6. Cumhurbaşkanı
Fahri Korutürk'ün, Cumhuriyet'in 52. yılı dolayısıyla yayınladığı mesaj şöyle:
(29 Ekim 1975)
Aziz Vatandaşlarım,
Cumhuriyetimizin 52'inci yıldönümünü kutlamaya hazırlandığımız bir sırada, devletimizin temsilcisi iki değerli büyükelçimizi ve bir genç memleket evladını düzenli, menfur cinayetlerin kurbanı olarak kaybetmiş bulunuyoruz. Ulusça kederimiz büyüktür...
Son yarım yüzyıldan bugüne kadar ülkesinde ve çevresinde barışı korumak için bunca büyük çaba sarfetmiş olan ve etmekte bulunan Türkiye Cumhuriyetine, Viyana ve Paris'te girişilmiş olan vahşi tecavüzü, bütün insanlık alemi önünde lanetliyor ve bütün uygar devletleri bu tecavüzü lanetlemeye davet ediyorum.
İnsanlık duygularını sadece siyasi edebiyatın ve siyasi konferansların içinde kalmaktan çıkarmamız, hep birlikte hakikat dünyasına çekmemiz zamanı gelmiştir. Bu vahşi tecavüzler asla bağışlanmamalıdır.
Biz, Türk milleti olarak, acılarımızı, duygularımızı ve düşüncelerimizi, bu nefret verici olaylar aydınlanıncaya kadar, sinsi, hain oyunlara ve tahriklere alet olmadan kalbimizde muhafaza edeceğiz ve fakat asla bağışlamayacağız.
Sevgili Vatandaşlarım,
Cumhuriyetimizin 52'nci yıldönümünü yurt içinde ve yurt dışında elinde ve benliğinde Türk Vatandaşlık Belgesi taşıyan bütün Vatandaşlarıma en sıcak duygularla tebrik ediyorum.
Tebrik ediyorum, çünkü bugün, Cumhuriyetimizin yıldönümünü özgür ve bağımsız bir ülke olarak, Birleşmiş Milletlerin mutlu ve itibarlı üyelerinden biri olarak, barış içinde kutluyoruz.
Evvela, bu büyük milli bayramımızı bizimle birlikte kutlamak üzere ülkemizi şereflendiren aziz kardeşimiz, müttefikimiz İran Devlet Başkanı Muhammed Rıza Pehlevi Şehinşah Aryamehr'in ve İran Şahbanusu Farah Pehlevi'nin Türk ulusuna bu suretle göstermiş oldukları bu çok nazik dikkat ve alaka dolayısiyle şükranlarımı ifade etmek istiyorum.
Komşularıyla barış içinde yaşamak, Türkiye Cumhuriyeti siyasetinin ana ilkesidir. Nitekim Türkiye, Cumhuriyetini ilanından bugüne kadar etrafında dolanan fırtınalar, sıcak savaşlar bölgeyi alabildiğine sardığı halde, bu ana ilke dışına çıkmamıştır.
1974 Temmuz ayında Kıbrıs'ta giriştiğimiz askeri harekatın da ana hedefi, Adada arkası alınmayan cinayetlere son vermeğe yönelik sürekli bir barış sağlamak olmuştur. Karşımızdakiler iyi niyet gösterdikleri takdirde bu hedefin siyasi alanda da en kısa zamanda gerçekleşeceğine kimsenin kuşkusu olmamalıdır.
Aziz Vatandaşlarım,
Memleketimizde 52 sene evvel Cumhuriyet ilan edildiği zaman 18 yaşından yukarı olanlarımız, devlet olarak özgür ve bağımsız olmanın manasını ve bu nimetleri kaybetmenin acısı ile tekrar kazanmanın mutluluğunu gözleriyle görmüş ve yüreklerinde duymuş kimselerdir.
Diğer taraftan, bugün aramızda, Cumhuriyetin ilanından sonra doğan, özgür, bağımsız, hazır bir vatan bularak, medeniyet dünyasındaki geri kalmışlığı kapatmak heyecanı ile yetişen ve gelişen nesillerimiz vardır.
52 senede 10 milyondan 40 milyona çıktık...
18 yaş, insan için bir erginlik yaşıdır. Hukukun, bu yaşta insana bakış açısı değişiyor... İnsanın da bu yaşta, sosyal ve siyasal hayata bakış açısı ve değer ölçüleri değişiyor... Kaldı ki, dünya, son yarım yüzyıl içinde sosyal ve siyasal alanda olduğu gibi ekonomik ve teknik alanda da, evvelki yüzyıllarla kıyaslanamayacak değişikliklere uğramıştır.
Bu bakımdan, dünyanın her ülkesinde olduğu gibi Türkiye'de de, gerek memlekette toplumumuz içinde gelişen ve değişen nesiller, gerek dış dünyanın değer ölçülerindeki değişiklikler elbette bizde de bir takım dalgalanmaları ve bunalımları beraberinde getirecektir ve getirmiştir.
Hepimizin, içinde yaşadığımız günleri bu açılardan değerlendirmemiz lazımdır.
Biz, Türkiye Cumhuriyetinde, hür demokratik parlamenter sistemin yerleştirilmesi çabası içindeyiz. Bu sistemde zihinler ve vicdanlar, tıpkı topraklar gibi parsellenebilmektedir. Anayasa nizamını kurmak ve korumak, toplumun huzur ve mutluluğunu barış içinde sürdürebilmek kolay olmamaktadır.
Gözlerinizi, Uzak-Doğu'dan Uzak-Batıya çeviriniz. Kuzey Kutbundan Güney Kutbuna kadar bütün dünya ülkelerini hayalinizden geçiriniz... Gördükleriniz ve işittikleriniz, sadece açık rejim altında yaşayan insanların hayatıdır!.. Dünyamızda hakiki yaşamını bilemediğimiz yaklaşık bir o kadar insan daha kapalı rejim altında yaşamaktadır.
Çok şükür Türkiye Cumhuriyetinde açık rejim hakimdir! Ve ülkemiz, işlenen suçların gizli kaldığı bir ülke değildir. Bizde, bütün kusurların, haksızlıkların, suçların ve günahların açığa vurulduğu özgür bir hukuk devleti nizamı hakimdir!.. Şimdi bizde, ancak böyle bir hukuk devletinin hukukilik sınırlarının tartışılması yapılmakta, bunun kavgası verilmektedir.
Sevgili Vatandaşlarım,
Cumhuriyet Bayramında kendimize güvenimizi tazelemek en büyük borcumuzdur. Gözlerimizi, ümitlerimizi dışardan gelecek dostluklara ve yardımlara değil, elinde ve benliğinde Türk Vatandaşlık belgesi taşıyan öz varlığımıza, kendi benliğimize çevirmeliyiz.
Türkiye coğrafyasının kuvvetli bir devlet elinde olması, elbette dünya barışına büyük teminat getirir. Fakat, bu, bölgede at koşturmak isteyenlerin istediği şey değildir.
İçte ve dışta her türlü bölücü ve yıkıcı etkilere karşı Türk ulusunun ezici çoğunluğunda, Cumhuriyete, Laik devlete, Atatürk ilkelerine, tarihine ve milli vasıflarına değişmez bir (sahip çıkma gücü) vardır. Bunu hep birlikte korumalıyız ve bununla iftihar etmeliyiz. İç kavgalarımızda nerede duracağımızı bilmeliyiz.
52 sene evvel, bizi esarete sürüklemek isteyen güçlerin karşısına hep birlikte çıkmıştık... O zaman yanmış, yıkılmış vatan toprakları üstünde, bağımsız yaşamak azminden başka elinden her şeyi alınmış ve bir avuç insan kalmıştık. Fakat, yarım yüzyılda çok şeyleri yaptık!.. Kendimizi esaretten kurtardığımız gibi, dünyada pek çok mazlum milletlere örnek verdik.
Bugün, Cumhuriyet Bayramımızın yeni bir yıl dönümünü bu düşünce ve bu duygular içinde, bizi Cumhuriyete kavuşturan fedakar ve kahraman ulusumuzun savaşçılarını ve bunların başında Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü minnetle ve rahmetle anıyorum.
Bütün vatandaşlarımı istikbale güvenle bakan, istediği zaman harikalar yaratan, yaratabilmenin emsalini vermiş bir memleketin çocukları olarak selamlıyorum. Hepinizi, çağımızın uygarlık dünyasında kendilerine düşen vazifenin bilinci içinde çalışma hızlarını artırmaya çağırıyor ve bayramınızı sevgi ile tekrar kutluyorum.
|