Türkiye'de yaşanan olaylar...

 
 Ana Sayfalar
 BELGENET 
 ARŞİV
 BELGELER 
İlgili sayfalar
CLINTON ONURUNA VERİLEN YEMEK
CLINTON'IN KONUŞMASININ TAM METNİ (İngilizce)
 
 
 
 
 
 

ABD BAŞKANI CLINTON'UN
TÜRKİYE ZİYARETİ 
15 KASIM 1999 
 CLINTON ANKARA'DA...

  • Cumhurbaşkanı DEMİREL'in, ABD Başkanı Bill CLINTON onuruna Çankaya Köşkü'nde verdiği akşam yemeğinde yaptığı konuşmanın tam metni: (15.11.1999) 


Aziz dostum, Sayın Başkan Clinton 
Muhterem bayan Hillary Rodham Clinton, 
Değerli misafirler, 

Müşterek değerler ve ideallerle birbirimize bağlı olduğumuz, yakın dostumuz ve müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri'nin saygıdeğer Başkanı aziz dostum Bill Clinton'u, zarif eşleri bayan Hillary Rodham Clinton'u ve beraberlerindeki değerli heyet mensuplarını Türkiye'de ağırlamaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Eşimle birlikte kendilerine bir kere daha "Türkiye'ye hoşgeldiniz" diyorum. 

Sayın Başkan, 
Bugün, Amerika Birleşik Devletleri ile diplomatik ilişkileri 170 yılı aşan bir maziye sahip bir ülkeyi ziyaret ediyorsunuz. Tarihimizdeki ilk amerikan sefiri olan David Porter'ın 1831 yılında Osmanlı İmparatorluğu nezdinde tayin edilmesiyle genç bir devletle yaşlı bir dünya imparatorluğu arasındaki ilginç yakınlaşma başlamıştı. İlişkilerimizin bugün ulaştığı seviyeye baktığımızda 170 küsur yıl önce uzak okyanusların ufuklarına doğru başlayan yolculuğun ne kadar isabetli ve uzak görüşlü olduğunu bir kere daha müşahede ediyoruz. 

Bu uzun süreç Türkiye ve ABD halklarının birbirlerine yakınlaşma tarihidir. Eski dünyanın korkularını, önyargılarını, hoşgörüsüzlüğünü geride bırakarak sonu bilinmez bir maceraya girme cesaretini ve yeni bir dünya kurma kararlılığını gösteren amerikalılar ile orta asya'nın steplerinde başlayan uzun yolculuklarında anadoluya ve ötesine ulaşan ecdadımızın maceraları aslında aramızdaki yakınlığın kökenindeki insani tecrübenin de hikayesini anlatır. Yüzyıllar boyunca hürriyetin ve fırsatların peşinde geçmişlerinden kopup gelen göçmenlerin kurduğu Amerika Birleşik Devletleri ile çok milletli, çok dilli ve çok kültürlü bir imparatorluğun mirasçısı olarak farklı etnik kökenden, farklı inançlardan, farklı dillerden gelen insanlara engin bir hoşgörüyle kucağını açan Türkiye'nin hikayeleri birbirine benzemektedir. 

Her iki ülke de birer fırsatlar ülkesidir. Her ikisi de hürriyetlerin en geniş şekliyle yaşandığı, insanların dil, din, etnik köken, cinsiyet ve inançlarına bakılmaksızın eşit vatandaşlar sayıldıkları ülkelerdir. Her iki ülkede de insanlar tanrının kendilerine bahşettiği yetenekler elverdiğince kendileri ve çocukları için daha iyi bir hayat kurabilmek için fırsatların peşinden koşabilme hakkına sahiptir. İşte bu yüzden halklarımız birbirlerini iyi anlar, birbirlerine özel bir yakınlık duyar. 

Son demlerini yaşamakta olduğumuz yirminci yüzyıl siyasi tarihçiler tarafından 'Amerikan Yüzyılı' olarak da tanımlanmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri bu yüzyılda gerçek manada bir küresel güç haline geldi. Yirminci yüzyıl aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde kurulan çağdaş, demokratik laik Türkiye Cumhuriyeti'nin tarih sahnesine çıkışına da şahit oldu. Türkiye demokratik cumhuriyet sayesinde demokrasinin, laikliğin ve islamın birbirleriyle bağdaşabilirliğini ispatladı. Bu yüzyılda böylesine köklü bir toplumsal dönüşümü gerçekleştirebilmiş başka bir ülke mevcut değildir. Türkiye bu bakımdan bir model ülkedir. 

Sayın Başkan, 
Soğuk savaş boyunca ortak değerlerimizin müdafaasında dayanışma içinde olduk. Bugün demokrasiye, özgürlüğe ve barışa olan sarsılmaz inancımızın parlak neticesini görmenin ve totalitarizme karşı mücadeleden zaferle çıkmanın haklı gururunu paylaşıyoruz. Bu zaferde hiç şüphesiz en büyük pay, Başkan Franklin Roosevelt'in "demokrasinin cephaneliği" diye tanımladığı ABD'nindir. 

Son 50 küsur yıldır aynı idealin yolcularıyız. Esasen, soğuk savaş boyunca ortak değerlerimizin müdafaasında bir kale olan Türkiye, bugün bu değerlerin Orta Asya'da altay dağlarının eteklerine kadar taşınmasında bir köprü işlevi görmektedir. Yeni bir siyasi gerçeklik olan Avrasya'nın kalbinde yer alan Türkiye, Balkanlardan Kafkasya'ya, Orta Asya'dan Ortadoğu ve Avrupa'ya kadar yayılan geniş coğrafyada acılı bir geçmişin yerini umut, refah ve barış vaadeden bir geleceğe bırakması için gayret sarfetmektedir. Bir zamanlar bu coğrafyada yaşayan insanları ayıran Hazar Denizi, Karadeniz ve Akdeniz, bugün Türkiye'nin odak noktasını teşkil ettiği yeni ulaşım, enerji ve telekomünikasyon ağlarıyla birbirleriyle kucaklaşmakta, İpek Yolu ortak çabalarımızla yeniden tarih sahnesine çıkmaktadır. 

Bugün demokrasi coğrafyası 10 yıl önce hayal dahi edemeyeceğimiz sınırlara ulaşmış, tarihte ilk defa demokrasi altında yaşayan insanların sayısı, diktatörlüklerin altında yaşayan insan sayısını geçmiştir. Demokrasiler topluluğunun güçlü bir üyesi olan Türkiye binyılların derinliğinden süzülerek bugüne taşıdığı hoşgörü ve dayanışma ruhundan güç alarak, evrensel medeniyetin beşiği olan bir coğrafyada demokrasinin, insan haklarına saygının, hukukun üstünlüğünün ve serbest piyasa ekonomisinin kalıcı bir gerçeklik haline gelmesinde öncü rol oynamaktır. Türkiye ve ABD bu geniş coğrafyanın barış, istikrar ve güvenliği için birlikte çalışmaya devam edeceklerdir. 

Karşımızda duran ve sınırları aşan bir bela mahiyeti kazanmış olan hoşgörüsüzlük, etnik milliyetçilik, yabancı düşmanlığı, ırkçılık, terörizm gibi sorunların geleceğe yönelik umutlarımızı karartmasına, toplumlarımızı yılgınlığa ve çaresizliğe sevketmesine izin veremeyiz ve vermeyeceğiz. Zira, demokrasi ve özgürlüğün kolay elde edilmediğini çok iyi biliyoruz. Büyük demokrat Thomas Jefferson'un veciz ifadesiyle, "aydınlarımızın bilgeliği ve kahramanlarımızın kanları onların --yani demokrasi ve özgürlüğün--kazanılmasına adanmıştır." Bosna'dan Kafkasya'ya, Ortadoğu'dan Kosova'ya kadar birlikte savunduğumuz ilke ve değerler bu ortak bilinçten güç almakta, milyonlarca insanın özlemi olmaya devam etmektedir. 

Bu noktada, Sayın Başkan Clinton'a paylaşılan değerler üzerinde günümüzde küresel bir mutabakat oluşması yönünde gösterdiği dirayetli ve uzak görüşlü devlet adamlığı vasıflarından dolayı en içten takdir hislerimi ifade etmek isterim. Bu çerçevede, bir hususu daha vurgulamak istiyorum. Sayın Bayan Hillary Rodham Clinton aydın kişiliği ve zerafetiyle ülkenizin haklı bir gurur kaynağıdır. 

Sayın Başkan, 
45 gün sonra yeni bir binyıla gireceğiz. Karşımızda duran belirsizliklere rağmen gelecek umut vadetmektedir. Umudu gerçeğe dönüştürmek ve dost halklarımızın barış, refah ve güvenliğini güçlendirmek bizim elimizdedir. Türkiye ve ABD olarak daha yapacak çok işimiz vardır. Daha güzel ve daha yaşanılası bir dünyayı birlikte inşa etmeye kararlıyız. 

Bu düşüncelerle, kadehimi aziz dostum Sayın Başkan Clinton'un, Bayan Hillary Rodham Clinton'un sağlık ve mutluluğuna, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki dostluğun parlak geleceğine, halklarımızın refah ve esenliğine kaldırıyorum."

KAYNAK: CUMHURBAŞKANLIĞI İNTERNET SİTESİ
(16 KASIM 1999)

sayfa başı