Başbakan Bülent Ecevit'in konuşmasının metni şöyle:
(12 Şubat 2002)
Saygıdeğer Bakanlar, Bayanlar ve Baylar,
İslam Konferansı Örgütü ile Avrupa Birliği'nden saygın devlet adamlarını,
siyasetçileri ve bilim adamlarını İstanbul'da bir araya getirmekten büyük
onur ve mutluluk duymaktayız.
Bu toplantı Doğu ile Batı arasında ve farklı dinler arasında kültürel,
sosyal ve siyasal yakınlığı, uyumu ve diyaloğu ilerletmek için eşsiz bir
fırsattır.
İnsanların Avrupa ile Asya arasında her gün gidip geldikleri İstanbul
böyle bir çaba için uygun bir yerdir.
İki kıtanın gittikçe birleşmesi Türkiye'ye Avrasya sürecinde merkezi
bir konum vermektedir.
Ünlü İngiliz yazar ve ozan Rudyard Kipling geçmişte Doğu ile Batı'nın
kaderinin ayrı ve farklı kalmak olduğunu iddia etmişti. Bu kehanet bazı
emperyalist güçlerin mantık ve stratejisini yansıtıyordu.
Bu güçler Doğu'yu, Asya ile Afrika'nın sömürülen ülkelerini, emperyalizmin
kültürel, bilimsel ve ekonomik başarılarının dışında tutarak siyasal ve
ekonomik üstünlüklerini korumaya çalışmışlardır. Ne var ki, emperyalizmin
sona erişi kültürel farklılıkları azaltmaya ve bilimsel, ekonomik ve teknolojik
ilerlemenin duvarlarını yıkmaya başlamıştır.
İnanıyorum ki, bu nedenle, uygarlıklar ve kültürler çatışması savı büyük
çapta geçerliliğini yitirmiştir ve Doğu ile Batı'nın her anlamda birleşmesi
yolu açılmıştır.
İnsanlığın karşılaştığı diğer bir tehdit ideolojiler çatışması ve ırklar
arası kindir. Bunlar savaşlara ve soykırımlara yol açmıştır.
Yakın geçmişte ise bazı coğrafyalarda ideolojik çatışmaların yerini
dinsel nitelikli çatışmalar almıştır. Bu, diğer herhangi bir tür çatışmadan
daha tehlikeli olabilir, çünkü din çoğu bireyin ruhunda ideolojilerden
çok daha derin yer bulur.
Cumhuriyet Türkiyesi bu sorunu özenle ve büyük başarıyla ele almıştır.
Türkiye'nin geleneksel tutumu ve laik Türkiye Cumhuriyeti'nin farklı
dinsel duygu ve inançlara olan saygısı bunu kolaylaştırmıştır.
Türkiye'nin Avrupa kurumlarıyla uzun yıllara dayanan bütünleşmesi Hıristiyanlık,
Yahudilik ve İslam'ın, Avrupa ile Asya'nın ve Doğu ile Batı'nın etkinlikle
uzlaştırılabileceğini kanıtlamıştır.
Türk Dışişleri Bakanlığı'nın girişimiyle gerçekleştirilen bu Ortak Forum,
Avrupa Birliği ile İslam Konferansı Örgütü'nün farklı kültürler, dinler
ve kavramlar arasındaki uyumu güçlendirme kararlılığını göstermektedir.
Çağdışı ve bağnaz bir grubun Amerika Birleşik Devletleri'ne karşı korkunç
bir terör eylemi gerçekleştirdiği 11 Eylül trajedisi dikkatleri terörizm
tehdidinin büyüklüğüne çekmiştir.
Bu eylem terör hareketlerinin çok kolay ve ucuz, terörizme karşı önlemlerin
ise çok zor ve pahalı hale geldiğini göstermiştir. Bu yüzden terörizme
karşı etkin uluslararası işbirliğine ivedilikle gereksinim vardır.
11 Eylül eylemini gerçekleştiren grup İslam adına hareket ettiğini ileri
sürmüştür. Bu hiçbir biçimde kabul edilemeyecek ve hoşgörü gösterilemeyecek
bir aldatmacadır. Eğer İslam ülkeleri böyle bir iddiaya derhal tepki göstermemiş,
bu iğrenç terör eyleminde suç ortağı olmayı ciddi biçimde reddetmemiş ve
Hıristiyan ülkeler de genelde bu eylemi İslâm'la özdeşleştirmekten kaçınmamış
olsalardı, dünya tehlikeli biçimde bölünmüş olurdu. Tanrı'ya şükür ki böyle
bir felaket önlenmiştir.
Avrasya metropolü İstanbul'daki bu Ortak Forum insanoğlunun terörizme
ortaklaşa karşı koyma ve dinsel çatışmayı ortaklaşa önleme kararlılığını
kanıtlamaktadır.
|