Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
UP TBMM'DE (DİĞER KONUŞMALAR)
ULUSAL PROGRAM (2003)
ULUSAL PROGRAM (2001)
UP TBMM'DE (2001)
KOB 2003
KOB 2000
AB ANA SAYFA

ULUSAL PROGRAM TBMM'DE...
Gül'ün konuşması...
1 Temmuz 2003

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Ulusal Program (2003) hakkında TBMM'ye bilgi verdi. Gül'ün konuşmasından sonra TBMM'deki siyasi partilerin temsilcileri de görüşlerini açıkladılar.
 
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Ulusal Program'ın 2004 yılı sonunda AB ile tam üyelik müzakerelerinin başlamasını hedefleyen siyasi bir taahhüt niteliği taşıyacağını söyledi.

Gözden geçirilmiş ulusal programın da 2003, 2004 ve 2005 yıllarında yapılacak düzenlemeleri içerdiğini belirten Gül, programı, asker sivil ayırımı yapmadan bütün kamu kurum ve kuruluşların katkıları ile sivil toplum örgütlerinin görüşlerinden de azami ölçüde yararlanarak hazırladıklarını, siyasi partilerin görüşlerinin de alınmasından sonra programa son şeklinin verileceğini bildirdi. Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunun aslı, 2001 yılındaki ulusal programdır. Biz, değişen şartlara göre bunu yeniden gözden geçiriyoruz. Yeni bir şey yoktur bunun içerisinde, en genişi 2001 yılındaki ulusal programdır ama bu süre içinde Türkiye'nin yaptığı, çözdüğü birçok problemler vardır.

Bu program aynı zamanda 2004 yılı sonunda üyelik müzakerelerinin başlamasını hedefleyen bir siyasi taahhüt niteliği de taşıyacaktır. Programın bizi tam üyelik hedefine götürebilmesi için katılım ortaklğı belgesindeki beklentileri karşılayacak ve bunları tamamlayacak bir nitelikte olması gerekmektedir. Bunlar AB standartlarıdır. Biz 2004 yılı sonunda bu programla göstermek istiyoruz ki, (Türkiye, herhangi bir AB ülkesindeki siyasi kriterleri tamamlamıştır. Türkiye'nin bundan sonraki yapacağı şeyler müzakere süreci içinde yapılacak konulardır ama temel bütün prensipleri yerine getirmiştir) demek istiyoruz. Bu beklentilerin karşılanmasında göstereceğimiz performans, Türkiye'nin AB'ye tam üyelik müzakerelerine 2004 yılı sonunda başlayıp başlamamasını tayin edecektir."
 

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşma şöyle:
(1 Temmuz 2003)

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Avrupa Birliğine üyelik sürecimizde önemli ve kritik bir adım oluşturan Avrupa Birliği müktesebatının üstlenilmesine ilişkin yeni ve gözden geçirilmiş Ulusal Programı sizlerle paylaşmak için huzurlarınızdayım; hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, sizin ofislerinize, hepinize Ulusal Programın özetini gönderdik. Bu programın tamamı 877 sayfadır, arzu eden arkadaşlara tamamını da verebiliriz; ama, eminim ki, özetini gönderdiğimiz programa şöyle göz attıysanız, siyasî konuları, ekonomik konuları, malî konuları, bütün bunları içeren geniş, tafsilatlı bir programdır. Hükümetimizin tavrı, bu programı bütün milletimizin görüşüne sunmak, tartışmaya açmak, siyasî partilerimizle paylaşmak ve daha sonra da, hükümet kararı şeklinde Resmî Gazetede yayımlanmak suretiyle devreye sokmaktır.

Avrupa Birliği söz konusu olduğunda, bütün bu konuların tartışılmasını, hükümet olarak, gerçekten, samimî olarak istiyoruz; çünkü, Avrupa Birliği, herhangi bir organizasyon veya teşkilata benzememektedir. Türkiye’nin Avrupa Birliğiyle ilişkisi, Türkiye’nin Avrupa Birliğine girişi, Türkiye’nin OECD, Türkiye’nin NATO veya Türkiye’nin İslam Konferansı Teşkilatıyla ilişkileri gibi bir ilişki değildir. Avrupa Birliği büyük bir toplumdur. Türkiye 70 000 000’luk büyük bir toplumdur. Türkiye’nin Avrupa Birliğine girişi 70 000 000’un, büyük bir toplumun başka büyük bir toplumla buluşması ve beraber hale gelmesidir. Dolayısıyla, hayatımızı yakından ilgilendiren, kurumlarımızı yakından ilgilendiren büyük bir entegrasyondur. O açıdan, getirdiği sorumluluklar vardır, getirdiği görevler de vardır; getirdiği avantajlar vardır, bunlar karşısında Türkiye’nin yapması gerekenler de vardır. Bu açından, herkesin yakinen bilmesi, detaylarını öğrenmesi gereken bir olaydır. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra belki de en büyük projedir bu. O açıdan, bu meseleyi sadece hükümet olarak götürme niyetinde değiliz. Bu meseleyi bütün siyasî partiler, sivil toplum örgütleri, aydınlar, entelektüeller, halk ve sendikalar herkes ne olup ne bittiğini bu konuda bilsin istiyoruz. Bu açıdan, Ulusal Program, sizin bilgilerinize sunulmuştur. Bu açıdan, bugün, burada, bir tartışma açıyoruz ve herkesin görüşlerini almak istiyoruz.

Değerli arkadaşlar, Türkiye, 1999 Helsinki Zirvesiyle Avrupa Birliğine gerçekten aday olmuştur. Helsinki’de Türkiye’nin adaylığı kabul edildikten sonra, Türkiye’nin adaylığını daha da meşrulaştıran ve gerçekten, sanal bir adaylıktan gerçek bir adaylığa getiren noktada katılım ortaklığı belgesinin hazırlanması, malî meseleleri içeren çerçeve anlaşmasının imzalanması ve 2001 yılında Türkiye’nin Ulusal Programı yayımlamasıyla olmuştur. Katılım ortaklığı belgesi, Avrupa Birliği tarafından hazırlanmıştır. Türkiye’nin siyasî olarak, ekonomik olarak neler yapması gerektiğini ortaya koymuştur. Ulusal Program, bizim, Türkiye olarak neler yapmamız gerekiyor, belli bir zaman süreci içerisinde ne yapacağız, 2003 yılında ne yapacağız, 2004’te ne yapacağız, kısa, orta ve uzun vadede ne yapacağız; bunları içeren bir düzenlemedir; bugün çok kullanılan anlamıyla, bir nevi yol haritasıdır, yani, Türkiye’yi Avrupa Birliğine tam üye yapacak bir yol haritasıdır. Burada, kısa vadeli olarak, 2003 ve 2004 yılları içerisinde yapacaklarımızı, orta vadeli olarak da, 2005 yılı içerisinde yapacaklarımız ortaya koymuş durumdayız.

Avrupa Birliğiyle ilişkilerimizdeki temel belgelerden biri olan 2001 Ulusal Programıyla, Kopenhag Siyasî Kriterleri bağlamında, bugüne kadar, gerçekleştirilen anayasa değişikliklerini bizden önceki hükümet yapmıştır; reform paketlerini, üç reform paketini bizden önceki hükümet yapmıştır, dördüncü, beşinci ve altıncı reform paketlerini bugünkü hükümet ve bu Meclis yapmıştır. Dolayısıyla, bütün bunların dayanağı, mesnedi, 2001 yılında yayımladığımız Ulusal Program olmuştur. Şimdi, yeni bir Ulusal Program çıkarıyoruz, gözden geçirilmiş bir Ulusal Program çıkarıyoruz. Bu programda da, 2003 ve 2004 yılları içerisinde yapacaklarımızı ortaya koyuyoruz.

Şunu da unutmamak gerekir; söz konusu reform çalışmalarına, daimî bir süreç olduğu cihetle, katılım müzakereleri sırasında da devam edilecektir. Yani, reformların “biz şunu yaptık, bitti” anlayışı içerisinde olmaması gerekir; bu, bir süreçtir. Dediğim gibi, kısa süre içerisinde yapacaklarımız var, orta vadede yapacaklarımız, uzun vadede yapacaklarımız var. Avrupa Birliğine yaklaşımımız, eğer “bize bazı şeyler empoze ediliyor, biz bunları yaparız ve burada kalırız” anlayışı içerisinde olursa, bu mantalite, aslında, Avrupa Birliği mantalitesine uygun bir anlayış değildir. Biz -defalarca söylediğimiz gibi- kendi halkımız, kendi milletimiz, kendi ülkemiz, daha demokratik, daha özgür, daha kalkınmış, ekonomik ilişkileri daha şeffaf, malî ilişkiler daha şeffaf, hesap verilebilirliğin olduğu bir ülke olsun diye uğraşıyoruz. (AK Parti sıralarından alkışlar) Bütün bunlar, Avrupa Birliği kriterleriyle de paralellik arz etmektedir. Dolayısıyla, bu reformları bir zorlamayla, bir baskıyla yapıyor değiliz; bunu açıkça söylüyorum, biz bunları gönüllü olarak, arzu ederek, kendi halkımız hak ettiği için yapıyoruz. Bu anlayış içerisinde hareket eden bir hükümet, bu anlayış içerisinde hareket eden bir Türkiye Büyük Millet Meclisi, muhakkak ki, Türkiye’yi, gerçekten hak ettiği yere getirecektir. Bunun sonunda -burada açık konuşmak gerekir, Avrupa Birliği söz konusu olsun olmasın- bunların hepsinden Türkiye kazanacaktır, Türk Halkı kazanacaktır; o bakımdan yaptıklarımızda kararlıyız.

Değerli arkadaşlar, malumunuz olduğu üzere, 12-13 Aralık 2002 tarihlerinde Danimarka’nın dönem başkanlığını yaptığı Kopenhag Zirvesinde yeni bir aşamaya gelinmiştir. Nedir; orada alınan karar şudur: “2004 yılının sonunda, eğer ilerleme raporları olumlu çıkarsa, Türkiye ile müzakerelere vakit geçirilmeden başlanacak denilmiştir.” Bu, Helsinki’den sonra atılan en önemli adım olmuştur. Kopenhag Zirvesinde başka bir karar daha alınmıştır: “Katılım Ortaklığı Belgesi, Ulusal Program tekrar gözden geçirilsin, gümrük birliğiyle ilgili olup bitenler gözden geçirilsin, aksayan yönler varsa bunlar düzeltilsin ve Türkiye’ye yapılan malî yardım artırılsın” denilmiştir. İşte, bu çerçeve içerisinde, yeniden Katılım Ortaklığı Belgesi, 15 Nisan 2003 tarihinde Avrupa Birliğinde yapılan toplantılar neticesinde ortaya çıkmıştır. Buna karşılık da, biz, şimdi, 2003 yılında, gözden geçirilmiş bir Ulusal Program çıkarıyoruz. Bunun aslı, 2001 yılındaki Ulusal Programdır; ama, bunu, değişen şartlara göre tekrar gözden geçiriyoruz. Bunun içerisinde yeni bir şey yoktur. En genişi, 2001’deki Ulusal Programdır; ama, bu süre içerisinde Türkiye’nin yaptığı, çözdüğü birçok problem vardır; bunlar, tabiî, bunun dışında olacaktır.

Değerli arkadaşlar, şimdi, biz, gözden geçirilmiş olan bu Ulusal Programı, sizin de tenkitlerinizi, önerilerinizi, siyasî partilerimizin önerilerini, sivil toplum örgütlerinin önerilerini dikkate alarak tam olgunlaştıracağız, daha sonra da Bakanlar Kurulu kararı haline gelecek, Resmî Gazetede yayımlanacak ve komisyona vereceğiz.

Bu program, aynı zamanda, 2004 sonunda üyelik müzakerelerinin başlamasını hedefleyen bir siyasî taahhüt niteliği de taşıyacaktır. Programın bizi tam üyelik hedefine götürebilmesi için, Katılım Ortaklığı Belgesindeki beklentileri karşılayacak ve bunları tamamlayacak bir nitelikte olması gerekmektedir. Bunlar nedir; bunlar Avrupa Birliği standartlarıdır; yani, biz, bu programla göstermek istiyoruz ki, Türkiye, 2004 yılının sonunda, herhangi bir Avrupa Birliği ülkesindeki siyasî kriterleri tamamlamıştır. Türkiye’nin bundan sonra yapacağı şeyler, müzakere süresi içerisinde yapacağı konulardır; ama, temel bütün prensipleri yerine getirmiştir demek istiyoruz.

Bu beklentilerin karşılanmasında göstereceğimiz performans, Türkiye’nin, 2004 yılı sonunda, Avrupa Birliğiyle tam üyelik müzakerelerine başlayıp başlamamasını tayin edecektir. Bu husus, özellikle siyasî kriterler açısından geçerlidir; zira, siyasî kriterler karşılanmadan müzakerelere başlama imkânı yoktur. Ekonomik kriterler genellikle Maastricht kriterlerini ihtiva ettiği için, bunlar, müzakere süresi içerisinde yerine getirilebilecek hususlardır; ama, siyasî kriterler müzakereye başlamanın bir şartıdır; Ulusal Programla da, biz, bunları taahhüt edeceğiz; diyeceğiz ki, evet, 2004’ün sonunda Türkiye hazırdır.

2003 Ulusal Programı, bir öncekinde olduğu gibi, tüm kamu kurum ve kuruluşlarımızın çabaları ve katkılarıyla hazırlanmıştır. Programı bu hale getirirken, Avrupa Birliği Genel Sekreterliğinden, devletimizin bütün organlarından, bütün kurumlarından, sivil-asker ayırımı yapmadan, hepsinden görüşler alınmıştır. Bu görüşler derlenmiştir, toparlanmıştır ve huzurunuza bu şekilde çıkılmıştır. Bu süreç içinde sivil toplum örgütlerinin görüşlerinden de azamî ölçüde yararlanılmasına özen gösterilmiştir; dolayısıyla, program, teknik veçhesiyle geniş bir mutabakat zeminine sahip bulunmaktadır. Hükümet olarak, Avrupa Birliğine üyelik hedefine, ancak tüm kurumlarımızın katkısı, özverisi, çalışması ve toplumumuzun desteğiyle ulaşabileceğimizin bilinci içerisindeyiz.

Ulusal Programın siyasî kriterlere ilişkin bölümünü oluştururken, hükümet programında ifadesini bulan insan hakları ve hukukun üstünlüğüne dayalı, çoğulcu, katılımcı, demokratik yapımızın güçlendirilmesi, ülkemizin birlik, bütünlük ve üniter yapısı içinde temel hak ve özgürlüklerin genişletilmesi, işkence ve kötü muameleye hoşgörü gösterilmemesi, sivil toplum örgütlerinin güçlendirilmesi gibi temel hedefler esas alınmıştır. Ulusal Programımız, adalet, içişleri, tarım, ulaştırma, çevre, sağlık, çalışma hayatı ve sosyal güvenlik gibi toplumsal hayatın her alanında uyum faaliyetlerinin yoğun olarak sürdürülmesini öngörmektedir. Bunun için 93 tane yeni kanun çıkaracağız, 61 tane kanunda değişiklik yapacağız, 391 tane idarî düzenleme yapacağız, 84 tane de, daha önce yapılan idarî düzenlemelerde değişiklik yapacağız. Görüldüğü gibi, kanunlarımızı, mevzuatımızı Avrupa Birliği mevzuatına paralel hale getirmek için büyük bir çaba sarf edilmektedir. Bu uyum çalışmaları, Avrupa Birliğine tam üyeliğin de ötesinde, Türkiye’yi, dünya platformunda daha güçlü, etkin ve saygın bir konuma getirme amacına yöneliktir.

Değerli arkadaşlar, demin söylediğim gibi, sonunda Avrupa Birliği söz konusu olmasa bile, Türkiye, büyük şeyler kazanacaktır ve dünyada gerçekten en iyi yere gelecektir. Türkiye’nin çağdaşlaşma ve kalkınma yolundaki son büyük atılımı, Avrupa Birliğine üyeliği yolunda attığı büyük adımdır. Avrupa Birliği üyeliğine giden yolun zorlukları ve atılması gereken adımların önemi ise açıktır. Bu cesur adımları atan Türkiye, dünyanın en ileri ülkeleriyle rekabet gücünü sağlayabilecek ve küreselleşme olgusunda hak ettiği yere de kavuşacaktır.

2003 Ulusal Programının ortaya çıkarılması, hükümetimizin önemli bir icraatı niteliğindedir; ancak, Programın uygulanması ve hayata geçirilmesi de aynı derecede önem taşımaktadır. Ülkemizde gerçekleştirilen devrim niteliğindeki anayasal ve yasal reformlar uluslararası platformlarda takdirle karşılanmakla birlikte, bu reformların uygulamada günlük hayata tam olarak yansıtılmamasının da sık sık eleştiri konusu olduğu görülmektedir.

Aslında, dışarıdan gelecek eleştirilerden önce, içeriden gelen eleştiriler daha önemlidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, kanunları çıkardıktan sonra, bu kanunlar kesinlikle uygulanacaktır. Bu kanunların uygulanmasında zaman zaman alışkanlıkların bir etkisi olabilir; ama, eğer, kanunların uygulanmasında bilinçli bir direniş söz konusu olursa, o zaman, kanunların, şüphesiz ki, yaptırım gücü devreye girecektir. O açıdan, değerli arkadaşlar, 2003 yılında biz çıkarmamız gereken bütün kanunları çıkarmayı hedefledik; 2004 yılında da bunların uygulandığını hep beraber göstereceğiz, ki Ulusal Programda da bunları taahhüt ediyoruz.

Bu nedenle, hükümetimizin, Yüce Meclisimizle işbirliği halinde gerekli uyum paketlerini bu yasama döneminin ilk yılı içerisinde, yani, diğer bir deyimle, Meclis tatile girmeden çıkarması zorunluluk arz etmektedir. Bu konuda hükümetimizin ve Parlamentonun iradesi gayet açıktır. Bunun içindir ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi 1 Temmuzda değil, 1 Ağustosta tatile girecektir, bu büyük projenin farkında olduğu için. Daha uzun vadede çıkarılması gereken temel yasalar arasında yeni Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, Basın Kanunu, Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu, RTÜK Kanunu, Askerî Ceza Kanunu ve Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü Teşkilat Yasası gibi kapsamlı mevzuat da bulunmaktadır. Ayrıca, tüm kamu kurum ve kuruluşlarımızın da kendi yetki ve sorumluluk alanlarına giren konularda 2001 Ulusal Programının hedeflerine uygun olarak hazırladıkları ve 2003 Programında da teyit ettikleri eylem planlarını hayata geçirmek için önemli tedbirler alınacaktır.

Programda, kısa vadeden kastedilen 2003 ve 2004, orta vadede öngörülen ise 2005 yılı sonudur. Avrupa Birliğiyle tam üyelik müzakerelerine bir an önce başlanabilmesi için, kısa vadede gerçekleştirileceği sözü verilen taahhütlerimize ilişkin çalışmaların da bu çerçevede yönlendirilmesi zaruridir.

Değerli arkadaşlar, yeni Ulusal Programın siyasî kriterler bölümünün 2001’den beri gerçekleştirilen reformların özetlendiği girişinde “hükümet, aşağıdaki başlıklar altında sıralanan yasal düzenlemeleri Türkiye Büyük Millet Meclisinin 22 nci Yasama Dönemi 1 inci Yasama Yılı içinde tamamlamaya kararlıdır. Yapılan tüm reformların, eşzamanlı olarak, lafzıyla ve ruhuyla uygulamadaki etkisinin, ilke olarak, Haziran 2004’e kadar görüleceği konusunda hükümetin iradesi tamdır” beyanı yer almaktadır.

Siyasî kriterler bölümünde, aşağıdaki başlıklar altında yer verilen taahhütlerde bulunmaktayız.

Düşünce ve ifade özgürlüğü başlığı altında, bu özgürlüklerin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 10 uncu maddesi çerçevesindeki toprak bütünlüğü ve ulusal güvenliğin korunmasını da öngören ölçütler ile laik ve demokratik cumhuriyeti, üniter devlet yapısını ve millî birliği koruma kriterleri temelinde bir yandan genişletilmesi, diğer yandan da sürdürülmesi öngörülmektedir.

Dernek kurma özgürlüğü, barışçı toplantı hakkı ve sivil toplum başlığı altında, sivil toplumun güçlenmesinin ve demokratik hayata katılımının desteklenmesi, bu alanda gerçekleştirilmiş reformlarının etkili biçimde uygulanması ve ilgili mevzuatın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin lafzına ve ruhuna uygunluk açısından gözden geçirilmesine devam edilmesi öngörülmektedir.

İşkence ve kötü muamelenin önlenmesi başlığı altında, işkence ve kötü muameleye sıfır tolerans verdiğimizi açık açık yazmaktayız.

Kamu görevlilerinin insan hakları konusunda eğitimleri başlığı altında, yine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemeleri İçtihadı ve Avrupa Birliği hukuku konusunda sürmekte olan eğitim programlarının devam edeceğini vurgulamaktayız.

Yargının işlevselliği ve verimliliği başlığı altında, adalet hizmetlerinin modern toplumun gereklerine uygun şekilde etkili hale getirilmesinin önemi vurgulanarak, yargı reformunun, demokratikleşme sürecinin temelini oluşturmakta olduğu kaydedilmektedir.

Cezaevleri, tutukevleri ve nezarethane koşulları başlığı altındaki bölümde ise, ceza infaz hâkimliği kurumu ve cezaevleri izleme kurullarının etkin çalışmalarının sürdürülmesi, cezaların infazına ilişkin mevzuatın gözden geçirilmesine devam edileceği hususlarına yer verilmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Mikrofonu açıyorum; buyurun Sayın Bakan.

DIŞİŞLERİ BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDULLAH GÜL (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Başka bir başlık ise, tüm bireylerin, ayırım yapılmaksızın, tüm temel hak ve özgürlüklerinden tam olarak yararlandırılmalarıdır. Bu başlık altında da, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 9 uncu maddesinin titizlikle korunacağı ve hiçbir ayırım yapmadan, bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının, fertlerin, temel hak ve özgürlüklerden tam olarak yararlanmaları işlenmektedir.

Yürütmenin işlevselliği başlığı altında, Millî Güvenlik Kurulunun ve Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin fonksiyonlarının, Anayasa ve ilgili yasa değişiklikleriyle, yeniden tanımlanan danışma organı niteliğiyle uyumlaştırılması öngörülmektedir.

Avrupa İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmeye ek 6 numaralı protokolün sonuçlandırılması, 13 numaralı protokolün ise imzalanması da, siyasî kriterlerin altında öngörülmektedir.

Değerli arkadaşlar, bu noktada, bir şeyin daha altını çizmek istiyorum: Türkiye, uzun yıllardan beri imzaladığı bazı Birleşmiş Milletler sözleşmelerini, hükümetler tarafından da onaylanmasına rağmen, Türkiye Büyük Millet Meclisine getirip, onaylatmamıştı. Geçen hafta içerisinde bu sözleşmeleri Türkiye Büyük Millet Meclisine getirdik ve bunlar, sizlerin takdiriyle de onaylanmıştır.

Bu konularla ilgili tereddüde gerek yoktur. Gerekli çekinceler söz konusuysa, bunlar, zaten konulmuştur; ama, burada ilginç olan şudur: Şimdiye kadar bu sözleşmeleri meclislerinden geçirmeyen ülkelerin isimlerini burada sizlere sayarsam, Türkiye’nin o ülkelerin arasında bulunmasını istemezdiniz; o bakımdan, yaptığımız şey doğru olmuştur. Bütün bunlar, Türkiye’yi Avrupa Birliğine götüren yolda mesafe aldırmıştır.

Yeni Ulusal Programın “ekonomik kriterler” ve “üyelik hükümlülüklerini üstlenebilme yeteneği” bölümlerinde yer alan önemli tedbirleri şu şekilde özetleyebilirim: Siyasî kriterlerden sonra ekonomik kriterler ve malî kriterler vardır ki, bunlar, aslında, çok yer tutmaktadır. 800 sayfalık programın büyük bir kısmı, ekonomik, malî, finans, sosyal konularla ilgilidir.

Ekonomik kriterlerde vurgulanan hususlar, kısa vadede enflasyonla mücadele ve yapısal reform programının uygulanması ve bu programın tamamlayıcı niteliğindeki tarım reformu, malî sektör reformu, sosyal güvenlik reformu gibi yapısal reformlara devam edilmesi, orta vadede ise tamamlanmasıdır. Bu bölümde ilk defa değinilen hususlar ise, kısa vadede kapsamlı bir kamu yönetimi reformunun uygulamaya konulması -ki, bunu, önümüzdeki günlerde huzurunuza getireceğiz- düzenleyici kurumların bağımsızlıklarının uluslararası normlara uygun bir şekilde korunarak şeffaflık ve hesap verilebilirliğin artırılması ve doğrudan yabancı yatırım girişinin kolaylaştırılması ve teşvik edilmesidir.

“Malların serbest dolaşımı” başlığı altında, kısa vadede Türkiye’nin Avrupa Birliğinin teknik mevzuatına uyumunu tamamlaması, orta vadede ise uygulama için gerekli tüm altyapının tamamlanması öngörülmektedir.

“Kişilerin serbest dolaşımı” başlığı altında, meslekî niteliklerin karşılıklı tanınması konusundaki AB mevzuatının tüm Türk mevzuatına kazandırılması öngörülmektedir.

Hizmet sunumu serbestisi alanında, kısa vadede Türk mevzuatındaki potansiyel engellerin belirlenmesi çalışmaları sürdürülerek, orta vadede ise, özel kanunlarla düzenlenmiş olan ve mesleğin icrasında “Türk Vatandaşlığı” şartı içeren hükümler “Avrupa Birliği üye devlet vatandaşları için karşılıklılık” ilkesi çerçevesinde, bazı meslek gruplarında tam üyeliğe kadar, bazı meslek gruplarında ise tam üyelikten sonra kaldırılacağı söylenmiştir.

“Sermayenin serbest dolaşımı” bölümünde konuyla ilgili tafsilat verilmiş; rekabet ve devlet yardımları alanında, kısa vadede, Avrupa Birliğinin bu alandaki mevzuatına uyum çalışmalarına devam edileceği ifade edilmiştir.

“Tarım” başlığı altında, tarım konusunda yapılacak reformlar detaylı bir şekilde anlatılmış; taşımacılık alanında yapılacak değişiklikler anlatılmış.

“Vergilendirme” başlığı altında, Avrupa Birliğinin dolaylı vergiler ve kurumlar vergisi mevzuatına uyum tarihinin müzakere sürecinde belirleneceği hükme bağlanmıştır.

“Ekonomik ve parasal birlik” alanında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının tam bağımsızlığının üyeliğin hemen öncesinde sağlanacağı ve Merkez Bankasının, Avrupa merkez bankaları sistemi içinde yer almasına yönelik hazırlık çalışmalarının üyelikle birlikte tamamlanacağı belirtilmiştir.

“Sosyal politikalar ve istihdam” başlığı altında, Türk iş hukukunun gözden geçirileceği vurgulanmıştır.

Enerji konusunda yapacağımız değişiklikler ve özellikle altyapı konularında yapılacak mevzuatlar anlatılmıştır.

Sanayi alanında, ülkemizin sanayi politikasını ortaya koyan Türkiye sanayi politikası dokümanının uygulanacağı belirtilmiştir.

“Küçük ve orta büyüklükteki işletmeler (KOBİ)” başlığı altında ise, KOBİ strateji ve eylem planının uygulanacağı anlatılmıştır. Devlet Planlama Teşkilatı ve Sanayi Bakanlığımız tarafından bunlar hep detaylandırılmıştır.

Bilim ve araştırma faaliyetleri alanında yapacaklarımız; eğitim, öğretim ve gençlik konusunda yapacaklarımız...

Bölgesel politika alanında bölgesel kalkınma planları yapılacaktır ve Devlet Planlama Teşkilatı bu konu üzerinde çalışmaktadır. Bunlarla ilgili ulusal kalkınma planı ve bölgesel kalkınma stratejisi hazırlıkları hakkında bilgiler verilmiştir.

Değerli arkadaşlar “çevre” başlığı altında, “adalet ve içişleri” başlığı altında “malî mevzuat konuları” “malî ve bütçe işleri” başlıkları altında yapacağımız mevzuat değişiklikleri geniş bir şekilde burada işlenmiştir. Bunlarla ilgili yapacağımız kanun değişiklikleri vardır, mevzuatlarda değişiklikler vardır. Bunlar ayrı ayrı yazılmıştır.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, Ulusal Program -ifade ettiğim gibi- siyasî nitelikleri kadar, ekonomik, sosyal ve kurumsal içeriğiyle sürmekte olan uyum çalışmalarının yoğunlaştırılmasını ve hayata geçirilmesini içermektedir. Bu süreç, aynı zamanda, vatandaşlarımızın daha sağlıklı, nitelikli ve yüksek bir hayat düzeyine kavuşturulması ve bölgesel dengesizliklerin giderilmesi hedeflerini de kapsamaktadır. Hükümetimiz, bu amaçlara, en kısa sürede, ulaşma azmiyle, gereken tüm uyum yasalarını süratle hayata geçirmeyi amaçlamaktadır.

Bizim isteğimiz, düzgün ve etkin işleyen, fonksiyonel bir yönetim ve güçlü bir devlettir. Kuralları ve kurumlarıyla yerleşmiş demokrasidir. İyi işleyen, rekabet gücüne sahip, tüm bireylere açık, tüm bireylere fırsat eşitliği sunan ekonomidir. Bizim isteğimiz, çağdaş hak ve özgürlükler düzenidir. Cumhuriyeti ayakta tutacak olan, Türk Devletini birtakım tehdit ve tehlikelere karşı gerçek anlamıyla koruyacak olan, bize göre, milletin hak ve hürriyetlerini esas olan demokratik hukuk devleti düzeninin en iyi şekilde yerleştirilmesidir.

Demokrasi, özgürlükler ve ekonominin tüm alanlarında dünyanın en ileri ülkeleri düzeyine ulaşmanın, Türkiye’ye vereceği hiçbir zarar olamaz. Tam tersine, Türkiye’ye zarar verecek olan, bu sürecin dışında kalmaktır. Avrupayla bütünleşmek, Türkiye’yi kalkındıracak, geliştirecek ve zenginleştirecektir. Toplumun her kesimi, bu iyiye gidişten faydalanacaktır.

Sayın milletvekilleri, Avrupa Birliği ile ortaklık ilişkilerimizde geri dönülmez bir noktada bulunduğumuz bir dönemde, Türkiye,  tüm dikkatini, tüm enerjisini, tüm dinamizmini geleceğe yönlendirmek zorundadır. Bizim gelecek kuşaklara olan sorumluluğumuz da budur.

Bu bilinç içerisinde kısa süre içerisinde yapacağımız çok şey vardır. Türkiye Büyük Millet Meclisi tatile girmeden önce çıkaracağımız kanunlar, bize siyasî kriterleri tamamladığımızı gösterecektir. Gelecek sene ise, bunların uygulandığını göstereceğiz.

Kritik süreç şundan kritiktir: 2004 yılında Avrupa Parlamentosunda genel seçimler yapılacaktır. Bu seçimlerden sonra milletvekilleri değişecek, komisyonlar değişecek, birçok yeni kişi gelecektir. Bunlar ise, Türkiye’yle olan ilişkilerinde âdeta sıfırdan başlayacaklardır. O bakımdan biz, 2003 yılında mevzuatları tamamlayıp, 2004 yılında da mutabakata varıp, 2004 yılı sonunda müzakerelere başlamak istiyoruz. Müzakerelere başladıktan sonra müzakere sürecinin ne kadar süreceği kesin olarak söylenemez; ama, tahminen bunun 2010-2001 yılına kadar uzaması muhtemeldir. Bu, tabiî, Türkiye’nin göstereceği performansa bağlıdır. Bazen büyük ülkelerin kendileri de süreci uzatabilirler. O açıdan, Türkiye büyük bir entegrasyon projesiyle karşı karşıyadır. Bu büyük projenin gerçekleşmesiyle ilgili en kritik dönem de, önümüzdeki birkaç aylık süreçtir.

Eminim ki, hükümetimiz gibi bütün halkımız da bunun bilincindedir, Türkiye Büyük Millet Meclisi bunun bilincindedir ve bu konuda yapacağımız her şeyi elbirliği içerisinde yapmaya devam edeceğimize inanıyorum. Ulusal Programın halkımıza hayırlı olmasını temenni ediyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN- Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.
 


 (5 TEMMUZ 2003)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2003 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.