Başbakan
Bülent Ecevit'in Laeken Zirvesi'nde yaptığı konuşma:
(15 Aralık 2001)
Sayın Başbakan, Bayanlar ve Baylar;
Avrupa Birliği’nin Laeken-Belçika'daki bu önemli toplantısına katılmaktan
büyük memnuniyet duyuyorum. Sayın Başbakan'a ve saygıdeğer meslektaşlarına
evsahiplikleri için teşekkür ederim.
Türkiye, Avrupa Birliği’ne tam üyelik yolunda uzun erimli adımlar atmıştır.
Kapsamlı bir Ulusal Program hazırlanmış, kamuoyunca benimsenmiştir. Demokrasi
ve insan haklarını daha da güçlendirmek için büyük çaplı Anayasal değişiklikler
gerçekleştirilmiştir. Çoğunluğu yapısal ve reformcu nitelikte 300’ü aşkın
yasa değişikliği yapılmıştır. Ek değişiklikler de sıradadır. İnsan hakları
alanındaki koşulların iyileştirilmesine yönelik çok sayıda adım atılmıştır.
Bu arada, önemli ekonomik reform önlemleri kabul edildi. Türkiye’ye ekonomik
güçlüklerini aşmasında yardımcı olmaları için IMF ve Dünya Bankası’yla
anlaşmaya da vardık.
Sayın Başbakan;
Türkiye’nin tarama ve müzakereler için daha açık bir takvim verilmesi
yolundaki beklentisini vurgulamak isterim.
Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası konusunda uzun ve çetin üçlü görüşmeler
sonucunda kaydadeğer ilerleme sağlanmıştır. Türkiye bütün bu sürece bir
uzlaşı bulma çabasıyla işbirliği ruhu içinde ve esneklikle yaklaşmıştır.
Türkiye, bu yapıcı anlayışla, beklentilerini tam olarak karşılamamasına
karşın bir paket çözüme onay vermiştir. Buna karşılık vermek şimdi AB’ye
kalmıştır. Bu anlaşmanın AB tarafından kabul edileceğini umarız.
Türkiye, Avrupa ordusunda yer alsa da almasa da, Balkanlar’dan Orta
Asya’ya uzanan geniş ve istikrarsız bir bölgede güvenlik ve barış açısından
etkili bir durumdadır. 1920’lerin başından bu yana Afganistan’da barış
ve kalkınmaya katkıda bulunduk. Afganistan’daki yeni gelişmeleri etkin
biçimde destekleyeceğiz. Köktendinci ve militan Taliban rejimi ortadan
kaldırılmasaydı tüm Orta Asya ülkeleri tehdit altında olacaktı. Afganistan’daki
rakip grupların Taliban’ın yönetimi ele geçirmesine yolaçan eski hatalarını
yenilemeyeceklerini umarız.
Afgan halkının geniş çapta insani yardıma gereksinimi vardır.
Türkiye ekonomik sorunlarına karşın bu yönde adımlar atmaktadır.
Ortadoğu'daki durumdan derin kaygı duyuyorum. Hem İsrail, hem de Filistin
Türkiye’ye güven duymaktadırlar. Arap ülkeleriyle de iyi ilişkilerimiz
vardır. Dolayısıyla, İsrail ve Filistin halkları arasında barış ve anlaşmayı
sağlamak için her çabayı gösteriyoruz. Bununla birlikte, tarafsız ve etkin
Amerikan müdahalesine ivedi gereksinim vardır.
Türkiye, halkının çoğunluğu Müslüman olan laik demokratik bir ülke olarak,
farklı dinsel ve kültürel gruplar arasında uyumu desteklemek bakımından
en iyi konumdadır. Bu amaçla Avrupa Birliği ile İslam Konferansı Örgütü’nün
büyük desteğiyle İstanbul’da "Uygarlıkların Uyumu" konusunda bir İKÖ-AB
Ortak Forumu düzenliyoruz.
Sayın Başbakan;
Türkiye 1980’lerin ortalarından beri terörizmin her türünden çok çekmiştir.
Amerikan halkının 11 Eylül hain terör eylemlerinden kaynaklanan üzüntüsünü
derinden paylaşıyoruz. Bu nedenle, Amerika Birleşik Devletleri'nin ve Avrupa
Birliği’nin terörizmin bütün dünyada yenilmesine yönelik çabalarını tamamen
destekliyoruz. Terörizmin hiçbir türü insan haklarıyla karıştırılmamalıdır.
Sözlerime son verirken, Kıbrıs’taki iki milletin sorunlarını çözmelerini
ve gelecekleri konusunda karar vermelerini ümit etmekteyim.
Sonuç olarak, bütün Avrupa ülkeleri gibi Türkiye de Avrupa Birliği’nin
geleceğiyle ilgili konvansiyona büyük önem vermektedir. Zengin tarihi deneyimimiz
ışığında konvansiyona özlü katkılarda bulunabiliriz.
Türkiye-AB ilişkilerinde Belçika Dönem Başkanlığı sırasında sağlanan
ivmenin önümüzdeki İspanya Dönem Başkanlığı’nda da sürdürüleceğine güveniyorum.
Teşekkür ederim.
|