Dışleri Bakanı İsmail Cem'in "İKÖ-AB Ortak Forumu"nun
açılışında yaptığı konuşmanın metni şöyle: (Gayri
resmi çeviri)
(12 Şubat 2002)
Sayın Cumhurbaşkanı, Bakanlar, Meslekdaşlar ve Dostlar,
İstanbul’da 21.yüzyılın ilk önemli buluşmasını gerçekleştirmek üzere
biraraya gelmiş bulunmaktayız. Bu girişim alışılagelmedik bir niteliğe
sahiptir. Bir ilk teşkil etmektedir. Farklı uygarlık boyutlarının, çoklu
kültürlerin temsilcileri olan küresel çaplı iki siyasi Örgütün biraraya
geldiği bir konferanstır.
Sözlerime, "Uygarlık ve Uyum: Siyasi Boyut" konulu bu AB ve İKÖ Dışişleri
Bakanları Ortak Forumunda bizlerle, Türkiye'de birlikte olduğunuz için
hoşgeldiniz diyerek ve teşekkür ederek başlamak isterim. Bu çerçevede,
her iki örgütün Başkanlıklarına ve meslekdaşım değerli Dışişleri Bakanlarına
ayrıca teşekkür etmek isterim.
Bu konferansı içinde bulunduğumuz bu özel konjonktürde düzenliyor olmamız
bir rastlantı değildir. Gerçekten de, bu buluşmayı zorunlu kılan ve muhteşem
katılımı gerçek kılan, hepimizin gözlemlediği somut bir gereksinim ve hepimizin
hissettiği bir tehlike olmuştur. İşte bu nedenledir ki, bu konudaki ilk
görüşlerimi, İKÖ ve AB'deki meslekdaşlarımla paylaştım ve önerilerimi ortaya
koydum. Bu, onların tam bir teşvik ve iştiyakı ile karşılandı.
Esasen, 11 Eylül trajedisi, yol açtığı derin acıların yanı sıra farklı
kültürler ve uygarlıklar arasındaki temel anlayışın ne kadar dayanıksız
olduğunu ve derin önyargıların nasıl kolayca su üstüne çıkabildiğini gösterdi.
11 Eylül’den sonra ortaya çıkan ilk tepkilerden biri, insanlığın bir kısmını
diğer kısmına kışkırtan şekilde terörizmi kültürel ve dini temelde tanımlama
yönündeydi. Dolayısıyla, küresel nitelikte derinleşen ve artan kırılma
hatları teşvik edildi.
Diğer yandan, bu kez olumlu anlamda olmak üzere, 11 Eylül’ün ikinci
sonucu ise bir bilinçlenmenin ortaya çıkışı olmuştur. Bu bilinçlenme, birbirimiz
hakkında ne kadar yetersiz bilgiye sahip olduğumuzu, bu nedenle yeni bir
ilişki manzumesine ihtiyaç duyduğumuzu ve kültürel çeşitliliğe saygı gösterilmesi
yoluyla dayanışmada bulunmak gerektiğini anlamamız neticesinde oluşmuştur.
Ortak çabalarımızla, bugün daha iyi anlıyoruz ki, terörizmin dini ve coğrafyası
bulunmamaktadır. Kültürel temelde tanımlanamaz ve hiçbir şekilde mazur
gösterilemez.
Değerli Katılımcılar,
Uygarlıklar, kültürler, uluslar böylesine kaçınılmaz bir çatışmaya,
önceden belirlenmiş bir kıyamete doğru mu gitmektedirler? Yoksa, insanlık,
birlikte yaşama ve çalışma ruhuna doğru ilerlemek için gerekli bilgelik
ve cesarete sahip midir? İnancım, olumlu yönde hareket için fırsatımız
olduğudur.
Gerek antik, gerek modern çağlarda, tarih bize "öteki" kavramını ele
alma şeklimizin istikrar ve barış dinamiklerini belirlediğini öğretmiştir.
"Ötekini" yadsımak veya küçümsemek, ya da siyasi, ekonomik veya kültürel
olarak hükmetmek doğrultusundaki eğilimlerin, sadece çatışma ve husumetle
sonuçlanacağına tanık olmuşuzdur. Bununla birlikte, uyum, bilgi ve refahın,
farklı ulusların birbirleri arasında iletişim sağlamalarıyla, birbirlerinin
kültürlerine saygı göstermeleriyle beslendiğine de tanık olduk. Siyasi
anlayış ve diyalog, bu ilişkiler ağını yaratan platformu teşkil etmektedir.
Esasen, diğerlerini iyi tanımak, "öteki" kavramının tanımlanmasına yeni
açıklamalar getirecektir. Geçmişte askeri paktlar, siyasi ideolojiler ve
coğrafi entiteler arasında çatışma hatları yaratılmışken, şimdi bu somut
çerçevenin kuşatılmasına tanık olmaktayız. Talihsiz vakalar hala mevcuttur
ve her zamanki gibi tehlike içermektedirler. Fakat mevcut yönelim, "değerler"
temelinde "kavramsal bir tanımlamaya" doğrudur: "öteki" olgusu, artık,
kuvvete, teröre, işgale, haksızlığa ve evrensel insan haklarının reddi
yoluna başvurarak değerleri ihlal edenleri tanımlamaktadır.
Meslekdaşlar, Konuklar ve Dostlar,
Türkiye bu Foruma, özel bir sorumluluk ve misyon taşıdığı anlayışıyla
evsahipliği yapmaktadır. Bizler, hem İKÖ, hem AB'ye bağlıyız. Aynı zamanda
hem Avrupalı hem Asyalı bir ülkeyiz. Hem Doğu, hem Batılı boyutlara sahip
bir kültürün temsilcisiyiz.
Evsahibi ülke olarak, kültürler, uygarlıklar ve coğrafyalar arasındaki
diyaloğun siyasi boyutunun daha da teşvik edilmesi gereğine inanmaktayız.
İki siyasi örgüt, İKÖ ve AB, daha iyi bir anlayışa varma çabalarına katkı
yapmak yönünde ortak bir sorumluluk taşımaktadır.
Sizlerin burada İstanbul'daki yoğun katılımı, bizatihi, umut, anlayış,
işbirliği ve barış için mesaj vermektedir.
IKÖ-AB Forumu, kültürlerin, kendi çeşitlilikleri içinde birbirlerini
tamamladıkları ve güçlendirdikleri yönündeki güçlü kanaati ortaya koyabilecektir.
Bizler uygarlıkların uyumu ve bunun gerçekleştirilebilirliği yönündeki
kararlılığımızı ortaya koymaktayız.
Son olarak, inisiyatimizi destekleyen ve bu Foruma katkıda bulunan bütün
ülkelere teşekkürlerimizi sunmak isterim. Ayrıca, her bir meslekdaşıma
göstermiş oldukları dostluk için şahsi teşekkürlerimi ifade etmek isterim.
|