Türkiye'de yaşanan olaylar...

 
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
.İlgili Sayfalar
KARMA BELGE (İçindekiler)
AB ANA SAYFA

KARMA BELGE
Aday ülkelerin katılım yönünde kaydettiği ilerlemeye ilişkin raporlar (1999) 

II - DURUM

1. Katılım öncesi strateji

Genişleme için hazırlanmak, her alanda değişimi gerekli kılacak olan bir konudur. Birlik, gelecekteki finansman yapısı hakkında geniş kapsamlı kararlar almış ve önümüzdeki yüzyılın başlarında yeni üyeler kabul edebilmesini mümkün kılacak kurumsal kararları almak üzere bir Hükümetler Arası Konferans düzenlemeye karar vermiştir. Belgenin bu bölümünde, Komisyon, katılım öncesi stratejideki durumu kısaca sunmaktadır. Orta ve Doğu Avrupa'nın aday ülkelerinin karşılaştıkları sorunların boyutu dikkate alınarak, katılım öncesi strateji en fazla onlarda gelişmiştir. Kıbrıs ve Malta ile izlenen strateji tedricen düzene koyulmaktadır. Bugüne kadar, Türkiye ile izlenen strateji, bu ülkenin özel durumunu yansıtan spesifik bir strateji olmuştur.

a) Orta ve Doğu Avrupa aday ülkeleri

Son on yılda, Orta ve Doğu Avrupa'nın aday ülkelerinin politik ve ekonomik durumlarında muazzam değişimler olmuştur. Hükümetler ve genel olarak halk, kısa vadedeki fedakârlıkların daha iyi bir geleceğe yapılan uzun vadeli bir yatırım anlamına geldiği inancıyla, eski sistemi, serbestleşme ve açık piyasalar lehine terk etmek için zor ve cesur kararlar almıştır. Yapılmakta olan yapısal reformlar katılım için çok gerçek bir hazırlık teşkil etmektedir fakat bu ülkelerin, gelecek yüzyılın ilk yıllarında üye devletler olarak hareket edebileceklerini garanti etmek için kendi başına yeterli değildir. Bu nedenle, AB, Aralık 1997'deki Lüksemburg Konseyi'nin tarafından kararlaştırılan güçlendirilmiş katılım öncesi strateji yoluyla, bu ülkelerin daha yoğun bir hazırlık yürütmelerine aktif biçimde yardımcı olmuştur.

Katılım öncesi strateji, malî yardımla birlikte, öncelikler belirlenmesini ve tarama yoluyla müzakerelerin hazırlanmasını içerir. Katılım öncesinde Birlik Müktesebatı ile uyumlulaşarak gelecekteki üyeliklerine hazırlanmaları için aday ülkelere yardım eder. Katılım Ortaklıkları, Avrupa Anlaşmaları ve Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin Topluluk programlarına ve kuruluşlarına katılımı üzerinde yoğunlaşır.

Katılım Ortaklıkları katılım öncesi stratejinin başlıca aracıdır. Üyeliğe hazırlanmak için yerine getirilecek temel kısa ve orta vadeli öncelikleri ortaya koyarlar. Ayrıca, bu önceliklere destek olmak için AB'nin vereceği malî yardımları (2000 yılından itibaren yılda 3 milyar Euro'dan fazla) ve bu yardımların koşullarını gösterirler. AB, Katılım Ortaklığı Yönetmeliği'nde yer alan, Kopenhag kriterlerini yerine getirmek yeterince ilerleme olmaması haline veya Avrupa Anlaşması yükümlülüklerinin yerine getirilememesine atıf yapan koşulluluk maddesini uygulamak zorunda kalmamıştır. Ancak, bazı ülkelerin bu husustaki durumu yakından izlenmektedir. Düzenli raporlarda sunulan analizin ışığında Katılım Ortaklıkları'nı tadil etmeye yönelik teklifler, Düzenli Raporlar ile aynı zamanda, Komisyon tarafından Konsey'e sunulmaktadır.

Her ülke, katılım önceliklerinin uygulanması için öngörülen kaynakları (beşerî, malî) ve takvimi gösteren, Müktesabatın benimsenmesi için bir ulusal program hazırlamıştır. Katılım Ortaklığı önceliklerine ek olarak, başvuran ülkelerin çoğu, katılım için kendi önceliklerini tanımlamışlardır. Her programla ilgili değerlendirmesi, düzenli rapora eklenmiştir.

Avrupa Anlaşmaları, katılım öncesi stratejinin önemli bir unsuru olmaya devam etmektedir. Avrupa Anlaşmaları kurumlarının işleyişleri, katılım öncesi süreci daha iyi izlemek amacıyla uyarlanmıştır. Özellikle, 1999 yılında, Ortaklık Konseyleri, Komiteleri ve alt-komitelerinin gündemleri, her aday ülkeyle birlikte, Katılım Ortaklığı önceliklerinin nasıl uygulanmakta olduklarını sistematik tarzda incelemek için yeniden yönlendirilmiştir. Aday ülkeler ile alt-komitelerin, katılım öncelikleri üzerinde yoğunlaşacak şekilde yeniden yapılandırılması kararlaştırılmıştır. Bu yeni yapı, daha yakından izlemeyi kolaylaştırmalıdır. Avrupa Anlaşmaları taraflarının yükümlülüklerine gönderme yapılan Adalet Divanı davalarının sayısındaki artışın da gösterdiği gibi, Avrupa Anlaşmaları'nın şirketler ve bireyler için gerçek hukuksal ortamın bir parçası haline geldiğini gözlemek ilginçtir.

Lüksemburg Avrupa Birliği Konseyi, güçlendirilmiş katılım öncesi stratejinin bir parçası olarak, ortak ülkeleri ve vatandaşlarını AB politika ve çalışma yöntemleriyle tanıştırarak, katılım için yararlı bir hazırlık olarak, Topluluk programlarına katılımın önemini vurgulamıştı. Orta ve Doğu Avrupalı tüm aday ülkeler, başta öğretim, meslekî eğitim, gençlik, kültür, araştırma, enerji, çevre, küçük ve orta boy işletmeler ve halk sağlığı olmak üzere, Topluluk programlarına katılmaktadır. Kıbrıs'ın katıldığı bazı Topluluk programlarına Malta ve Türkiye henüz katılmamaktadır.

Aday ülkelerin ekonomilerini modernleştirmenin ve altyapılarını Müktesebat ile uyumlulaştırmanın maliyeti yüksektir. Bu maliyetler, esas olarak özel sektör tarafından karşılanacak, fakat sürekli kamusal yatırım programlarını da gerekli kılacaktır. AB, geçiş sürecinin başlangıcından beri aday ülkelere finansman ve uzmanlık yardımı sağlamıştır. Bütünleşme temposu hızlandıkça, Birlik, katılım öncesi yardımını yılda 3 milyar Euro'nun üzerine çıkarmaya karar vermiştir. 2000 yılından itibaren, Phare programının yanısıra, Yapısal Fonlar ile aynı çizgide tasarlanan iki yeni araç devreye girecektir: ulaştırma ve çevre alanlarındaki yatırımlara yılda 1 milyar Euro'dan fazla fon tahsis edecek olan ISPA ve tarımsal ve kırsal kalkınmaya yılda 500 milyon Euro'dan fazla fon tahsis edecek olan SAPARD.

Phare programı onuncu yılına girmiştir. Demokrasiye ve piyasa ekonomisine geçişi desteklemenin ilk yıllarından sonra, bu program, şimdi katılıma yönelik bir araç olacak şekilde yeniden biçimlendirilmiştir. 1.5 milyar dolar tutarında yıllık bir bütçeyle Müktesebat alanında kurum inşası ve yatırım harcamalarının finanse edilmesine katkıda bulunmaktadır. Bu iki alan, kaynakları, aday ülkelerin karşı karşıya oldukları başlıca mücadele alanlarında yoğunlaştırmak üzere seçilmiştir.

Kurumsal Yapılanma, Müktesebatı uygulamaya yönelik idarî ve adlî kapasitelerini güçlendirmede adaylara yardım eder. Üye devletlerdeki bakanlıklar, bölgesel organlar, kamu kurumları ve meslek örgütlerinden görevlilerin aday ülkelerdeki muadil organlara uzun süreli olarak gönderilmesi anlamına gelen eşleştirme yoluyla aday ülkelere yardım etmek için Komisyon önemli miktarda beşerî ve malî kaynakları harekete geçirmiştir. Bu yöntem, teknik ve idarî bilgi birikiminin uygulamalı bir şekilde aktarımını sağlayacaktır. Tarım, finans, çevre, adalet ve içişleri gibi temel alanlarda çalışmak üzere daha şimdiden yüzden fazla eşleştirme danışmanı seçilmiştir (ayrıntılar için bkz. Ek 4). Gerekli uzmanlığın eşleştirme yoluyla harekete geçirilemediği durumlarda, başka yollar yanında TAIEX yoluyla Müktesebat hakkında teknik danışmanlık sağlanması veya merkezî ve bölgesel düzeyde kamu yönetimi için eğitim olanakları geliştirilmesi gibi başka teknik yardım şekilleri kullanılmaktadır.

Müktesebat konusunda yatırımların Phare yoluyla ortaklaşa finanse edilmesi, aday ülkelerin, Müktesebatı uygulamalarına, imkan verecek altyapıyla donatılmasına katkıda bulunmaktadır. Örnek vermek gerekirse, Phare, Çek Cumhuriyeti'nde test laboratuarlarının donatılmasını, Polonya'nın doğu sınırının bilgisayarlı sisteme geçirilmesini ve hijyen ve denetim standartlarında AB düzeyine erişilmesi için sütçülük sektörünün modernleştirilmesini finanse etmektedir. 2000 yılından başlayarak, Phare, yıllık bütçesinin bir kısmını bölgesel kalkınma ve toplumsal kaynaşma konularına ayıracak, böylece AB politikası ve metodolojisi ile uyumlu ulusal kalkınma planları hazırlanmasında aday ülkelere yardım edecektir. Bu süreç, ekonomik kalkınmanın hızlanmasına ve üyelik sonrasında Yapısal Fonlar'a katılım için yumuşak bir geçiş sağlanmasına yardımcı olacaktır.

Phare, aday ülkelerin malî ihtiyaçlarının ancak çok küçük bir kısmını karşılayabilir fakat katılım öncesi yardım, Avrupa Yatırım Bankası (AYB) ve uluslararası malî kurumlar tarafından girişilen operasyonların finanse edilmesine katkıda bulunarak bir katalizör olarak işlemeye devam edebilir. Komisyon ve uluslararası malî kurumlar arasında 1998 yılında imzalanan bir Mutabakat Muhtırası, ilgili malî araçlar arasında koordinasyonu arttırmayı ve ortak finansman fırsatları belirlemeyi hedefliyor. Ulaştırma ve çevre alanlarındaki yatırım projeleri için 1998-1999 yıllarında 1.8 milyar Euro'dan fazla finansman katkısı sağlanmıştır (Phare'den 250 milyon Euro, uluslararası malî kurumlardan 1.55 milyar Euro). Bu rakam, 1:6'lık bir oran teşkil etmektedir. Avrupa Yatırım Bankası, AB'nin politika hedeflerine ulaşmak için Komisyon ile yakın işbirliği içinde çalışmaktadır. Orta ve Doğu Avrupa ve Kıbrıs'ta ödünç verme faaliyetleri için, Ocak 1997-Ocak 2000 döneminde kullanılabilir olan AYB kaynakları 7 milyar Euro tutarındadır.

b) Kıbrıs ve Malta

Kıbrıs ve Malta ile ilişkiler, Ortaklık Anlaşmaları'na dayalı olmakla beraber son yıllarda hafifçe farklı yollar izlemiştir. Lüksemburg'daki AB Konseyi tarafından, Kıbrıs'a özel bir katılım öncesi strateji kararlaştırıldı. Bu strateji, TAIEX hizmetlerine erişim olanağını, Topluluk programlarına ve adlî ve idarî kapasiteyi güçlendirmeyi hedefleyen bazı özel projelere ve adalet ve içişleri alanında başka projelere katılımı öngörmektedir. Katılım öncesi stratejiyi daha ileriye götürmek amacıyla, Komisyon, Kıbrıs için bir Katılım Ortaklığı teklif etmiş ve yetkili makamlardan, müktesebatın benimsenmesi için bir Ulusal Program hazırlanmasını istemiştir.

Malta'nın AB üyeliği başvurusunu yenilemesini üzerine, Konsey, Komisyon'u Malta için bir katılım öncesi stratejiyle ilgili teklifler sunmaya ve tarama işlemine başlanması için onay vermeye davet etti. Bu süreç Şubat 1999'da başladı. Haziran 1999'da, Konsey, Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri ve Kıbrıs ile sürmekte olan çok taraflı politik diyalog kapsamına Malta'yı da almayı kabul etti. Kıbrıs için olduğu gibi, Komisyon, Malta için de bir Katılım Ortaklığı hazırlamaya karar vererek, Malta'nın yetkili makamlarından, müktesebatın benimsenmesi için bir Ulusal Program hazırlamalarını istemiştir.

Komisyon, Kıbrıs ve Malta ile ilgili olarak , yıl sonunda süresi dolacak olan Malî Protokoller'in, Katılım Ortaklığı'nın önceliklerinin yerine getirilmesine malî katkı sağlayacak olan özel bir Malî Yönetmelikle değiştirilmesini önermektedir.

2. Tarama (Screening)

Komisyon, Nisan 1998'de, önce AB mevzuatını açıklamak için, Orta ve Doğu Avrupa'nın aday ülkeleri ve Kıbrıs ile Müktesebatın analitik bir incelemesini (çoktaraflı tarama) başlattı .

Amaç, kendileriyle müzakereler başlatılmış olan altı ülkeyle (bkz. aşağıda), müzakerelerde ele alınması gereken problem olabilecek alanları belirlemekti (iki taraflı tarama). Bunun 1999 sonuna kadar tamamlanması öngörülmektedir.

Bu çalışmanın hedefi henüz müzakerelerin başlatılmadığı beş ülkeyle, Müktesebatın daha iyi anlaşılması ve kademeli olarak benimsenmesini kolaylaştırarak, bu ülkelerin katılım hazırlıklarını hızlandırmaktır. İki taraflı tarama, Müktesebatın benimsenmesi ve uygulanmasında katılım öncesi yardımın zorlukların aşılmasına katkıda bulunabileceği alanların belirlenmesine yardım etmiştir. İki taraflı taramanın da 1999 sonuna kadar tamamlanması öngörülmektedir.

Şubat 1999'da Malta ile bir tarama çalışması başlatıldı.

Oluşan yeni müktesebatı sunmak için zaman zaman yeni tarama toplantıları düzenlemek gerekli olacaktır.

3. Katılım müzakereleri

Macaristan, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Slovenya ve Kıbrıs ile 31 Mart 1998'de katılım müzakereleri resmen başlatıldı. Müzakereler için yönelimler, Lüksemburg'da AB Konseyi tarafından belirlendi: bu ülkelerle müzakereleri başlatma kararı, müzakerelerin aynı zamanda tamamlanacağı anlamına gelmemektedir. Başvuran ülkelerden her biri, hazırlık derecesine bağlı olarak, kendi temposunda ilerleyecektir. Her aday ülkenin kendi durumuna göre değerlendirilmesi ve üyelik yükümlülüklerini karşılayabilecek hale geldiğinde katılması ana ilkedir.

Müzakereler, Müktesebatın bütün alanlarını kapsayan 31 başlık temelinde, üye devletler ve her başvuran ülke arasındaki iki taraflı katılım konferanslarıyla yürütülmektedir. 31 başlıktan 7'si üzerinde bakanlar düzeyindeki müzakereler, 10 Kasım 1998 tarihinde başladı. Bu başlıklar şunlardır: bilim ve araştırma, öğretim ve eğitim, küçük ve orta boy işletmeler, kültür ve görsel-işitsel politika, telekomünikasyon, endüstriyel politika, ortak dışişleri ve güvenlik politikası. 1999'un ilk altı ayında 8 yeni müzakere başlığı açıldı: şirketler hukuku, istatistikler, tüketici ve sağlık koruma, balıkçılık, rekabet politikası, malların serbest dolaşımı, gümrük birliği ve dış ilişkiler.

Eylül 1999 sonuna kadar açılan 15 başlıktan 7' si (istatistikler, telekomünikasyon, endüstriyel politika, tüketici koruma, araştırma, küçük ve orta boy işletmeler, öğretim ve eğitim) bütün ülkelerle geçici olarak kapatılmıştır. Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve Slovenya için balıkçılık da geçici olarak kapatılmıştır. Kıbrıs için, üç diğer başlık geçici olarak kapatılmıştır: kültür ve görsel-işitsel politika, dış ilişkiler ve gümrük birliği.

Konsey Başkanlığı, 1999'un bitmesinden önce, aşağıdaki 8 başlık üzerinde müzakereleri başlatmayı planlamaktadır: sosyal politika, Ekonomik ve Parasal Birlik, sermayenin serbest dolaşımı, enerji, ulaştırma, vergilendirme, hizmet sunma özgürlüğü ve çevre. Bundan sonraki Başkanlık ise, Haziran 2000 sonuna kadar, geri kalan 7 başlıkla ilgili müzakereleri açmayı planlamaktadır: tarım, bölgesel politika, kişilerin serbest dolaşımı, adalet ve içişleri, malî denetim, malî ve bütçeyle ilgili hükümler ve kurumlar. Son başlık, ancak AB'nin içsel kurumsal reformu gerçekleştikten sonra ele alabilecektir. Bu başlıkların hepsi açıldıktan sonra, en zorlu müzakere sorunlarını belirlemek mümkün olacaktır.

4. Türkiye

1997'deki Lüksemburg AB Konseyi, Türkiye'yi genişleme sürecine katmak istediğini belirtti ve Konsey Başkanlığı 1999'un ilk yarısında bu süreci ileriye götürmek için ciddî çabalar harcadı. AB, Türkiye için özel bir Avrupa stratejisi geliştirdi ve Ekim 1998'de Komisyon, stratejiyi yılda 50 milyon Euro tutarında bir malî paketle desteklemek üzere tasarlanan ve hala Avrupa Parlamentosu'nda bekleyen iki teklif ortaya koydu.

Türkiye, bir aday ülke olma arzusunu ifade etmiştir ve öyle kabul edilmelidir. Bugüne kadar, Türkiye için Avrupa stratejisi, diğer aday ülkelere kıyasla daha dar bir çerçevede ele alındı. Özellikle, uyumlulaşma sürecine destek olabilecek AB malî yardımı kısıtlı kaldı. Köklü reformları teşvik etmek için, bir adım atma ve Türkiye ile ilgili stratejiyi daha da geliştirme zamanı gelmiştir. Bu stratejinin ülkenin mevcut durumuyla bağlantılı spesifik özellikleri muhafaza edilerek, ileride diğer aday ülkeler ile izlenen stratejiye daha fazla yaklaştırılabilir.

5. Avrupa Konferansı

Avrupa Konferansı, tüm katılımcıları ortaklaşa ilgilendiren konularda siyasî istişare için bir forumdur, ancak maalesef bugüne kadar Türkiye, katılması için yapılan tüm davetleri geri çevirmiştir. Konferans, diğer Avrupa ülkeleri arasında ilgi uyandırmaya devam etmektedir. Aralık 1998'de AB Konseyi'nin belirttiği gibi, Avrupa Konferansı'nın gelecekteki rolü ve üyelik yapısı, Helsinki AB Konseyi'nde ele alınmalıdır. Türkiye'nin bundan sonra Avrupa Konferansı'na katılarak tam ve aktif bir üye olması ve böylece muhtemelen çalışma yöntemlerinde bazı iyileştirmelerle, Konferans'ın planlandığı şekilde işlemesine imkan vermesi beklenmektedir. 
 


KAYNAK: AVRUPA KOMİSYONU TÜRKİYE TEMSİLCİLİĞİ
(8 EYLÜL 2000) 
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş