Başbakan Ecevit'in, açıklamaları ve sorulara yanıtları şöyle: (11
Kasım 2000)
Avrupa Birliği Komisyonu’nun Türkiye için hazırladığı Katılım Ortaklığı
Belgesi, bazı anlayış veya yorum farkları bulunsa bile, Türkiye’nin yerine
getirmekte zorlanacağı öğeler içermemektedir. Kaldı ki; Hükûmetimizce bir
referans ve çalışma belgesi olarak benimsenen İnsan Hakları Koordinatör
Üst Kurulu Raporu da genelde katılım ortaklığı ile uyum içindedir.
Ancak Belgeye son anda eklenen Kıbrıs’la ilgili paragrafı Türkiye’nin
onaylaması söz konusu değildir. Türkiye Kıbrıs konusu ile Avrupa Birliği
adaylığı arasında bir bağlantı varlığını kabul edemez. Kıbrıs konusu Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Kıbrıs Rum yönetimi arasında bir konudur. Türkiye,
bu konudaki kararlı tutumu bilinerek Avrupa Birliği’nde üye adaylığına
alınmıştır.
Finlandiya Başbakanı Sayın Lipponen’in Helsinki Doruğu Dönem Başkanı
niteliği ile 10 Aralık 1999 günü bana gönderdiği mektup, yine Sayın Lipponen’in
14 Aralık 1999 günü Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı konuşma, Avrupa Birliği
üst düzey yöneticilerinden Sayın Solana ile Sayın Verheugen’in 10 Aralık
2000 gecesi Ankara’ya gelerek bizimle yaptıkları görüşme, tutumumuzun yeterince
algılanmış olduğunu göstermektedir. Bu gerçekleri Avrupa Birliği yetkilililerine
bir kez daha hatırlatmakta yarar görüyorum.
Finlandiya Başbakanı Paavo Lipponen’in, Avrupa Birliği adına, 10 Aralık
1999 günü bana gönderdiği mektubunda şu sözler yer alıyordu: “Kıbrıs konusunda
bir siyasal çözüm Avrupa Birliği’nin amacı olmaya devam etmektedir. Konseyin
karar verme aşamasına gelindiğinde Kıbrıs’ın üyeliğe kabulü ile ilgili
bütün önemli etkenler dikkate alınacaktır”. Bunlar Sayın Lippone’nin sözleri.
Lipponen’in bu sözleri Türkiye’nin Kıbrıs konusundaki duyarlılıklarının
gözönünde tutulacağı anlamına gelmektedir.
15 Kasım Çarşamba günü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 17’nci yıldönümü
kutlanacaktır. Kıbrıslı Türkler en ağır baskılara, engellemelere karşın
bağımsızlıklarını ve devlet olma haklarını kanıtlamışlardır. Soykırım tehlikesinden
o sayede kurtulmuşlardır. Bu sürecin geri dönüşü yoktur. Kıbrıs’ta
iki ayrı devlet gerçeği gözönünde tutulmadan uzlaşı sağlanamaz.
Kaldı ki; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliği ile Türkiye’nin
güvenliği, hatta Doğu Akdeniz’in güvenliği birbirinden ayrılamaz. Bakü-Ceyhan
Boru Hattı Projesi’nin kesinleşmiş olması Doğu Akdeniz’de barış ve güvenliğin
önemini Türkiye Cumhuriyeti açısından büsbütün arttırmıştır.
Bu arada Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Kofi Annan, 8 Kasım
günü, Cenevre’de Kıbrıs’taki taraflara, “Sözlü İfadeler” adı altında bir
kağıt sunmuştur. Bu kağıtta yer alan ifadelerin Türk tarafında ciddiye
alınması beklenmemelidir. Bu kağıtta, “Konfederasyon” şöyle dursun, “Federasyon”un
bile gerisine gidilmektedir. İki ayrı bağımsız Devlet varlığını gözardı
eden bir yaklaşımla Kıbrıs’ta bir uzlaşmaya varılamaz.
O nedenle, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Rauf
Denktaş herhalde, aracılı konuşmalar sürecinin önümüzdeki döneminde de
Kıbrıs Türk tarafının görüşlerini açıklamayı, Türkiye’nin de tam desteğiyle
sürdürecektir.
SORULAR - YANITLAR
SORU: Önümüzdeki hafta yoğun günler başlıyor, siz
de geçtiğimiz günlerde liderler zirvesini topladınız ve bu toplantıda af
konusunu mu görüştünüz? Koalisyon ortakları bu konuda tam bir mutabakata
vardı mı?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Efendim henüz ayrıntılara
girmedik, ayrıntıları koalisyon ortağı üç partinin de uzmanları belirleyecekler.
Tabiî muhalefetin de görüşleri çok önem taşır, biz ilke olarak bu konudaki
kararın bir an önce gerçekleşmesini istiyoruz. Söylediğim gibi bayramdan
önce bir sonuca varmayı umuyoruz.
SORU: Efendim Hükûmet Cumhurbaşkanı’nın görev süresinin
kısaltılmasına ilişkin bir çalışma içinde mi?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Yeniden gündeme getirilmesi
söz konusu olabilir ama, ne şekilde söz konusu olur onu şimdiden bilemem.
SORU: Af Sayın Necmettin Erbakan’ı da kapsayacak
mı?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Af konusu tabiî nasıl olacak
onu henüz bilemiyorum. Bütün partilerin tabiî görüşleri gerekir, bir şey
söyleyemem, bir formül bulunmasını dilerim, temenni ederim.
SORU: Sayın Yılmaz’ın Kürtçe Tv hakkında sözleri
var, sizin bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyiz?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Tabiî bu çok duyarlı bir
konu ben de Başbakan konumuyla koalisyon ortakları arasında bir uyum sağlanmadan
bir şey söylemeyi doğru bulmuyorum.
SORU: Siz “Memurları enflasyona ezdirmedik” diyorsunuz.
Özellikle son günlerde memur örgütleri, memur sendikaları hem toplu sözleşmeli,
grevli sendika hakkı, hem de 2001 yılı bütçesini protestoya yönelik eylemler
yapıyorlar. Bu eylemleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Demokratik hukuk devleti
kuralları çerçevesinde olmak koşuluyla doğal karşılıyorum. Demokrasinin
bir gereği olarak görüyorum. Biliyorsunuz toplu pazarlık konusu ile ilgili
yasayı geçmişte biliyorsunuz, çıkarabilmek için çok uğraştık ama engellendik.
Fakat bu Meclis toplantı yılında umarım o konuda da bir sonuca varılır.
SORU: “Kıbrıs’lı kabul edemeyiz” dediniz, peki
bundan sonra Türkiye ne yapacak, özellikle Kasım ayının sonuna kadar Türkiye’nin
stratejilerinde bir değişiklik olacak mı, Katılım Ortaklığı Belgesinde
değişiklik yapılabilir mi?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Hayır, kaldı ki 1999 Aralık
ayında Helsinki’de Türkiye’nin Kıbrıs’la ilgili olarak neleri kabul edip,
neleri kabul edemeyeceği belli olmuştu. Biz Avrupa Birliği’nin kendi çizgisinden,
kendi doğrultusundan ciddî bir sapma yapmasını beklemiyoruz.
SORU: Efendim Kıbrıs’a gitmeyi düşünüyor musunuz?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Hayır şu sırada çok görevlerim
var, burada kutlama törenlerine katılacağım.
SORU: Katılım Ortaklığı Belgesi’nde Kürt vatandaşlarının
eğitim ve yayın hakkından sözediliyor. Sayın Yılmaz’ın da bu konuda bir
değerlendirmesi oldu.
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Bildiğim kadar zaten yayın
hakkı kullanılıyor, Kürtçe yayın organları çıkıyor. Onun dışında bu duyarlı
bir konu, koalisyon ortakları arasında biraraya gelip bir sonuca varmamız
gerekiyor.
SORU: Sayın Başbakan MHP’nin bu konuda özellikle
rahatsızlıkları var mı?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Hayır, bu konuda zaten
görüşlerini kamuoyuna açıklıyorlar.
SORU: MGK’nın Avrupa Birliği kriterlerine uygun
olarak biçimlendirilmesi söz konusu mu?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Katılım Ortaklığı Belgesi’nde
yer almaması gereken bir konu, çünkü Türkiye’de MGK Hükûmet’e herhangi
bir dayatmada bulunmaz ve bulunamaz. Tavsiye niteliğindeki bildirimlerde
bulunabilir, yani görüşlerini bildirir, ama Bakanlar Kurulu o görüşleri
uygun bulursa uyar, uygun bulmazsa uymaz ve bu konuda herhalde Avrupa Birliği’nde
bir bilgi yanlışlığı var.
SORU: Filistinli yaralıların Türkiye’de tedavi
edilmesi gibi bir konu Hükûmet’in gündeminde var mı?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Evet, var.
SORU: Af konusuna geri dönersek, eşiniz Sayın Rahşan
Ecevit’in bir önerisi vardı özellikle ceza indirimlerinde üst sınırın 10
yılı aşmaması yönünde…
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Şimdi ben Başbakan olarak
tabiî bütün partiler arasında bir uzlaşı sağlamak için elimden geleni yapacağım.
Bunun ötesinde birşey söyleyemem.
Teşekkür ederim. |