AB Komisyonu'nun "Tavsiye Belgesi"nde yer alan 8 maddelik "Sonuçlar ve Tavsiyeler" bölümü şöyle:
(6 Ekim 2004)
(resmi olmayan çeviri)
Sonuçlar ve Tavsiyeler
1- Türkiye, Katılım Ortaklığı Belgesi’nde öngörülen öncelikler
doğrultusunda, son yıllarda özellikle anayasa ve mevzuat alanında yaptığı
kapsamlı değişikliklerle olmak üzere, siyasi reform sürecinde ciddi bir
ilerleme kaydetmiştir. Bununla birlikte, Dernekler Kanunu, yeni Ceza Kanunu
ve İstinaf Mahkemelerine ilişkin yasa henüz yürürlüğe girmemiştir. Üstelik,
CMUK, Adli Kolluğu kuran mevzuat ve Ceza ve Tedbirlerin İnfazı Hakkındaki
Kanun tasarıları henüz yasalaşmamıştır.
2- Türkiye bu reformların düzgün bir şekilde uygulanmasını teminen
ciddi çabalarda bulunmaktadır. Buna rağmen, mevzuat ve uygulamanın
daha fazla genişletilmesi ve pekiştirilmesi gerekmektedir. Bu husus özellikle
işkence ve kötü muameleyle mücadelede izlenen “0 tolerans” politikası ile
ifade özgürlüğü, din özgürlüğü, kadın hakları ve sendikal haklarla azınlık
hakları dahil ILO standartlarına ilişkin hükümlerin uygulanması açısından
önemlidir.
3- Reformlar yoluyla kaydedilen ilerleme ışığında, Türkiye’nin
yukarıda ifade edilen taslak mevzuatı yürürlüğe koyması koşuluyla, Komisyon
Türkiye’nin siyasi kriterleri yeterli düzeyde karşıladığı kanaatindedir
ve katılım müzakerelerinin başlatılmasını tavsiye eder. Reform sürecinde,
özellikle reformların uygulanmasında geri dönüşün olmadığı daha uzun bir
süre zarfında teyit edilmelidir.
4- Üç ayaklı bir strateji izlenmelidir. Stratejinin birinci ayağı,
Türkiye’de özellikle Kopenhag siyasi kriterlerinin devamlılığına ilişkin
reform sürecinin güçlendirilmesi ve desteklenmesi için işbirliğini kapsamaktadır.
Siyasi reform sürecinin devamlılığını sağlamak ve geriye dönüşleri engellemek
için AB, siyasi reformları yakından izlemeye devam etmelidir. Bu amaçla,
reform sürecinin önceliklerini belirleyen gözden geçirilmiş bir Katılım
Ortaklığı Belgesi temel alınacaktır. 2005 sonundan başlayarak her yıl siyasi
reformlara ilişkin gelişmeler genel bir değerlendirmeye tabi tutulacaktır.
Reformların hızı müzakerelerin ilerlemesi konusunda belirleyici unsur olacaktır.
5- Avrupa Birliği’nin temellerini oluşturan özgürlük, demokrasi,
insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin
sürekli olarak ve ciddi bir şekilde ihlal edilmesi halinde, Komisyon müzakerelerin
askıya alınmasını tavsiye edecektir. Konsey bu konudaki kararını nitelikli
çoğunluk oyuyla belirleyecektir.
6- Stratejinin ikinci ayağı Türkiye ile sürdürülecek katılım
müzakerelerine belirli bir yaklaşım konusundadır. Katılım müzakereleri,
kararların oybirliğiyle ve tüm AB üyelerinin katılımıyla alınacağı Hükümetler
arası bir Konferans çerçevesinde gerçekleştirilecektir. Müzakere,
karmaşık bir süreçtir. Konsey müzakerelerin her Bölümüne ilişkin olarak,
müzakerelerin geçici olarak kapatılması ve –gerektiğinde- müktesebatın
tatmin edici bir şekilde uygulanması dahil, müzakerelerin başlatılması
ilişkin için belli ölçütler tespit etmelidir. Bölümlerle ilgili müzakereler
başlamadan önce müktesebattan kaynaklanan yasal yükümlülükler yerine
getirilmelidir. Uzun geçiş dönemlerine ihtiyaç duyulabilir. Bununla
birlikte, yapısal politikalar ve tarım gibi alanlarda özel düzenlemelere
gerek duyulabilir ve işçilerin serbest dolaşımı için kalıcı tedbirler düşünülebilir.
Türkiye’nin Birliğe katılımının mali ve kurumsal etkisi önemlidir. AB müzakereler
tamamlanmadan önce 2014 sonrası dönem için mali perspektifini belirlemek
durumundadır.
Bununla birlikte, Komisyon müzakereler süresince, Antlaşma’nın ortak
politika ve dayanışma hedeflerini göz önünde bulundurarak, Birliğin yeni
üyeleri özümseme ve entegrasyonu derinleştirme kabiliyetini izleyecektir.
7- Stratejinin üçüncü ayağı AB halkları ile Türk halkını bir
araya getirecek önemli ölçüde güçlendirilmiş bir siyasi ve kültürel
diyalog öngörüyor. Bu diyalogda en önemli rolü AB’nin desteğiyle
sivil toplum üstlenmelidir. Komisyon diyalogun ne şekilde destekleneceğine
dair tavsiyelerde bulunacaktır.
8- Komisyonun müzakere sürecinin Türkiye’deki reform sürecini
ileriye götüreceği konusunda şüphesi yoktur. Bu süreç doğası gereği ucu
açık bir süreçtir ve sonuçları önceden garanti edilemez. Müzakerelerin
ve müteakip onay sürecinin sonucu ne olursa olsun, AB ve Türkiye arasındaki
ilişkiler Türkiye’nin her zaman AB yapılarına tam anlamıyla bağlanmasını
temin etmelidir. Türkiye’nin Birliğe katılımı, elli yıldır süregelen Avrupa
entegrasyonunu tehlikeye sokmadan, onu ileriye götürecek şekilde ayrıntılı
bir şekilde tasarlanmalıdır.
|