"AB Müktesebatının Üstlenilmesine
İlişkin Türkiye Ulusal Programı" (UP) "Giriş" bölümü şöyle:
"AB MÜKTESEBATININ ÜSTLENİLMESİNE
İLİŞKİN
TÜRKİYE ULUSAL PROGRAMI
I - GİRİŞ
Cumhuriyetin dayandığı temel ilkelere bağlı, ulusal bütünlük içinde,
demokratik ve laik, bilgi çağını yakalamış, güçlü ve refah içinde
yaşayan çağdaş bir hukuk devleti olmak, gelecek kuşaklara karşı tarihi
bir sorumluluktur.
Çağdaşlaşmayı temel ilke olarak benimseyen Türkiye, aslında Cumhuriyetin
kurulmasından bu yana siyasi, hukuki ve ekonomik alanlarda her zaman bir
yenileme hareketinin içinde olmuştur. Modernleşme ve ileri görüşlü reformlarla
somutlaşan bu hareket, Türkiye Cumhuriyetinin toprak bütünlüğünü ve siyasi
birliğini, her türlü dil, din, ırk, cinsiyet ve etnik ayırımın ötesine
geçen yurttaşlık bağını ve vicdan özgürlüğüne dayalı laiklik ilkesinin
pekiştirilmesi sayesinde güçlenmiştir.
Türkiye, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma hedefi doğrultusunda,
kalkınmasını en ileri aşamalara getirmeye kararlıdır. 21. yüzyılda Türkiye,
dünya standartlarında üreten, gelirini adil paylaşan, insan haklarını güvenceye
alan, hukukun üstünlüğünü, katılımcı demokrasiyi, laikliği, din ve
vicdan özgürlüğünü uluslararası standartlarda gerçekleştiren, etkili ve
yaratıcı bir devlet olma yönünde çabalar harcamaktadır.
Türkiye’nin esenliğini belirleyecek hedeflere ulaşmasını sağlayacak
en önemli proje Avrupa Birliğine tam üyeliktir. Türkiye’nin Avrupa Birliği
ile bütünleşme emeli, her vatandaşımızın bugününü ve yarınını temelden
etkileyen toplumsal bir dönüşüm projesidir. Üretimden tüketime, sağlıktan
eğitime, tarımdan sanayie, enerjiden çevreye, adaletten güvenliğe, günlük
yaşamın her alanında köklü değişiklikleri gerektiren, ülkeyi evrensel standart
ve uygulamalara götürecek büyük bir reform hareketidir. Üyelik yolunda
gerçekleştirilen siyasi, hukuki, ekonomik veya toplumsal her reform, bireyin
hayat standardını yükseltirken, ülkemizin uluslararası ekonomik gücünü,
demokratik saygınlığını ve güvenliğini de artırmaktadır.
Avrupa Birliğine üyeliğimiz, halkımızın büyük çoğunluğunun desteklediği
ve ülkü birliğine vardığı ulusal bir hedeftir. Türkiye’nin stratejik vizyonunun
da ayrılmaz bir parçası olan bu hedef, Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesi
ve Atatürk’ün ulusumuz için çizmiş olduğu çağdaş uygarlıkla bütünleşme
vizyonuyla birebir örtüşmektedir .
Tarih boyunca Avrupa kıtasının siyasi, ekonomik ve kültürel yapısının
bir parçası olan Türkiye ile Avrupa Birliği arasında kırk yıldır devam
eden ortaklık ilişkisi, 1999 Helsinki Zirvesinde Türkiye’nin adaylığının
teyit edilmesiyle birlikte yeni bir sürece girmiştir. Anılan Zirveden günümüze
kadar kaydedilen gelişmeler, Türkiye’yi tam üyeliğe en fazla yaklaştıran
bir noktaya taşımıştır. 12-13 Aralık 2002 tarihindeki Kopenhag Zirvesinde
Avrupa Birliği, 2004 Aralık ayında, Avrupa Komisyonunun hazırlayacağı rapor
ve öneriler doğrultusunda Türkiye’nin Kopenhag siyasi kriterlerini yerine
getirdiğine kanaat getirdiği takdirde, gecikmeksizin üyelik müzakerelerinin
açılmasını taahhüt etmiştir.
Türkiye, Avrupa Birliğine üyelik yolunda hukuksal, siyasi ve ekonomik
reformların gerçekleştirildiği dinamik bir süreç içinde bulunmaktadır.
Bu süreçte amaç, demokratik sistemin tüm kurum ve kurallarıyla işlerliğinin
sağlanmasıdır. Katılımcı demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve
temel özgürlükler sadece birer yüce evrensel insanlık değeri değil,
ekonomik ve siyasal istikrarın ve kalkınmanın en güvenilir dayanağıdır.
Türkiye, Avrupa Birliğine üyeliğin şartı olan Kopenhag değerler sistemini
benimseyerek bugüne kadar gerçekleştirdiği reformlar ve uyum
çalışmalarıyla, daha özgürlükçü, daha katılımcı ve daha çağdaş demokrasiye
ulaşma iradesini kanıtlamıştır.
Öte yandan, uygulanmakta olan ekonomik programın da etkisiyle, Türkiye
serbest piyasa ekonomisinin kurallarıyla işlediği bir düzene sahiptir.
Avrupa Birliği içindeki rekabete dayanıklılığını ise Gümrük Birliğindeki
rekabet gücüyle ortaya koymuştur.
Büyük toplumsal projesini tamamlamış bir Türkiye’nin 21. Yüzyıla bir
demokratik güç odağı olarak girmesi, bölgesel ve uluslararası barış
ve istikrarın tesisi için değeri biçilmez bir fırsat olduğu kadar, içinde
yaşadığımız çalkantılı bölgede ve daha ötesinde çağdaşlaşma arayışı içinde
olanlara da bulunmaz bir ilham kaynağıdır.
Uluslararası ilişkilerde Türkiye’nin Avrupa Birliği adaylığı, ülkemizin
strateji, güvenlik ve siyasal bağlamda konumunu güçlendirmektedir. Türkiye,
bu doğrultuda, komşularıyla ve civar bölgelerle ilişkilerini, barışçı dış
politika hedefleri temelinde geliştirmeye devam edecektir. Türkiye
bu çerçevede, Yunanistan’la olan ikili sorunlarını diyalog yoluyla çözmeye
yönelik çabalarını ve inisiyatiflerini sürdürecektir. Benzer biçimde,
Avrupa Birliği ile güçlendirilmiş siyasi diyaloğun bir parçası olarak,
Kıbrıs’taki gerçeklere ve her iki tarafın egemen eşitliğine dayanan yeni
bir ortaklık ihdas etmeyi amaçlayan ve her iki tarafça kabul edilebilecek
olan bir çözümün bulunması yönünde BM Genel Sekreterinin iyi niyet misyonu
çerçevesinde gösterdiği çabaları desteklemeye devam edecektir. Türkiye,
güven ortamını geliştirerek kapsamlı bir çözüme imkan sağlamaya matuf olarak
Kıbrıs Türk tarafının attığı adımları desteklemektedir.
Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği yolunda atacağı adımlar, vatandaşlarımızın
doğrudan doğruya daha gelişmiş demokrasi ve hukuk değerleri içinde yaşamlarını
sürdürmeleri ve daha iyi ekonomik ve toplumsal şartlara sahip olmalarının
hızlandırılmasına yönelik atılımlardır. Bu nedenledir ki Türkiye, tam üyelik
müzakerelerine biran önce başlayabilmek ve Avrupa Birliğinin genişleme
dinamiğinde yer almak için üzerine düşen yükümlülükleri, Cumhuriyetimizin
temel ilkelerine ve Atatürk’ün mirasına sahip çıkacak bir anlayışla, süratle
yerine getirmek azminde ve kararlılığındadır. Ulusal Programla ortaya konan
yükümlülüklerimiz, Türk halkının benimsediği bu yaklaşımı yansıtmaktadır.
|