sık sık toplantılar yapılmıştır. Türk makamlarının talebi üzerine,
Konsey’in Siyasî Komitesi, bu yılın 16 Nisan’ında, Batı Balkanlar ve BM
çalışma grupları üzerine Türkiye ile uzman düzeyinde özel siyasî diyalog
düzenlemeyi kararlaştırmıştır.
Aynı kararda, Türkiye’nin devlet veya hükümet başkanı, Konsey Başkanı
ve Komisyon Başkanı arasında yıllık toplantılar ve dışişleri bakanları
arasında yılda iki kez toplantılar yapılması öngörülmüştür.
Bugüne kadar, Türkiye, Avrupa Birliği’nin ortak tavırlarına, ortak eylemlerine
veya ortak demarş veya deklarasyonlarına katılma talebinde bulunmamıştır.
Bu durum aslında sorunludur; zira Türkiye’yi ;düzenli olarak Avrupa Birliği
ortak tavırlarına katılan ve Birlikle benzeşen siyasi dilalog yollarına
sahip Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinden ayırmaktadır.
Türkiye, Avrupa-Akdeniz Ortaklığı’nda öncü bir rol oynamakta ve tüm
faaliyetlere katılmaktadır.
Türk birlikleri, Arnavutluk’taki IFOR/SFOR ve Çok-uluslu Koruma Kuvveti’nde
yer almışlardır.
Türkiye, Birleşmiş Milletler’in, Avrupa Konseyi’nin ve çok sayıda başka
uluslararası kuruluşların bir üyesidir ve Batı Avrupa Birliği’nde ortak
üyedir. Pakistan, İran ve Orta Asya cumhuriyetleri ile birlikte Ekonomik
İşbirliği Örgütü ve Karadeniz İşbirliği Konseyi dahil muhtelif bölgesel
oluşumlarda da yer almaktadır.
Türkiye, önemli politik ve ekonomik etkiye sahip olduğu Orta Asya’da
Türki cumhuriyetler ile de özel bir ilişki içindedir.
Türkiye ve bir AB üyesi devlet olan Yunanistan arasında, kıta sahanlığının
sınırının çizilmesi konusundaki anlaşmazlıklar dahil, Ege denizi
alanında bazı anlaşmazlık konuları vardır. Türkiye, bazı adacıklar
ve kayalıklar üzerinde de egemenlik iddiasında bulunmaktadır. Tarafların
karasularının sınırları da sorunludur. Türkiye ile komşu ülkeler arasında
başka herhangi bir toprak anlaşmazlığı yoktur. Yakın zamanlara kadar Bulgaristan
ile bir sınır problemi vardı fakat bu problem 1997 yılında iki taraf arasında
çözüme bağlanmıştır. Özellikle su hakları ve Kürt sorunu konusunda, Suriye
ve Irak ile ilişkilerde sık sık gerilimler yaşanmaktadır. Fakat 20 Ekim
1998’de Türkiye ve Suriye arasında imzalanan , Suriye’nin PKK’ya tüm desteği
kesme konusunda taahhüt sağladığı güvenlik anlaşması olumlu
bir gelişmedir.
Türkiye’nin Kıbrıs sorununa ilişkin tavrı (bkz. madde 1.3), hem BM kararlarına,
hem de Avrupa Birliği’nin sık sık tekrarladığı pozisyonuna aykırıdır.
Türkiye hayli büyük bir diplomatik kadroya sahiptir – 700 diplomatik
personel ve yurt dışında 165 temsilcilik. Bu kadro sayesinde Türkiye, Birlik
içinde tam ve etkin bir rol oynayabilir.
Türkiye, nükleer, biyolojik ve kimyasal silahların yayılmamasına taraftardır
ve belli başlı tüm uluslararası silah kontrol anlaşmalarını imzalamıştır.
Kıbrıs sorunu, bir üye devletle olan anlaşmazlıklar ve güneydoğu Türkiye’deki
durum haricinde, Türkiye ve Avrupa Birliği çok sayıda dış politika konusunda
benzer görüşler paylaşmaktadır. Bununla beraber, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin
aksine, Türkiye, Avrupa Birliği’nin çeşitli ODGP girişimlerine katılmayı
arzu etmemiştir. Oysa bu katılım, Türkiye’nin üyelik öncesi sürece dahil
edilme isteğinin daha belirgin bir göstergesi olabilirdi.