Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
YILMAZ'IN AÇIKLAMALARI (13.11.2001)
BAHÇELİ'NİN AÇIKLAMASI (15.11.2001)
AB ANA SAYFA
ENGLISH

AB 2001 İLERLEME RAPORU...
Dışişleri Bakanlığı açıklaması...
13 Kasım 2001
Dışişleri Bakanlığı'nca,  Avrupa Birliği Komisyonu tarafından hazırlanan 2001 yılı İlerleme Raporu ile ilgili olarak yapılan açıklamada, "ileriye yönelik daha kapsamlı çalışmaların yürütülmesi bakımından, bazı tartışmalı eleştiriler dışında, özü itibariyle genelde olumlu bulunmaktadır" denildi.
 
Açıklamada, "Kıbrıs’ta taraflarca eşitlik temelinde kabul edilebilir bir çözüme ulaşılmadan Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin hukuk dışı AB üyelik sürecinin ileriye götürülmesinin beraberinde olumsuz sonuçlar getireceği" vurgulandı. 

Açıklamada, tüm adayların kısaca değerlendirildiği ve ileriye yönelik önerilerin yer aldığı Strateji Belgesinde, Türkiye'ye tarama sürecinin açılmasının önerilmemesinin bu belgenin en olumsuz yönü olduğu kaydedildi.
 

Dışişleri Bakanlığı'nın,  2001 Türkiye İlerleme Raporu ve Strateji Belgesi ile ilgili açıklaması şöyle:
(13 Ekim 2001)

Avrupa Birliği Komisyonu tarafından aday ülkelerle ilgili olarak her yıl hazırlanan İlerleme Raporları bağlamında ülkemiz için hazırlanan dördüncü İlerleme Raporu bugün açıklanmıştır. AB Komisyonu aynı zamanda, genişleme süreci çerçevesinde önümüzdeki dönemde izlenecek yönteme ilişkin önerilerini içeren Strateji Belgesini de açıklamıştır.

Bilindiği üzere İlerleme Raporları sadece son bir yıl içinde aday ülkelerde gerçekleşen uygulamalar ile yapılması vaat edilen unsurların yerine getirilip getirilmediğini değerlendirmektedir. Bu açıdan bakıldığında ülkemiz için hazırlanan bu yılki Rapor öncekilere nazaran bu kere farklı bir kapsamdadır. Rapordaki tespitlere bu kere ülkemizin AB’ne katılım hazırlığının irdelendiği bir şekil ve içerikte yer verilmiş ve bu yaklaşım çerçevesinde diğer adaylar için yapıldığı gibi, Topluluğun tüm müktesebat alanlarını içeren bir değerlendirme yapılmıştır. 

Gerek İlerleme Raporu, gerek Strateji Belgesi ile ilgili görüşlerimiz anılan belgelerin ayrıntılı bir şekilde irdelenmesini takiben ayrıca yapılacak olmakla birlikte, bu aşamada Raporla ilgili ön değerlendirmemiz aşağıda sunulmuştur.

Raporun bu yıl yapılan Anayasa değişikliklerinin getirdiği ivme ile geçtiğimiz yıla oranla daha dikkatli bir üslupla kaleme alındığı anlaşılmaktadır. Ancak eksik görülenler de aynı dikkatli üslupla tek tek sıralanmıştır.

Anayasal değişikliklerin gerçekleştirilmiş bulunmasının Kopenhag Katılım kriterlerinin karşılanması açısından önemli bir adımı oluşturduğuna Raporda dikkat çekilmiş olması olumlu ve yapıcı bir gelişmeyi oluşturmaktadır. Anayasa değişikliklerinin uygulamaya geçirilmesi ve bu uygulamaların alanlarının daha da geliştirilmesi yönünde Raporda ortaya konan beklentiler esasen Hükümetimizin ve Meclisimizin mevcut gündemi ile örtüşen bir nitelik arzetmektedirler.

Raporda temel hak ve özgürlüklere yönelik olarak işaret edilen bazı eksikliklerin Ulusal Programımızın tüm unsurlarıyla hayata geçirilmesiyle ortadan kalkacağı tabiidir. Nitekim bu tespit Raporda da yer almakta Anayasal değişikliklerin ikincil mevzuata yansıtılmasıyla sözkonusu eksikliklerin tedricen giderileceği hususu vurgulanmaktadır. Öte yandan ekonomik, sosyal ve kültürel hakların iyileştirilmesine yönelik olarak ülkemizde atılan adımlar, insan hakları alanında gerçekleştirilen eğitim çalışmaları ve Cezaevleri sisteminde gerçekleştirilen yeniliklerin olumlu bulunmaları yapıcı ve tüm bu alanlarda devam eden reform sürecini teşvik eden bir tutumu yansıttığı değerlendirilmektedir. Ülkemiz son dönemlerde dikkate değer gelişme göstermiş olup, münferit olayların bunu gölgelememesi gerektiği düşünülmektedir.

Siyasal bölümün özetinde, Türkiye’nin bazı ilerlemelere rağmen henüz Kopenhag kriterlerini yerine getirmediğinin altı çizilmektedir.

Ekonomik alanda ise, meydana gelen krizler makroekonomik analiz kapsamında değerlendirilmekte, ülkemizin ekonomik dengesizlikleri ortadan kaldırma istikametinde önemli adımlar attığı kaydedilmektedir. Gümrük Birliği’nin neticesinde Türk ekonomisinin bir çok sektörünün AB kaynaklı rekabete dayanabildiği belirtilmekte, ancak istikrarın henüz sağlanamadığı ve işleyen bir piyasa ekonomisinin tamamen kurulamadığı da öne sürülmektedir. Öte yandan, ekonomik reformlara (bankacılık, devletin ekonomideki payının azaltılması, tekellerinin kaldırılması gibi hususlar) dikkat çekilmekte, mekanizmaların düzgün işleyişinin önemli katkılarda bulunacağı vurgulanmaktadır. 

Müktesebata uyum konusunda Ulusal Programın memnunlukla karşılanması da önemli bir gelişmeyi oluşturmaktadır. İlk kez hazırlanan Ulusal Program ile Katılım Ortaklığı Belgesinin tam olarak örtüşmediği Raporda kaydedilmektedir. Nitekim ülkemizin öncelikleri bağlamında ilk kez hazırlanan Ulusal Programın esasen gözden geçirileceği ve Mart 2002’de yayınlanması öngörülen ikinci program için çalışmaların kısa bir süre sonra başlayacağı bildirilmiştir. 

Raporda, diğer aday ülkelerde de gözlendiği gibi, Türkiye’deki idari ve adli kapasitenin geliştirilmesine ihtiyaç olduğu kaydedilmektedir. Bu çerçevedeki çalışmalar esasen sürmekte, Hükümetimiz tarafından ahiren ele alınan Personel reformu da bu ihtiyaca yönelik bir mahiyet arzetmektedir. 

Uyum çalışmaları bakımından yürütülen alt-komite çalışmalarına ilişkin Komisyon değerlendirmesi İlerleme Raporuna bir ek halinde bulunmaktadır. Alt-komitelerde Temmuz 2000-Temmuz 2001 arasında gerçekleştirilen iki tur toplantılar hakkındaki değerlendirmeye göre, çalışmaların en çok Gümrük Birliği alanlarında gelişme gösterdiği, geri kalan alanlarda ise bir-iki konu dışında uzun ve derinlemesine faaliyetlere ihtiyaç bulunduğu belirtilmektedir. Türkiye esasen ihtiyaçların bilincinde olarak daha derinlemesine bir inceleme yapılması için tarama sürecine geçilmesini istemiştir. 

Kıbrıs konusunda ise, Türkiye BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu çerçevesinde iki tarafça kabul edilebilir ve Ada’daki gerçeklere dayalı kapsamlı bir çözüme ulaşılması yönündeki çabaları desteklemeye devam etmektedir. Türkiye, Kıbrıs Türk tarafının bu yönde sergilediği yapıcı tutum ve katkıları da memnuniyetle karşılamaktadır. Nitekim, KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Denktaş son olarak Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Klerides’e görüşme çağrısında bulunmuş, ancak bu çağrı Klerides tarafından önce reddedilmiş, bilahare ön koşula bağlanmıştır. 

Kıbrıs’ta taraflarca eşitlik temelinde kabul edilebilir bir çözüme ulaşılmadan GKRY’nin hukuk dışı AB üyelik sürecinin ileriye götürülmesi beraberinde olumsuz sonuçlar getirecektir. Bu çerçevede uluslararası camianın Kıbrıs sorununa doğru bir teşhis koymasını beklemekteyiz. 

Tüm adayların kısaca değerlendirildiği ve ileriye yönelik önerilerin yer aldığı Strateji Belgesinde, Türkiye’ye tarama sürecinin açılmasının önerilmemesi bu belgenin en olumsuz yönüdür. Bir yıldan fazla sürdürülen alt-komite çalışmaları çerçevesinde 16 toplantı yapılmış ve müktesebat incelenmiştir. Ancak daha derinlemesine bir çalışmaya ihtiyaç vardır. Bunun yolu diğer adaylarla yapıldığı gibi bir tarama sürecinin başlatılmasıdır. 

Birçok AB üyesinin tarama sürecinin başlatılmasını siyasi bir hale getirmesi ve üyelik müzakereleri ile özdeşleştirmeleri talihsiz bir gelişmedir. Tarama ile üyelik müzakereleri arasında yakın bağ bulunduğu yadsınamaz. Ancak tarama sürecine başlanabilmesi için, üyelik müzakerelerine başlamadan önce aranan siyasi kriterlerin yerine getirilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Türkiye’nin AB üyeliği için daha ayrıntılı bir şekilde hazırlanması yönünde, Komisyonun müktesebata uyum konusunda daha derinleşme önerisi bu açıdan yetersiz ve muğlak olmakla birlikte, olumlu bir biçimde değerlendirilmeye çalışılacaktır. Bu kapsamda, Türkiye’nin AB’ne katılım süreci hakkında Komisyonun yeni bir dönemden sözetmesi müspet bulunmuştur. Gelecek Ortaklık Komitesi toplantısında bu konular etraflıca ele alınacaktır.

Ülkemizin Avrupa Birliği’ne katılım amacıyla ortaya konan Strateji kapsamlı, sürekli ve gelişen dinamik bir süreçtir. Nitekim ülkemiz bu sürecin ana hatlarını Ulusal Programımızla belirgin bir şekilde çizmiş ve AB tarafından hazırlanan Katılma Ortaklığı Belgesinde yer verilen önceliklerle de örtüşen bir biçimde ortaya konmuştur. Bu itibarla İlerleme Raporunda atıfta bulunulan bazı eksikliklerin tedricen giderileceği tabiidir. Ancak bu noktada esas olan, sözkonusu süreç zarfında Birliğin Türkiye için öngördüğü somut işbirliği alanlarını Katılım Öncesi Stratejisine yansıtma iradesini bir an evvel göstermesidir.

Sonuç olarak 2001 yılı İlerleme Raporu ileriye yönelik daha kapsamlı çalışmaların yürütülmesi bakımından, bazı tartışmalı eleştiriler dışında, özü itibariyle genelde olumlu bulunmaktadır. Bununla birlikte beklentilerimizi tam olarak karşılamamaktadır. 14 - 15 Aralık 2001 tarihlerindeki Laeken Zirvesinde AB, Türkiye’ye yönelik olarak atacağı somut bazı adımlarla ülkemizin başlatmış olduğu çalışmaların hızlandırılmasına büyük katkıda bulunabilecektir.
 



(14 KASIM 2001)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2001 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.