Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
CUMHURBAŞKANI SEZER'İN 80. YIL MESAJI
CUMHURBAŞKANI KORUTÜRK'ÜN 56. YIL MESAJI
CUMHURBAŞKANI KORUTÜRK'ÜN 55. YIL MESAJI
CUMHURBAŞKANI KORUTÜRK'ÜN 53. YIL MESAJI
CUMHURBAŞKANI KORUTÜRK'ÜN 52. YIL MESAJI
CUMHURBAŞKANI KORUTÜRK'ÜN 51. YIL MESAJI
CUMHURBAŞKANI KORUTÜRK'ÜN 50. YIL MESAJI

CUMHURİYET'İN 54. YILI...
Cumhurbaşkanı Korutürk'ün mesajı
29 Ekim 1977
6. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, Cumhuriyet'in kuruluşunun 54. yıldönümü dolayısıyla yayınladığı mesajda, "seçtiğimiz açık rejimin, çoğulcu demokratik parlamenter sistemin kavram ve kuralını doğru anlamakta birbirimize yaklaşmalıyız" dedi.
 
Cumhurbaşkanı Korutürk'ün mesajından...

"Çoğulcu sistemin taraftarı olmak, siyasi partileri çoğaltmak, milleti düşman kamplara bölmek, ya da sendikaları birbirine kıyasla mensuplarına daha fazla çıkar sağlama yarışında alabildiğine arttırmak demek değildir"

"Çoğulcu sistemin taraftarı ve özgür olmak demek, vatan sathına yaydığımız ve her gün sayısını artırdığımız üniversitelerin ve fakültelerin, öğretim ve öğrenci kadrolariyle birbirinin karşısına geçip yekdiğerini kıyasıya kırmaları ve çarpışmaları da değildir"

"Çoğulcu sistemin bütün müesseseleri başta siyasi partiler olmak üzere yekdiğeriyle bir diyaloğa girmeye, belirli ölçüde anlaşmaya açık ve hazır olmalıdırlar"

"Ülkelerinde tatbike muvaffak olmuş toplumlar daha bir huzur ve sükün içindedirler"

"Cumhuriyetimizin 54’üncü yıldönümünde gelişen ve dünyada olup bitenleri iyi değerlendirebilen Türkiye’nin artık bu gerçekleri görmesi ve bu gerçekler üzerinde durması şarttır"

"Cumhuriyetimiz, yasalarımız, dini kutsal bir müessese olarak tanır ve siyaset dışı tutulmasını ister. Din politikaya alet edildiği zaman ulviyet ve kutsiyetinden kaybetmektedir"
 

Cumhuriyet Bayramı törenleri 1937 - Celal Bayar ile6. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ün, Cumhuriyet'in 54. yılı dolayısıyla yayınladığı mesaj şöyle: 
(29 Ekim 1977)

Aziz Vatandaşlarım,

Türkiye olarak Cumhuriyetimizin 54’üncü yılını da her şeye rağmen barış içinde idrak etmiş bulunuyoruz. Bu mutlu günü bütün vatandaşlarıma gönülden kutluyorum.

Yeraltı ve yerüstü servetleriyle, üç tarafı denizlerle çevrilmiş kıyılariyle, doğuyu batıya, kuzeyi güneye bağlıyan havayolları ortasında zengin bir coğrafyadan oluşan bir vatan üstünde karakterli, kabiliyetli, eski töreleri, kültürü, geleceğe ait parlak ümitleri ve kendine güveni olan bir ulus olarak yaşıyoruz.

Çok zengin bir tarihimiz vardır. Cumhuriyete gelene kadar üç kıtada sözümüzün geçerli olduğu devirleri görmüşüzdür. Fakat ben, bu Bayramda sözlerimi tarih ile açmıyacağım. Ancak, hepimizin neden bayram yaptığının idrakine varabilmek için tarihte okuduklarımızı dedelerimizden duyduklarımızı, yaşayıp gördüklerimizi hafızalarımızda canlandırarak öyle sevinmemizi, bayramın mutluluğu ile gönlümüzde orantılı bir bağ kurmamızı öğütleyeceğim.

Eğer böyle yaparsak göreceğiz ki, günün her türlü şikayet ve mahrumiyetine rağmen son iki yüzyıl içinde, Türk ulusuna mensup fertler olarak hepimizde uygar alemin ulaştığı özgürlüklere erişmiş, üstünde yaşadığımız toprakların, vatan olarak tam sahibi olmuş bulunmanın gurur ve zevki, ancak Cumhuriyet devrinde kalplerimizi kaplayabilmiştir.

Günün iç kavgaları ve bunalımları, şikayetlerimizin mahrumiyetlerimizin sınırını daraltmak yoketmek için vermekte olduğumuz mücadeledir. Ve içinde bulunduğumuz yüzyılda özgürlükleri koruyarak kalkınabilmek için bu yolda yürüyen toplumların derece derece katlanmaya mecbur oldukları zorluklar ve acılardır. Bunları çözmek ve aşmak, ulusu istenen huzura ve refaha ulaştırmak, vatanın tam sahibi olabilmek için yıllar boyu verilen savaştan ve dökülen kandan elbet daha ağır ve daha zor olmıyacaktır.

Gözlerinizi ve kulaklarınızı televizyonlarınıza, radyolarınıza dünyaya çeviriniz. Basının dış alemi yansıtan haber ve yorumlarını daha yakın bir ilgi ile okuyunuz. İçinde yaşadığımız yüzyılın insan toplumuna çizdiği kaderi ve çileyi dikkatle takibediniz. Başkalarının ve etrafın bizler için verdiği hükümlere kendi aklınızı da katınız. Biz, bugün 'işim ve yiyeceğim olmadıktan sonra özgür olmuşum kaç para eder?' diyen bir ulusun çocukları değiliz. Cumhuriyet ile beraber hepimizin yiyeceği, hepimizin işi olacak ve hepimiz özgür olacağız iddiasiyle yola koyulmuş bir ülkenin evlatlarıyız.

Ancak, seçtiğimiz açık rejimin, çoğulcu demokratik parlamenter sistemin kavram ve kuralını doğru anlamakta birbirimize yaklaşmalıyız.

Çoğulcu sistemin taraftarı olmak, siyasi partileri çoğaltmak, milleti düşman kamplara bölmek, ya da sendikaları birbirine kıyasla mensuplarına daha fazla çıkar sağlama yarışında alabildiğine arttırmak demek değildir. Çoğulcu sistemin taraftarı ve özgür olmak demek, vatan sathına yaydığımız ve her gün sayısını artırdığımız üniversitelerin ve fakültelerin, öğretim ve öğrenci kadrolariyle birbirinin karşısına geçip yekdiğerini kıyasıya kırmaları ve çarpışmaları da değildir. Çoğulcu sistem, meslek ve iş teşekküllerini ülke yararı üstünde bencil bir çıkar kavgasına sürüklemek de olamaz...

Devletin gücüne ve öncülüğüne inanmış, Anayasanın temel ilkeleri etrafında birleşebilecek bir ortam içinde yaşamayı kabul etmiş insanlar olarak, birbirimizi kırıp geçirmekten çekinmenin sırrını ve hikmetini, lider kadroları, geniş kitlelere anlatabilmelidirler. Özgürlük ve sosyal adaleti sağlama adına, her kuruluşun karşıt gruba her aklına geleni yapmaya kalkarak birbirini cahillikten ihanete kadar, hakaretten kurşuna kadar her şeyi kullanarak suçlayıp öldürmeye hakkı olduğu düşünülemez. Bundan, sonunda topluma yarar geleceğini kabul etmek mümkün değildir.

Özgür demokratik parlamenter sistemin sağlıklı işlemesi, olumlu sonuç vermesi için Devletin yürütme, yasama ve yargı kollarına ayrılmış temel güçlerinin hepsinin kendi fonksiyonlarını tam olarak yapmaları şarttır.

Çoğulcu sistemin bütün müesseseleri başta siyasi partiler olmak üzere yekdiğeriyle bir diyaloğa girmeye, belirli ölçüde anlaşmaya açık ve hazır olmalıdırlar. Bir bakıma zıt ve ters görünen bu düşünceyi, dünyaya bakınız göreceksiniz.. Ülkelerinde tatbike muvaffak olmuş toplumlar daha bir huzur ve sükün içindedirler. Oralarda siyasi partiler yelpazesinin uçlarında bulunanlar dahi sırası geldikçe hatta iktidar için oturup anlaşabilmektedirler.

Cumhuriyetimizin 54’üncü yıldönümünde gelişen ve dünyada olup bitenleri iyi değerlendirebilen Türkiye’nin artık bu gerçekleri görmesi ve bu gerçekler üzerinde durması şarttır.

Türkiye Cumhuriyetinin genel dış siyasetindeki temel de, barış içinde iyi komşuluk ilişkilerini geliştirmek ve dünyaya barışın hakim olmasına etkili bir katkı getirmektir.

Aziz Yurttaşlarım,

Türk vatandaşı, Cumhuriyet döneminde kavuştuğu özgürlük haklarını tarihinin hiç bir devrinde görmedi. Lakin biliyoruz ki haklar kötüye kullanıldığında elin altından süratle kayıp gider. Bugün ülkemizde düşünce ve fikir alanında olduğu gibi geniş bir din ve inanç özgürlüğü vardır. Cumhuriyetimiz, yasalarımız, dini kutsal bir müessese olarak tanır ve siyaset dışı tutulmasını ister. Din politikaya alet edildiği zaman ulviyet ve kutsiyetinden kaybetmektedir. Diğer ülkelerde olduğu gibi, Türkiye’de de, zaman zaman, dinin siyasete alet edildiği görülmüştür ve görülmektedir. 1977 yılında, güneyde ve hac yolundaki kolera hastalığı münasebetiyle yapılan geniş tartışmaları vatandaşlarımın dikkatine sunmak isterim.

Müslüman Türk vatandaşı Cumhuriyet devrinde açılan çeşitli islam eğitim müesseselerinden feyz almıştır, hac için de kendi anlayışını bilimsel verilere dayandıracak yetenektedir. Ve aydın insanın kendi şahsını tehlikeye atması belki bazı hallerde caiz görülebilir ama, onun ailesini ve yurttaşını tehlikeye maruz kılmak hakkına sahip olduğu asla düşünülemez.

Bu yıl hac konusu ile ilgili olarak, Diyanet İşleri Sayın Başkanının radyo ve televizyonda yaptıkları konuşmayı ve Yüksek Sağlık Şürasının kamuoyuna da yansıyan görüşlerini vatandaşlarımın dikkate alacaklarını ümit ediyor ve bunu onların sağduyularından bekliyoruz.

Sevgili Vatandaşlarım,

Türkiye Cumhuriyetinin geleceği parlaktır. Türk vatandaşı dünyanın en uygar insanları arasında kendisine layık olan yeri mutlak alacaktır. Ben, bu inançla Cumhuriyetimizin 54’üncü yıldönümünü bütün vatandaşlarıma kutluyorum. Tarihteki yerini başkalarına terketmeye mahküm edilmiş bir ülkeden, bizi cumhuriyete ve cumhuriyet ile beraber dünyanın en itibarlı ülkeleri arasına sokan, bize yeni uygarlık dünyasına yeni hizmetler getirme imkanını sağlıyan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü bugün minnetle anmak hepimiz için bir vatan ve bir vicdan borcudur. Onun etrafında toplanıp hayatlarını bu gaye uğruna verenleri şükran hisleriyle anıyor, hepinizi sevgilerle selamlıyorum.
 


(7 MAYIS 2003)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2003 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.