Türkiye'de yaşanan olaylar...

 
 Ana Sayfalar
BELGENET
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
KARMA BELGE (İçindekiler)
AB ANA SAYFA

TÜRKİYE - AB İLİŞKİLERİ

KARMA BELGE 
Aday ülkelerin katılım yönünde kaydettiği ilerlemeye ilişkin raporlar (1998)
 
 
VII. SONUÇLAR VE TAVSİYELER

1. Görüşler’in yayımlanmasından ve katılım sürecinin başlatılmasından bu yana, genişleme alanında hazırlık çalışması  önemli ölçüde  gelişmiştir. Avrupa Konseyi’nin talebi üzerine Komisyon tarafından sunulan raporlar, katılım yolunda aday ülkelerce katedilen mesafeyi ölçmektedir. Aday ülkeler, Avrupa Birliği’nin üye devletleri olarak gelecekteki statülerinin zorluklarına intibak etme çabalarını değişen derecelerde sürdürmüşlerdir.

Her bir aday ülkenin durumuna ilişkin değerlendirmesinde Komisyon, Kopenhag Avrupa Konseyi tarafından kabul edilmiş ve bir ekleme yapılmamış olan üyelik kriterleri temelinde, mümkün olan en objektif yaklaşımı izlemiştir. Hazırlık çabalarının, global ve kapsayıcı bir süreç çerçevesinde ve her bir aday ülkenin kendi özelliklerine  göre değerlendirilmesi çok önemlidir.

Geçen bir buçuk yılda aday ülkelerce kaydedilen ilerlemenin analizi, Komisyon’u, Temmuz 1997’de yapmış olduğu değerlendirmesini tadil etmeye götürmemektedir. Dolayısıyla, sunulan raporlar temelinde, Komisyon, 1998 sonu için, Avrupa Birliği Konseyi tarafından öngörüldüğü gibi “müzakerelerin yürütülmesi veya genişletilmesi konusunda” yeni tavsiyelerde bulunmayı gerekli görmemektedir.

2. Müzakerelerin gelecekte genişletilmesi açısından, Komisyon Letonya tarafından sağlanmış olan belirgin ilerlemeyi vurgulamak ister. Değişim ivmesi sürdürülürse, gelecek yıl, Letonya’nın Kopenhag ekonomik kriterlerini karşıladığını teyit etmek ve 1999’un bitiminden önce müzakereler açılmasını teklif etmek mümkün olabilir.

Litvanya da önemli ilerleme sağlamıştır. Ancak, bu ülkenin Kopenhag ekonomik kriterlerini yerine getirdiğinin kabul edilebilmesi ve böylece Komisyon’un müzakereler açılmasını teklif edebilmesi için, ilave tedbirler alınmalı ve bazı yeni kararlar pratikte test edilmelidir.

Seçimleri müteakip Slovakya’da ortaya çıkan yeni durum da, müzakereler açılması olasılığına izin vermektedir, fakat bunun için ülkenin kurumlarının düzenli, istikrarlı ve demokratik işleyişi teyit edilmelidir. Ayrıca, müzakereler açılmadan önce, Slovakya’nın ekonomik durumunu düzeltmek için tedbirler aldığını ve ekonominin işleyişinde daha fazla şeffaflık sağladığını teyit etmek gerekli olacaktır.

Bulgaristan makroekonomik istikrarın sağlanmasında kayda değer ilerleme elde etmiştir ve henüz erken bir aşamada oldukları halde, uygulanmakta olan reformlar ülkenin uluslararası rekabet gücünün düzelmesine yardım etmektedir. Romanya, Görüş’ten bu yana yeni ilerleme kaydetmemiştir ve ekonomik durumu kaygı vericidir. Reformları hızlandırmak ve ülkeyi tekrar doğru yola sokmak için, AB’nin ve uluslararası toplumun desteğiyle, sürekli çabalara gerek vardır.

3. Raporlar, başta Slovenya ve Çek Cumhuriyeti olmak üzere kendileriyle müzakerelerin sürdüğü bazı devletlerde müktesebatın aktarılma ve uygulanma temposunda kaygı verici bir yavaşlama olduğunu gösteriyorlar. Eğer bu durgunluk devam ederse, orta vadede gelecekteki üye devletler olarak yükümlülüklerini yerine getirmekte bu ülkelerin kapasitesi için bir sorun yaratabilir.

4. Dolayısıyla, öyle görünmektedir ki, üyelik için ekonomik kriterler bakımından her bir ülkenin durumu ne olursa olsun, Topluluk müktesebatının benimsenmesiyle ilgili olarak “içerdekiler” ve “dışardakiler” arasındaki fark, izlemenin de gösterdiği gibi, çok önemli değildir. Bu husus, katılım sürecinin global ve kapsayıcı niteliğini ortaya koymaktadır. Gerçekten, uygun zamanda, Avrupa Birliği müzakereleri yeni aday ülkelere genişletmeye karar verdiğinde, bu ülkeler, sürmekte olan müzakerelere benzer bir hazırlık düzeyinde entegre olmakta büyük güçlük çekmeyeceklerdir. Birlik’in her bir aday ülkeyle ilişkilerinin temeli olmaya devam eden Avrupa Anlaşması organlarının, Topluluk müktesebatının benimsenmesinin düzenli olarak izlendiği imtiyazlı çerçeve olarak kalmasını sağlamak önemlidir.

5. Orta ve Doğu Avrupa ülkeleriyle aynı kriterlere göre Türkiye’nin durumunun izlenmesi üyeliğin politik kriterleri açısından bu aday ülkenin farklı bir özellikte olduğunu göstermektedir. Avrupa Birliği, ekonomik reformunda ve topluluk müktesebatını benimsemesinde bu ülke için yardımını Avrupa stratejisi kapsamında  geliştirmeye isteklidir. Fakat, demokrasiyi güçlendirmek ve insan ve azınlık haklarını korumak acil  ihtiyacı açısından durumun iyileştirilmesi sorumluluğu tamamıyla Türkiye’nindir.

6. Malta’nın katılım sürecindeki ülkeler arasına geri dönme arzusunu belirtmesi, ki bu arzu ancak memnuniyetle karşılanabilir, önümüzdeki aylarda müzakerelerin bu ülkeyi de içine alacak şekilde genişletilmesi hakkında 1993 tarihli Görüş’ün güncellenmesi temelinde takip edilmelidir.

7. Avrupa Konferansı, bu aşamada, üye devletleri ve aday ülkeleri bir araya getirerek, genişleme çabası için genel çerçeveyi sunmaya devam etmelidir. Konferans’ın kapsamının ve mahiyetinin çok erken genişletilmesi, diğer uluslararası kurumlar ile  bir örtüşmeye yol açabilir ve böylece, genişleme sürecini sulandırırken, Konferans’ın değerini azaltabilir.

8. Sonuç olarak, aday ülkelerin katılma sürecindeki ve müzakerelerdeki yeri ne olursa olsun, Avrupa Konseyi’ne iletilen raporların verdiği en önemli ders, eğer sürelere uyulacaksa, katılıma hazırlanma temposunun hızlandırılması gerektiğidir. Girişilen hazırlık tedbirleri, şimdi, AB’nin bu ülkelere yardımını ve daha sonra da ilk katılımların takvimini belirlemelidir. Dolayısıyla, her bir adayın üyelik için ilerlemesinin mümkün olan en objektif ölçümünü garanti etmek gereklidir. İşte bu nedenle Komisyon, eğer uygun olursa müzakerelerin yürütülmesi veya genişletilmesi üzerine kararlar alabilmesi için gelecek yılın sonunda Konsey’e yeni ilerleme raporları sunmak niyetindedir.
 


KAYNAK: AVRUPA KOMİSYONU TÜRKİYE TEMSİLCİLİĞİ
(8 EYLÜL 2000) 
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş