I - GİRİŞ
Yeni bin yıla yaklaşırken, Avrupa Birliği, tarihindeki en büyük genişlemeye
hazırlanmaktadır. Gelecek yüzyılın başlarında, Avrupa'yı yirminci yüzyılın
çatışma ve bölünmelerinden çok farklı şartlarda yeniden birleştirmek mümkün
olacaktır. Paylaşılan idealler ve ortak politik, ekonomik ve sosyal davranış
kuralları temelinde, şimdiki üye devletler ve aday ülkeler daha geniş bir
Birlik içinde birleşmeyi seçebilecektir Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri, Malta,
Kıbrıs ve Türkiye değişim için kararlı olduklarını ve değişim kapasitesini
taşıdıklarını göstermiştir. Bu ülkelerin ekonomileri, giderek artan bir
şekilde Birlik'in ekonomisiyle bütünleşmekte ve Parlamentolar, hükümetler,
kamu ve özel sektörler tarafından AB üyeliğine hazırlanmak için büyük gayretler
sarfedilmektedir. AB, bu gayretleri aktif biçimde desteklemektedir ve yeni
üyelerin katılımı için kendi finansal ve kurumsal düzenlemelerini yapmak
amacıyla gerekli adımları atmaya başlamıştır.
Son yıllarda, AB, iç pazarı tamamlarken ve ekonomik ve parasal birliği
başlatmaya hazırlanırken, aynı zamanda, ekonomik durgunluk ve artan işsizlik
sorunuyla da uğraşmak zorunda kalmıştır. Bu içe yöneliş nedeniyle, Birlik,
aşırı derecede içe dönük olmakla ve henüz genişleme sürecinde içinde bulunmayan
veya AB'nin aday olmayan Avrupa ülkeleriyle istediği türden bir ilişki
içinde bulunmayan ülkeler için üyelik perspektifi gibi, daha geniş jeopolitik
konulara eğilmemekle eleştirilmiştir. Birlik, şimdi, Avrupa kıtasındaki
ilişkilerin gelecekteki düzeniyle ilgili daha geniş konulara eğilmeye hazırdır.
Genişleme üzerine Düzenli Raporları'nı sunmakla, Komisyon bu daha geniş
tartışmaya katkıda bulunma fırsatını kullanmıştır.
AB genişlemesi fikri, geçtiğimiz yıl yeni bir ivme kazanmıştır. Kosova
bunalımının en önemli derslerinden biri, Avrupa çapında barış ve güvenliği,
demokrasi ve hukukun üstünlüğünü, büyümeyi ve refahın temellerini kurma
ihtiyacıdır. Genişleme bunu yapmanın en iyi yoludur. Şimdi, genişlemenin
stratejik boyutuna ilişkin daha büyük bir bilinç vardır. Komisyon, bu yeni
bilinci, genişleme sürecini ilerletmek için kullanmayı arzu etmekte ve
kararlı ve cesur hareket etme çağrısında bulunmaktadır.
Komisyon, genişleme sürecinde, birbiriyle potansiyel olarak çatışan
iki hedef olduğunun farkındadır: hız ve kalite. Hız gereklidir çünkü, aday
ülkelerin beklentilerine uygun olarak, genişleme hazırlıklarında daha büyük
ivme için bir fırsat penceresi vardır. Kalite yaşamsaldır çünkü AB, kısmî
üyelik değil, tam haklar ve sorumluluklar icra eden yeni üyeler istemektedir.
Bu ilkenin terk edilmesi, içeride ciddî gerilimler yaratır, AB'nin verimliliğine
engel olur ve halkın güvenini zedelerdi.
Söz konusu olan, doğru dengenin bulunması, kaliteyi feda etmeksizin
hızın korunmasıdır. Komisyon'un tavsiyelerine işte bu temel düşünce yön
vermektedir.
Avrupa Birliği Konseyi'nin isteği üzerine, Komisyon, her aday ülkenin
Kopenhag kriterlerini karşılamada kaydettiği ilerlemeye ilişkin raporlar
hazırlamıştır. Haziran 1999'da Köln'de düzenlenen Avrupa Birliği Konseyi,
1997 Lüksemburg sonuçlarına dikkat çekmiştir: "Yeni müzakereler açılması
hakkında kararlar, ancak, Kopenhag AB Konseyi'nin belirlediği kriterler
temelinde alınabilir. Konsey, aynı zamanda, henüz kendileriyle müzakerelere
başlanmamış olan başvuru sahibi ülkeler için katılım perspektifine verilen
önemi vurgular."
Bu nedenle, Konsey, Komisyon'u, bundan sonraki ilerleme raporlarında
"tüm başvuru sahibi ülkeler için bu perspektifin berraklaştırılmasına yardım
edebilecek tedbirler üzerinde düşünmeye" davet etmektedir. Komisyon, belgede
ortaya konulan katılım stratejisi için tekliflerde bulunarak, davete yanıt
vermiştir.
Katılım stratejisi, sadece, bu belgeye eşlik eden bireysel ülke raporlarındaki
analizine değil, aynı zamanda, bütün aday ülkeleri ya da bazılarını ilgilendiren
sorunların analizine dayalıdır. Müzakerelerin açılması, yürütülmesi ve
AB'nin ilk katılıma veya katılımlara hazır olacağı bir tarih belirlenmesi
için teklifler ortaya koymaktadır.
Birlik'in genişlemesi, üye devletlerin sayısının artabilmesi için önceden
ele alınması gereken kurumsal reformla ilgili içsel sorunlar ve genişlemiş
bir Birlik'in komşularıyla ilişkilerinin yeniden tanımlanmasıyla ilgili
dışsal sorunlar getiren karmaşık bir girişimdir. Şimdiden aday konumunda
olan onüç ülkeden başka, Birlik, geleceğin çok farklı görüşleri üzerine
dayalı başka komşularla çok yakın ilişkilere de sahiptir. Avrupa Birliği'nin
bütün komşularını içine alan kesin ve net sınıflamalar yapmak mümkün olmasa
da, üyelik ehliyetleri ve arzuları temelinde farklı ülke grupları belirlenebilir.
İsviçre ve Norveç gibi ülkeler, bütün üyelik kriterlerini şimdiden karşılamakta
fakat halen üyeliği arzu etmemektedir.
Eski Yugoslavya'nın ülkeleri ve Arnavutluk, AB üyeliğini arzu etmektedirler
fakat kriterleri karşılamanın çok uzağındadır. Bölgesel işbirliği yoluyla
hem politik hem de ekonomik sorunların çözülmesine dayanması gereken, bölge
için bir istikrar stratejisi uygulamak üzere Birlik ve kendi aralarında
beraberce çalışmaları şartıyla, Birlik onlara gelecekte üyelik perspektifini
sunmaya hazırdır.
AB, genişlemesinin yakından etkileyeceği doğudaki ve güneydeki diğer
komşularıyla ilişkilerini de geliştirmelidir. 25 veya 30 üye devletli genişlemiş
bir Birlik'in komşularıyla çalışabilmesinin yeni yollarını bulmalıyız.
Ukrayna ile olduğu gibi, Rusya ile olan ilişki, kıtanın geleceği bakımından
temel önemdedir. Fakat, güneye ve elbette Magrip ülkelerine karşı da sorumluluklarımız
vardır. Genişleyen Birlik kendi kıtasının istikrarına olduğu gibi, Afrika'nın
istikrarına da katkıda bulunmalıdır.