V - GENİŞLEME SÜRECİ VE KOMŞU ÜLKELER
1. Genişlemenin faydaları
Genişleme süreci, bir bütün olarak Avrupa Kıtası'nda politik istikrarı,
demokrasiyi ve insan haklarına saygıyı güvence altına almak için hayati
önem taşımaktadır.. Bu süreç, sadece şimdiki ve gelecekteki AB üyesi ülkelere
değil, aynı zamanda daha geniş uluslararası topluma yararlı olacak büyüme,
yatırım ve refah fırsatları yaratmaktadır.
Orta ve Doğu Avrupa aday ülkelerine sağlanan yoğun teknik ve malî yardım,
destekleyici ve saydam bir düzenleyici ortam yaratarak, ekonomik reformun
pekiştirilmesine ve piyasanın güçlendirilmesine yardım edecektir. AB iç
pazarının kurallarıyla uyumlulaşma ile ticaret ve yatırım kuralları içeren
yasal çerçevenin kabul edilmesi, daha şimdiden, yatırımları çekerek faydasını
göstermektedir. AB'nin düzenleyici çerçevesiyle tedricen uyumlulaşma süreci,
AB ve aday ülkeler dışında olanlar dahil, tüm ekonomik işlemcilere fayda
sağlamaktadır..
Genişleme sonucunda, 500 milyondan fazla tüketiciyi içine alan bir iç
pazar ve mal ve hizmetlerin serbestçe dolaşabildikleri açık ve sınırsız
bir alan ortaya çıkacaktır. Pek çok farklı kural ve yönetmelikle uğraşmak
yerine, AB üyesi olmayan ülkelerin imalatçıları ve hizmet sağlayıcıları,
mal ve hizmetlerini genişlemiş iç pazarın her yerinde satmak için sadece
AB standartlarına uymak durumundadır. Üçüncü ülke şirketleri, daha şimdiden,
Avrupa Anlaşmaları'nın yaratmış olduğu olumlu yatırım ortamından istifade
etmektedir.
Genişleme, aynı zamanda, uluslararası toplumun, çevre kirliliği, örgütlü
suçlara ve yolsuzluğa karşı mücadele, yasa dışı mal ve insan trafiği gibi
ulus-ötesi konularda eylem kabiliyetini de arttıracaktır.
AB genişleme süreci, yeni Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) zirvesinin hedefleriyle
tamamen uyumludur. Bu süreç, piyasaların açılması ile ticaret ve yatırım
için ayrımcı olmayan kurallar sağlanması yönünde bir kuvvet olarak işlemekte
ve DTÖ içinde mal ve hizmet ticaretini daha da serbestleştirme amacıyla
girişilen çabaları takviye etmektedir.
2. Genişleyen Birlik'in komşuları
Orta ve Doğu Avrupa'daki 10 aday ülke, Kıbrıs, Malta ve Türkiye'nin
katılımı için hazırlıklar, diğer komşu ülkelerle yoğunlaşan ilişkiler bağlamında
görülmelidir. Şimdiki genişleme süreci, AB'nin, eski Yugoslavya'nın ülkeleri
ve Arnavutlukla, doğudaki komşuları (örneğin Rusya ve Ukrayna) ile ve güneydeki
komşularıyla olan ilişkileri üzerinde derin bir etki yapacaktır.
Genişleyen Birlik, yakın komşularıyla derin ilişkiler ihtiyacı içinde
olacaktır. Birlik'in gelecekteki sınırları, Avrupa'da varlık ve yokluk
arasındaki ayrım çizgisi haline gelmemelidir. Bu nedenle, AB bu komşu ülkelerle
kendine özgü stratejik ortaklıklar kurmalıdır.
Eski Yugoslavya ve Arnavutluk
Batı Balkanlar'daki girişimlerin çokluğu, karmaşa yaratmıştır. Ayrıca,
AB'nin bölgedeki etkisini de sulandırmıştır. Bir ilk adım olarak, AB, İstikrar
Paktı yoluyla en yüksek uluslararası çabayı uyumlulaştırmak ve odaklamak
için çalışmalıdır.
Daha uzun vadede, AB, bölgede istikrara, onu kendi yapılarıyla tam bütünleşme
perspektifine yakınlaştırarak en iyi şekilde katkıda bulunabilir ve eski
Yugoslavya ülkelerinin ve Arnavutluk'un nihaî olarak Avrupa Birliği'ne
üye olma ehliyetine sahip olduklarını teyit etmelidir. Kopenhag'da tarif
edilen kriterler temelinde, Birlik üyeliğini, sadece Avrupa Birliği Antlaşması'nın
6ncı maddesindeki ilkelere değil, aynı zamanda aşağıdaki şartlara da bağlayacak
şekilde, yeni katılım kriterleri geliştirmelidir:
- sınırların karşılıklı olarak tanınması;
- ulusal azınlıklara muameleyle ilgili devam eden tüm sorunların çözülmesi;
- Birlik ile daha yakın bütünleşme için bir temel olarak serbest ticaret
ve ekonomik işbirliği için bölgesel bir örgüt kurulması. İki taraflı İstikrar
ve Ortaklık Anlaşmaları, ortaklık statüsünü, bu ülkeler arasında daha yakın
politik işbirliğini de teşvik edecek olan bu örgüte üye olmak şartına bağlamalıdır.
AB ile bu bölgesel örgüt arasındaki kurumsal bağlar, Topluluk mevzuatıyla
kademeli olarak uyumlulaşma ve münferit ülkelere yönelik katılım öncesi
stratejiler için bir temel oluşturacaktır.
AB, büyük altyapı projelerine ve kurum inşasına yönelik olarak, bölge ülkeleriyle
birlikte yöneteceği bir ekonomik kalkınma fonuna katkıda bulunarak bölgesel
bütünleşmeyi teşvik etmelidir.
Doğu yönünde
AB'nin, Ukrayna ile olduğu gibi, Rusya ile olan ilişkisi temel önemdedir
ve Avrupa kıtasının kaderini şekillendirecektir. AB, Kafkasya ülkeleriyle
de daha bütünlüklü ilişkiler geliştirmelidir.
Ortaklık ve İşbirliği Anlaşmaları, gelişme için mükemmel bir temeldir.
Yeni bir araç olan Ortak Strateji, bu türden ortaklıklar geliştirmenin
benzersiz bir yoludur. AB, daha şimdiden, Rusya ile bir Ortak Strateji
kararlaştırmıştır ve Helsinki Avrupa Konseyi'nde Ukrayna için de bir Ortak
Strateji kararlaştıracaktır.
Güney yönünde
AB'nin Güney ve Doğu Akdeniz ülkeleriyle olan ilişkileri, ticaretin
ve yardım programlarının ötesine giden bir stratejik önem taşır. Bu ilişkilerin
kapsamı içinde, örneğin, örgütlü suçlara ve uyuşturucu ticaretine karşı
mücadelede ortak usüller, göç konusunda bir ortak strateji ve ortak çevre
politikaları olmalıdır. Birlik, Barselona sürecinden tam olarak yararlanmalı,
Ortaklık Anlaşmaları teklifini tamamlamalı ve Orta Doğu barış süreci bağlamında
nihaî statü müzakerelerinin başarılı olmasını sağlamak için büyük bir katkı
yapmaya hazırlanmalıdır. Fakat, Magrip ülkeleriyle olan tarihsel ve politik
bağlara da daha somut bir ifade verilmelidir. AB, kendi kıtasının istikrarına
olduğu kadar, Afrika Kıtası'nın istikrarına da katkıda bulunmalıdır.
KAYNAK:
AVRUPA KOMİSYONU TÜRKİYE TEMSİLCİLİĞİ
(8 EYLÜL 2000)