II - DURUM
1. Katılım öncesi strateji
Genişleme için hazırlanmak, her alanda değişimi gerekli kılacak olan
bir konudur. Birlik, gelecekteki finansman yapısı hakkında geniş kapsamlı
kararlar almış ve önümüzdeki yüzyılın başlarında yeni üyeler kabul edebilmesini
mümkün kılacak kurumsal kararları almak üzere bir Hükümetler Arası Konferans
düzenlemeye karar vermiştir. Belgenin bu bölümünde, Komisyon, katılım öncesi
stratejideki durumu kısaca sunmaktadır. Orta ve Doğu Avrupa'nın aday ülkelerinin
karşılaştıkları sorunların boyutu dikkate alınarak, katılım öncesi strateji
en fazla onlarda gelişmiştir. Kıbrıs ve Malta ile izlenen strateji tedricen
düzene koyulmaktadır. Bugüne kadar, Türkiye ile izlenen strateji, bu ülkenin
özel durumunu yansıtan spesifik bir strateji olmuştur.
a) Orta ve Doğu Avrupa aday ülkeleri
Son on yılda, Orta ve Doğu Avrupa'nın aday ülkelerinin politik ve ekonomik
durumlarında muazzam değişimler olmuştur. Hükümetler ve genel olarak halk,
kısa vadedeki fedakârlıkların daha iyi bir geleceğe yapılan uzun vadeli
bir yatırım anlamına geldiği inancıyla, eski sistemi, serbestleşme ve açık
piyasalar lehine terk etmek için zor ve cesur kararlar almıştır. Yapılmakta
olan yapısal reformlar katılım için çok gerçek bir hazırlık teşkil etmektedir
fakat bu ülkelerin, gelecek yüzyılın ilk yıllarında üye devletler olarak
hareket edebileceklerini garanti etmek için kendi başına yeterli değildir.
Bu nedenle, AB, Aralık 1997'deki Lüksemburg Konseyi'nin tarafından kararlaştırılan
güçlendirilmiş katılım öncesi strateji yoluyla, bu ülkelerin daha yoğun
bir hazırlık yürütmelerine aktif biçimde yardımcı olmuştur.
Katılım öncesi strateji, malî yardımla birlikte, öncelikler belirlenmesini
ve tarama yoluyla müzakerelerin hazırlanmasını içerir. Katılım öncesinde
Birlik Müktesebatı ile uyumlulaşarak gelecekteki üyeliklerine hazırlanmaları
için aday ülkelere yardım eder. Katılım Ortaklıkları, Avrupa Anlaşmaları
ve Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin Topluluk programlarına ve kuruluşlarına
katılımı üzerinde yoğunlaşır.
Katılım Ortaklıkları katılım öncesi stratejinin başlıca aracıdır.
Üyeliğe hazırlanmak için yerine getirilecek temel kısa ve orta vadeli öncelikleri
ortaya koyarlar. Ayrıca, bu önceliklere destek olmak için AB'nin vereceği
malî yardımları (2000 yılından itibaren yılda 3 milyar Euro'dan fazla)
ve bu yardımların koşullarını gösterirler. AB, Katılım Ortaklığı Yönetmeliği'nde
yer alan, Kopenhag kriterlerini yerine getirmek yeterince ilerleme olmaması
haline veya Avrupa Anlaşması yükümlülüklerinin yerine getirilememesine
atıf yapan koşulluluk maddesini uygulamak zorunda kalmamıştır. Ancak, bazı
ülkelerin bu husustaki durumu yakından izlenmektedir. Düzenli raporlarda
sunulan analizin ışığında Katılım Ortaklıkları'nı tadil etmeye yönelik
teklifler, Düzenli Raporlar ile aynı zamanda, Komisyon tarafından Konsey'e
sunulmaktadır.
Her ülke, katılım önceliklerinin uygulanması için öngörülen kaynakları
(beşerî, malî) ve takvimi gösteren, Müktesabatın benimsenmesi için bir
ulusal program hazırlamıştır. Katılım Ortaklığı önceliklerine ek olarak,
başvuran ülkelerin çoğu, katılım için kendi önceliklerini tanımlamışlardır.
Her programla ilgili değerlendirmesi, düzenli rapora eklenmiştir.
Avrupa Anlaşmaları, katılım öncesi stratejinin önemli bir unsuru
olmaya devam etmektedir. Avrupa Anlaşmaları kurumlarının işleyişleri, katılım
öncesi süreci daha iyi izlemek amacıyla uyarlanmıştır. Özellikle, 1999
yılında, Ortaklık Konseyleri, Komiteleri ve alt-komitelerinin gündemleri,
her aday ülkeyle birlikte, Katılım Ortaklığı önceliklerinin nasıl uygulanmakta
olduklarını sistematik tarzda incelemek için yeniden yönlendirilmiştir.
Aday ülkeler ile alt-komitelerin, katılım öncelikleri üzerinde yoğunlaşacak
şekilde yeniden yapılandırılması kararlaştırılmıştır. Bu yeni yapı, daha
yakından izlemeyi kolaylaştırmalıdır. Avrupa Anlaşmaları taraflarının yükümlülüklerine
gönderme yapılan Adalet Divanı davalarının sayısındaki artışın da gösterdiği
gibi, Avrupa Anlaşmaları'nın şirketler ve bireyler için gerçek hukuksal
ortamın bir parçası haline geldiğini gözlemek ilginçtir.
Lüksemburg Avrupa Birliği Konseyi, güçlendirilmiş katılım öncesi stratejinin
bir parçası olarak, ortak ülkeleri ve vatandaşlarını AB politika ve çalışma
yöntemleriyle tanıştırarak, katılım için yararlı bir hazırlık olarak, Topluluk
programlarına katılımın önemini vurgulamıştı. Orta ve Doğu Avrupalı
tüm aday ülkeler, başta öğretim, meslekî eğitim, gençlik, kültür, araştırma,
enerji, çevre, küçük ve orta boy işletmeler ve halk sağlığı olmak üzere,
Topluluk programlarına katılmaktadır. Kıbrıs'ın katıldığı bazı Topluluk
programlarına Malta ve Türkiye henüz katılmamaktadır.
Aday ülkelerin ekonomilerini modernleştirmenin ve altyapılarını Müktesebat
ile uyumlulaştırmanın maliyeti yüksektir. Bu maliyetler, esas olarak özel
sektör tarafından karşılanacak, fakat sürekli kamusal yatırım programlarını
da gerekli kılacaktır. AB, geçiş sürecinin başlangıcından beri aday ülkelere
finansman ve uzmanlık yardımı sağlamıştır. Bütünleşme temposu hızlandıkça,
Birlik, katılım öncesi yardımını yılda 3 milyar Euro'nun üzerine çıkarmaya
karar vermiştir. 2000 yılından itibaren, Phare programının yanısıra, Yapısal
Fonlar ile aynı çizgide tasarlanan iki yeni araç devreye girecektir: ulaştırma
ve çevre alanlarındaki yatırımlara yılda 1 milyar Euro'dan fazla fon tahsis
edecek olan ISPA ve tarımsal ve kırsal kalkınmaya yılda 500 milyon Euro'dan
fazla fon tahsis edecek olan SAPARD.
Phare programı onuncu yılına girmiştir. Demokrasiye ve piyasa
ekonomisine geçişi desteklemenin ilk yıllarından sonra, bu program, şimdi
katılıma yönelik bir araç olacak şekilde yeniden biçimlendirilmiştir. 1.5
milyar dolar tutarında yıllık bir bütçeyle Müktesebat alanında kurum
inşası ve yatırım harcamalarının finanse edilmesine katkıda
bulunmaktadır. Bu iki alan, kaynakları, aday ülkelerin karşı karşıya oldukları
başlıca mücadele alanlarında yoğunlaştırmak üzere seçilmiştir.
Kurumsal Yapılanma, Müktesebatı uygulamaya yönelik idarî ve adlî
kapasitelerini güçlendirmede adaylara yardım eder. Üye devletlerdeki bakanlıklar,
bölgesel organlar, kamu kurumları ve meslek örgütlerinden görevlilerin
aday ülkelerdeki muadil organlara uzun süreli olarak gönderilmesi anlamına
gelen eşleştirme yoluyla aday ülkelere yardım etmek için Komisyon
önemli miktarda beşerî ve malî kaynakları harekete geçirmiştir. Bu yöntem,
teknik ve idarî bilgi birikiminin uygulamalı bir şekilde aktarımını sağlayacaktır.
Tarım, finans, çevre, adalet ve içişleri gibi temel alanlarda çalışmak
üzere daha şimdiden yüzden fazla eşleştirme danışmanı seçilmiştir (ayrıntılar
için bkz. Ek 4). Gerekli uzmanlığın eşleştirme yoluyla harekete geçirilemediği
durumlarda, başka yollar yanında TAIEX yoluyla Müktesebat hakkında teknik
danışmanlık sağlanması veya merkezî ve bölgesel düzeyde kamu yönetimi için
eğitim olanakları geliştirilmesi gibi başka teknik yardım şekilleri kullanılmaktadır.
Müktesebat konusunda yatırımların Phare yoluyla ortaklaşa finanse
edilmesi, aday ülkelerin, Müktesebatı uygulamalarına, imkan verecek altyapıyla
donatılmasına katkıda bulunmaktadır. Örnek vermek gerekirse, Phare, Çek
Cumhuriyeti'nde test laboratuarlarının donatılmasını, Polonya'nın doğu
sınırının bilgisayarlı sisteme geçirilmesini ve hijyen ve denetim standartlarında
AB düzeyine erişilmesi için sütçülük sektörünün modernleştirilmesini finanse
etmektedir. 2000 yılından başlayarak, Phare, yıllık bütçesinin bir kısmını
bölgesel kalkınma ve toplumsal kaynaşma konularına ayıracak, böylece AB
politikası ve metodolojisi ile uyumlu ulusal kalkınma planları hazırlanmasında
aday ülkelere yardım edecektir. Bu süreç, ekonomik kalkınmanın hızlanmasına
ve üyelik sonrasında Yapısal Fonlar'a katılım için yumuşak bir geçiş sağlanmasına
yardımcı olacaktır.
Phare, aday ülkelerin malî ihtiyaçlarının ancak çok küçük bir kısmını
karşılayabilir fakat katılım öncesi yardım, Avrupa Yatırım Bankası (AYB)
ve uluslararası malî kurumlar tarafından girişilen operasyonların finanse
edilmesine katkıda bulunarak bir katalizör olarak işlemeye devam edebilir.
Komisyon ve uluslararası malî kurumlar arasında 1998 yılında imzalanan
bir Mutabakat Muhtırası, ilgili malî araçlar arasında koordinasyonu arttırmayı
ve ortak finansman fırsatları belirlemeyi hedefliyor. Ulaştırma ve çevre
alanlarındaki yatırım projeleri için 1998-1999 yıllarında 1.8 milyar Euro'dan
fazla finansman katkısı sağlanmıştır (Phare'den 250 milyon Euro, uluslararası
malî kurumlardan 1.55 milyar Euro). Bu rakam, 1:6'lık bir oran teşkil etmektedir.
Avrupa Yatırım Bankası, AB'nin politika hedeflerine ulaşmak için Komisyon
ile yakın işbirliği içinde çalışmaktadır. Orta ve Doğu Avrupa ve Kıbrıs'ta
ödünç verme faaliyetleri için, Ocak 1997-Ocak 2000 döneminde kullanılabilir
olan AYB kaynakları 7 milyar Euro tutarındadır.
b) Kıbrıs ve Malta
Kıbrıs ve Malta ile ilişkiler, Ortaklık Anlaşmaları'na dayalı olmakla
beraber son yıllarda hafifçe farklı yollar izlemiştir. Lüksemburg'daki
AB Konseyi tarafından, Kıbrıs'a özel bir katılım öncesi strateji kararlaştırıldı.
Bu strateji, TAIEX hizmetlerine erişim olanağını, Topluluk programlarına
ve adlî ve idarî kapasiteyi güçlendirmeyi hedefleyen bazı özel projelere
ve adalet ve içişleri alanında başka projelere katılımı öngörmektedir.
Katılım öncesi stratejiyi daha ileriye götürmek amacıyla, Komisyon, Kıbrıs
için bir Katılım Ortaklığı teklif etmiş ve yetkili makamlardan, müktesebatın
benimsenmesi için bir Ulusal Program hazırlanmasını istemiştir.
Malta'nın AB üyeliği başvurusunu yenilemesini üzerine, Konsey, Komisyon'u
Malta için bir katılım öncesi stratejiyle ilgili teklifler sunmaya ve tarama
işlemine başlanması için onay vermeye davet etti. Bu süreç Şubat 1999'da
başladı. Haziran 1999'da, Konsey, Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri ve Kıbrıs
ile sürmekte olan çok taraflı politik diyalog kapsamına Malta'yı da almayı
kabul etti. Kıbrıs için olduğu gibi, Komisyon, Malta için de bir Katılım
Ortaklığı hazırlamaya karar vererek, Malta'nın yetkili makamlarından, müktesebatın
benimsenmesi için bir Ulusal Program hazırlamalarını istemiştir.
Komisyon, Kıbrıs ve Malta ile ilgili olarak , yıl sonunda süresi dolacak
olan Malî Protokoller'in, Katılım Ortaklığı'nın önceliklerinin yerine getirilmesine
malî katkı sağlayacak olan özel bir Malî Yönetmelikle değiştirilmesini
önermektedir.
2. Tarama (Screening)
Komisyon, Nisan 1998'de, önce AB mevzuatını açıklamak için, Orta ve
Doğu Avrupa'nın aday ülkeleri ve Kıbrıs ile Müktesebatın analitik bir incelemesini
(çoktaraflı tarama) başlattı .
Amaç, kendileriyle müzakereler başlatılmış olan altı ülkeyle (bkz. aşağıda),
müzakerelerde ele alınması gereken problem olabilecek alanları belirlemekti
(iki taraflı tarama). Bunun 1999 sonuna kadar tamamlanması öngörülmektedir.
Bu çalışmanın hedefi henüz müzakerelerin başlatılmadığı beş ülkeyle,
Müktesebatın daha iyi anlaşılması ve kademeli olarak benimsenmesini kolaylaştırarak,
bu ülkelerin katılım hazırlıklarını hızlandırmaktır. İki taraflı tarama,
Müktesebatın benimsenmesi ve uygulanmasında katılım öncesi yardımın zorlukların
aşılmasına katkıda bulunabileceği alanların belirlenmesine yardım etmiştir.
İki taraflı taramanın da 1999 sonuna kadar tamamlanması öngörülmektedir.
Şubat 1999'da Malta ile bir tarama çalışması başlatıldı.
Oluşan yeni müktesebatı sunmak için zaman zaman yeni tarama toplantıları
düzenlemek gerekli olacaktır.
3. Katılım müzakereleri
Macaristan, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Slovenya ve Kıbrıs ile
31 Mart 1998'de katılım müzakereleri resmen başlatıldı. Müzakereler için
yönelimler, Lüksemburg'da AB Konseyi tarafından belirlendi: bu ülkelerle
müzakereleri başlatma kararı, müzakerelerin aynı zamanda tamamlanacağı
anlamına gelmemektedir. Başvuran ülkelerden her biri, hazırlık derecesine
bağlı olarak, kendi temposunda ilerleyecektir. Her aday ülkenin kendi durumuna
göre değerlendirilmesi ve üyelik yükümlülüklerini karşılayabilecek hale
geldiğinde katılması ana ilkedir.
Müzakereler, Müktesebatın bütün alanlarını kapsayan 31 başlık temelinde,
üye devletler ve her başvuran ülke arasındaki iki taraflı katılım konferanslarıyla
yürütülmektedir. 31 başlıktan 7'si üzerinde bakanlar düzeyindeki müzakereler,
10 Kasım 1998 tarihinde başladı. Bu başlıklar şunlardır: bilim ve araştırma,
öğretim ve eğitim, küçük ve orta boy işletmeler, kültür ve görsel-işitsel
politika, telekomünikasyon, endüstriyel politika, ortak dışişleri ve güvenlik
politikası. 1999'un ilk altı ayında 8 yeni müzakere başlığı açıldı: şirketler
hukuku, istatistikler, tüketici ve sağlık koruma, balıkçılık, rekabet politikası,
malların serbest dolaşımı, gümrük birliği ve dış ilişkiler.
Eylül 1999 sonuna kadar açılan 15 başlıktan 7' si (istatistikler, telekomünikasyon,
endüstriyel politika, tüketici koruma, araştırma, küçük ve orta boy işletmeler,
öğretim ve eğitim) bütün ülkelerle geçici olarak kapatılmıştır. Macaristan,
Çek Cumhuriyeti ve Slovenya için balıkçılık da geçici olarak kapatılmıştır.
Kıbrıs için, üç diğer başlık geçici olarak kapatılmıştır: kültür ve görsel-işitsel
politika, dış ilişkiler ve gümrük birliği.
Konsey Başkanlığı, 1999'un bitmesinden önce, aşağıdaki 8 başlık üzerinde
müzakereleri başlatmayı planlamaktadır: sosyal politika, Ekonomik ve Parasal
Birlik, sermayenin serbest dolaşımı, enerji, ulaştırma, vergilendirme,
hizmet sunma özgürlüğü ve çevre. Bundan sonraki Başkanlık ise, Haziran
2000 sonuna kadar, geri kalan 7 başlıkla ilgili müzakereleri açmayı planlamaktadır:
tarım, bölgesel politika, kişilerin serbest dolaşımı, adalet ve içişleri,
malî denetim, malî ve bütçeyle ilgili hükümler ve kurumlar. Son başlık,
ancak AB'nin içsel kurumsal reformu gerçekleştikten sonra ele alabilecektir.
Bu başlıkların hepsi açıldıktan sonra, en zorlu müzakere sorunlarını belirlemek
mümkün olacaktır.
4. Türkiye
1997'deki Lüksemburg AB Konseyi, Türkiye'yi genişleme sürecine katmak
istediğini belirtti ve Konsey Başkanlığı 1999'un ilk yarısında bu süreci
ileriye götürmek için ciddî çabalar harcadı. AB, Türkiye için özel bir
Avrupa stratejisi geliştirdi ve Ekim 1998'de Komisyon, stratejiyi yılda
50 milyon Euro tutarında bir malî paketle desteklemek üzere tasarlanan
ve hala Avrupa Parlamentosu'nda bekleyen iki teklif ortaya koydu.
Türkiye, bir aday ülke olma arzusunu ifade etmiştir ve öyle kabul edilmelidir.
Bugüne kadar, Türkiye için Avrupa stratejisi, diğer aday ülkelere kıyasla
daha dar bir çerçevede ele alındı. Özellikle, uyumlulaşma sürecine destek
olabilecek AB malî yardımı kısıtlı kaldı. Köklü reformları teşvik etmek
için, bir adım atma ve Türkiye ile ilgili stratejiyi daha da geliştirme
zamanı gelmiştir. Bu stratejinin ülkenin mevcut durumuyla bağlantılı spesifik
özellikleri muhafaza edilerek, ileride diğer aday ülkeler ile izlenen stratejiye
daha fazla yaklaştırılabilir.
5. Avrupa Konferansı
Avrupa Konferansı, tüm katılımcıları ortaklaşa ilgilendiren konularda
siyasî istişare için bir forumdur, ancak maalesef bugüne kadar Türkiye,
katılması için yapılan tüm davetleri geri çevirmiştir. Konferans, diğer
Avrupa ülkeleri arasında ilgi uyandırmaya devam etmektedir. Aralık 1998'de
AB Konseyi'nin belirttiği gibi, Avrupa Konferansı'nın gelecekteki rolü
ve üyelik yapısı, Helsinki AB Konseyi'nde ele alınmalıdır. Türkiye'nin
bundan sonra Avrupa Konferansı'na katılarak tam ve aktif bir üye olması
ve böylece muhtemelen çalışma yöntemlerinde bazı iyileştirmelerle, Konferans'ın
planlandığı şekilde işlemesine imkan vermesi beklenmektedir.