Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
ETKİ RAPORU (İçindekiler)
TAVSİYE KARARI (Özet) (6.10.2004)
TAVSİYE KARARI (Tam Metin) (6.10.2004)
HÜKÜMET AÇIKLAMASI (6.10.2004)
MGK BİLDİRİSİ (Ekim 2004)
AB ANA SAYFA
TAVSİYE BELGESİ (İng)
İLERLEME RAPORU (İng)
ETKİ RAPORU (İng)

AB KOMİSYONU TÜRKİYE RAPORU...
Etki Raporu (8)
6 Ekim 2004
Avrupa Komisyonu'nun, Türkiye’nin Birliğe üyeliğinin yaratabileceği etkilere ilişkin "Türkiye'nin Üyeliği Perspektifinden Kaynaklanan Hususlar hakkında Komisyon Birimleri Çalışma Belgesi" de 6 Ekim 2004'de açıklandı.
 
Etki Raporu'nun "Kurumsal ve Bütçesel Hükümler" bölümü...
 
AB Komisyonu'nun "Türkiye'nin Üyeliği Perspektifinden Kaynaklanan Hususlar hakkında Komisyon Birimleri Çalışma Belgesi"nin "KURUMSAL VE BÜTÇESEL HÜKÜMLER" bölümü şöyle:

7. KURUMSAL VE BÜTÇESEL HÜKÜMLER

7.1. Kurumlar

Diğer genişlemelerde olduğu gibi Türkiye’nin AB üyeliğinin çeşitli AB kurumlarına etkileri olacaktır. Türkiye’nin muhtemel üyeliği tarihinde Anayasanın kabul edilmiş ve yürürlüğe konmuş olacağı öngörülmektedir. Anayasa, kurum ve prosedürleri, 25 üye devletten fazla ülkenin içinde olacağı bir Birlikte, daha etkin ve daha sorunsuz işler hale getirmeyi amaçlamaktadır.

Türkiye’nin, 2015 yılında Almanya ile yaklaşık aynı nüfusa sahip olacağı dikkate alındığında, nüfus unsurunun Türkiye’nin üyeliğinde önemli bir belirleyici faktör olacağı düşünülmektedir. Anayasa uyarınca Avrupa Parlamentosunda sandalye sayısı 2009 yılından sonra, Üye Devlet başına 6 sandalye ve azami 96 sandalye olmak kaydıyla, 750’yi aşmayacaktır. Sandalye sayısının mevcut sistemde 732’den, 750 sandalyeye çıkarılması, ilerideki genişlemelere imkan sağlamak amacını taşımaktadır. Türkiye’nin üyeliği mevcut Üye Devletlerin sandalye dağılımını etkileyecektir. Özellikle orta büyüklükte ve büyük olan devletler, Türkiye’nin üyeliğine imkan tanımak için sandalye sayılarından feragat etmek durumunda kalacaklardır.

Konsey, oylama sistemi açısından, Anayasa, 1 Kasım 2009 itibariyla “Nitelikli Oy Çokluğu”sistemine “Çifte Çoğunluk” ilkesini getirmektedir. “Çifte Çoğunluk” Konseyin en az 15 üyesini ihtiva etmek kaydıyla, üyelerin % 55’ini ve AB nüfusunun da %65’ini temsil etmektedir. Buna ilave olarak, “bloke edici azınlık ” Konseyin en az dört üyesinden oluşmak durumundadır ki, bunun olmaması durumda “Nitelikli Oy Çokluğu” sağlanmış sayılacaktır. . Bu çerçevede, Türkiye’nin katılımı ile, az sayıda yüksek nüfuslu ülkenin “bloke edici azınlık” oluşturma ihtimali yükselecektir.

Sonuç olarak AB-27 artı Türkiye koşulunda Türkiye, karar alma mekanizmasında nüfus olarak daha ağırlıklı olarak yer alacak ve bu da ülkeye karar alma mekanizmasında önemli bir ses olma imkanını verecektir.

Komisyon yapısı açısından Türkiye’nin katılımı kurumsal anlamda daha az etki yaratacaktır. Mevcut Anayasaya göre, Konsey Oy Birliği ile aksi bir karar almadıkça, 2014’ten itibaren atanacak olan Komisyonun, Başkanı ve AB Dışişleri Bakanı da dahil olmak üzere Üye Devlet sayısının üçte ikisi kadar üyeye sahip olması öngörülmektedir. Üyeler Üye Devletler arasında adil bir rotasyon sistemine göre seçileceklerdir.

7.2. Bütçe

Büyüklüğü ve ekonomik gelişmişlik düzeyi dikkate alındığında Türkiye’nin üyeliğinin AB bütçesine önemli bir etkisi olacağı açıktır. Türkiye’nin AB üyeliğinin bütçeye etkisini varsayıma dayanarak ve mevcut müktesebata göre saptamak mümkün olmakla birlikte üyelik takvimi ve çeşitli belirsizlikler göz önüne alındığında bu tür tahminlerde son derece temkinli olunması gerekmektedir. AB politikalarının gelecekteki gelişiminin bütçeye önemli yansımaları olacaktır. Müzakerelerin sonuçları ve Türkiye için herhangi bir düzenleme yapılıp yapılmaması da önem taşımaktadır. Gelecekteki reform beklentileri, 2004’te üye olan 10 yeni ülkenin etkileri ve Türkiye’den önce AB’ye üye olacak ülkelerin AB’nin harcama politikasına etkileri belirsizdir. Türkiye’de meydana gelen gelişmeler de AB’nin temel harcama politikalarıyla doğrudan ilgilidir. Ulusal, bölgesel ve tarımsal ekonomik gelişmelerin nüfus ve enflasyon gibi değişkenler dikkate alındığında, tam olarak öngörülebilmesi güçtür. Diğer yandan, AB’nin harcama politikaları da, Türkiye AB’ye üye olmadan önce önemli değişiklikler geçirebileceğinden, harcamaların finansmanı için mevcut düzenlemelerin gelecekte aynı kalması söz konusu olmayacak ve AB bütçesinin gelirler kısmı da bundan etkilenecektir.

Diğer taraftan, AB bütçesinin mevcut yapısı çerçevesinde bazı temel unsurların üzerinde durulmasında ve Türkiye’nin üye ülke olmasından etkilenecek bazı parametrelerin açıklığa kavuşturulmasında fayda görülmektedir. 2004 yılında AB bütçesi mevcut finansal planında ödemeler tavanı AB-25’in Gayrisafi Milli Hasılalarının (GSMH) % 1,11’ine karşılık gelen 111 milyar Euro’dur. Türkiye üye olduğu takdirde harcama alanlarındaki başlıkların büyük bir bölümü etkilenecektir. Tarım alanında Türkiye, Ortak Tarım Politikası çerçevesinde önemli tutarda mali destek almaya hak kazanacaktır. Türkiye’de tarım sektörünün büyüklüğü ile ekonomik ve sosyal rolü, gelecekte AB’nin bütçe değerlendirmelerinin önemli bir noktası olacaktır. Türkiye’de tarım sektöründeki yaklaşık 7 milyon kişi istihdam edilmekte ve bu rakam aktif işgücünün % 33’üne karşılık gelmektedir. AB’de tarımsal işgücü nüfusu yaklaşık 4 milyonu yeni üye ülkelerde olmak üzere toplam 10.4 milyon civarındadır ve aktif işgücünün % 5,4’dür. Türkiye’deki nitelikli tarım arazisi yaklaşık 39 milyon hektar iken AB-25 sahip olduğu alan 167 milyon hektardır. Yeni üye ülkelerin nitelikli tarım arazisi içerisindeki payı 36 milyon hektardır. Türkiye’nin 2015 yılında AB’ye üye olursa ve yeni üye ülkeler ve Bulgaristan ve Romanya’da olduğu gibi doğrudan ödemeler için 10 yıllık bir geçiş dönemi kabul edileceği varsayılırsa, tarımsal ödemelerin etkisi 2025 yılına kadar olmayacaktır. Mevcut müktesebat çerçevesinde Ortak Tarım Politikasının kırsal kalkınmayı da destekleyecek yapıda ve bu çalışmanın Tarım bölümünde belirtilen tahminler doğrultusunda Türkiye’ye destek sağlamasının maliyeti 2025 yılı itibariyle yılda 8,2 milyar Euro (2004 fiyatlarıyla) olacaktır. İlk yıl için % 100 doğrudan ödeme yapılacağı hesaplanmıştır. Bu rakamın, 2,3 milyar Eurosu kırsal kalkınmanın finansmanı, 5,3 milyar Eurosu doğrudan ödemeler ve 660 milyon Eurosu da pazar harcamaları olacaktır (tüm rakamlar 2004 fiyatlarıyla hesaplanmıştır.) [10].

Bölgesel politika açısından değerlendirildiğinde, satın alma gücü paritesine göre AB-25 ortalamasının %28,5’i kadar kişi başı GSMH’i ile Romanya ve Bulgaristan’a (sırasıyla %29 ve % 30) yakın düzeyde bulunan Türkiye mevcut kurallara göre AB’nin yapısal fonlarından yararlanmaya aday alacaktır. Buna karşılık, AB’nin mevcut kuralları 28 veya daha fazla üyeli bir AB’nin bölgesel farklılıklarının giderilmesi için düzenlenmemiştir. Ayrıca, mevcut kurallar, Türkiye büyüklüğünde ve ekonomik gelişmişlik düzeyinde bir ülke için daha önce uygulanmamıştır. Bu nedenle gelecekte, Türkiye için bugün uygulanan politikalar ve kaynak tahsisi kriterlerinin uygulanması ihtimal dahilinde görünmemektedir. Diğer yandan, bir ülkeye aktarılan toplam yapısal ve uyum fonları tutarının en çok, GSYİH’sinin % 4’ü olan üst limit düzeyinde olması şeklindeki mevcut uygulamanın Türkiye için ileride geçerli olacağı açık değildir. Bu durumda Türkiye’nin özellikleri dikkate alınarak bir opsiyon mekanizmasının geliştirilmesi gerekli olabilecektir.

Basit bir hesapla, Türkiye’nin yılda % 4-5 dolayında GSYİH artışı kaydettiği göz önüne alındığında, bölgesel yardımlar çerçevesinde 2025’e kadar Türkiye’ye yıllık fon transferleri, her %1’lik destek için, 2004 fiyatlarıyla 5,6 milyar Euro tutarında olacağı tahmin edilebilir. AB’nin iç politikası açısından değerlendirildiğinde AB harcamalarında bu başlık altında ülkeye özel bir bölüm olmadığından, ilgili tutarlar Türkiye’nin üyeliği göz önüne alınarak yeniden ayarlanacaktır. Komisyonun 10 Şubat 2004 tarihinde 2007-2013 mali perspektifleri ile ilgili yapmış olduğu öneri doğrultusunda yapılacak bu ayarlama ile Türkiye’nin üyeliği ile birlikte yılda 2,6 milyar Euro ek harcama gerekebilecektir. Türkiye’nin üyeliği, ülkenin dış sınırlarının genişliği ve özellikleri göz önüne alındığında, vatandaşların özgürlüğü, güvenlik ve adalete ilişkin harcamalarının da AB iç politikası içerisinde ele alınmasını gerektirecektir. AB’nin dış politikası açısından değerlendirildiğinde, yaratacağı jeo-politik etkiler dikkate alındığında Türkiye’nin üyeliği yeni önceliklerin oluşmasına sebep olabilecektir. Ancak, bu durumun bütçe üzerinde yol açacağı etkileri tahmin etmek mümkün değildir. İdari harcamalar dikkate alındığında, Türkiye’nin üyeliğinin etkilerinin sınırlı olacağı tahmin edilmektedir. Türkiye’nin üyelik sonrasında katılım öncesi mali yardımlardan faydalanmayacak olması Türkiye’nin üyeliği ile birlikte dikkat edilmesi gereken önemli hususlardan birisidir.

AB bütçesinin Gelirler hanesi ele alındığında, gelirler, büyük ölçüde üye ülkelerin GSMG gelirleri temel alınarak yaptıkları katkılarla elde edilmektedir. Türkiye’de yıllık GSMG artışının % 4-5 dolayında olduğu varsayımıyla bu ülkenin AB bütçesine katkı oranı 2025’e kadar GSMH’ın %1’i kadar olan tutar; yani 5,6 milyar Euro olacağı öngörülmektedir.

7.3. Değerlendirme

Nüfusunun büyüklüğü dikkate alındığında, üye ülke olarak Türkiye’nin AB kurumlarında, özellikle de Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Birliği Konseyinde, mevcut büyük üye devletler gibi, önemli etkisi olacaktır.

Türkiye’nin katılımının AB bütçesi üzerindeki etkisiyle ilgili yapılan tahminler oldukça belirsizdir, fakat bu etkinin büyük olacağı açıktır. Türkiye’nin üyeliğinin maliyetinin müzakere sürecinin bir unsuru olacağının ve AB üye ülkelerinin, bir önceki genişlemelerde olduğu gibi, alacağı kararlar çerçevesinde belirleneceğinin önemle altını çizmek de gerekmektedir.



[10] AB Tüzüklerine göre Ortak Tarım Politikasının ödeme miktarları nominal olarak sabitlendiği için doğrudan ödemelerin ve Pazar harcamalarının bütçe maliyetleri, mevcut yıldan bağımsız olarak, tahmini olarak 8 milyar Euro ve 1 milyar Euro olacaktır
 

Önceki Sayfa



(4 KASIM 2004)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2004 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.