| Modern Türkiye Cumhuriyeti’nin özünde, barışçı bir dış
politika ile laiklik, hukukun üstünlüğü, çoğulcu ve katılımcı demokrasi,
insan hak ve özgürlükleri bulunur.
Atatürk'ün önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti, benimsemiş olduğu
değerler sistemi temelinde çok kısa bir zaman dilimi içinde toplumsal yaşamın
her alanında gerçekleştirdiği devrimlerle, Türk Milletini ilk kez ortak
coğrafyayı ve tarihi paylaştığı Avrupa ailesiyle aynı değerler sisteminde
buluşturmuştur.
Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte hukuk ve sosyal düzenini
Batı normlarına göre kuran Türkiye, 1946 yılında çok partili siyasi hayata
geçmiş, başta basın özgürlüğü ve sendikal haklarda olmak üzere, açık
ve katılımcı bir toplum düzeni yolunda çok önemli mesafeler kaydetmiştir.
Birey ve bireysel özgürlükler, Türkiye’nin temel referansları olmuştur.
Türkiye'nin demokratik gelişimi ve hukuk düzeni, dinamik bir evrim
sürecine girmiştir.
Türkiye, 1984 yılından bu yana dışarıdan da yoğun bir şekilde desteklenmiş
olan ayrılıkçı terörle mücadele etmektedir. Bu terör olgusu, Türkiye'nin
demokrasi ve insan hakları iklimine, sosyal ve ekonomik gelişimine olumsuz
etkilerde bulunmuştur. Bu tehdide rağmen, Türkiye Cumhuriyeti, ulusal bütünlüğünü
korumuş ve vatandaşlarının eşitlik temelinde birliğini sürdürmüştür.
Türkiye’nin ekonomik politikaları, Cumhuriyetin ilk yıllarındaki koşulların
da gerektirdiği Devlet önderliğindeki kalkınma modelinden giderek karma
ekonomik sistem ve daha sonra da dünya konjonktüründeki gelişmelere paralel
olarak piyasa sistemi ağırlıklı bir yapıya kavuşmuştur. Türkiye, son zamanlarda
yaşanan ve daha çok ülkenin mali yapısına ilişkin sorunlardan kaynaklanan
krize rağmen, serbest piyasa ekonomisini tüm kurum ve kurallarıyla güçlendirici
politikalarını sürdürmektedir. Bu çerçevede, enflasyonun uzun yıllardan
beri Türk ekonomisine verdiği zararın giderilebilmesi, kamu açıklarının
sürdürülebilir bir boyutta tutulması ve makro-ekonomik dengesizliklerin
ortadan kaldırılabilmesi amacıyla, mali sektör reformu, tarım reformu,
sosyal güvenlik reformu gibi yapısal değişikliklerin tamamlanması
ve özelleştirme sürecine hız verilmesi hedeflerini benimsemiştir. Türkiye,
Kopenhag ekonomik kriterlerine bu hedeflere ulaşmak suretiyle uyum sağlayacaktır.
Uluslararası ilişkilerde, barış, refah, güvenlik ve istikrar artırıcı
ve pekiştirici katkılar yapan deneyimli bir ülke olan Türkiye, barışçı
dış politikası çerçevesinde, komşularıyla ilişkilerinin geliştirilmesine
özen gösterecek, bu bağlamda Yunanistan’la sorunlarına diyalog yoluyla
çözümler getirilmesi için girişim ve çabalarını sürdürecektir. Türkiye
Kıbrıs’ta tarafların egemen eşitliğine ve ada gerçeklerine dayalı karşılıklı
olarak kabul edilebilir bir çözüm kapsamında, yeni bir ortaklık kurulması
için BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu çerçevesindeki çabalarına
destek vermeye devam edecektir. Bir AB üyesi olarak demokratik ve lâik
Türkiye modeli, Türk dünyası ve İslâm aleminin evrensel değerler temelinde
ilerlemelerinde, Balkanlar, Kafkaslar, Orta Asya ve Orta Doğu coğrafyalarında
istikrar sağlayacak yeni bir mayalanma sürecinin başlamasında, Avrupa ile
Asya’nın yakınlaştırılmasında, kısacası Avrasya’nın çağdaşlaşma yolunun
genişletilmesinde etkili olacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti, Avrupa Birliği üyesi ülkelerle, evrensel ortak
değerleri esas alan, barışçı ve aydınlık bir geleceği paylaşmak ve bu hususta
katkılarda bulunmak azmindedir.
Türk Hükümeti, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğini, Cumhuriyetimizin
kurucu felsefesini ve Atatürk’ün geleceğe bakışını doğrulayan kilit bir
aşama ve Türkiye Cumhuriyeti için yeni bir basamak olarak değerlendirmektedir.
Türk halkı, çağdaş değerlere uyumu vazgeçilmez bir yaşam tarzı ve
daimî bir hedef olarak benimsemiştir. Halkımız, tarihsel birikim ve deneyimi
ile yüzyılların şekillendirdiği uygarlık bilinci sayesinde Avrupa’nın birleşmesi
ideali bağlamında önemli görevler ve sorumluluklar üstlenmeye hazır ve
muktedirdir. Bu çerçevede, Türkiye’nin AB müktesebatını özümseme iradesi
tamdır.
Avrupa Birliği’ne üyelik, bu husustaki kriterlerin karşılanması suretiyle
ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasamızda ifade bulan temel özellikleri çerçevesinde
gerçekleşecektir. Avrupa Birliği’ne üyelik, hem ulusal kimliğimizin bileşiminde
yer alan ülkülerle örtüşmekte, hem de Türkiye için bilinçli bir tercihin
ve çağdaşlaşmada yeni ufuklar açmanın bir vasıtası hâline gelmektedir.
Bu amaçla, tüm vatandaşların eğitiminin nicelik ve nitelik itibariyle
AB standartlarına yaklaştırılması, Ulusal Program’da öngörülen hedeflere
uyulmasını kolaylaştıracaktır.
Türkiye, başta insan hakları ve demokrasi alanlarında olmak üzere, Avrupa
Birliği müktesebatı niteliğindeki evrensel normlar ile Avrupa Birliği ülkelerinin
uygulamalarına daha fazla uyum sağlamak amacıyla, gerekli tüm uluslararası
sözleşmelere taraf olacak ve bunların etkin şekilde uygulanmasını sağlayacak
tedbirleri alacaktır. Türkiye esasen, bu bağlamdaki sözleşmelerin çoğuna
taraftır.
Türkiye’nin AB üyeliği, farklı kültürler arasında uyum kurma özlemini
taşıyan dinamiklerin tarihin akışıyla buluştuğunu simgeleyecek ve Avrupa’nın
manevî dokusunu zenginleştirecektir. Türkiye ve Avrupa Birliği, karşılıklı
ve sürekli etkileşim hâlindeki kültürel öğeleriyle, felsefî ve moral plânda
daha yüksek bir uygarlık sentezinin oluşumunu başlatacaklardır. Bu gelişme,
siyasî, ekonomik ve sosyal alanlardaki olumlu yansımalarıyla, her
iki tarafın da daha güvenli ve huzurlu bir ortam içinde aydınlık bir geleceği
şekillendirmelerini kolaylaştıracaktır.
Türkiye, somut ve özgün katkılarıyla Avrupa’nın evriminde önemli bir
rol oynayacaktır. Türkiye ve Avrupa Birliği’nin farklı tecrübe ve birikimlerini
birleştirmeleri, çağımızın sorunlarının çözümüne önemli bir katkı sağlayacaktır.
Günümüz dünyasının maddî ve manevî mirasının yarattığı fırsatlardan ileriye
dönük olumlu sonuçlar elde edilmesi, ancak bu takdirde mümkün olabilecektir.
Böylece, Türkiye ve Avrupa Birliği, karşılıklı sağladıkları yarar ve katkılarla,
21’nci yüzyıl dinamiklerinin yönlendirilmesinde daha güçlü ve yaratıcı
olacaklar, işbirliği ve dayanışma içinde kendi halkları ve uluslararası
toplumun yükselmesi ve gelişmesi için birlikte çalışmaya devam edeceklerdir.
|