Laeken
Zirvesi'nde, Türkiye'yi Başbakan Bülent Ecevit temsil etti. Ecevit'e
Dışişleri Bakanı İsmail Cem eşlik etti.
Zirvede, AB'ın danışma meclisi olarak nitelendirilebilecek "Konvansiyon"
kuruldu, Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikasının (AGSP) ''operasyonel''
olduğu resmen açıklandı.
Zirvede Türkiye açısından iki önemli sonuç çıktı. İlk kez bir
AB zirvesinde devlet ve hükümet başkanlarının onayını taşıyan resmi bir
belgede, "Türkiye'nin üyelik müzakereleri perspektifinin yakınlaşmakta
olduğu" ifade edildi. Ayrıca Türkiye, "AB Konvansiyonu"na katılmaya
davet edildi.
Yayınlanan Sonuç Bildirisinde, 12. paragraf Türkiye'ye ayrıldı.
Bu bölümde şöyle denildi:
(gayri resmi çeviri)
"Türkiye, özellikle anayasasında son yaptığı değişikliklerle AB'a
üyelik için belirlenmiş siyasi kriterlere uyum yolunda aşama kaydetmiştir.
Türkiye ile üyelik müzarekelerinin başlama perspektifi bu şekilde yakınlaşmıştır.
Türkiye özellikle insan haklarına ilişkin politik ve ayrıca ekonomik kriterlere
uyum sağlaması yolunda gelişme katetmeye teşvik edilir. Türkiye için üyelik
öncesi stratejisi, Müktesebata uyum çerçevesinde yapılan hazırlıkların
analizi dahilinde yeni bir aşamanın oluşumunu zorunlu kılmaktadır." |
(orijinal metin)
12. Turkey has made progress towards complying
with the political criteria established for accession, in particular through
the recent amendment of its constitution. This has brought forward the
prospect of the opening of accession negotiations with Turkey. Turkey is
encouraged to continue its progress towards complying with both economic
and political criteria, notably with regard to human rights. The pre-accession
strategy for Turkey should mark a new stage in analysing its preparedness
for alignment on the acquis. |
KIBRIS SORUNU
Bildiride, Kıbrıs sorununa da yer verildi. Bildirinin 11. maddesinde,
AB Konseyi'nin, Kıbrıs'taki Türk ve Rum toplumlarının temsilcileri arasındaki
son görüşmelerden duyulan memnuniyet dile getirildi, Birleşmiş Milletler
(BM) çatısı ve BM Güvenlik Konseyi kararları doğrultusunda toplu bir çözüme
ulaşmak amaçlı bu görüşmelere destek mesajı verildi.
Sonuç bildirisinin genişleme bölümünde ise, 2004 yılında yapılacak Avrupa
Parlamentosu seçimlerinden önce AB'ye tam üye olabilecek adaylar arasında
Kıbrıs Rum kesimi de sayıldı.
AB DÖNEM BAŞKANI'NIN BASIN TOPLANTISI...
AB Dönem Başkanı Belçika'nın Başbakanı Guy Verhofstadt, zirve
sonunda düzenlenen basın toplantısında, Türkiye'de de çok olumlu gelişmeler
gözlendiğini belirtti, sonuç bildirisinde yer alan ifadelerin ''yüreklendirici
ve olumlu bir mesaj'' olduğunu kaydetti.
Verhofstadt, ilk defa bir zirve bildirisinde, aday ülkelere bu kadar
açık mesajlar verildiğini, 10 adayın tam üyelik müzakerelerinin 2002'de
son bulabileceğinin ve bu adayların, 2004'te tam üye olabileceklerinin
açıkça ifade edildiğini, Bulgaristan ve Romanya'ya da olumlu mesajlar
verildiğini söyledi.

ECEVİT'İN ZİRVE KONUŞMASI VE BASIN TOPLANTISI...
Başbakan Bülent Ecevit, Laeken zirvesinde yaptığı konuşmada,
Türkiye'nin, AB'ye tam üyeliğine ilişkin tarama süreci ve tam üyelik müzakereleri
konusunda açık bir takvim verilmesi beklentisinde olduğunu söyledi.
Ecevit'in Laeken Zirvesi'nde
yaptığı konuşmanın metni
Ecevit, düzenlediği basın toplantısında da, AB toplantısının
''çok olumlu, sakin ve yapıcı'' geçtiğini söyledi.
Türkiye'nin Avrupa Konvansiyonu'na katılmasının kesinleşmesinin önemli
bir gelişme olduğuna işaret eden Ecevit, ''Böylece Türkiye, AB'nin geleceğinde
daha etkili olarak söz sahibi olabilecektir'' diye konuştu.
Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası (AGSP) konusuna toplantıda fazla
değinilmediğini kaydeden Ecevit, AB'nin geleceğinin tartışılacağı bir platform
olarak oluşturulması öngörülen Konvansiyon başkanlığına atanan eski Fransa
Cumhurbaşkanı Valery Giscard d'Estaing'in Türkiye'nin AB'ye üyeliğine sıcak
bakmayan görüşleri olduğunun hatırlatılması üzerine, ''AB'nin görüşlerini,
tutumunu, herhalde münferit kişiler belirlemez, bu kollektif bir ortamdır''
ifadesini kullandı.
Ecevit, Türkiye-AB ilişkilerinin geleceği konusunda şunları söyledi:
''Bu, her şeyden önce bizim ekonomik alanda eksikliklerimizi gidermemize
bağlı. Rejim açısından, demokrasi açısından, Kopenhag kriterleri açısından
eksikliklerimizin gözde büyütülmemesi gerektiğine inanıyorum. Eksikliklerimizi
kısa sürede tamamlayabileceğimize inanıyorum, bu irade meclisimizde ve
siyasal yaşamımızda vardır. Anayasa değişiklikleri, uyum yasaları önümüzdeki
haftalarda Meclis'in gündemine gelecek. Bu konularda attığımız adımlar genellikle
kabul görüyor. Bu konuda hızlı bir atılım yapabilirsek ve bunu ekonomik
anlamdaki atılımlarla da destekleyebilirsek, AB'ye tam üyelik konusunda
atacağımız adımların ivme kazanacağına inanıyorum.''
Dışişleri Bakanı İsmail Cem de yaptığı değerlendirmede, Türkiye-AB
ilişkilerinde Helsinki'deki adaylık tanımından sonra yeni ve önemli bir
aşamanın söz konusu olduğunu belirtti.
İlk defa bir AB zirvesinde devlet ve hükümet başkanlarının onayını taşıyan
resmi bir belgede, Türkiye'nin üyelik müzakereleri perspektifinin yakınlaşmakta
olduğunun ifade edildiğine dikkati çeken Cem, Laeken zirvesinin, Türkiye'nin
farklı bir aday olmadığının kesin ifadelerle vurgulanması açısından da
önem taşıdığını belirtti.
ECEVİT'İN YAZILI AÇIKLAMASI...
Başbakan Ecevit, Türkiye'ye döndükten sonra 16 Aralık'ta, Laeken
Zirvesi'ne ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Ecevit, açıklamasında, ''Laeken'de
oluşan olumlu gelişmeler çerçevesinde AB-Türkiye ilişkilerinin bundan böyle
yeni bir aşamaya ulaşacağını" belirterek, ''Hükümetimiz önümüzdeki dönemde
de AB üyeliği yönünde gerekli adımlar atma kararlılığını sürdürecektir''
dedi.
Açıklama metni...
"TAM ÜYELİK YOLUNDA ADIMLAR ATMAMIZA SIRA GELDİĞİ BELLİ OLDU''
Başbakan Ecevit, 17 Aralık'ta DSP Genel Merkezi'ndeki bayramlaşma
sırasında gazetecilere yaptığı açıklamada, AB toplantısında Türkiye lehinde
olumlu sayılabilecek gelişmeler yaşandığını belirtti, "tam üyelik yolunda
adımlar atmamıza sıra geldiği belli oldu" dedi. Ecevit, şöyle konuştu:
''Bu arada Türkiye ile müzakereleri resmen açma zamanının yaklaştığı
resmen belirtildi. Bu şekilde tam üyelik yolunda adımlar atmamıza sıra
geldiği belli oldu. AB bağlamında konvansiyon adı altında bir kuruluş kurulmak
isteniyordu. Bazı üyelerin Türkiye'yi bu konuda dışarıda bırakma eğilimleri
vardı. Fakat biz hakkımızı aradık ve bulduk. Kuruma Türkiye de katılacak.
Bu kuruluş, AB'nin gelişmesi yolunda kararları belirleyecek. O bakımdan
çok önemli bir işlevi yerine getirecek.''
''Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği konusunda 2.5 yıldır yoğun bir
mücadele verdik ve bu mücadeleyi kazandık. Şimdi buna Yunanistan'ın engeller
çıkardığı anlaşılıyor. Fakat artık bu bizi ilgilendirmiyor. AB'nin kendi
içinde çözeceği bir sorundur. Türkiye, AB içinde olsa da olmasa da kendi
bölgesinde özellikle Balkanlar'da, Karadeniz'de, Ortadoğu'da ve Orta Asya'da
kimsenin, hiçbir devletin, hiçbir kuruluşun yadsıyamayacağı, gözardı edemeyeceği
bir öneme sahiptir. Bunu AB'nin de gözönünde tutacağına ve tutmakta olduğuna
inanıyorum.''
AB DÖNEM BAŞKANI'NIN KONUŞMASI...
AB Dönem
Başkanı Belçika'nın Başbakanı Guy Verhofstadt, 17 Aralık'ta Avrupa
Parlamentosu Genel Kurulu'nun olağanüstü toplantısında yaptığı konuşmada,
Laeken zirvesinin sonuçlarını değerlendirirken, aday ülkelere değindi ve
Türkiye'de
gerçekleşen reformlara dikkati çekerek, bu ülkenin AB perspektifinin giderek
genişlediğini anlattı.
Verhofstadt, Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası (AGSP) konusuna
da değindiği konuşmasında, AGSP'nin operasyonel ilan edildiğini, ancak
NATO ile AB arasında uzlaşma sağlanmadıkça, bunun fazla bir anlam taşımayacağını
belirtti. Guy Verhofstadt, Türkiye ile sorunlara çözüm bulunduğunu ve uzlaşmaya
varıldığını, Atina ile uzlaşmanın da çok yakın olduğuna inandığını ifade
etti.
İSPANYA: "YENİ BİR RÜZGAR..."
Avrupa Birliği'nin dönem başkanlığı 1 Ocak 2002'de Belçika'dan İspanya'ya
geçecek. İspanya Dışişleri Bakanı Josep Pique, 17 Aralık'ta Brüksel'de
düzenlediği basın toplantısında, Madrid'in, 1 Ocak 2002'den itibaren başlayacak
ve 6 ay sürecek olan Dönem Başkanlığı programını açıkladı. Pique, ''Türkiye'nin
tam üyeliğine yeni bir rüzgar getireceklerini, ufuk açacaklarını''
söyledi.
Laeken zirvesinde, NATO ile uzlaşma olmadan operasyonel hale getirilen
Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası'nın (AGSP) ''itibar kazanması'' için
çaba harcayacaklarını belirten Pique, ''sorunlar olduğunu ancak, bunların
aşılabileceğinin işaretlerini de gördüklerini'' söyledi. İspanya Dışişleri
Bakanı, ''Türkiye ile uzlaşma var, ama şimdi de bir AB üyesi olan Yunanistan
ile sorunlar var ve bu engeli aşmak için elimizden geleni yapacağız. AB
ile NATO ilişkileri sağlıklı olmalı. Çabalarımız birbirini tamamlayıcı
olmalı'' dedi.
YILMAZ: "EN OLUMLU DÖNEM..."
ANAP Genel Başkanı, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz,
18 Aralık'ta Rize'de yaptığı açıklamada, "Türkiye'nin, AB ilişkileri
açısından en olumlu dönemi yaşadığını" söyledi.
Yılmaz, ''Türkiye, AB ilişkileri açısından en olumlu dönemi yaşıyor.
Çeşitli olaylar bu olumlu dönemin ortaya çıkmasına yardımcı oldu. Bunlardan
bir tanesi Kıbrıs'ta, Kıbrıs Türk tarafının inisiyatifiyle yeni bir diyalog
sürecinin başlamasıdır. Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası'nda (AGSP),
2 yıldır devam eden itilaf uzlaşmayla sonuçlandırılmıştır. Ayrıca Türkiye'nin
Ulusal Program çerçevesinde Anayasa değişiklikleri dahil çok ciddi bir
reform paketini yürürlüğe koymuş olması da bu ilişkileri daha elverişli
hale getirdi'' dedi.
Laeken Zirvesi'nde, Türkiye'nin AB ilişkileri açısından fevkalade olumlu
kararlar çıktığını ifade eden Yılmaz, şunları kaydetti: ''Yeni dönem başkanlığını
üstlenen İspanya'nın da bu konuda fevkalade yapıcı bir tutum içinde olduğu
anlaşılıyor. İspanya Dışişleri Bakanı düzenlediği basın toplantısında,
Türkiye ile tam üyelik müzakerelerinin başlatılması için dönem başkanı
olarak elinden gelen gayreti göstereceğini söyledi. Bu kadar olumlu şartlar
biraraya gelmişken şimdi bize düşen, programdaki hedefleri cesaretle ortaya
koymaktır.''
YILMAZ'IN TÜSİAD KONUŞMASI...
ANAP Genel Başkanı, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz,
21 Aralık'ta Ankara'da düzenlenen TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Toplantısında
yaptığı konuşmada, Laeken Zirvesi sonrası Türkiye-AB ilişkilerini değerlendirirken,
"Bugün Türkiye Avrupa Birliği’ne tam üyelik yolunda en önemli sayılabilecek dönemece
girmiş durumdadır. Aşağı-yukarı 40 yıla yaklaşan inişli-çıkışlı ilişkilerimizin kronolojisi
içinde tam üyelik yolumuz hiçbir zaman bugünkü kadar belirgin olmamıştır" dedi.
Yılmaz, "Eğer milletimizin önüne Avrupa Birliği üyeliği dışında onun kabul edebileceği
sağlam bir alternatif konulamıyorsa, o zaman herkes Avrupa Birliği üyeliği için gerekli
adımların atılmasına destek olmalıdır" şeklinde konuştu.
Yılmaz'ın TÜSİAD konuşması...
|