Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in "İKÖ-AB Ortak
Forumu"nun açılışında yaptığı konuşmanın metni şöyle:
(12 Şubat 2002)
Sayın Bakanlar,
Sayın Genel Sekreter,
Ekselanslar,
Değerli Konuklar
Uluslararası toplumun iki önemli kuruluşu olan İslam Konferansı Örgütü
ile Avrupa Birliği'nin değerli temsilcilerini ilk kez biraraya getiren
İKÖ-AB Ortak Forumunun İstanbul'da toplanmasından büyük bir mutluluk duyuyorum.
Ortak Forum, gerek zamanlaması, gerek içeriği yönünden tarihsel bir
toplantı niteliği taşımaktadır. Çünkü, İslam Konferansı Örgütü ve Avrupa
Birliği, dünyamızın bellibaşlı uygarlıklarının doğduğu ve en parlak dönemlerini
yaşadığı coğrafyalarda yer alan ülkeleri çatıları altında toplamaktadır.
Bugün uygarlık olarak adlandırdığımız geniş değerlerin tümü, tüm insanlığın
ulaştığı ortak düzeyi göstermektedir. Tüm dinlerin yücelttiği, uzun bir
etkileşim sonucu olgunlaşmış olan bu değerler ve kazanımlar belirli bir
kütltüre ve ulusa maledilemez.
Dünyanın bu iki büyük kuruluşunun çatıları altında toplanmış olan halkların
bilim, din, sanat, hukuk, siyaset ve yönetim alanlarında sahip oldukları
birikim bunların, gelecekte de uluslararası barış, istikrar ve gönence
katkılarının maddi ve manevi temellerini oluşturmaktadır.
Tarihsel deneyimler, halklar arasında karşılıklı anlayış, diyalog ve
işbirliğinin kurulabildiği dönemlerde uyum, barış ve gönencin de arttığını
göstermiştir. Oysa halkları birbirinden soyutlayan dışlayıcı eğilimlerin,
çatışmaları körüklediği gibi, toplumları karşılıklı katkılardan da yoksun
bıraktığını geçmiş deneyimler ortaya koymaktadır.
İslam Konferansı Örgütü ve Avrupa Birliği çatısı altındaki ulusların,
tarih boyunca elde ettikleri başarıların, aralarındaki etkileşim ve karşılıklı
katkıların ürünü olduğunun bilincinde olduklarına inanıyoruz.
Bu tarihsel deneyimi ve bilinci özümseyen, İslam Konferansı Örgütü ve
Avrupa Birliği ülkelerinin 21. yüzyılın başlangıcında biraraya gelerek,
insanlığın karşı karşıya bulunduğu orta ve uzun erimli sorunları birlikte
belirlemeleri ve bunlara birlikte çözüm aramaları evrensel barış ve gönence
önemli bir katkı oluşturacaktır. İslam Konferansı Örgütü ve Avrupa Birliği
Ortak Forumu, bu yönden çok önemli bir ilk adım niteliğindedir.
Geçen yüzyıl büyük savaşlar ve yıkımların yanısıra, insanlık bakımından
önemli ilerlemelere de sahne olmuştur. Bilimsel-teknolojik gelişmeler insanlığın
gönenç ve yaşam düzeyini yükselten yeni ufuklar açmıştır. İnsan haklarına,
temel hak ve özgürlüklere saygı, uluslararası toplumun ortak değeri durumuna
gelmeye başlamıştır. Birleşmiş Milletler ile aralarında İslam Konferansı
Örgütü ve Avrupa Birliği'nin de bulunduğu diğer uluslararası işbirliği
platformları, dünyada barış, uyum ve dayanışma çabalarının yararlı sonuçlar
verebileceğini göstermiştir.
Ancak, bu olumlu gelişmeler, başta yoksulluk ve gelir dağılımındaki
dengesizlikler olmak üzere birçok sorunun henüz çözülmemiş olduğu ve terörizm,
çevre kirliliği, uyuşturucu kaçakçılığı, örgütlü suç ve yolsuzluklar, ırkçılık
ve yabancı düşmanlığı, ahlaksal-kültürel çöküntü ve bağnazlık gibi birçok
tehdidin ortaya çıktığı gerçeğinin gözden kaçırılmasına yol açmamalıdır.
Bu tehditlerin tüm insanlığa yönelik olduğu ve küreselleşen dünyada er
ya da geç tüm toplumları etkileyebileceği unutulmamalıdır.
İnsanlığın karşı karşıya bulunduğu ve ortaklaşa ivedi bir çözüm bulması
gereken sorunların başında hiç kuşkusuz terörizm gelmektedir. Geçen yıl
11 Eylül'de yaşadığımız terörist saldırılar, bu tehdidin ulaştığı ürkütücü
boyutları çarpıcı biçimde ortaya koymuştur.
Yıllardır terörden en çok etkilenen ülkelerin başında gelen Türkiye,
terörün dininin, coğrafyasının ve uyrukluğunun olmadığını, terörizmin hiçbir
gerekçeyle haklı gösterilemeyeceğini ve bu tehdide karşı çifte standart
uygulanmadan, uluslararası işbirliği ve dayanışma içinde savaşım verilmesi
gerektiğini savunagelmiştir.
Terörizm hiçbir dine, etnik gruba maledilmemelidir. Bu sorunun çözülebilmesi
için terörün ortak bir tanımının yapılması, toplumsal, siyasal ve ekonomik
kaynaklarının iyi belirlenmesi ve küresel düzeyde ortak hareket edilmesi
belirleyici önem taşımaktadır. Terör örgütlerinin, herkesin işine geldiği
gibi değil, yapılacak nesnel tanımlar temelinde belirlenmesi ve terörle
savaşımın buna göre sürdürülmesi gerektiğine de inanıyoruz.
11 Eylül olaylarının hemen ardından gerek İslam Konferansı Örgütü'nün
gerek Avrupa Birliği'nin terörizm karşısında sağduyulu ve ileriye dönük
bir tutum benimsemiş olması umut vericidir.
Bu konuda iki büyük ve etkili uluslararası kuruluş olan İslam Konferansı
Örgütü ile Avrupa Birliği'ne büyük görev ve sorumluluk düştüğüne inanıyoruz.
Böyle bir ortamda, insan uygarlığının kalıcılığının ancak uyum, hoşgörü
ve diyalog yoluyla sağlanabileceğinin anlaşılması, her zamankinden çok
önem kazanmıştır. Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün,
Türk toplumuna hedef olarak gösterdiği temel iki ülküden biri çağdaş uygarlık
düzeyi kavramıdır. Bu kavram, insanlığın tarih boyunca sağladığı kazanımların
bugün evrensel düzeyde ulaştığı noktayı anlatmaktadır. Atatürk, Türk toplumunu
yönlendiren bu ülkülerden ikincisini ise "yurtta barış, dünyada barış"
tümcesiyle özetlemiştir. "Çağdaş uygarlık" ve "barış" ülkülerini varlığının
temeli yapan Türkiye'nin "uygarlık ve uyum"un siyasal boyutunu ele alan
İslam Konferansı Örgütü Avrupa Birliği Ortak Forumuna evsahipliği yapması
tarihin güzel bir rastlantısı olmuştur.
Bu fırsattan yararlanarak, bu tarihsel toplantının gerçekleştirilmesine
öncülük eden Dışişleri Bakanı Sayın İsmail Cem'e takdirlerimi belirtmek
isterim.
İslam Konferansı Örgütü ve Avrupa Birliği Ortak Forumunun tarihsel niteliğine
uygun olarak, tüm insanlık için yararlı sonuçlar vermesini diliyor, hepinize
teşekkür ediyorum.
|