Türkiye'de yaşanan olaylar...

 
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİ
DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI AÇIKLAMASI
HÜKÜMET AÇIKLAMASI
BAŞBAKAN'IN MEKTUBU
BAŞBAKAN'IN GRUP KONUŞMASI
AB ANA SAYFA
AB logo Türkiye-AB İlişkileri
KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİ
Başbakan Ecevit'in açıklaması...
(11 Kasım 2000)

Başbakan Bülent Ecevit, Başbakanlık'ta gazetecilere yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği Komisyonu'nun Türkiye için hazırladığı Katılım Ortaklığı Belgesi'nin, bazı anlayış ve yorum farkları bulunsa bile, Türkiye'nin yerine getirmekte zorlanacağı öğeler içermediğini belirtti. Başbakan, "Ancak Belge'ye son anda eklenen Kıbrıs ile ilgili paragrafı Türkiye'nin onaylaması söz konusu değildir" dedi.

Ecevit, gazetecilerin sorularını yanıtlarken de, "af konusunda bayramdan önce bir sonuca varmayı umduğunu" söyledi. 

Başbakan Ecevit'in, açıklamaları ve sorulara yanıtları şöyle: (11 Kasım 2000)

Avrupa Birliği Komisyonu’nun Türkiye için hazırladığı Katılım Ortaklığı Belgesi, bazı anlayış veya yorum farkları bulunsa bile, Türkiye’nin yerine getirmekte zorlanacağı öğeler içermemektedir. Kaldı ki; Hükûmetimizce bir referans ve çalışma belgesi olarak benimsenen İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu Raporu da genelde katılım ortaklığı ile uyum içindedir.

Ancak Belgeye son anda eklenen Kıbrıs’la ilgili paragrafı Türkiye’nin onaylaması söz konusu değildir. Türkiye Kıbrıs konusu ile Avrupa Birliği adaylığı arasında bir bağlantı varlığını kabul edemez. Kıbrıs konusu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Kıbrıs Rum yönetimi arasında bir konudur. Türkiye, bu konudaki kararlı tutumu bilinerek Avrupa Birliği’nde üye adaylığına alınmıştır.

Finlandiya Başbakanı Sayın Lipponen’in Helsinki Doruğu Dönem Başkanı niteliği ile 10 Aralık 1999 günü bana gönderdiği mektup, yine Sayın Lipponen’in 14 Aralık 1999 günü Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı konuşma, Avrupa Birliği üst düzey yöneticilerinden Sayın Solana ile Sayın Verheugen’in 10 Aralık 2000 gecesi Ankara’ya gelerek bizimle yaptıkları görüşme, tutumumuzun yeterince algılanmış olduğunu göstermektedir. Bu gerçekleri Avrupa Birliği yetkilililerine bir kez daha hatırlatmakta yarar görüyorum.

Finlandiya Başbakanı Paavo Lipponen’in, Avrupa Birliği adına, 10 Aralık 1999 günü bana gönderdiği mektubunda şu sözler yer alıyordu: “Kıbrıs konusunda bir siyasal çözüm Avrupa Birliği’nin amacı olmaya devam etmektedir. Konseyin karar verme aşamasına gelindiğinde Kıbrıs’ın üyeliğe kabulü ile ilgili bütün önemli etkenler dikkate alınacaktır”. Bunlar Sayın Lippone’nin sözleri. Lipponen’in bu sözleri Türkiye’nin Kıbrıs konusundaki duyarlılıklarının gözönünde tutulacağı anlamına gelmektedir.

15 Kasım Çarşamba günü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 17’nci yıldönümü kutlanacaktır. Kıbrıslı Türkler en ağır baskılara, engellemelere karşın bağımsızlıklarını ve devlet olma haklarını kanıtlamışlardır. Soykırım tehlikesinden o sayede  kurtulmuşlardır. Bu sürecin geri dönüşü yoktur. Kıbrıs’ta iki ayrı devlet gerçeği gözönünde tutulmadan uzlaşı sağlanamaz.

Kaldı ki; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliği ile Türkiye’nin güvenliği, hatta Doğu Akdeniz’in güvenliği birbirinden ayrılamaz. Bakü-Ceyhan Boru Hattı Projesi’nin kesinleşmiş olması Doğu Akdeniz’de barış ve güvenliğin önemini Türkiye Cumhuriyeti açısından büsbütün arttırmıştır.

Bu arada Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Kofi Annan, 8 Kasım günü, Cenevre’de Kıbrıs’taki taraflara, “Sözlü İfadeler” adı altında bir kağıt sunmuştur. Bu kağıtta yer alan ifadelerin Türk tarafında ciddiye alınması beklenmemelidir. Bu kağıtta, “Konfederasyon” şöyle dursun, “Federasyon”un bile gerisine gidilmektedir. İki ayrı bağımsız Devlet varlığını gözardı eden bir yaklaşımla Kıbrıs’ta bir uzlaşmaya varılamaz.

O nedenle, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Rauf  Denktaş herhalde, aracılı konuşmalar sürecinin önümüzdeki döneminde de Kıbrıs Türk tarafının görüşlerini açıklamayı, Türkiye’nin de tam desteğiyle sürdürecektir.

SORULAR - YANITLAR





SORU: Önümüzdeki hafta yoğun günler başlıyor, siz de geçtiğimiz günlerde liderler zirvesini topladınız ve bu toplantıda af konusunu mu görüştünüz? Koalisyon ortakları bu konuda tam bir mutabakata vardı mı?

BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Efendim henüz ayrıntılara girmedik, ayrıntıları koalisyon ortağı üç partinin de uzmanları belirleyecekler. Tabiî muhalefetin de görüşleri çok önem taşır, biz ilke olarak bu konudaki kararın bir an önce gerçekleşmesini istiyoruz. Söylediğim gibi bayramdan önce bir sonuca varmayı umuyoruz.

SORU: Efendim Hükûmet Cumhurbaşkanı’nın görev süresinin kısaltılmasına ilişkin bir çalışma içinde mi?

BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Yeniden gündeme getirilmesi söz konusu olabilir ama, ne şekilde söz konusu olur onu şimdiden bilemem.

SORU: Af  Sayın Necmettin Erbakan’ı da kapsayacak mı?

BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Af konusu tabiî nasıl olacak onu henüz bilemiyorum. Bütün partilerin tabiî görüşleri gerekir, bir şey söyleyemem, bir formül bulunmasını dilerim, temenni ederim.

SORU: Sayın Yılmaz’ın Kürtçe Tv hakkında sözleri var, sizin bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Tabiî bu çok duyarlı bir konu ben de Başbakan konumuyla koalisyon ortakları arasında bir uyum sağlanmadan bir şey söylemeyi doğru bulmuyorum.

SORU: Siz “Memurları enflasyona ezdirmedik” diyorsunuz. Özellikle son günlerde memur örgütleri, memur sendikaları hem toplu sözleşmeli, grevli sendika hakkı, hem de 2001 yılı bütçesini protestoya yönelik eylemler yapıyorlar. Bu eylemleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Demokratik hukuk devleti kuralları çerçevesinde olmak koşuluyla doğal karşılıyorum. Demokrasinin bir gereği olarak görüyorum. Biliyorsunuz toplu pazarlık konusu ile ilgili yasayı geçmişte biliyorsunuz, çıkarabilmek için çok uğraştık ama engellendik. Fakat bu Meclis toplantı yılında umarım o konuda da bir sonuca varılır.

SORU: “Kıbrıs’lı kabul edemeyiz” dediniz, peki bundan sonra Türkiye ne yapacak, özellikle Kasım ayının sonuna kadar Türkiye’nin stratejilerinde bir değişiklik olacak mı, Katılım Ortaklığı Belgesinde değişiklik yapılabilir mi?

BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Hayır, kaldı ki 1999 Aralık ayında Helsinki’de Türkiye’nin Kıbrıs’la ilgili olarak neleri kabul edip, neleri kabul edemeyeceği belli olmuştu. Biz Avrupa Birliği’nin kendi çizgisinden, kendi doğrultusundan ciddî bir sapma yapmasını beklemiyoruz.

SORU: Efendim Kıbrıs’a gitmeyi düşünüyor musunuz?

BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Hayır şu sırada çok görevlerim var, burada kutlama törenlerine katılacağım.

SORU: Katılım Ortaklığı Belgesi’nde Kürt vatandaşlarının eğitim ve yayın hakkından sözediliyor. Sayın Yılmaz’ın da bu konuda bir değerlendirmesi oldu.

BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Bildiğim kadar zaten yayın hakkı kullanılıyor, Kürtçe yayın organları çıkıyor. Onun dışında bu duyarlı bir konu, koalisyon ortakları arasında biraraya gelip bir sonuca varmamız gerekiyor.

SORU: Sayın Başbakan MHP’nin bu konuda özellikle rahatsızlıkları var mı?

BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Hayır, bu konuda zaten görüşlerini kamuoyuna açıklıyorlar.

SORU: MGK’nın Avrupa Birliği kriterlerine uygun olarak biçimlendirilmesi söz konusu mu?

BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Katılım Ortaklığı Belgesi’nde yer almaması gereken bir konu, çünkü Türkiye’de MGK Hükûmet’e herhangi bir dayatmada bulunmaz ve bulunamaz. Tavsiye niteliğindeki bildirimlerde bulunabilir, yani görüşlerini bildirir, ama Bakanlar Kurulu o görüşleri uygun bulursa uyar, uygun bulmazsa uymaz ve bu konuda herhalde Avrupa Birliği’nde bir bilgi yanlışlığı var.

SORU: Filistinli yaralıların Türkiye’de tedavi edilmesi gibi bir konu Hükûmet’in gündeminde var mı?

BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Evet, var.

SORU: Af konusuna geri dönersek, eşiniz Sayın Rahşan Ecevit’in bir önerisi vardı özellikle ceza indirimlerinde üst sınırın 10 yılı aşmaması yönünde…

BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Şimdi ben Başbakan olarak tabiî bütün partiler arasında bir uzlaşı sağlamak için elimden geleni yapacağım. Bunun ötesinde birşey söyleyemem.

Teşekkür ederim. 


KAYNAK: BAŞBAKANLIK BASIN MERKEZİ
(16 KASIM 2000) 
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş