|
|
 |
ABD BAŞKANI
CLINTON'UN
TÜRKİYE
ZİYARETİ
15-19 KASIM
1999
|
CLINTON
ANKARA'DA...
|
CUMHURBAŞKANI DEMİREL, ABD BAŞKANI
CLINTON ONURUNA AKŞAM YEMEĞİ VERDİ
-
CUMHURBAŞKANI
DEMİREL:
-
``TÜRKİYE CUMHURİYETİ, DEMOKRASİNİN, LAİKLİĞİN
VE İSLAMIN BİRBİRİYLE BAĞDAŞABİLİRLİĞİNİ İSPATLADI``
-
``ORTAK DEĞERLERİMİZİN MÜDAFAASINDA BİR
KALE OLAN TÜRKİYE, BUGÜN BU DEĞERLERİN ORTA ASYA`DA ALTAY DAĞLARININ ETEKLERİNE
KADAR TAŞINMASINDA BİR KÖPRÜ İŞLEVİ GÖRMEKTEDİR``
-
BAŞKAN CLINTON:
-
``CUMHURBAŞKANI, HER NE KADAR MÜHENDİSLİK
GÜNLERİNİZ GERİDE KALDIYSA DA, BİRLİKTE KURDUĞUMUZ BU DOSTLUK KÖPRÜLERİNDEN
DOLAYI SİZİNLE GURUR DUYUYORUM``
Cumhurbaşkanı
Süleyman Demirel, 20. Yüzyıl`ın Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde
çağdaş, demokratik, laik Türkiye Cumhuriyeti`nin tarihe çıkışına sahne
olduğunu belirterek, ``Türkiye Cumhuriyeti, demokrasinin, laikliğin ve
İslamın birbiriyle bağdaşabilirliğini ispatladı`` dedi.
Cumhurbaşkanı Süleyman
Demirel, resmi ziyaret için Türkiye`de bulunan ABD Başkanı Bill Clinton
onuruna bir akşam yemek verdi.
Cumhurbaşkanı Demirel,
``Aziz dostum Başkan Clinton`` diyerek başladığı konuşmasını, ``Müşterek
değerler ve ideallere bağlı olduğumuz, yakın müttefikimiz ABD`nin değerli
başkanı dostum Bill Clinton`ı, zarif eşleri bayan Hillary Rodham Clinton`ı
ve beraberindeki değerli heyet üyelerini Türkiye`de ağırlamaktan büyük
memnuniyet duyuyorum. Eşimle birlikte kendilerine bir kere daha, Türkiye`ye
hoş geldiniz diyorum`` diyerek sürdürdü.
Demirel, Clinton`ın
ABD ile diplomatik ilişkilerini 170 yıldır sürdüren bir ülkeye geldiğini
belirterek, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin ilk defa 1831 yılında
Osmanlı İmparatorluğu nezdinde David Porter`ın tayin edilmesiyle başladığını
ve geride kalan 170 yıl içinde uzak okyanusların ufuklarına doğru başlayan
yolculuğun ne kadar isabetli bir görüş olduğunun bir kez daha ortaya çıktığını
söyledi.
Her iki ülkenin
de fırsatlar ülkesi, her iki ülkenin de hürriyetlerin en geniş şekilde
yaşandığı, insanların dil, din, etnik köken, cinsiyet ve inançlara bakılmaksızın
eşit vatandaşlar sayıldığı
ülkeler olduğunu söyleyen Demirel,
iki ülke insanlarının tanrının kendilerine bahşettiği yetenekler elverdiğince
kendileri ve çocukları için daha iyi bir hayat kurmak hakkına sahip olduklarını,
bu konuda birbirlerini anladıklarını kaydetti.
''AMERİKAN YÜZYILI''
Cumhurbaşkanı, bitirmek
üzere olduğumuz yüzyılın siyasi tarihçiler tarafından ``Amerikan Yüzyılı``
olarak adlandırıldığını ve ABD`nin bu yüzyıl içinde gerçek manada küresel
bir güç haline geldiğini de belirterek, 20. Yüzyıl`ın aynı zamanda Mustafa
Kemal Atatürk`ün önderliğinde kurulan çağdaş, demokratik, laik Türkiye
Cumhuriyeti`nin tarihe çıkışına sahne olduğuna da işaret etti. Türkiye
Cumhuriyeti`nin demokrasinin, laikliğin ve İslamın birbiriyle bağdaşabilirliğini
ispatladığını ifade eden Demirel, ``Bu yüzyılda böylesine köklü bir toplumsal
dönüşümü gerçekleştirebilmiş başka bir ülke mevcut değildir. Türkiye bu
bakımdan bir model ülkedir`` dedi.
Cumhurbaşkanı Demirel
daha sonra konuşmasını, şöyle sürdürdü:
``Sayın Başkan,
soğuk savaş boyunca ortak değerlerimizin müdafasında dayanışma içinde olduk.
Bugün demokrasiye, özgürlüğe ve barışa olan sarsılmaz inancımızın parlak
neticesini görmenin ve totalitarizme karşı mücadeleden zaferle çıkmanın
haklı gururunu paylaşıyoruz. Bu zaferde hiç şüphesiz en büyük pay, Başkan
Franklin Roosevelt`in ``Demokrasinin Cephaneliği`` diye tanımladığı ABD`nindir.
Son 50 küsur yıldır
aynı idealin yolcularıyız, esasen, soğuk savaş boyunca ortak değerlerimizin
müdafasında bir kale olan Türkiye, bugün bu değerlerin Orta Asya`da Altay
dağlarının eteklerine kadar taşınmasında bir köprü işlevi görmektedir.
Yeni bir siyasi gerçeklik olan Avrasya`nın kalbinde yer alan Türkiye, Balkanlandan
Kafkasya`ya, Orta Asya`dan Ortadoğu ve Avrupa`ya kadar yayılan geniş çoğrafyada
acılı bir geçmişin yerini umut, refah ve barış vaadeden bir geleceğe bırakması
için gayret sarfetmektedir. Bir zamanlar bu coğrafyada yaşayan insanları
ayıran Hazar Denizi, Karadeniz ve Akdeniz bugün Türkiye`nin odak noktasını
teşkil ettiği yeni ulaşım, enerji ve
telekomünikasyon ağlarıyla birbirleriyle
kucaklaşmakta, İpek Yolu ortak çalışmalarımızla yeniden tarih sahnesine
çıkmaktadır.``
Günümüzde demokrasi
coğrafyasının 10 yıl öncesiyle karşılaştırıldığında hayal edilemeyecek
oranda genişlediğini de söyleyen Demirel, tarihlerinde ilk defa demokrasi
altında yaşayan
insanların sayısının diktatörlükler
altında yaşayan insan sayısını geçtiğini, Türkiye`nin binyıllardan derinliğinden
süzerek günümüze taşıdığı hoşgörü ve dayanışma ruhundan güç alarak, evrensel
medeniyetin beşiği olan bu coğrafyada
demokrasinin, insan haklarına saygının, hukukun üstünlüğünün ve serbest
piyasa ekonomisinin kalıcı gerçeklik haline gelmesinde öncü rol oynadığını
bildirdi.
Türkiye ve ABD`nin
bu geniş coğrafyada barış, istikrar ve güvenlik için birlikte çalışmaya
devam edeceklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Demirel, sınırları aşan bir
bela mahiyeti kazanmış olan hoşgörüsüzlük, etnik milliyetçilik, yabancı
düşmanlığı, ırkçılık, terörizm gibi sorunların geleceğe yönelik umutları
karartmasına, toplamları yılgınlığa ve çarezsizliğe sevketmesine izin vermeyeceklerini
belirtti.
''BAYAN CLINTON`UN
AYDIN KİŞİLİĞİ''
Konuşmasında saydığı
tüm ortak değerler için Başkan Clinton`ın gösterdiği dirayeti ve uzak görüşlü
devlet adamlığı vasıflarından dolayı öven Demirel, ``En içten takdir hislerimi
ifade ederek, bu çerçevede, bir hususu daha vurgulamak istiyorum. Sayın
Bayan Hillary Rodham Clinton aydın kişiliği ve zerafetiyle ülkenin haklı
bir gurur kaynağıdır`` diye konuştu.
Demirel, konuşmasını
şöyle tamamladı:
``Sayın Başkan,
45 gün sonra yeni bir binyıla gireceğiz. Karşımızda duran belirsizlikleri
rağmen gelecek umut vaad etmektedir. Umudu gerçeğe dönüştürmek, dost halklarımızın
barış, refah ve
güvenliğini güçlendirmek bizim elimizdedir.
Türkiye ve ABD olarak daha yapacak çok işimiz vardır. Daha güzel ve daha
yaşanılası bir dünyayı inşa etmeye kararlıyız.
Bu düşüncelerle,
kadehimi aziz dostum sayın Başkan Clinton`ın, bayan Hillary Rodham Clinton`ın
sağlık ve mutluluğuna, Türkiye ve ABD arasındaki dostluğun parlak geleceğine,
halklarımızın refah ve esenliğine kaldırıyorum.``
''NE YAPMAMIZ GEREKTİĞİNİ
SÖYLEYİN, GEREĞİNİ YAPALIM''
ABD Başkanı Bill
Clinton, ``Cumhurbaşkanı, her ne kadar mühendislik günleriniz geride
kaldıysa da, birlikte kurduğumuz bu dostluk köprülerinden dolayı sizinle
gurur duyuyorum`` dedi.
Clinton, Cumhurbaşkanı
Süleyman Demirel`in onuruna verdiği yemekte yaptığı konuşmada, ``Türkiye`ye
ilk olarak 1959 yılında Eisenhower`ın 1 günlüğüne, George Bush da
2 günlüğüne gelmişti. Ben ise 5 gün geçireceğim`` dedi ve espirili olarak
sözlerini şöyle sürdürdü:
``İyi haber, ilişkilerimizin
her geçen gün daha arttığı, kötü haber ise, ABD`liler bu kadar sık
gelirse bu kadar hoş karşılanmama tehlikesiyle karşı karşıya kalacaklar.``
İkili ilişkilerin
geçmişine de değindiği konuşmasında Clinton, ``Yıllar önce Konstantinopolis`de
bir Türk yetkili, ABD bayraklı bir geminin limana yaklaştığını görür.
Üzerinde yıldızlar bulunan bayrağın
şans getireceğine inanıldığından,
bu yetkili Türk ve Amerikan halkı arasında uzun ve gerçek bir dostluğun
oluşacağı öngörüsünde bulunur ve bu öngörü gerçekleşir`` dedi.
50 yıl önce boğaza
başka bir ABD gemisinin boğaza girmesinin, bu dostluğun daha da derinleşmesine
neden olduğunu ifade eden Clinton, ``Bana söylediklerine göre, o
zaman sağ olan her Türk, İkinci Dünya Savaşı sırasında barışı korumak için
USS Missouri uçak gemisinin geldiği günü hatırlarmış. Bu da dostlarımızın
her ihtiyaç duyduğunda ABD`nin yanında olacağını bildiğini gösteriyor.
Ortak çıkarlar söz konusu olduğunda Türk halkının da ABD`nin yanında
olduğunu biliyoruz`` dedi.
Bill Clinton, ``Bu
sonbaharda başka bir ABD gemisi boğaza geldi. Ancak farklı ve trajik şartlar
altında geldi. Depremzedelere yardım etmek için geldi. Şimdi
Türkiye`yi yine talihsiz bir deprem vurdu. Aynı basit mesajı vermek
istiyorum. Yardımcı olmak için ne yapmamız gerektiğini söyleyin,
biz de gereğini yapalım`` diye konuştu.
Clinton son olarak
Kosova`da Türkiye ve ABD`nin yürüttükleri ortak mücadeleye değinerek, ``Önümüzdeki
yüzyılda insanlığın geleceğinin, demokrasiyle mi yoksa nefrete dayalı
despotlukla mı belirleneceği önemlidir`` diye konuştu.
ABD`deki Türklerin
Amerika`ya katkılarından da bahsetmek istediğini kaydeden Clinton, ``Kenan
Şahin adlı Türk asıllı bir Amerikalı Massachusetts Teknoloji Enstitüsü`ne
100 milyon dolar yardımda bulundu. Bunu, okuduğu okula olan şükran
borcundan dolayı yaptı. Washington`da büyüyen ve bir Türk büyükelçinin
oğlu olan Ahmet Ertegün ise bu tip diplomatik toplantılara katılmak yerine
blues ya da ritm müzik dinleyerek zaman geçirmeyi tercih etmişti. Atlantic
Music
firmasını kurdu, modern müzik kültürümüzü
ve ABD`deki her insanın müzik zevkini etkileyen bir sonuca ulaştı`` dedi.
``SİZİNLE
GURUR DUYUYORUM``
Yemekten önce davetlileri
Demirel ile birlikte karşıladığı sırada Demirel`in kulağına eğilip, ``Biraz
uzun bir kuyruk, ama modern Türkiye`nin yüzünü görmenizi istedim`` dediğini
aktaran Clinton,
``Modern Türkiye`nin yüzünü görme
şansım oldu. Şuna eminim ki, işbirliğimiz devam ettikçe ileride çok
güzel günler bizi bekliyor`` diye konuştu.
Demirel`in ABD`deki
eğitim yıllarına da değinen Clinton, ``50 yıl önce okumak ve aramızda
çalışmak için ülkemize geldiniz. 1976`da 200`üncü yılımızı kutladığımızda,
ilk seyahatinizinde insanların doğumuna, aslına, cinsiyetine bakılmaksızın
tüm vatandaşlarımıza tüm imkanları sunmamızın önemine ikna olduğunuzu
anlatan çok güzel bir kompozisyon yazmıştınız. Mühendislik günleriniz geride
kaldı, ancak birlikte kurduğumuz bu dostluk köprülerinden dolayı size teşekkür
ediyor ve gurur duyuyorum`` dedi.
Clinton daha sonra
salondaki davetlilere dönerek, ``Sizlerden bana, eşim Hillary ve ABD heyetine
katılarak, Cumhurbaşkanı Demirel ve eşinin, Başbakan Ecevit ve eşinin ve
tüm Türk halkının şerefine kaldırdığım bu kadehe eşlik etmenizi istiyorum``
dedi.
ANADOLU AJANSI HABERLERİNDEN
DERLENMİŞTİR.
(16 KASIM 1999)
  |