6. Cumhurbaşkanı
Fahri Korutürk'ün, Cumhuriyet'in 54. yılı dolayısıyla yayınladığı mesaj şöyle:
(29 Ekim 1977)
Aziz Vatandaşlarım,
Türkiye olarak Cumhuriyetimizin 54’üncü yılını da her şeye rağmen barış
içinde idrak etmiş bulunuyoruz. Bu mutlu günü bütün vatandaşlarıma gönülden
kutluyorum.
Yeraltı ve yerüstü servetleriyle, üç tarafı denizlerle çevrilmiş kıyılariyle,
doğuyu batıya, kuzeyi güneye bağlıyan havayolları ortasında zengin bir
coğrafyadan oluşan bir vatan üstünde karakterli, kabiliyetli, eski töreleri,
kültürü, geleceğe ait parlak ümitleri ve kendine güveni olan bir ulus olarak
yaşıyoruz.
Çok zengin bir tarihimiz vardır. Cumhuriyete gelene kadar üç kıtada
sözümüzün geçerli olduğu devirleri görmüşüzdür. Fakat ben, bu Bayramda
sözlerimi tarih ile açmıyacağım. Ancak, hepimizin neden bayram yaptığının
idrakine varabilmek için tarihte okuduklarımızı dedelerimizden duyduklarımızı,
yaşayıp gördüklerimizi hafızalarımızda canlandırarak öyle sevinmemizi,
bayramın mutluluğu ile gönlümüzde orantılı bir bağ kurmamızı öğütleyeceğim.
Eğer böyle yaparsak göreceğiz ki, günün her türlü şikayet ve mahrumiyetine
rağmen son iki yüzyıl içinde, Türk ulusuna mensup fertler olarak hepimizde
uygar alemin ulaştığı özgürlüklere erişmiş, üstünde yaşadığımız toprakların,
vatan olarak tam sahibi olmuş bulunmanın gurur ve zevki, ancak Cumhuriyet
devrinde kalplerimizi kaplayabilmiştir.
Günün iç kavgaları ve bunalımları, şikayetlerimizin mahrumiyetlerimizin
sınırını daraltmak yoketmek için vermekte olduğumuz mücadeledir. Ve içinde
bulunduğumuz yüzyılda özgürlükleri koruyarak kalkınabilmek için bu yolda
yürüyen toplumların derece derece katlanmaya mecbur oldukları zorluklar
ve acılardır. Bunları çözmek ve aşmak, ulusu istenen huzura ve refaha ulaştırmak,
vatanın tam sahibi olabilmek için yıllar boyu verilen savaştan ve dökülen
kandan elbet daha ağır ve daha zor olmıyacaktır.
Gözlerinizi ve kulaklarınızı televizyonlarınıza, radyolarınıza dünyaya
çeviriniz. Basının dış alemi yansıtan haber ve yorumlarını daha yakın bir
ilgi ile okuyunuz. İçinde yaşadığımız yüzyılın insan toplumuna çizdiği
kaderi ve çileyi dikkatle takibediniz. Başkalarının ve etrafın bizler için
verdiği hükümlere kendi aklınızı da katınız. Biz, bugün 'işim ve yiyeceğim
olmadıktan sonra özgür olmuşum kaç para eder?' diyen bir ulusun çocukları
değiliz. Cumhuriyet ile beraber hepimizin yiyeceği, hepimizin işi olacak
ve hepimiz özgür olacağız iddiasiyle yola koyulmuş bir ülkenin evlatlarıyız.
Ancak, seçtiğimiz açık rejimin, çoğulcu demokratik parlamenter sistemin
kavram ve kuralını doğru anlamakta birbirimize yaklaşmalıyız.
Çoğulcu sistemin taraftarı olmak, siyasi partileri çoğaltmak, milleti
düşman kamplara bölmek, ya da sendikaları birbirine kıyasla mensuplarına
daha fazla çıkar sağlama yarışında alabildiğine arttırmak demek değildir.
Çoğulcu sistemin taraftarı ve özgür olmak demek, vatan sathına yaydığımız
ve her gün sayısını artırdığımız üniversitelerin ve fakültelerin, öğretim
ve öğrenci kadrolariyle birbirinin karşısına geçip yekdiğerini kıyasıya
kırmaları ve çarpışmaları da değildir. Çoğulcu sistem, meslek ve iş teşekküllerini
ülke yararı üstünde bencil bir çıkar kavgasına sürüklemek de olamaz...
Devletin gücüne ve öncülüğüne inanmış, Anayasanın temel ilkeleri etrafında
birleşebilecek bir ortam içinde yaşamayı kabul etmiş insanlar olarak, birbirimizi
kırıp geçirmekten çekinmenin sırrını ve hikmetini, lider kadroları, geniş
kitlelere anlatabilmelidirler. Özgürlük ve sosyal adaleti sağlama adına,
her kuruluşun karşıt gruba her aklına geleni yapmaya kalkarak birbirini
cahillikten ihanete kadar, hakaretten kurşuna kadar her şeyi kullanarak
suçlayıp öldürmeye hakkı olduğu düşünülemez. Bundan, sonunda topluma yarar
geleceğini kabul etmek mümkün değildir.
Özgür demokratik parlamenter sistemin sağlıklı işlemesi, olumlu sonuç
vermesi için Devletin yürütme, yasama ve yargı kollarına ayrılmış temel
güçlerinin hepsinin kendi fonksiyonlarını tam olarak yapmaları şarttır.
Çoğulcu sistemin bütün müesseseleri başta siyasi partiler olmak üzere
yekdiğeriyle bir diyaloğa girmeye, belirli ölçüde anlaşmaya açık ve hazır
olmalıdırlar. Bir bakıma zıt ve ters görünen bu düşünceyi, dünyaya bakınız
göreceksiniz.. Ülkelerinde tatbike muvaffak olmuş toplumlar daha bir huzur
ve sükün içindedirler. Oralarda siyasi partiler yelpazesinin uçlarında
bulunanlar dahi sırası geldikçe hatta iktidar için oturup anlaşabilmektedirler.
Cumhuriyetimizin 54’üncü yıldönümünde gelişen ve dünyada olup bitenleri
iyi değerlendirebilen Türkiye’nin artık bu gerçekleri görmesi ve bu gerçekler
üzerinde durması şarttır.
Türkiye Cumhuriyetinin genel dış siyasetindeki temel de, barış içinde
iyi komşuluk ilişkilerini geliştirmek ve dünyaya barışın hakim olmasına
etkili bir katkı getirmektir.
Aziz Yurttaşlarım,
Türk vatandaşı, Cumhuriyet döneminde kavuştuğu özgürlük haklarını tarihinin
hiç bir devrinde görmedi. Lakin biliyoruz ki haklar kötüye kullanıldığında
elin altından süratle kayıp gider. Bugün ülkemizde düşünce ve fikir alanında
olduğu gibi geniş bir din ve inanç özgürlüğü vardır. Cumhuriyetimiz, yasalarımız,
dini kutsal bir müessese olarak tanır ve siyaset dışı tutulmasını ister.
Din politikaya alet edildiği zaman ulviyet ve kutsiyetinden kaybetmektedir.
Diğer ülkelerde olduğu gibi, Türkiye’de de, zaman zaman, dinin siyasete
alet edildiği görülmüştür ve görülmektedir. 1977 yılında, güneyde ve hac
yolundaki kolera hastalığı münasebetiyle yapılan geniş tartışmaları vatandaşlarımın
dikkatine sunmak isterim.
Müslüman Türk vatandaşı Cumhuriyet devrinde açılan çeşitli islam eğitim
müesseselerinden feyz almıştır, hac için de kendi anlayışını bilimsel verilere
dayandıracak yetenektedir. Ve aydın insanın kendi şahsını tehlikeye atması
belki bazı hallerde caiz görülebilir ama, onun ailesini ve yurttaşını tehlikeye
maruz kılmak hakkına sahip olduğu asla düşünülemez.
Bu yıl hac konusu ile ilgili olarak, Diyanet İşleri Sayın Başkanının
radyo ve televizyonda yaptıkları konuşmayı ve Yüksek Sağlık Şürasının kamuoyuna
da yansıyan görüşlerini vatandaşlarımın dikkate alacaklarını ümit ediyor
ve bunu onların sağduyularından bekliyoruz.
Sevgili Vatandaşlarım,
Türkiye Cumhuriyetinin geleceği parlaktır. Türk vatandaşı dünyanın en
uygar insanları arasında kendisine layık olan yeri mutlak alacaktır. Ben,
bu inançla Cumhuriyetimizin 54’üncü yıldönümünü bütün vatandaşlarıma kutluyorum.
Tarihteki yerini başkalarına terketmeye mahküm edilmiş bir ülkeden, bizi
cumhuriyete ve cumhuriyet ile beraber dünyanın en itibarlı ülkeleri arasına
sokan, bize yeni uygarlık dünyasına yeni hizmetler getirme imkanını sağlıyan
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü bugün minnetle anmak hepimiz için bir vatan
ve bir vicdan borcudur. Onun etrafında toplanıp hayatlarını bu gaye uğruna
verenleri şükran hisleriyle anıyor, hepinizi sevgilerle selamlıyorum.
|