Türkiye'de yaşanan olaylar...

 
 Ana Sayfalar
BELGENET
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
KARMA BELGE (İçindekiler)
AB ANA SAYFA

TÜRKİYE - AB İLİŞKİLERİ

KARMA BELGE 
Aday ülkelerin katılım yönünde kaydettiği ilerlemeye ilişkin raporlar (1998)
 
 
III. KIBRIS

Komisyon, Kıbrıs’taki politik durum nedeniyle, inceleme çalışmasının bir bütün olarak Kıbrıs adasını kapsamadığını ve Kıbrıs Türk toplumunun temsilcilerinin müzakerelere dahil edilmesi yolunda Kıbrıs hükümetince yapılan davetin  kabul edilmediğini kaydetmiştir. Komisyon, “katılım yönünde ilerleme ile  Kıbrıs probleminin kalıcı ve adil bir çözümü yönünde ilerleme doğal olarak birbirini takviye edecektir” düşüncesinde Konsey ile aynı görüştedir.

Kıbrıs raporu, adanın iki kesimi arasındaki ekonomik dengesizlikler konusunda 1993 Görüşü’nün analizini doğrulamaktadır. Son iki yılda gerçek GSYH önemli ölçüde düşmüş olsa da, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ekonomisi Görüş’ten bu yana nisbeten iyi bir performans göstermeye devam etmiştir. Tarım ve turizm, olumsuz gelişmeler yüzünden zorluklarla karşı karşıyadır. Son dönemdeki maliye politikası gevşekliğine rağmen, otoriteler, istikrarlı makroekonomik ortamı ve olumlu bir iklimi muhafaza etmeye kararlıdırlar.

Son yıllarda Kıbrıs geleneksel sektörlerde (sanayi ve turizm) rekabet gücü kaybına uğramıştır; AB’ye katılım dikkate alındığında bu sektörlerde bir yeniden yapılanma ihtiyacı vardır. Ancak, ekonominin  turizme aşırı bağımlılığını azaltmak için çabalar sarf edilmiş olduğu halde, üçüncü sektörün önemi artmaya devam etmiştir.

Adanın kuzey ve güney kesimleri arasındaki ekonomik dengesizlik, 1993’ten beri daha da artmıştır. Bununla beraber, Kıbrıs’ın kuzey kesiminin entegrasyonu büyük ekonomik zorluklar yaratmamalıdır.

Müktesebat ile ilgili olarak, müktesebatın kademeli biçimde uyarlanması için gerekli olan araçların çoğu, Ortaklık Anlaşması’nda ve 1998 tarihli Protokol’de zaten vardır. Bu araçlar temelinde, Kıbrıs, özellikle gümrük birliği bağlamında müktesebatın benimsenmesinde önemli ilerleme kaydetmiştir. Ancak, iç pazar alanında girişilecek büyük çabalar vardır; Topluluk’ta geçerli bankacılık mevzuatıyla tamamen uyumlu gibi görünmeyen malî aktivitelerin olduğu kıyı bankacılığı sektörü bakımından bu husus özellikle önem taşır. Deniz taşımacılığı, telekomünikasyon, adalet ve içişleri ise özel endişe konusu diğer alanlardır.

Şimdiden incelenmiş bulunan 16 fasıl açısından, Kıbrıs, müktesebatın benimsenmesinde büyük sorunlarla karşılaşmamalıdır. Genel olarak, Kıbrıs idaresi, müktesebatın doğru uygulanmasını sağlamaya hazır görünmektedir.


IV. TÜRKİYE

Türkiye ile ilgili olarak,  Komisyon tarafından yapılan ayrıntılı analiz, Gündem 2000’de üzerinde durulan hususları doğrulamaktadır.

Politik düzlemde, otoritelerin işleyiş tarzındaki bazı anormallikler, devam eden insan hakları ihlalleri ve azınlıklara uygulanan muamelede önemli eksiklikler, endişe sebebidir. Ordu  üzerinde gerçek sivil denetim olmayışı da bir anormalliktir. Türkiye’nin güney doğusundaki özel durum için askerî değil sivil bir çözüm bulunmalıdır. Türkiye’de görülen medenî ve siyasî hak ihlallerinin pek çoğu doğrudan veya dolaylı olarak bu bölgedeki durumla bağlantılı olduğu için böyle bir çözüm daha da gereklidir. Bu sorunların çözülmesinden başka, bazı komşu ülkeler ile olan ihtilaflarının uluslararası hukuka uygun şekilde barışçı yollardan çözülmesine aktif olarak katkıda bulunmak Türkiye’nin elindedir.

Ekonomik açıdan, Türkiye, başta gelişmiş bir kurumsal ve yasal çerçeve, dinamik bir özel sektör ve liberal bir ticaret sistemi olmak üzere, bir piyasa ekonomisinin özelliklerine büyük ölçüde sahiptir. Türk ekonomisi önemli bir büyüme kapasitesine sahiptir ve, özellikle gümrük birliği çerçevesinde, iyi bir uyum kapasitesi sergilemiştir. Bu unsurlar, prensip olarak, Türkiye’nin orta vadede rekabet baskılarıyla başa çıkma yeteneğine sahip işleyen bir piyasa ekonomisine kavuşmasını sağlamalıdır. Ekonomisinin düzgün işleyişini temin etmek ve bundan mümkün olan azamî faydaları elde etmek için, Türkiye kalıcı, inandırıcı ve kararlı bir makroekonomik çerçeve kurmalıdır. Ülkenin farklı bölgeleri arasında kalkınma düzeylerindeki çok önemli farklılıklar dikkate alındığında, Avrupa stratejisinde ortaya konulan tedbirler bu dengesizliklerin azaltılmasına yardım etmelidir.

Müktesebat ile ilgili olarak, Türkiye, gümrük birliğinde öngörülen mevzuatın çoğunu vaktinde kabul etme ve uygulama kapasitesini göstermiştir. Avrupa stratejisinde belirlenen alanların çoğunda, Türkiye daha şimdiden Topluluk mevzuatıyla bir uyumlulaşma sürecine başlamıştır. Özellikle iç pazar alanında (ve bu çerçevede bilhassa kamu alımları konusunda), bu süreci tamamlamak için önemli çabalar sarf edilmesi gereklidir. Ne gümrük birliğinin ne de Avrupa stratejisinin kapsamına girmeyen sektörlerde ise,  müktesebatın benimsenmesiyle ilgili olarak önemli ilerlemeye hâlâ gereksinim vardır. 

Türkiye’nin gümrük birliği içinde müktesebatı uygulamak için idarî ve adlî kapasitesini göstermiş olduğu tartışmasızdır. Ancak, müktesebatın henüz dönüştürülmemiş olan diğer kısımları bakımından gelecekteki kapasitesi üzerine görüş bildirmek bu aşamada mümkün değildir.


V. MALTA

Malta’nın 16 Temmuz 1990 tarihli üyelik başvurusuna cevaben, Komisyon 30 Haziran 1993’te olumlu bir görüş verdi. Avrupa Birliği Konseyi de, muhtelif vesileler ile, en son olarak Haziran 1996’da Floransa’da, Malta ile müzakerelerin HAK’ın tamamlanmasından altı ay sonra başlayacağını teyit etti.

Bu arada, yeni bir Malta hükümeti Ekim 1996’da üyelik başvurusunu askıya almaya karar verdi ve böylece Malta, Lüksemburg Avrupa Konseyi’nin başlattığı genişleme sürecine dahil edilmedi. Bunun yerine, Şubat 1998’de Komisyon, genişleme bağlamının dışında, Malta ile müstakbel ilişkiler konusunda Konsey için bir tebliğ kabul etti. Bu tebliğ, politik ve ekonomik bağların güçlendirilmesi üzerinde odaklanıyordu. Buna ek olarak, 28 Nisan 1998 tarihinde Malta ile Ortaklık Konseyi taraflar arasındaki müstakbel ilişkiler üzerine bir ortak deklarasyon kabul etti.

10 Eylül 1998 tarihinde, Dönem Başkanlığı’na gönderdiği  bir mektupta, Malta üyelik başvurusunu canlandırmak istediğini bildirdi. Konsey, 5 Ekim toplantısında, Komisyon’dan 1993 tarihli Görüş’ün güncel hale getirilip yeniden sunulmasını istedi. Bu belgeyi hazırlamak için, Komisyon, ortak dışişleri ve güvenlik politikası ve adalet ve içişleri gibi 1993 tarihli Görüş’ün kapsamında olmayan konular dahil çeşitli konularda, Malta makamlarına bir dizi ayrıntılı sorular yöneltmektedir. Komisyon, Malta üzerine bu güncelleştirilmiş görüşü gelecek yılın başlarında Konsey’e sunmak niyetindedir.

 


KAYNAK: AVRUPA KOMİSYONU TÜRKİYE TEMSİLCİLİĞİ
(8 EYLÜL 2000) 
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş