TÜSİAD tarafından AB üyesi ülkelerin başbakanlarına
gönderilen mektup şöyle:
(10 Aralık 2001)
Sayın Başbakan,
AB Konseyi Laeken Zirvesi yaklaşırken, AB-Türkiye ilişkilerinin geleceği
ve Türkiye'nin AB üyeliği hakkındaki bazı görüşlerimizi sizinle paylaşmak
istiyorum. Türkiye'nin AB'ye üyelik hedefinin bizim için olduğu kadar sizin
için de büyük önem taşıdığını biliyoruz.
Bu ayın sonunda Türkiye ile AB arasındaki gümrük birliği beşinci yılını
doldurmuş olacak. Bu önemli noktada, gümrük birliği anlaşmasını ayrıntılı
ve adil bir değerlendirmeden geçirmemiz gerektiği kanaatindeyim. Türkiye,
AB'ye üye olmuş veya henüz aday olan ülkeler içinde üye olmadan AB ile
gümrük birliğini gerçekleştiren tek ülke konumundadır. AB Komisyonu'nun
Türk ekonomisine yönelik olumsuz değerlendirmelerinde bile, Türk sanayisinin
gümrük birliğinden doğan rekabetçi baskılara karşı gösterdiği uyum becerisi
vurgulanmıştır. Bu başarının, AB'nin mali yardım taahhütlerini yerine getirmemesi
sonucunda, Türkiye'nin kendi kaynakları ve özel sektörünün üretkenliği
ile gerçekleştirildiğini hatırlatmaya sanıyorum gerek yoktur.
Sayın Başbakan, bildiğiniz gibi bu yıl içinde Türkiye'de büyük bir ekonomik
kriz yaşandı. Krizden çıkmak için, uzun vadede ülkenin ekonomik yapısını
güçlendirmeye yönelik ciddi önlemler alındı. Sonuç olarak, şu anda daha
sağlam bir ekonomik yapıya sahibiz, bankacılık sistemimiz daha sağlıklı
bir yapıya kavuştu ve gerçekleştirilen düzenleyici reformlar sayesinde
piyasa ekonomisi işlerlik kazandı. Bu koşullar altında, ekonomimizi sürdürülebilir
kalkınma yolunda ilerletme çabalarımızda AB'nin desteğini yanımızda görmek
istiyoruz.
Bu bağlamda, Türk tarım ürünlerine uygulanan AB gümrük vergilerinin
kaldırılması gerektiğini düşünüyoruz. Gümrük birliği kapsamına hizmetlerin
dahil edilme sürecinin hızlandırılması da, hem Türkiye hem de AB açılarından
yararlı sonuçlar doğuracaktır. Ayrıca, Türkiye ve AB arasında mali işbirliği
alanında gerçekleştirilebilecek çok şey vardır. Bu alanda kaydedilecek
ilerlemeler, gelişen AB-Türkiye ilişkilerinin somut sonuçları olarak Türk
kamuoyuna yansıyacak ve AB'nin Türkiye'deki imajının iyileşmesine daha
da katkıda bulunacaktır.
AB Komiseri Sayın Pascal Lamy'nin, Türk tekstil ürünlerine uygulanan
kotaların kaldırılması için, ABD yönetimine gönderdiği mektup için teşekkür
ediyoruz. Aynı zamanda, AB Komisyonu'nun etkin bir şekilde Türkiye-AB
gümrük birliğinin ilkelerini savunmaya devam edeceğini umuyoruz. Bu konu,
yakın zamandaki Ankara ziyareti sırasında Amerikan Dışişleri Bakanı Sayın
Colin Powell'in dikkatine de getirilmiştir.
Bu konuda son olarak, AB Komisyonu'nun ve genelde AB'nin, Türkiye'nin
gümrük birliği
çerçevesindeki ticari çıkarlarına daha duyarlı olmasını bekliyoruz.
Ekonomik ortaklığımıza uygun olarak, AB'nin üçüncü ülkelere verdiği, Türkiye'yi
doğrudan etkileyecek ticari imtiyazlar hakkındaki kararlara Türkiye'nin
katılma hakkı olması gerektiğini düşünüyoruz.
Geçtiğimiz birkaç ay içinde, Türk Hükümeti ve Türkiye Büyük Millet
Meclisi, Katılım Ortaklığı Belgesi'nde ve Ulusal Program'da yer alan yükümlülükleri
yerine getirme doğrultusunda önemli adımlar atmıştır. AB Komisyonu'nun
son Türkiye İlerleme Raporu'nda bu adımlara yer verilmiş ve kaydedilen
olumlu gelişmeler değerlendirilmiştir. Avrupa Birliği Genel Sekreterliği
güncelleştirilmiş Ulusal Program üstünde çalışmalarına başlamış bulunmaktadır.
Geçtiğimiz hafta Türkiye, Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası konusundaki
haklı kaygılarını giderecek ve çıkarlarını gözetecek makul bir çözüme yönelik
önemli bir girişimde bulunmuştur. Ankara'nın olduğu kadar Brüksel'in de,
bu anlaşmanın öneminin farkına vardığını düşünüyoruz. Cumhurbaşkanı Sayın
Denktaş'ın girişimi sonucunda, Kıbrıs Türk ve Rum topluluklarının liderlerinin
bir araya gelmesi de çok önemli bir gelişmedir. Bu iki eski arkadaş ve
siyasi rakibin görüşmelerinden ve akşam yemeği için biraraya gelmelerinden
sonsuz mutluluk duyduk. Türk kamuoyunun bu olumlu gelişmeler karşısındaki
memnuniyetini paylaşıyor ve Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulunmasını
diliyoruz.
Sayın Başbakan, gerek Türk halkı, gerekse Türk hükümeti, adaylık sürecine
ve Türkiye'nin AB'ye üye olma hedefine olan inancını göstermiştir. Şimdi,
AB'nin Türk kamuoyuna, Kopenhag kriterlerini yerine getirdiği taktirde,
Türkiye'nin diğer adaylarla eşit muameleye tabi tutulacağını ve AB'ye üye
olacağını içeren açık bir mesaj iletmesi gerekmektedir. Önümüzdeki AB Konseyi'nde,
en azından, tarama sürecinin hemen başlatılması ve üyelik müzakerelerine
yönelik hazırlıklara geçilmesi kararının çıkması gerektiğini düşünüyoruz.
Bu karar, Türk halkına güven verecek ve Türkiye'nin üyelik başvurusu konusunda
AB'nin ciddiyetini ve samimiyetini teyit edecektir.
Saygılarımla,
Tuncay ÖZİLHAN
Yönetim Kurulu Başkanı
|