Türkiye'de yaşanan olaylar...

 
 Ana Sayfalar
 BELGENET 
 ARŞİV
 BELGELER 
 DOSYALAR
 KİM KİMDİR
İlgili Sayfalar
BM GENEL SEKRETERİ'NİN RAPORU
ZİRVE SONUÇ BİLDİRGESİ
ZİRVE ANA SAYFA
İlgili Site
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER

 

BM Binyıl Zirvesi

CUMHURBAŞKANI AHMET NECDET SEZER'İN 
BM BİNYIL ZİRVESİNDE YAPTIĞI KONUŞMA

(7 EYLÜL 2000)

Sayın Başkan, 

Zirvemize biri kuzey, diğeri güney yarımküreden iki seçkin devlet adamının başkanlık yapıyor olması bizim için bir ayrıcalık oluşturmaktadır. Bu eşsiz toplantıya Namibya Devlet Başkanı'nın başkanlık etmesi, Birleşmiş Milletler için ayrı bir kıvanç kaynağıdır. Çünkü, anımsanacağı gibi, Namibya halkının bağımsızlık mücadelesinin uluslararası alandaki öncülüğünü, Türkiye'nin de Başkan Yardımcısı ve Başkan Vekili olarak görev yapma onurunu taşıdığı Birleşmiş Milletler Namibya Konseyi yürütmüştü. 

Sayın Başkan, 

Dünya liderlerinin bugüne kadar gerçekleştirdikleri en geniş katılımlı Birleşmiş Milletler Genel Kurul toplantısına hitap ederken derin bir sorumluluk ve onur duyuyorum. Üçüncü binyıl için en doğru mesajları vermemiz bizden beklenmektedir. Gelecek kuşaklar için daha iyi bir yaşam sağlamanın yollarını araştırıyoruz. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin isabetle belirttiği gibi, yoksulluktan kurtulma, korkudan arınma ve gelecek kuşakların kendi yaşamlarını sürdürebilme özgürlüğü, insanlığın daha fazla gelişmesini sağlamanın birbirini tamamlayan üç hedefini oluşturuyor. Ümidin çaresizlikle yanyana durduğu, fırsatların yoksulluk ve büyük güçlüklerle çarpıştığı ve sevincin çoğu kez hüzün tarafından gölgelendiği bir dünyada yaşıyoruz. Günümüzün belki de en çarpıcı çelişkisi, küresel topluluk olarak elimizdeki kaynakları hala büyük ölçüde hem iyi hem kötü amaçlar için harcamakta olmamızdır. 

Küreselleşme insanlık için yeni fırsatlar vaad etmektedir. Ancak yine de zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul kılmamak için özen göstermeliyiz. En büyük kaygılarımızdan birini oluşturan küresel boyuttaki yoksulluğun ilk aşamada azaltılması ve sonunda ortadan kaldırılması hususunda Genel Sekreter'in de kuvvetle ifade ettiği çağrıya, uluslararası toplum ve özellikle varlıklı ülkeler etkin ve içten bir biçimde yanıt vermelidirler. Genel Sekreter'in raporunda çarpıcı bir şekilde vurguladığı üzere, en başta Afrika'nın özel ve sürekli ilgimize gereksinmesi vardır. 

Bu ortak amaçla ilgili olarak ulusumun gelişme ve gönenç uğrunda yürüttüğü savaşımdan edindiği deneyim bize kimi konuları öğretti. Bu bağlamda, halkın iradesine güvenmeyi ve ona saygı göstermeyi herşeyin üstünde tutulacak en önemli değer olarak görmekteyiz. Diğer değerler yalnız bu kaynaktan doğabilirler ve hukuk devleti böyle egemen kılınabilir. Ayrıca, demokrasinin sınırlarının genişletilmesini ve bugüne kadar daha iyisi bulunamamış olan bu yönetim biçiminin her türlü aşırı akım ve fanatizme karşı korunmasında sivil toplumun giderek daha önemli bir rol oynamasını sağlamamız gereklidir. Demokratikleşme ile ekonomik gelişmişliğin birbirine koşut iki süreç olduğunun da gözönünde bulundurulmasında yarar vardır. Buna ek olarak, gençliğimizin eğitimine en yüksek önceliğin verilmesi, hem manevi hem maddi yönlerden en büyük yararı sağlayacaktır. 

Sayın Başkan, 

Gerçekten, serbest pazar ekonomileri ve yeni teknolojilerden kaynaklanan yararların ulusal ve küresel düzeylerde hakça paylaşımını sağlamamızın; doğal çevremize gelecek kuşaklara miras bırakacağımız yaşamsal önemde ortak bir değer olarak saygı göstermemizin ve bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliği herkesin yararına olacak şekilde güçlendirmemizin önemini geçen yüzyılın olayları bizlere öğretmiştir. Özetle, Sayın Başkan, uluslarımız arasında giderek artan karşılıklı bağımlılık bir zayıflık değil, bir zorunluluk olup, bu süreci besleyen evrensel değerleri gözetmemiz gerekmektedir. Bu hedeflere ise ancak ortak emellerimizi yansıtmaları durumunda ve gerekli uluslararası işbirliği sağlandığında varılabilir. 

Türkiye, demokratik kurumlarından ekonomisine, toplumsal ve kültürel gelişmeden doğal afetlere karşı hazırlıklı olmaya kadar çeşitli alanlarda giderek güçlendikçe, Birleşmiş Milletler'in yeni bir canlılık kazanan çabalarına daha etkin biçimde katkıda bulunmaya kararlıdır. 

Sayın Başkan, 

Birleşmiş Milletler tarihinde belirleyici bir zaman diliminden geçiyoruz. Örgütün Yasasında yer alan yüce hedefler bugün her zaman olduğundan daha fazla geçerlidir. Öte yandan, bu yüce örgütün savaşın yıkımları ve insani felaketler, yokluklar, temel hak ve özgürlüklerin ağır ihlalleri, açlık ve afetler karşısında bir seyirci olarak hareketsiz kaldığı birçok üzücü ve trajik durumu anımsıyoruz. Genel Sekreter, yine haklı olarak, Birleşmiş Milletler'in çatışmaların önlenmesinde oynaması gereken temel role ve bu açıdan bir "önleyicilik kültürü" geliştirilmesi gereğine işaret etmektedir. Gerçekten, Birleşmiş Milletler ekonomik ve toplumsal yardım sağlamanın yanında, çatışmaları önleme ve sona erdirme yeteneği bakımından da güçlendirilmelidir. Bu bakımdan, Binyıl Raporu ana temasının yarın kabul edeceğimiz belgeye yansıtılacak olmasından mutluluk duyuyoruz.

Bu bağlamda, anlaşmazlık ve uyuşmazlıkları çözümlemeye yardımcı olmayan, saplantı niteliği taşıyan kararların sonsuza kadar sürdürülmesinden kaçınılmasının önemini de vurgulamam gerekmektedir. Aynı şekilde, Güvenlik Konseyi'nin, ülkelerin egemen eşitliği ilkesine uygun ve daha ileri bir temsil yeteneği, saydamlık ve sorumluluk sağlayacak bir yenileştirmeye kesin gereksinim bulunduğunu düşünüyoruz. 

Sayın Başkan, 

Kolayca belirtilebilen bu sözlerin içeriğini yaşama geçirmek ve somut sonuçlar elde etmek temel görevimiz olmaya devam etmektedir. Bu Zirve uluslararası toplumun vicdanı üzerinde gerekli etkiyi uyandırma ve harekete geçirme, hareketin bulunduğu yerde hızlandırılmasını sağlama potansiyeline sahip bulunmaktadır.

Bu dünyanın çocuklarının, 21. yüzyılın çocuklarının, ister güney ister kuzey yarımkürede, nerede olurlarsa olsunlar, en başta güvensizlik ve yoksulluk tehdidi altında bulunan çocukların daha iyi bir geleceği hakettiklerini belirterek sözlerime son vermek istiyorum. Dünya liderlerinin bu zirvesi, bunu gerçekleştirmenin sorumluluğunu taşımaktadır. 

Son olarak Ermenistan Cumhurbaşkanı'nın yaptığı konuşmada ülkemize yaptığı atfı esefle karşıladığımı belirtmek isterim. Tarihin saptırılmasıyla gerçekler değiştirilemez. Tarihi tarihçilere bırakmak gerekir.

Teşekkür ederim.


KAYNAK: CUMHURBAŞKANLIĞI İNTERNET SİTESİ
(12 EYLÜL 2000) 
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş