C. SONUÇ
Komisyon’un bu rapordaki değerlendirmesi, Lüksemburg AB Konseyi’nin
sonuçları ve Ankara Anlaşması’nın 28nci maddesine dayanır. Dolayısıyla,
bu değerlendirme, Kopenhag AB Konseyi tarafından belirlenen kriterler temelinde
yapılmıştır. Bu değerlendirmede Türkiye’yi katılıma hazırlamak üzere Komisyon’dan
talep edilen Avrupa stratejisi de dikkate alınmıştır.
Politik açıdan, değerlendirme, kamu otoritelerinin işleyişinde bazı
aksaklıklar olduğu, insan hakları ihlallerinin sürdüğü ve azınlıklara uygulanan
tavırda önemli eksiklikler bulunduğunu göstermektedir. Ordu üzerinde sivil
denetim olmayışı endişe konusudur. Millî Güvenlik Kurulu kanalıyla ordunun
politik yaşamda oynadığı büyük rol, bunu yansıtmaktadır. Güneydoğu Türkiye’deki
duruma askerî olmayan, sivil bir çözüm bulunmalıdır, zira ülkede gözlenen
medenî ve siyasî hak ihlallerinin pek çoğu şu veya bu şekilde bu konuyla
bağlantılıdır. Komisyon, Türk hükümetinin ülkedeki insan hakları ihlallerine
karşı mücadele etmede kararlılığını kabul etmektedir.Fakat bunun şimdiye
kadar pratikte önemli herhangi bir sonucu olmamıştır. Türkiye’nin 1995’te
içine girdiği demokratik reform süreci devam etmelidir.
Bu sorunların çözümüne ek olarak, Türkiye, muhtelif komşu ülkelerle
tüm anlaşmazlıkların uluslararası hukuka uygun olarak barışçı yollardan
çözüme bağlanmasına yapıcı bir katkıda bulunmalıdır.
Ekonomik açıdan, Türkiye, bir piyasa ekonomisinin temel özelliklerinin
çoğuna, hayli gelişkin bir kurumsal ve yasal çerçeveye, dinamik bir
özel sektöre ve liberal ticaret kurallarına sahiptir. Ekonomi önemli bir
büyüme potansiyeli taşımaktadır ve özellikle, modernleşmesine ciddî şekilde
katkıda bulunmuş olan gümrük birliği bağlamında, büyük bir adaptasyon yeteneği
sergilemiştir. Bu faktörler, teoride, Türkiye’nin orta vadede rekabet baskısına
dayanabilen sağlam bir piyasa ekonomisine erişmesine imkan vermelidir.
Ancak, kendi ekonomisini verimli bir şekilde yönetebilmesi ve onun üstünlüklerinden
azamî ölçüde istifade edebilmesi için, Türkiye, inandırıcı ve kalıcı bir
makroekonomik istikrar çerçevesi kurmalı ve malî sektörün gerçekten aracılık
işlevini yerine getirebileceği bir ortam yaratmalıdır. Yetkililer şimdi
doğru yönde ilerliyor gibi görünmektedir ve bu stratejiyi devam ettirebilmeleri
şartıyla, Türkiye’nin piyasa ekonomisi sağlamlaşacaktır. Bu bağlamda, geniş
bölgesel kalkınma farkları belirgin bir etkendir; bu farkların kapatılması
hükümetin öncelikler listesinde üst sıralarda olmalıdır. Avrupa Birliği,
diğer yolların yanısıra, Avrupa stratejisinin kaynaklarını kullanarak,
geri kalmış bölgelere yardım etmek için elinden geleni yapacaktır.
Türkiye, Gümrük Birliği kararında öngörülen mevzuatın büyük kısmını
gerekli süreler içinde kabul etme ve uygulama yeteneği göstermiştir. Şimdi
de, vecibelerin zamanında yerine getirilmemiş olduğu sektörlerde benzer
bir kararlılık göstermelidir. Kamu ihaleleri dahil iç pazar, tarım ve çevre
konuları başta olmak üzere yapılacak daha pek çok şey olmakla beraber,
Türkiye, Avrupa stratejisinde belirlenen alanların çoğunda Topluluk yasalarına
uyumlulaşma sürecini başlatmış durumdadır. Ne gümrük birliği, ne
de Avrupa stratejisi kapsamına girmeyen sektörlerde ise, müktesebatın kabul
edilmesi bakımından Türkiye’nin önünde uzun bir yol vardır.
Türkiye, gümrük birliği bağlamında müktesebatı uygulamak için gerekli
idarî ve hukukî kapasiteye sahip olduğunu tartışmasız şekilde göstermiş
olduğu halde, bu aşamada, müktesebatın henüz aktarılmamış alanlarıyla ilgili
gelecekteki kapasitesi üzerine bir görüş beyan etmek mümkün değildir.
Notlar:
(1) Orijinal veriler ABD doları cinsindendir. TL rakamlarını elde etmek
için, veriler, ABD doları alış kurlarının yıllık ortalamaları kullanılarak
çevrilmiştir.
(2) Bavul ve transit ticaret dahil.
(3) Altın ithalatı ve transit ticaret dahil 1992/93.
(4) Hizmetler ve gelirler toplamı
(5a) Bütçe dışı fonları ve vergi benzeri işlemleri de içeren Kamu Sektörü
Borçlanma İhtiyacı’na karşılık gelmez.
(5b) Gayri safî dış borç (ABD doları)/GSYH (ihracat ağırlıklı efektif
döviz kuru yoluyla çevrilmiş olarak)*100
(6) Türkiye Kalkınma Bankası tarafından orta vadeli işletme kredilerine
uygulanan ödünç verme oranı – dönem sonu.
(7) Bir yıl vadeli mevduat faiz oranı – dönem sonu.
(8) (9) Alış ve satış kurlarının ortalaması.