|  |
Birleşmiş hayaller diyarıRADİKALGAZETESİ - 4 EYLÜL 2000Dünya liderleri BM'ninMilenyum zirvesinde geçmişi masaya yatırıp 'nerede hata yaptık' diyecek,geleceği tartışıp, 'neler yapmalıyız' sorusuna yanıt arayacak. Tartışmalarınodağında ise Genel Sekreter Annan'ın 'rüya raporu' varDENİZ ZEYREK 'Yıl 2020. Dünya yüzündegünlük geliri 1 doların altında insan kalmamış. Susuzluğun pençesinde kıvrananinsanların sayısı 20 yıl öncesine göre yarı yarıya inmiş. Herkes ilköğretimhakkından yararlanır kılınmış. Zengin ülkeler AIDShastalığına neden olan HIV virüsünün pençesindeki yoksul ülkelere yardımelini uzatmış. İnsanoğlunu felaketin eşiğine getiren ve her 10 dakikadabir can alan HIV'le hesaplaşılmış. 100 milyona yakın gecekondulu insankent sakini oluvermiş. Doğal felaketlerle mücadelede büyük başarılar eldeedilmiş, küresel sağlık ağı oluşturulmuş. Dijital işbirliği ile ülkelerarasındaki sınırlar iyiden iyiye azalmış. Kısacası 20 yıl boyunca dahaiyi bir yaşama kavuşma mücadelesi veren insanoğlu 'yoksuldan alıp fakirevermeyi öğrenmiş', nihayet bir 'yeryüzü krallığı' kuruluvermiş. Neredeyse tüm dünya devletleriniçatısı altında toplayan Birleşmiş Milletler'in Genel Sekreteri Kofi Annan,ömrü yetip de ortaya attığı Milenyum Raporu'ndaki bu unsurların hayatageçtiğini görebilecek mi bilinmez, ancak 2000'li yıllara yeni adım atandünyada tüm bunlar henüz bir ütopyadan ibaret. Ama ütopyalar insanoğlunundünyayı dönüştürme hissiyatının itici gücü değil mi zaten? Geleceği şekillendirmekteönemli bir rol oynayacak olan bu sorunun yanıtı bu hafta Annan'ın dünyaliderlerine sunacağı Milenyum Raporu'na alacağı tepkilerle ortaya çıkacak.BM üyesi 188 ülkenin temsilcileri çarşambagünü New York'ta Milenyum Zirvesi'nde bir araya gelerek örgütün geçmişinideğerlendirip 'nerede hata yaptık' sorusunu soracak, yeni binyıldaki hedeflerinibelirleyecek, 'neler yapmalıyız' sorusuna yanıt arayacak. Yenidenyapılanma Zirvede ele alınacak rapordaörgütün yeniden yapılandırılması arayışları önemli bir yer tutuyor. Buarayış düşe kalka ilerleyen ve dünya halklarının gözünde itibarını yitirmesineneden olan sistemden duyulan rahatsızlığınbir göstergesi. Raporda BM'yi dünya halklarının elinde daha güçlü bir unsuradönüştürmek anafikri altında, devlet başkanları şunlara teşvik ediliyor: BM'nin en önemli organıolan Güvenlik Konseyi'nin sorumluluklarının daha etkili kılınması ve halklarıdaha fazla meşruiyet kazanmasını sağlayacak bir reform süreci başlatmak;amaçlarına ulaşması ve kararlarını uygulatabilmesi için gereken kaynaklarıBM'ye sunmak; mümkün olan en iyi teknolojileri ve idari uygulamaların kullanılmasıve üye ülkelerin öncelikleri dikkate alınarak görevlere konsantre olmak;BM'nin çalışmalarına katkıda bulunmak üzere sivil toplum örgütlerine bütünolanakları sunmak. Patronkim olacak? Yeniden yapılanmanın anabaşlıklarına bakılacak olursa zirvenin en önemli işlevi, Güvenlik Konseyi'ninyeniden yapılandırılması. Böylece, Ortadoğu, Irak, Kosova, Bosna, Kıbrısve Afrika'ya ilişkin gecikmiş ya da çözümlerden uzak konsey kararlarınınve başarısızlıkla sonuçlanan ya da sonuçlandırılamayan BMgirişimlerinin sorumluları aranacak. BMmağduru ülkelerin ortaya atacağı polemikler ise, BM'nin kendi temelsözleşmesine değil, Güvenlik Konseyi'nde de bulunan ABD gibi güç odaklarınınisteklerine göre hareket ettiği gerçeğini ortaya atacak. Zirvenin ikinci önemli sonucu,BM'nin idari ve ekonomik yapılanmasındaki değişiklikler olacak. Milenyumraporunda yer alan, 'BM'nin başarılı olması için gerekli tüm kaynaklaraulaşabilmesi' kavramı üye ülkelere 'Ne kadar destek o kadar BM' sloganıylayansıtılacak. Bu noktadaki bir gerçek, zirvenin iki önemli hedefi arasındakiçelişkiyi ortaya koyacak. BM'ye en büyük desteği ABD verdikçe, GüvenlikKonseyi'nin, dolayısıyla da BM'nin ABD güdümünden çıkamayacağı görülecek. Romantikbaşlıklar Geleceğini masaya yatıracakolan BM, geçmişini de gözden geçirecek. Ancak, zirve öncesinde ortaya konulanyaklaşımlar geçmiş hatalardan çok fazla ders çıkarılmadığını gösteriyor.Bunun en önemli göstergesi de zirveye damgasını vuracak olan raporun içeriği.Gelişme gündemine 'Yoksulluğun esaretinden kurtulma', güvenlik gündemine'korkunun esaretinden kurtulma' gibi romantik başlıklar verilen yüzlercesayfalık raporda anafikir olarak 'zenginden alıp yoksula vermek' görünsede, Irak ya da Yugoslavya gibi BM'nin meşrulaştırdığı baskı polikalarınınkurbanlarına çözüm sunulmuyor. Gelecek yüzyılda 'masum insanların dahafazla sıkıntı çekmesine neden olacak ambargolar yerine hedef rejimle dahaetkin bir şekilde mücadele etme' beklentisiyle bir ölçüde özeliştiri yapanBM, yine de gelişmiş ülkelerin çıkarlarını tehlikeye atmamaya özen gösteriyor.Afrika'daki açlık, Kosova'daki gerginlik ve tedirginlik, Ortadoğu'da bitmekbilmeyen pazarlıklar, yarım asırlık Kıbrıs müzakereleri ve BM'nin bulaştığıonlarca sorunun çözülmek yerine kronikleşmesi de temel sözleşmesinde herüyesinin eşit olduğu yazılan BM'nin gelişmiş ülkelerin çıkarları karşısındakiacizliğinin bir göstergesi olarak tarihin kanlı sayfalarına yazılacak. BMordusu işe yarıyor Temel hedeflerinden birisorunları barışçı yollardan çözme olan BM, bunda çok başarılı olamadığıiçin birçok yerde askeri güç kullandı. Guatemala, El Salvador, Kamboçya,Mozambik, Kıbrıs, Ortadoğu, Irak, Kosova, Doğu Timor gibi ülkelerde onlarcakrizde yüzlerce özel temsilci görevlendiren, tarafları ikna etmek içingörmezden gelinemeyecek bir çaba sarfeden BM, aynı zamanda güçlü bir orduyada sahip. Keşmir'de 1949'da ilk kez oluşturulan Barışı Koruma Gücü'ne bugünekadar gönüllü 118 ülke, 750 bin sivil ve askeri personel verdi. BMBarışı Koruma Gücü bugüne kadar 53 operasyona imza attı. Aralarında Kıbrıs'ın veKosova'nın da bulunduğu 12 bölgede halihazırda operasyonlarını sürdürenBM Barışı Koruma Gücü'nde bugün 35 bin400 kişilik askeri ve sivil personel görev alıyor. Sözleşmelerimzalansın Prensiplerini onlarca sözleşmedekalıcı hale getirmek isteyen BM bütün çabalarınarağmen temel belgelerine tam katılım sağlayamadı. BM'nin bütün sözleşmeleriniçekincesiz imzalayan hiçbir ülkenin bulunmaması, BM'nin işinin zorluğunuortaya koyuyor. Genel sekreter en azından, insan hakları ve demokratikleşmeyleilgili sözleşmelerin bütün üye ülkelerce imzalanması için bir kampanyayürütüyor. Türkiye'nin 36 yıl aradan sonra imza attığı bazı sözleşmelerinimzalanması halinde her dünyalının insan hakları evrensel bildirgesindekihak ve hürriyetlerine ulaşabileceği umut ediliyor. Türkiye'ninbeklentileri BM'nin Milenyum Zirvesi'ndeTürkiye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından temsil ediliyor. BM'ninkurucu üyelerinden olan Türkiye'nin zirveden önemli beklentileri var. Cumhurbaşkanlığıkariyerinin ilk zorlu sınavını verecek olan Ahmet Necdet Sezer, ABD BaşkanıBill Clinton ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de dahil olmak üzere20'yi aşkın muhatabıyla görüşerek, Türkiye'nin hassasiyetlerini iletecek.Irak'a uygulanan ambargonun Türkiye'ye verdiği zararı gündeme getirecekolan Türkiye heyeti, Kıbrıs konusunda da iki devlet tezine destek bulmayaçalışacak. İkiz sözleşmeleri imzalayarak zirve öncesinde çok önemli biradım yapan Ankara, insan hakları ve demokratikleşme konusunda atılım yapmakararlılığında olduğu mesajını verecek. Cumhurbaşkanı'na eşlik etmek üzeredün New york'a gelen Dışişleri Bakanı İsmail Cem de başta Yunanistan DışişleriBakanı Yorgos Papandreu olmak üzere iki temaslarda bulunacak. RADİKALGAZETESİ İNTERNET SİTESİ - 4.9.2000 (4 EYLÜL 2000)
  |