Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
İKO-AB ORTAK FORUMU

İKÖ-AB ORTAK FORUMU...
Dışişleri Bakanı Cem'in konuşması...
12-13 Şubat 2002
Dışişleri Bakanı İsmail Cem, "İKÖ-AB Ortak Forumu"nda yaptığı konuşmada, İslam Konferansı Örgütü ve Avrupa Birliği'nin, kültürler arasında daha iyi bir anlayışa varma çabalarına katkı yapma yönünde ortak sorumluluk taşıdıklarını belirtti, "Sizlerin burada, İstanbul'daki yoğun katılımı, bizatihi umut, anlayış, barış ve işbirliği için mesaj vermektedir" dedi.
 
Dışleri Bakanı İsmail Cem'in "İKÖ-AB Ortak Forumu"nun açılışında yaptığı konuşmanın metni şöyle: (Gayri resmi çeviri)
(12 Şubat 2002)

Sayın Cumhurbaşkanı, Bakanlar, Meslekdaşlar ve Dostlar,

İstanbul’da 21.yüzyılın ilk önemli buluşmasını gerçekleştirmek üzere biraraya gelmiş bulunmaktayız. Bu girişim alışılagelmedik bir niteliğe sahiptir. Bir ilk teşkil etmektedir. Farklı uygarlık boyutlarının, çoklu kültürlerin temsilcileri olan küresel çaplı iki siyasi Örgütün biraraya geldiği bir konferanstır.

Sözlerime, "Uygarlık ve Uyum: Siyasi Boyut" konulu bu AB ve İKÖ Dışişleri Bakanları Ortak Forumunda bizlerle, Türkiye'de birlikte olduğunuz için hoşgeldiniz diyerek ve teşekkür ederek başlamak isterim. Bu çerçevede, her iki örgütün Başkanlıklarına ve meslekdaşım değerli Dışişleri Bakanlarına ayrıca teşekkür etmek isterim.

Bu konferansı içinde bulunduğumuz bu özel konjonktürde düzenliyor olmamız bir rastlantı değildir. Gerçekten de, bu buluşmayı zorunlu kılan ve muhteşem katılımı gerçek kılan, hepimizin gözlemlediği somut bir gereksinim ve hepimizin hissettiği bir tehlike olmuştur. İşte bu nedenledir ki, bu konudaki ilk görüşlerimi, İKÖ ve AB'deki meslekdaşlarımla paylaştım ve önerilerimi ortaya koydum. Bu, onların tam bir teşvik ve iştiyakı ile karşılandı.

Esasen, 11 Eylül trajedisi, yol açtığı derin acıların yanı sıra farklı kültürler ve uygarlıklar arasındaki temel anlayışın ne kadar dayanıksız olduğunu ve derin önyargıların nasıl kolayca su üstüne çıkabildiğini gösterdi. 11 Eylül’den sonra ortaya çıkan ilk tepkilerden biri, insanlığın bir kısmını diğer kısmına kışkırtan şekilde terörizmi kültürel ve dini temelde tanımlama yönündeydi. Dolayısıyla, küresel nitelikte derinleşen ve artan kırılma hatları teşvik edildi.

Diğer yandan, bu kez olumlu anlamda olmak üzere, 11 Eylül’ün ikinci sonucu ise bir bilinçlenmenin ortaya çıkışı olmuştur. Bu bilinçlenme, birbirimiz hakkında ne kadar yetersiz bilgiye sahip olduğumuzu, bu nedenle yeni bir ilişki manzumesine ihtiyaç duyduğumuzu ve kültürel çeşitliliğe saygı gösterilmesi yoluyla dayanışmada bulunmak gerektiğini anlamamız neticesinde oluşmuştur. Ortak çabalarımızla, bugün daha iyi anlıyoruz ki, terörizmin dini ve coğrafyası bulunmamaktadır. Kültürel temelde tanımlanamaz ve hiçbir şekilde mazur gösterilemez.

Değerli Katılımcılar,

Uygarlıklar, kültürler, uluslar böylesine kaçınılmaz bir çatışmaya, önceden belirlenmiş bir kıyamete doğru mu gitmektedirler? Yoksa, insanlık, birlikte yaşama ve çalışma ruhuna doğru ilerlemek için gerekli bilgelik ve cesarete sahip midir? İnancım, olumlu yönde hareket için fırsatımız olduğudur.

Gerek antik, gerek modern çağlarda, tarih bize "öteki" kavramını ele alma şeklimizin istikrar ve barış dinamiklerini belirlediğini öğretmiştir. "Ötekini" yadsımak veya küçümsemek, ya da siyasi, ekonomik veya kültürel olarak hükmetmek doğrultusundaki  eğilimlerin, sadece çatışma ve husumetle sonuçlanacağına tanık olmuşuzdur. Bununla birlikte, uyum, bilgi ve refahın, farklı ulusların birbirleri arasında iletişim sağlamalarıyla, birbirlerinin kültürlerine saygı göstermeleriyle beslendiğine de tanık olduk. Siyasi anlayış ve diyalog, bu ilişkiler ağını yaratan platformu teşkil etmektedir.

Esasen, diğerlerini iyi tanımak, "öteki" kavramının tanımlanmasına yeni açıklamalar getirecektir. Geçmişte askeri paktlar, siyasi ideolojiler ve coğrafi entiteler arasında çatışma hatları yaratılmışken, şimdi bu somut çerçevenin kuşatılmasına tanık olmaktayız. Talihsiz vakalar hala mevcuttur ve her zamanki gibi tehlike içermektedirler. Fakat mevcut yönelim, "değerler" temelinde "kavramsal bir tanımlamaya" doğrudur: "öteki" olgusu, artık, kuvvete, teröre, işgale, haksızlığa ve evrensel insan haklarının reddi yoluna başvurarak değerleri ihlal edenleri tanımlamaktadır.

Meslekdaşlar, Konuklar ve Dostlar,

Türkiye bu Foruma, özel bir sorumluluk ve misyon taşıdığı anlayışıyla evsahipliği yapmaktadır. Bizler, hem İKÖ, hem AB'ye bağlıyız. Aynı zamanda hem Avrupalı hem Asyalı bir ülkeyiz. Hem Doğu, hem Batılı boyutlara sahip bir kültürün temsilcisiyiz.

Evsahibi ülke olarak, kültürler, uygarlıklar ve coğrafyalar arasındaki diyaloğun siyasi boyutunun daha da teşvik edilmesi gereğine inanmaktayız. İki siyasi örgüt, İKÖ ve AB, daha iyi bir anlayışa varma çabalarına katkı yapmak yönünde ortak bir sorumluluk taşımaktadır.

Sizlerin burada İstanbul'daki yoğun katılımı, bizatihi, umut, anlayış, işbirliği ve barış için mesaj vermektedir.

IKÖ-AB Forumu, kültürlerin, kendi çeşitlilikleri içinde birbirlerini tamamladıkları ve güçlendirdikleri yönündeki güçlü kanaati ortaya koyabilecektir. Bizler uygarlıkların uyumu ve bunun gerçekleştirilebilirliği yönündeki kararlılığımızı ortaya koymaktayız.

Son olarak, inisiyatimizi destekleyen ve bu Foruma katkıda bulunan bütün ülkelere teşekkürlerimizi sunmak isterim. Ayrıca, her bir meslekdaşıma göstermiş oldukları dostluk için şahsi teşekkürlerimi ifade etmek isterim.

 



(13 ŞUBAT 2002)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2002 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.