| VI. GENİŞLEME SÜRECİ
Genişleme süreci, genel bir
kapsayıcılık ruhu içinde Lüksemburg Avrupa Konseyi tarafından alınmış olan
kararlar temelinde ilerleyerek gelişmiştir.
1. Avrupa
Konferansı
Avrupa Konferansı, ilk defa
olarak Londra’da 12 Mart 1998 tarihinde devlet ve hükümet başkanları düzeyinde
toplandı. Konferans, bir kez daha 6 Ekim tarihinde Lüksemburg’da dışişleri
bakanları düzeyinde toplandı. Türkiye her iki toplantı için kendisine yapılan
daveti reddetti.
Lüksemburg Avrupa Konseyi
tarafından kurulmuş olan Avrupa Konferansı, adalet ve içişleri, özellikle
suçlar ve uyuşturucu maddeler, çevre, bölgesel işbirliği ve Ortak Dış ve
Güvenlik Politikası gibi sınır ötesi boyut taşıyan konuları tartışmak üzere
aday ülkelerin üye devletlerle bir araya gelebildikleri tek forumdur. Konferans,
çok sayıda Avrupa ülkesi arasında ilgi uyandırmıştır.
Konferans’ın amacı genişleme
için en kapsamlı çerçeveyi sunmak olduğundan, Konferans’a katılımın sadece
üye devletler ve aday ülkeler ile sınırlanması gereklidir.
2. Katılım
Süreci
Katılım süreci, 30 Mart 1998
tarihinde Brüksel’de, üye devletlerin, orta ve doğu Avrupa ülkelerinin
ve Kıbrıs’ın dışişleri bakanlarının bir toplantısıyla başlatıldı.
Bu katılım süreci, iki temel
unsur üzerine dayanır:
-
Tüm aday ülkelerin Birlik müktesebatına
olabildiğince erken bir zamanda ve katılım öncesinde uyum sağlamalarına
imkan vermeyi amaçlayan katılım öncesi stratejinin takviye edilmesi;
-
Altı aday ülke ile müzakere
süreci.
Bu iki unsur arasındaki bağlantı,
müzakereleri, çok sayıda geçiş döneminin incelenmesiyle yüklemekten kaçınmak
için, her aday ülkenin başlıca sorunlarını katılım öncesi strateji dahilinde
çözmeye yönelik bir gayrette yatar.
a) Orta ve doğu
Avrupa ülkeleri lehine katılım öncesi stratejinin takviye edilmesi
Katılım Ortaklıkları, katılım
öncesi stratejinin temel enstrümanıdır. Bu ortaklıklar, müktesebatın benimsenmesiyle
ilgili öncelikleri, özellikle de kısa vadeli öncelikleri, bunlara yönelik
AB yardımıyla bir araya getirirler. Gelecek yılın ikinci yarısı içinde,
Komisyon, üyelik kriterleri bakımından öncelikleri her ülkenin durumuna
uyarlamak üzere, Katılım Ortaklıkları’nın bir revizyonunu teklif edecektir.
Bu revizyon, izleme ve müzakerelerden öğrenilen dersleri de dikkate alacaktır.
Not edilmelidir ki AB koşulluluk maddesine (“conditionality clause”) başvurmak
zorunda kalmamıştır, şu anlamda ki Kopenhag kriterlerinin yerine getirilmesinde
yetersiz ilerleme veya Avrupa Anlaşması yükümlülüklerine uyulmaması durumuyla
karşılaşmamıştır. Ancak, bazı aday ülkelerdeki durumu yakından izlemek
gerekli olacaktır zira bu ülkeler Katılım Ortaklıkları’nın kısa vadeli
önceliklerini uygulayamamışlardır.
Avrupa Anlaşmaları çerçevesindeki
Ortaklık Komiteleri ve Konseylerinin toplantılarında, bu toplantılar ile
ilgili takvimlere bağlı olarak, Katılım Ortaklıkları’nın hangi şekillerde
uygulanmakta olduğu bazı aday ülkeler ile görüşülmüştür. Lüksemburg Avrupa
Konseyi tarafından vurgulandığı gibi, Avrupa Anlaşması kurumlarının, müzakereler
açılmış olsun veya olmasın, aynı usullere göre, Topluluk müktesebatının
benimsenmesinin incelenebileceği çerçeve olmaya devam etmeleri önemlidir.
Her bir aday, müktesebatın
benimsenmesi için Katılım Ortaklıkları’nın nasıl uygulanacağını (takvim,
beşerî ve malî kaynak tahsisleri) ortaya koyan bir Ulusal Program hazırladı.
Aday ülkeler, Komisyon’un yorumlarını dikkate alarak programlarını revize
etmeye davet edildiler. Katılım Ortaklıkları’nın revize edilmesini önerdiğinde
Komisyon, bu programların her biri konusunda bir pozisyon alacaktır. Komisyon,
müktesebatı benimseme konusunda ne ölçüde istekli olduklarına ilişkin inceleme
sırasında aday ülkelerce verilen bilgiler ve müktesebatın benimsenmesi
için Ulusal Programlarda beşerî ve malî kaynaklar şeklinde yer alan ilgili
özel düzenlemeler arasındaki tutarlılığın önemini vurgular. Müzakere masasında
alınan pozisyonlar ve katılım öncesi stratejide, özellikle Avrupa Anlaşması
organlarında alınan pozisyonlar arasında tutarlılık olması önemlidir.
Aday ülkelerin AB’nin politikalarını
ve çalışma yöntemlerini iyice tanıyabilmeleri için, bu ülkelerin Topluluk
programlarına katılması aktif şekilde izlenmiştir. Bugün, Ekim 1997’deki
ve Şubat ve Mart 1998’deki Ortaklık Konseyleri’nin kararlarının yürürlüğe
girmesini müteakip, Romanya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Polonya ve Slovakya
vatandaşları, öğrenim (Sokrates), meslekî eğitim (Leonardo da Vinci) ve
gençlik (Avrupa İçin Gençlik) programlarına aktif şekilde katılmaktadırlar.
Diğer programlar için de
benzer kararlar hazırlanmaktadır. 1999 yılından itibaren, tüm aday ülkelerin
vatandaşları, şirketleri ve ulusal idareleri araştırma, kültür, görsel-işitsel
sektör, çevre, enerji, halk sağlığı, sosyal politika, istihdam, küçük ve
orta boy işletmeler, gümrükler ve vergileme gibi çok farklı alanlarda işbirliği
ve değişim ağlarına katılacaklardır.
Ayrıca, Komisyon pek
yakında aday ülkelerin Topluluk programlarına ve ajanslarına katılması
konusunda Konsey’e teklifler gönderecektir. Bunun yanında, müktesebatın
bir aday ülke tarafından uygulanmakta olduğunun Ortaklık Konseyi’nce tesbit
edildiği durumlarda, bu ülkelerin de müktesebatın evrimine dahil edilmesi
için uygun yöntemler teklif edecektir.
Katılım öncesi yardımla
ilgili olarak, Lüksemburg Avrupa Konseyi’nin sonuçlarına uygun şekilde,
Komisyon bu yardımların aşağıdaki yollarla 2000 yılından itibaren iki katına
çıkarılmasını teklif etmiştir:
- yıllık 500 milyon
ECU tutarında bir bütçesi olan bir tarım enstrümanının oluşturulması;
- çevre ve ulaştırma projelerini
finanse etmek üzere yıllık 1.000 milyon ECU tutarında bir bütçesi olan
bir yapısal enstrümanın oluşturulması.
Komisyon ayrıca, yılda 1.500
milyon ECU tutarında bir bütçesi olacak ve tüm sektörlerde idarî ve adlî
kapasitenin takviye edilmesi üzerinde ve diğer iki enstrümanın kapsamadığı
alanlardaki müktesebatın benimsenmesiyle ilgili yatırımlar üzerinde yoğunlaşacak
olan Phare programını yeniden yönlendirmiştir. Toplam olarak, 3
milyar ECU tutarında geri ödemesiz yardım harekete geçirilecektir. Buna,
kredileri yoluyla (7 milyar ECU) Avrupa Yatırım Bankası’nın özel çabaları
eklenmelidir. Bu Topluluk finansmanının harekete geçirilmesi, gittikçe
artan ölçüde Topluluk müktesebatının benimsenmesi çerçevesinde olacaktır.
Komisyon, söz konusu üç
fon arasında tutarlılık sağlamak üzere bir de koordine edici yönetmelik
teklif etmiştir (26 Ekim tarihinde Genel İşler Konseyi bu konuda politik
bir anlaşmaya vardı). Aday ülkelerin, çok yıllı bir perspektif içinde 2000
yılından itibaren bu enstrümanları uygulayabilmek için gerekli bazı adımları
şimdiden atmaları ve uygun yapılar kurmaları önemlidir. Bu yönetmelik temelinde,
katılım öncesi yardım, özellikle malî kontrol ve kamu alımlarıyla ilgili
olarak bir dizi açık şartlara uyulması kaydıyla, sektörler ve ülkeler bazında,
Gündem 2000’de öngörüldüğü gibi Phare programından başlanarak giderek artan
ölçülerde aday ülkelere doğru desantralize edilebilir. AB üyesi olduklarında,
başta Yapısal Fonlar ve ortak tarım politikası olmak üzere, aday ülkeleri
Topluluk fonlarını yönetmeye hazırlamak için bu desantralizasyon çok önemlidir.
Phare programı çerçevesinde,
üye devletlerin ve aday ülkelerin idareleri arasında bir eşleme programı
başlatılmıştır. Bu programla, 1999 yılında, Topluluk müktesebatını uygulamakta
onlara yardım etmek üzere aday ülkelere yüz civarında katılım öncesi danışman
gönderilecektir.
Topluluk müktesebatını aktarmak
için aday ülkelerce yapılması gereken yatırımlar çok önemlidir. Katılım
öncesi yardımın tam rolünü oynayabilmesi, Uluslararası Malî Kurumlar’ın
(UMK’ler) fonlarını harekete geçirebilmesine bağlıdır. Bunu dikkate alarak,
Komisyon, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ve Dünya Bankası ile, bu
kurumların işbirliğini takviye etmek ve ortak finansmanı kolaylaştırmak
için 2 Mart 1998 tarihinde bir çalışma anlaşması imzalandı. Ekim 1998’de
bu anlaşmaya dört yeni ortak katılmıştır: Nordic Environment Finance Corporation
(NEFCO), Nordic Investment Bank (NIB), International Financial Corporation
(IFC) ve Avrupa Konseyi Sosyal Kalkınma Fonu. Bu yıldan itibaren, Büyük
Ölçekli Altyapı Kolaylığı çerçevesinde, ulaştırma ve çevre alanlarında
projeler için 900 milyon ECU harekete geçirilmiştir (Phare’den 150 milyon
ECU ve UMK’lerden 750 milyon ECU). Böylece, Phare hibesi şeklinde verilen
her bir ECU, uluslararası malî kurumlardan 5 ECU tutarında bir kaynağı
harekete geçirmiştir. Aday ülkelerin kendilerinin projelere kattığı kaynaklar
da ilave edildiğinde, bu rakam 8 ECU’ye çıkmaktadır.
Ancak, adayların AB
standartlarına uyumu açısından ihtiyaçları, sadece AB hibeleriyle veya
AYB ve UMK kredileriyle karşılanamayacak kadar önemlidir. AB şirketleri
de, aday ülkelerde daha çok yatırım yapmalıdırlar. Bugün dünyanın başka
neresinde % 6 veya 7 düzeyinde büyüme hızları bulabilirler ki? Örneğin,
özel sektör, yeni bir “piyasa” olan çevre sektörüne daha fazla girmelidir.
Sadece kamu hazinesinden finanse edilemeyecek olan yatırımlar yoluyla,
AB standartlarına uyum sağlamanın yükünü üstlenmekte özel sektörün kendilerine
yardım etmesine imkan verecek yasal çerçeveyi (örneğin, kamu hizmeti
imtiyazları) oluşturmak aday ülkelerin görevidir.
Son olarak, Bulgaristan,
Letonya, Litvanya, Slovakya ve Romanya için, Komisyon, 1998 ve 1999 yılları
için 100 milyon ECU tutarında bir bütçeyle, yatırımların teşvik edilmesi,
ekonomik yeniden yapılanma ve yolsuzluğa karşı mücadele alanlarında
eylemler üzerinde yoğunlaşan özel bir “kolaylık” devreye sokmuştur.
Katılım öncesi stratejinin
uygulanması, genişleme perspektifi içinde çözülmesi gereken bir takım hassas
konularla ilgili bazı dersler öğretmiştir.
-
İç pazarın uygulanmasında, Gündem
2000’de ifade edildiği gibi, “iç pazar üzerine Beyaz Kitabın tüm unsurlarını
katılım öncesinde uygulamanın önemi”ni yeniden belirtmek gerekli
görünüyor. İç pazara yönelik hazırlıklarında en fazla ilerlemiş görünen
ülkelerde bile, Görüşler’den bu yana, özellikle kamu alımları, dolaylı
vergileme ve devlet yardımlarının kontrolü alanlarındaki önemli tedbirlerde
bir gevşeme olmuştur. Eğer bu gevşeme teyit edilirse, katılım anında bir
tek pazar olmasını öngören ortak ve geri dönülemez hedefe tam bir aykırılık
teşkil ederdi. Oysa, nasıl ki 31 Aralık 1992 üye devletler için nihaî bir
tarih idiyse, aynı şekilde katılım ânı da üye devletlerce bir son tarih
olarak görülmelidir. Dolayısıyla, aday ülkelerin, geçiş döneminde tek pazarın
müstesna karakterini dikkate almaları önemlidir. Bu bakımdan, aday ülkelerin,
katılım öncesi stratejide bir rahatlama arama bahanesiyle kaçınılmaz politik
kararları ertelememelerini sağlamak gerekir.
-
Katılım arifesinde, aday ülkelerce
Avrupa Birliği kurallarıyla bağdaşmayacak devlet yardımları verilmesi,
Avrupa Birliği’nin pazarlarında rekabet çarpıklıkları yaratabilir. Bu sorundan
kaçınmak için, Komisyon, Avrupa Anlaşmaları’nda öngörülen yardımların bildirilmesi
ve onaylanması sisteminin yaygınlaştırılmasını teklif etmek ve aday ülkeleri,
kamu alımları piyasalarında ulusal tercih tanıma uygulamasını bırakmaya
teşvik etmek niyetindedir.
-
Avrupa Birliği ve aday ülkeler
arasında sınırların kaldırılması, sadece özellikle iç pazar alanında mevzuatın
yakınlaştırılmasına yönelik çabaları değil, aynı zamanda buna paralel olarak,
Avrupa Birliği’nin dış sınırları haline gelecek olan kendi dış sınırları
üzerindeki kontrollerin takviye edilmesini de gerekli kılar. Örgütlü suçlara,
uyuşturucu ticaretine ve illegal göçe karşı mücadele bir zorunluluktur.
Birlik üyesi devletler, katılım tarihine kadar, kendi güvenlik tedbirlerine
eşdeğer tedbirlerin uygulamaya konulmuş olacağı konusunda güvenceye
sahip olmalıdırlar. Bu amaçla, üye devletleri ve aday ülkeleri birbirlerine
bağlayan, örgütlü suça karşı katılım öncesi paktın hedeflerinin somut eyleme
dönüştürülmesi önemlidir. Hem eğitim hem de ekipman temini bakımından Phare
programı kapsamında bu alanlardaki katılım öncesi yardım önemli ölçüde
arttırılmıştır.
-
Bulgaristan ve Romanya, ortak
vize listesinden çıkarılmayı bir çok kez talep etmişlerdir. Her iki ülke
de, üye devletlerin endişelerine cevap vermek için illegal göçe karşı sınır
kontrollerini ve diğer kontrol tedbirlerini güçlendirme ihtiyacının bilincindedirler.
Komisyon, müktesebata yaklaşma çabalarında Bulgaristan’ı ve Romanya’yı
desteklemeye devam edecektir. Bu çabalar, zaman içinde, üye devletlerin
bu talepleri kabul etmelerini sağlayacaktır. Bu arada, Komisyon, üye devletlerden,
vize verme işlemlerini hızlandırmalarını ve bazı yolcu kategorileri için
işlemlerin basitleştirilmesi üzerinde düşünmelerini isteyecektir.
-
Aday ülkelerin çevre alanındaki
müktesebat açısından durumlarının ciddiyeti, henüz politik bir önceliğe
dönüşmüş gibi görünmemektedir. Müktesebatın sınırlı ölçülerde aktarılması
ötesinde, aday ülkelerden çoğunun bu alandaki yatırımların finansmanı için
bir strateji belirlememiş olması bunun bir işaretidir. Bu bağlamda, Komisyon,
uluslararası güvenlik standartlarına uygun hale gelecek şekilde modernize
edilmeleri mümkün olmayan ve işletilmeye devam edilmeleri Avrupa’nın tamamı
için ciddî riskler getiren bazı nükleer enerji santrallarını, Nükleer Güvenlik
Hesabı Anlaşması’nda üstlenilmiş olan taahhütler gereğince ve Katılım Ortaklıkları’nın
öncelikleri çerçevesinde kapatmak için Litvanya, Bulgaristan ve Slovakya’da
spesifik programlar olmayışından çok endişelidir.
b) Topluluk müktesebatının
analitik izlenmesi
Lüksemburg Avrupa Konseyi
tarafından talep edildiği gibi, Komisyon, iki grup ülkeyle kendileriyle
müzakerelerin başlatılmış olduğu ülkeler ve kendileriyle müzakerelerin
henüz başlatılmamış olduğu ülkeler topluluk müktesebatının analitik izlenmesini
(“screening”) başlatmıştır. Bu izlemenin amacı, benimsenmesini kolaylaştırmak
için müktesebatı izah etmek ve aday ülkelerin bu konudaki zorluklarını
ölçmektedir. Aday ülkelerin hepsi, beklentilere yanıt vermiş olan bu çalışma
için yeterince hazırdılar. Topluluk mevzuatını benimseme ödevinin ötesinde,
tüm aday ülkeler, onun etkin ve verimli şekilde uygulanması için gerekli
yapıların oluşturulması ve takviye edilmesinde güçlüklerle karşı karşıyadır.
Kendileriyle müzakerelerin
başlatılmış olduğu ülkeler ile yapılan izleme
27 Nisan ve Ekim 1998’in
sonu arasında, Kıbrıs, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Polonya ve
Slovenya ile, toplam 31 müzakere faslından 16 tanesinin izlenmesi tamamlandı.
Malların serbest dolaşımı
ve dış ilişkiler hakkında yakında çıkacak olan raporlar hariç, bu fasıllardan
her biri hakkında izleme raporları hazırlanıp Konsey’e sunulmuştur. İzleleme
raporları, ileride güncelleştirme imkanı olması kaydıyla sunulmaktadır.
Örneğin, ileriki bir tarihte Kıbrıs Türk toplumunun müzakerelere katılması
halinde, Kıbrıs ile ilgili izleme raporu güncelleştirilebilir.
Ülkeler, açıklamalar almak
ve sorunları tesbit etmek için iki taraflı toplantılardan tam olarak istifade
ettiler. İki taraflı toplantılarda aldıkları ilk pozisyonlarda, başvuran
ülkeler müzakereler için şartların tümüyle bilincinde olduklarını gösterdiler,
müktesebatı aktarmada istekli olduklarını beyan ettiler ve geçiş dönemlerini
sınırlamaya uğraştılar. Ayrıca, katılım tarihine kadar pek az istisnayla
hazırlıkları tamamlamış olmayı beklediklerini vurgulayarak, ülkelerinin
yasal ve kurumsal hazırlık durumu konusunda bilgi vermekten hiç kaçınmadılar.
Şimdi hem yalın hem de daha karmaşık fasılları kapsamış bulunan inceleme
süreci, böylece, teşvik edici sinyaller verdi.
Kendileriyle müzakerelerin
henüz başlatılmamış olduğu ülkeler ile yapılan inceleme
3 Nisan 1998 tarihinde Komisyon,
kendileriyle müzakerelerin henüz başlatılmamış olduğu ülkeler ile, Topluluk
mevzuatının analitik bir incelemesine girişti: Bulgaristan, Letonya, Litvanya,
Romanya ve Slovakya.
Komisyon, büyük ölçüde öğretici
geçmiş olan çok-taraflı bir ilk aşamada bu beş ülkeyle müktesebatın 28
faslının incelenmesini daha yeni tamamlamıştır. Gelecek yılın başında incelenecek
olan Ortak Tarım Politikası hariç, müktesebatın tamamı yıl sonuna kadar
incelenmiş olacaktır.
1999’un ilk çeyreğinde iki
taraflı inceleme toplantılarında bu sorunların daha kesin bir tesbiti yapılacaktır.
İnceleme sürecinin bu iki taraflı bölümü tamamlandığında ve ancak o zaman,
Komisyon, her aday ülke için kesin bir bilanço çıkarabilecektir.
c) Katılım müzakerelerinde
ilerleme
5 Kasım tarihindeki Genel
İşler Konseyi toplantısında Birlik, şu beş ülkeyle, ilk esaslı müzakerelere
geçmeye karar verdi: Kıbrıs, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Polonya
ve Slovenya. Bu karar, incelenmiş olan yedi fasıl üzerinde başvuran ülkelerce
sunulmuş müzakere pozisyonlarına dayanıyordu. Söz konusu yedi fasıl şunlardı:
Bilim ve Araştırma; Telekomünikasyon ve Bilgi Teknolojisi; Öğretim ve Eğitim;
Kültür ve Görsel-işitsel politika; Sanayi politikası; Küçük ve Orta Boy
İşletmeler; Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası. Bu fasıllardan her
biri için ve başvuru sahiplerinden her biri için, Komisyon taslak ortak
pozisyonlar sundu.
Yedi fasıldan çoğu için,
başvuran ülkeler, müktesebatı kabul edebileceklerini ve katılım tarihine
kadar onu tam olarak uygulamak için gereken konumda olacaklarını belirtmişlerdir.
Başvuran ülkelerin pozisyonları, Macaristan için 1 Ocak 2002 tarihinde
ve diğerleri için 1 Ocak 2003 tarihinde Avrupa Birliği’ne katılacakları
varsayımına dayanıyordu.
Geçiş dönemleri için sadece
bir kaç talepte bulunuldu. Polonya, Macaristan ve Kıbrıs, telekomünikasyon
alanında kendi varsayımlarının ötesine geçen geçiş dönemleri talep ettiler.
Macaristan, kamusal telefon şebekelerinin tam serbestleştirilmesi için
31 Aralık 2002’ye kadar bir geçiş dönemi istedi. Polonya, mobil iletişim
için bazı frekans bantlarına tam erişimle ilgili olarak henüz belli olmayan
uzunlukta bir geçiş dönemi arzu etti. Kıbrıs, telekomünikasyon piyasasının
tam serbestleştirilmesi ve ulusal düzenleyici kurumunun tesis edilmesi
için 31 Aralık 2003’e kadar bir geçiş dönemi talebinde bulundu. Sanayi
politikası alanında, Macaristan, Avrupa Kömür ve Çelik müktesebatı
için, AKÇT Antlaşması’nın bitimine,31 Temmuz 202 tarihine kadar sürecek
6 aylık bir geçiş dönemi talep etti. Görsel-işitsel fasıl
çerçevesinde, Slovenya sınırlar ötesi televizyon yönergelerini tam olarak
uygulamak için iki yıllık bir geçiş dönemi, Çek Cumhuriyeti ise paralı
ve kablolu televizyon için 2005 yılına kadar bir geçiş düzenlemesi istedi.
10 Kasım tarihinde Birlik
tarafından sunulacak olan Ortak Pozisyonlar saklı kalmak şartıyla, pek
az problem arz eden bu yedi fasıl şu aşamada kapsamlı müzakereleri gerekli
kılmıyor. Uygun zamanda, bu fasıllar, müktesebatın gelişiminin ışığında
güncelleştirilmeli ve müzakerelerin genel çerçevesi içinde düşünülmelidir.
Diğer fasıllarda ise, pozisyonlarını açıklığa kavuşturmak için başvuru
sahipleriyle diyalog sürdürülmelidir (örneğin, geçiş dönemleri ve/veya
uygulama kapasitesiyle ilgili hazırlıklar için talepler).
Bu gelişmelere paralel olarak,
Komisyon, başvuran ülkeler ile müktesebatın analitik incelemesini
sürdürecek ve, uygun zamanda, taslak AB Müzakere Pozisyonlarını Konsey’e
sunacaktır. Komisyon bunu, 1999’un ilk yarısında Alman Dönem Başkanlığı
altında düzenlenecek olan vekil ve bakan düzeyindeki müzakere oturumlarına
yetişmesi için vaktinde yapacaktır.
d) Kıbrıs için özel
strateji
Lüksemburg Avrupa Konseyi,
Kıbrıs için, bazı hedef projelere ve bazı Topluluk programlarına ve ajanslarına
katılmasına ve ayrıca TAIEX tarafından sağlanan teknik yardımın kullanılmasına
dayanan özel bir katılım öncesi strateji kararlaştırdı. Kıbrıs, daha
şimdiden üç Topluluk programına katılmaktadır: Leonardo, Sokrates ve Avrupa
İçin Gençlik. Müktesebatı uygulama kapasitesini geliştirmek için, kısa
bir süre önce, TAIEX teknik yardımından da istifade etmiştir.
Bu bağlamda programlara katılma
imkanı onlara da açık olduğu halde, Kıbrıs Türk toplumunun temsilcileri
şimdiye kadar katılım sürecinde yer almamışlardır.
e) Türkiye için
Avrupa stratejisi
Lüksemburg Avrupa Konseyi
şöyle diyordu: “Onu her alanda Avrupa Birliği’ne yakınlaştırarak, Türkiye’yi
tam üyeliğe hazırlayacak bir strateji oluşturulması önemlidir. Bu strateji
Ankara Anlaşması’nın sağladığı imkanların geliştirilmesi unsurlarını içermelidir:;
Gümrük Birliği’nin yoğunlaştırılması; malî işbirliğinin uygulanması; yasaların
yakınlaştırılması ve Birlik müktesebatının benimsenmesi; her bir durum
için ayrıca karar verilmek üzere ülkenin bazı Topluluk programlarına ve
ajanslarına katılması.”
4 Mart 1998 tarihinde Komisyon,
gümrük birliğini derinleştirmeyi, tarım ve hizmet sektörlerine yaymayı
ve ayrıca telekomünikasyon ve bilgi toplumu, çevre, enerji ve ulaştırma
gibi alanlarda daha çok işbirliğini hedefleyen bir eylem programını Konsey’e
sundu. Avrupa stratejisinin uygulanması, Eylül 1998’de Komisyon ve Türk
makamları arasında yapılan derinlemesine görüşmelerin temelini oluşturdu.
Avrupa Stratejisi için malî
destek gereğini hatırlatan Cardiff Avrupa Konseyi, "stratejinin uygulanmasını
desteklemenin yolları üzerinde düşünmek ve bu amaçla uygun teklifler sunmak
yolunda Komisyon’un niyetini” not etti. 21 Ekim 1997’de Komisyon, Avrupa
stratejisi için malî destek konusunda iki teklifi Konsey’e sundu.
|