Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
ETKİ RAPORU (İçindekiler)
TAVSİYE KARARI (Özet) (6.10.2004)
TAVSİYE KARARI (Tam Metin) (6.10.2004)
HÜKÜMET AÇIKLAMASI (6.10.2004)
MGK BİLDİRİSİ (Ekim 2004)
AB ANA SAYFA
TAVSİYE BELGESİ (İng)
İLERLEME RAPORU (İng)
ETKİ RAPORU (İng)

AB KOMİSYONU TÜRKİYE RAPORU...
Etki Raporu (1)
6 Ekim 2004
Avrupa Komisyonu'nun, Türkiye’nin Birliğe üyeliğinin yaratabileceği etkilere ilişkin "Türkiye'nin Üyeliği Perspektifinden Kaynaklanan Hususlar hakkında Komisyon Birimleri Çalışma Belgesi" de 6 Ekim 2004'de açıklandı.
 
Etki Raporu'nun "Giriş ve Özet" bölümü...
 
AB Komisyonu'nun "Türkiye'nin Üyeliği Perspektifinden Kaynaklanan Hususlar hakkında Komisyon Birimleri Çalışma Belgesi"nin "GİRİŞ VE ÖZET" bölümü şöyle:

GİRİŞ VE ÖZET

Avrupa - Devlet ve Hükümet Başkanları - Konseyi tarafından talep edilen tavsiye ve rapor hazırlıklarına paralel olarak, Komisyon birimleri, Türkiye’nin Avrupa Birliğine muhtemel katılımının ve politikalarının etkilerinin bir değerlendirmesini yapmıştır.

Türkiye’nin aday ülke olarak konumuna ve müzakerelerinin açılabilmesi için koşullara ilişkin olarak Avrupa Birliğinin açık tutumu Haziran 2004’te Brüksel’de yapılan Avrupa - Devlet ve Hükümet Başkanları - Konseyi toplantısında aşağıdaki şekilde yeniden teyit edilmiştir:

“Avrupa - Devlet ve Hükümet Başkanları - Konseyi, Komisyonun raporunu ve tavsiyesini esas alarak Aralık 2004’te, Türkiye’nin Kopenhag siyasi kriterlerini sağladığına karar verirse, Avrupa Birliği, Birliğin Türkiye ile gecikmeksizin katılım müzakerelerini başlatacağı yönündeki taahhüdünü yeniden teyit eder.”
Avrupa Parlamentosunun Mart 2004’te Türkiye’nin katılımının etkisi hakkında bir çalışma yapılması yönündeki önerisi üzerine, Komisyon birimleri, Düzenli İlerleme Raporu ve Tavsiye Kararı ile birlikte sunulmak üzere bu çalışmayı hazırlamıştır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’nin üyeliği perspektifinden kaynaklanacak hususlara ilişkin genel bir değerlendirme yapmaktır.

Değerlendirme öncelikle, Türkiye’nin AB politikalarına entegrasyonunun etkilerine yöneliktir. Mevcut çalışmadaki mülahazalar, Avrupa - Devlet ve Hükümet Başkanları - Konseyinin Aralık 2004’te alacağı karar açısından sağlanması gereken ilave kriter veya koşul teşkil etmemektedir. Bununla birlikte, incelenen hususlar, 1993 Kopenhag Avrupa - Devlet ve Hükümet Başkanları - Konseyinde ifade edilen Avrupa Birliğinin yeni üyeleri sindirme kapasitesine ilişkin mülahazalarla ilgilidir.

Söz konusu değerlendirme, müzakerelerin yapılmasına ilişkin uzun vadeli projeksiyonları üstlenme güçlüğü ve belirli hususlar hakkında derinlemesine çalışma yapma ihtiyacı göstermektedir.

Türkiye’nin muhtemel katılımından kaynaklanacak hususların değerlendirilmesinde aşağıdaki belirsizliklerle karşılaşılmıştır:

  • Avrupa Birliğinin politikalarının gelecekteki gelişmesi, muhtemel yeni politikaların oluşturulması ve entegrasyonda ilerde olabilecek ilave derinleşmenin derecesi,
  • Önümüzdeki on yıl içerisinde, özellikle enerji fiyatları ve uluslararası ekonomik ortam gibi dışsal etkenler de dahil olmak üzere, hem Türkiye’de hem de AB’de ekonomik ve yapısal gelişmeler,
  • Avrupa Birliğinin, ilave gelişme gerektirebilecek şekilde, en az 27 üyeye genişlemiş olması;
  • Gelecekteki genişleme sürecinin zamanlaması ve kapsamı – Batı Balkanlardaki ülkelere de AB üyeliği perspektifi verilmiştir.
Bu temel bilgilere rağmen, bu hususlardaki Komisyonun tutumunu tartışmaksızın, dört adet çalışma hipotezine sadık kalınmıştır:
  • Her ne kadar önümüzdeki 10 - 15 yıl içerisinde bazı alanlarda önemli politik gelişmeler beklenebilecek olsa da, değerlendirme mevcut politikaları temel almaktadır.
  • Her ne kadar muhtemel geçiş hükümleri ve özel düzenlemelerin de ayrıca dikkate alınsa da Türkiye, en azından katılım sırasında AB müktesebatını üstlenecek ve uygulayacaktır.
  • Türkiye’nin katılım müzakereleri, yaklaşmakta olan mali perspektiften daha uzun sürecektir.
  • Batı Balkan ülkelerinden biri veya daha fazlasının muhtemel katılımının sonuçları dikkate alınmamıştır.
Bu çalışmanın ilk bölümü; Türkiye’nin stratejik konumu temeline karşın siyasi hususlara ve Ortak Dış ve Güvenlik Politikası (CFSP) ve Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası (ESDP) alanlarında, hem fırsatlar hem sıkıntılar bakımından, olası sonuçlarının değerlendirilmesi teşebbüslerine odaklanmaktadır.

İkinci bölüm, Türkiye’nin ekonomik ve parasal birliğe katılımının sonuçları ile birlikte, hem AB hem Türkiye üzerindeki ekonomik etkilerine atıfta bulunmaktadır.

3 ila 6 ıncı bölümler, iç pazar ve ilgili politikalar, tarım, bölgesel politika ve adalet ve içişleri gibi, değişik politika alanlarına odaklanmakta ve Türkiye’nin katılımının muhtemel etkileri ve buna ilişkin sıkıntılar ve fırsatları incelemektedir.

Son bölüm, AB kurumları üzerindeki muhtemel etkilerine ve bütçesel sonuçlara göz atmaktadır.

Özet Değerlendirme

Türkiye’nin Avrupa Birliğine katılımı hem AB hem Türkiye açısından zorlu bir süreç olabilecektir. Ancak bu süreç iyi yönetilebilirse, her iki taraf için de önemli fırsatlar sunabilecektir. Katılım için gerekli hazırlıklar önümüzdeki on yıl boyunca sürebilecektir. Bu süre içerisinde AB gelişecektir ve Türkiye’nin de daha radikal bir biçimde değişmesi gerekebilecektir. AB müktesebatı daha çok gelişecek ve 27 veya daha fazla üyeli bir AB’nin ihtiyaçlarına cevap verecektir. Bu gelişme, Türkiye’nin katılımından doğacak fırsatlar ve sıkıntılara da bir çözüm getirebilir.

Mevcut AB politikaları ve bilgisi temelinde, önümüzdeki yıllar için Komisyon aşağıdaki ana hususları belirlemiştir:

Türkiye’nin katılımı, kültürel ve dini özellikleri ile birlikte, nüfusu, büyüklüğü, coğrafi konumu, ekonomik, güvenlik ve askeri potansiyelinin birleşik etkisinden dolayı önceki genişlemelerden farklı olabilecektir. Bu etkenler, Türkiye’ye bölgesel ve uluslararası istikrara katkıda bulunma kapasitesi verir. Türkiye’nin komşularıyla mevcut siyasi ve ekonomik bağları dikkate alınırsa, bu bölgelere yönelik AB politikaları ile ilgili beklentiler de aynı zamanda artacaktır. Beklentilerin çoğu, Orta Doğu ve Kafkaslar da dahil olmak üzere, geleneksel olarak istikrarsız ve gerilimli olarak nitelendirilmekte olan bölgelerde AB’nin kendisinin orta vadede deneyimli bir dış politika oyuncusu haline gelmek yolunda bir mücadeleyi nasıl üstleneceğine bağlı olacaktır.

• Türkiye, içinde bulunduğumuz dönemde, zihniyetlerin hızlı gelişimi de dahil olmak üzere, radikal bir değişim sürecinden geçmektedir. Mevcut dönüşüm sürecinin devam etmesi herkesin yararınadır. Türkiye, çoğunlukla Müslüman bir nüfusa sahip olmakla birlikte özgürlük, demokrasi, insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı ve hukukun üstünlüğü gibi temel ilkelere bağlı kalan önemli bir model ülke olabilecektir.

• Türkiye’nin AB’ye katılımının ekonomik etkisi, hem Türk ekonomisinin büyüklüğü hem de katılımdan önce zaten var olan ekonomik entegrasyonun derecesine bağlı olarak, olumlu fakat nispeten küçük olabilecektir. Beklentilerin çoğu, Türkiye’de gelecekteki ekonomik gelişmelere bağlı olacaktır. Katılım müzakerelerin başlaması, Türkiye’nin makro-ekonomik istikrar ve yatırımı teşvik, büyüme ve sosyal gelişmeyi temin etmek amaçlı devam eden çabalarına yardım etmelidir. Bu koşullar altında, Türkiye’nin GSYİH’sinin AB ortalamasından çok daha hızlı büyümesi beklenmektedir.

• Düşük-orta gelir ülkesi olarak, Türkiye’nin katılımı, genişlemiş AB’de, en son genişlemeye benzer bir şekilde, bölgesel ve ekonomik farklılıkları artırabilecek ve uyum politikası için büyük bir sıkıntı oluşturabilecektir. Türkiye, uzun bir zaman dilimi boyunca, yapısal ve uyum fonlarından önemli destek almaya hak kazanabilecektir. Mevcut kurallar dahilinde hali hazırda yapısal fonlardan istifade eden bazı bölgeler bu niteliklerini kaybedebilirler.

• Türkiye’nin iç pazara entegrasyonu yararlı olabilecektir. Ancak bu, sadece gümrük birliği kapsamındaki mevcut yükümlülüklerini yerine getirmesine değil, şirket yönetişimi (corporate governance) ve düzenleyici çerçeveleri güçlendirmek, yolsuzlukla mücadeleyi yoğunlaştırmak ve adli sistemin işlerliğinin artırmak gibi daha yatay reformlara da bağlıdır.

• Üç milyonu geçen nüfusları ile Türkler; bu günün AB’sinde yasal olarak ikamet eden üçüncü ülke milliyetine sahip en büyük grubu oluşturmaktadır. Türkiye’nin katılımının arkasından beklenen ilave göç için değişen tahminler veren çalışmalar vardır. AB işgücü piyasasında ciddi çalkalanmaları önlemek amacıyla uygun geçici hükümler ve kalıcı bir koruyucu önlem öngörülebilir. Bununla birlikte, Türkiye’deki nüfus dinamikleri, AB halklarının yaşlanması sorununa bir katkı sağlayabilir. Bu çerçevede, önümüzdeki on yıl içerisinde, Türkiye’de, eğitim ve öğretim alanlarında yapılması gereken reform ve yatırımlara yönelik olarak AB’nin güçlü bir çıkarı vardır.

• Tarım, Türkiye’deki ekonomik ve sosyal sektörlerin en önemlilerinden birisidir ve özel dikkate ihtiyaç duyabilecektir. Ortak tarım politikasına başarılı olarak katılmak için mümkün olduğunca uygun koşullar oluşturması için Türkiye’den sürekli kırsal kalkınma çabaları ve idari kapasitenin iyileştirilmesi istenebilecektir. Bazı tarım sektörlerini daha rekabet edebilir kılmak için Türkiye’nin zamana ihtiyacı olabilecektir. Türk çiftçilerinin önemli bir gelir kaybına uğramasını önlemek amacıyla Türkiye’nin önemli bir zamana ihtiyacı olabilecektir. Mevcut politikalar dahilinde Türkiye, kayda değer bir desteğe hak kazanabilecektir. Veterinerlik alanında, katılım sırasında ciddi sorunları önlemek amacıyla hayvan sağlığı ve doğu sınırlarındaki kontrolleri iyileştirmek için büyük çabalar yapılması gerekebilecektir.

• Türkiye’nin katılımı AB’nin daha iyi enerji arzı yollarını güvence altına almasında yardımcı olabilecektir. Bu durum, büyük olasılıkla, su kaynaklarının ve ilgili alt yapının yönetimi için AB politikalarının geliştirilmesini gerektirebilecektir. Bazı zamanlarda kayda değer sınır ötesi etkileri olduğundan, Türkiye’nin çevre, taşımacılık, enerji ve tüketicin korunması alanlarındaki diğer AB politikalarını iyi uygulaması, başka yerlerdeki AB vatandaşları için kayda değer olumlu etkileri olabilecektir.

• AB’nin uzun yeni dış sınırlarının yönetimi, önemli bir politika sıkıntısı olabilecek ve ciddi yatırıma ihtiyaç duyabilecektir. Organize suçlar, terörizm, insan ticareti, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı ile mücadele ile beraber göç ve iltica yönetimi katılım öncesinde ve sonrasında sıkı işbirliği ile sağlanabilecektir.

• Türkiye’nin AB’ye üyeliğinin bütçesel etkisi, Türkiye ile yapılacak mali müzakerelerin parametrelerinin 2014 ve sonrası için mali perspektifler çerçevesinde tarif edilmesinden sonra ancak tam olarak değerlendirilebilir. Türkiye’ye yapılacak transferlerin mahiyeti ve miktarı, AB politikaları ve müzakereler sırasında Türkiye ile beraber karara varılan özel düzenlemelerle birlikte o tarihteki bütçesel hükümler ve özellikle genel bütçe tavanı gibi bazı değişen etkenlere bağlı olabilecektir. Bununla birlikte, mevcut politikalar temelindeki bütçesel etkilerin ciddi büyüklüklerde olacağı açıktır.

• Kurumlara ilişkin olarak, Anayasa temelinde değerlendirilecek olursa, Türkiye’nin katılımı, özellikte orta ve büyük olanlar olmak üzere, mevcut Üye Devletlerin Avrupa Parlamentosundaki koltuk dağılımını önemli ölçüde etkileyebilecektir. Nüfus payının AB Konseyindeki oylama sistemine yansıtılacağı şekliyle Türkiye’nin AB Konseyinin karar alma sürecinde önemli bir sesi olabilecektir. Komisyona bakılacak olursa, 2014 ve sonrasında Komisyon üye sayısının planlı bir şekilde azaltılacağından etki nispeten daha az önemli olabilecektir.
 

Sonraki Sayfa



(4 KASIM 2004)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2004 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.