Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
CUMHURBAŞKANI SEZER'İN 80. YIL MESAJI
CUMHURBAŞKANI DEMİREL'İN 75. YIL MESAJI
CUMHURBAŞKANI KORUTÜRK'ÜN 56. YIL MESAJI
CUMHURBAŞKANI KORUTÜRK'ÜN 54. YIL MESAJI
CUMHURBAŞKANI KORUTÜRK'ÜN 53. YIL MESAJI
CUMHURBAŞKANI KORUTÜRK'ÜN 52. YIL MESAJI
CUMHURBAŞKANI KORUTÜRK'ÜN 51. YIL MESAJI
CUMHURBAŞKANI KORUTÜRK'ÜN 50. YIL MESAJI

CUMHURİYET'İN 55. YILI...
Cumhurbaşkanı Korutürk'ün mesajı
29 Ekim 1978
6. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, Cumhuriyet'in kuruluşunun 55. yıldönümü dolayısıyla yayınladığı mesajda, "Sistemin kazaya uğramasını önlemek siyasi partilerimizin temel görevidir. Partilerimizin verimsiz çekişmeleri bir yana bırakarak her şeyden önce rejime sahip çıkmakta gecikmemeleri gerekir" dedi.
 
Cumhurbaşkanı Korutürk'ün mesajından...

"Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Devletimizin temel siyasetine 'Yurtta barış, cihanda barış' ilkesi ışık tutmuştur. Bu ellibeşinci yıldönümünde başta siyasi partilerimiz olmak üzere tüm vatandaşlarımızın bütün dikkatlerini bu ilke üzerinde teksif etmeleri gerekmektedir."

"Türkiye Cumhuriyeti her alanda yetişmiş elemanları, güçlü ve inançlı ordusu, geniş kültür birikimi, yeraltı ve yerüstü zenginlikleri, büyük ölçüde gerçekleştirilmiş alt yapısı, emsalsiz coğrafi konumu ve artık kurumlaşmış demokrasi anlayışı ile geleceğe umutla bakması gereken büyük bir Devlettir."

"Devletimizin sahip olduğu bu nitelikleri, pek küçük bir zümre dışında, tüm vatandaşlarımın ortak bir heyecan, ortak bir övünç ve güven ile değerlendirdiğini şu anda kesinlikle hissediyorum."

"Her sabah gazetelerimizi açtığımızda veya radyo, televizyonu dinlediğimizde aldığımız birtakım haberler süregelen anarşi, hemen hergün birkaç yurttaşımızın tedhiş hareketleri sonucunda hayatlarını kaybetmeleri, özellikle sabit ve dar gelirli vatandaşlarımız üzerinde giderek ağırlığını arttıran hayat pahalılığı karşısında kendimizi bazı sorular sormaktan alakoyamıyoruz."

"Bugünkü koşullarda kısa dönemli siyasal plan ve strateji uğruna Türkiye’nin içinde bulunduğu sorunları abartarak yurttaşları umutsuzluğa ve karamsarlığa sokmanın ya da sorunlarımızın çözümünü tozpembe hayaller ile değerlendirmenin hiç kimseye uzun sürede bir yarar sağlamayacağı açıktır."

"Memleketimizin kaderi üzerinde söz sahibi olan siyasi kadrolarımız yapıcı bir yaklaşımla her şeyden önce bozulmak istenen iç barışı tesis ve korumada birleşmelidirler. "

"Bu gerçeği teşhis ederek bir ağızdan ilân etmede geçirecek zamanımız kalmamıştır. Türkiye’de uzunca bir süredir uyguladığımız açık demokratik rejim her sorunun ortaya konulabildiği, tartışılabildiği, bunların çözümlerinin aranabildiği bir rejimdir. "

"İç ve dış düşman çevrelerce tezgâhlanan eylemler, artık iyice anlaşılmıştır ki, milletimizin ve Devletimizin bütünlüğüne yönelik eylemlerdir ve uzun yıllardır sinsi bir şekilde sürdürülen çalışmaların planlı bir şekilde uygulanması ile sıkı sıkıya bağlantılıdır."

"Kaynağını Türk milletinin iradesinden alan TBMM’mizin hür demokratik rejimi ve Devletimizin bütünlüğünü korumak için gerekli yasal önlemlerin Anayasal sınırlar içinde alınacağı ortamı sağlamada tereddüt etmemesi gerekir. "

"Özgürlüklerin kötüye kullanılmasına meydan verilmemelidir. Kanun Hakimiyeti kesinlikle korunmalı ve onun dışına çıkanlar gene Kanunun âdil hükümlerine tevdi edilmelidir."
 

6. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ün, Cumhuriyet'in 55. yılı dolayısıyla yayınladığı mesaj şöyle: 
(29 Ekim 1978)

Sevgili Vatandaşlarım,

Bugün Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun ellibeşinci yıldönümünü idrak etmiş bulunuyoruz. Ellibeş yıl öncesinin hiçbir istikbal  vaadetmeyen, kıt’alar aşan sınırlarından sürüle sürüle Orta Anadolu’ya sıkıştırılmak istenen, bütün medeni alemin topu tüfeği ve teknolojisi ile karşısına dikilmiş olduğu Türkiye’sinden inanılmaz gibi görünen bir mucize gerçekleştirilerek bugünün güçlü, dinç, geleceğe güvenli bakabilen Türkiye’sini yaratan Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Kurtuluş Savaşı şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize şükran duygularımızı ifade ediyorum.

Aziz vatandaşlarım,

29 Ekim bize Türkiye Cumhuriyetinin yarım yüzyılı aşkın süre içinde almış olduğu yolu, nereden hareket edip, nereye ulaştığını ve nereye varmak istediğini düşündürecek çok anlamlı bir yıldönümüdür. Türkiye Cumhuriyeti her alanda yetişmiş elemanları, güçlü ve inançlı ordusu, geniş kültür birikimi, yeraltı ve yerüstü zenginlikleri, büyük ölçüde gerçekleştirilmiş alt yapısı, emsalsiz coğrafi konumu ve artık kurumlaşmış demokrasi anlayışı ile geleceğe umutla bakması gereken büyük bir Devlettir. Devletimizin sahip olduğu bu nitelikleri, pek küçük bir zümre dışında, tüm vatandaşlarımın ortak bir heyecan, ortak bir övünç ve güven ile değerlendirdiğini şu anda kesinlikle hissediyorum. Fakat aynı zamanda milyonlarca ve milyonlarca vatandaşımın kalblerinin bütün samimiyeti ve ulusal ideallerimize bağlılıklarına rağmen, çözümlemek zorunda oldukları ve içinden çıkılmaz gibi görünen bazı sorunların zihinlerinin her köşesinde belirdiğini de biliyorum.

Her sabah gazetelerimizi açtığımızda veya radyo, televizyonu dinlediğimizde aldığımız birtakım haberler süregelen anarşi, hemen hergün birkaç yurttaşımızın tedhiş hareketleri sonucunda hayatlarını kaybetmeleri, özellikle sabit ve dar gelirli vatandaşlarımız üzerinde giderek ağırlığını arttıran hayat pahalılığı karşısında kendimizi bazı sorular sormaktan alakoyamıyoruz. Beri taraftan biliyoruz ki Devletimiz güçlüdür, Cumhuriyet İdaremiz âdil ve müşfiktir, anayasal kuruluşlarımız işbaşındadır, ordumuz kudretlidir. Bütün bu gerçeklere rağmen üzüntü verici olaylar neden durmuyor, niçin azalmıyor? Memleketimizin bugünkü görüntüsü niçin daha ılımlı ve daha aydınlık bir tabloya dönüşmüyor? Huzurlu bir ortam ne zaman sağlanacaktır? Okullarımızda ne zaman güven içinde öğretim yapılacaktır? Hemen her ailenin omuzuna çöken hayat pahalılığı nasıl hafifletilecektir? Döviz darboğazı nasıl aşılıp, endüstrimiz tam randımanla ne vakit çalışabilecektir? Ekonomik ve sosyal kalkınmamız daha hızlı ve istikrarlı bir tempo içinde nasıl sağlanabilecektir?

Demokratik yaşamımızın vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerimizin, bu sorunların cevaplarının verilmesinde birleşebilecekleri asgari müşterekleri arayıp bulmalarının zamanı çoktan gelmiştir. Bugünkü koşullarda kısa dönemli siyasal plan ve strateji uğruna Türkiye’nin içinde bulunduğu sorunları abartarak yurttaşları umutsuzluğa ve karamsarlığa sokmanın ya da sorunlarımızın çözümünü tozpembe hayaller ile değerlendirmenin hiç kimseye uzun sürede bir yarar sağlamayacağı açıktır.

Aziz vatandaşlarım,

Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Devletimizin temel siyasetine "Yurtta barış, cihanda barış" ilkesi ışık tutmuştur. Bu ellibeşinci yıldönümünde başta siyasi partilerimiz olmak üzere tüm vatandaşlarımızın bütün dikkatlerini bu ilke üzerinde teksif etmeleri gerekmektedir. Yakın ve Orta-Doğu diye adlandırılan bölgede son zamanlarda meydana gelen gelişmeler ülkemiz bakımından yakinen ilgilenilmesi ve çeşitli yönlerden değerlendirilmesi gereken bir nitelik arzetmektedir. Bölge ülkelerinde bozulan iç barış giderek bu ülkelerin bütünlüklerini tehlikeye düşürecek ölçülere varmakta, bölgenin siyasal coğrafyası çeşitli bölge dışı mihraklarca şu veya bu şekilde değiştirilmeğe çalışılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti bölgenin en güçlü Devletlerinden biri olarak bu gelişmelerden gerekli sonuçları çıkarmalı, aynı oyunların kendi sınırları içinde sahneye konulmasına meydan vermemelidir. Bunun için memleketimizin kaderi üzerinde söz sahibi olan siyasi kadrolarımız yapıcı bir yaklaşımla her şeyden önce bozulmak istenen iç barışı tesis ve korumada birleşmelidirler.

Bu gerçeği teşhis ederek bir ağızdan ilân etmede geçirecek zamanımız kalmamıştır. Türkiye’de uzunca bir süredir uyguladığımız açık demokratik rejim her sorunun ortaya konulabildiği, tartışılabildiği, bunların çözümlerinin aranabildiği bir rejimdir.

Ulusumuzun çeşitli sorunları ile ilgili olarak değişik görüşlerin var olması, başka başka çözümlerin önerilmesi, birbirinden farklı yöntemlerin benimsenmesi tabiidir. Ancak, bütün bunlar, Anayasamızın çizdiği sınırlar içinde değerlendirilmek zorundadır. Bu görüş ve önerilerin uygulamaya konulabilmesi için tek meşru olanak demokratik rejim mekanizmasıdır. Bu mekanizmanın dışındaki tüm yollar ve yöntemler gayri meşrudur.

Ülkemizde son yıllarda süregelen ‘anarşik olaylar ve terörist eylemler dünyanın demokratik rejimle yönetilen pek çok ülkesinin de ortak sıkıntısıdır. Ancak, üzerinde dikkatle durmamız gereken şudur ki, yurdumuzda meydana gelen bu olaylar yalnızca bir grup gözü dönmüş, insanlık duygusundan yoksun kimselerin şuursuzca giriştikleri eylemlerden ibaret değildir. İç ve dış düşman çevrelerce tezgâhlanan bu. eylemler, artık iyice anlaşılmıştır ki, milletimizin ve Devletimizin bütünlüğüne yönelik eylemlerdir ve uzun yıllardır sinsi bir şekilde sürdürülen çalışmaların planlı bir şekilde uygulanması ile sıkı sıkıya bağlantılıdır. Halkın desteğine sahip olamayacaklarını anladıkça şiddet ve tedhiş hareketlerini arttırmağa yeltenenler, kesinlikle ifade etmek isterim ki, nereden kaynaklanırlarsa kaynaklansınlar, karşılarında Devleti bulacaklar ve er geç Türk milletinin azmi ve iradesinin karşısında silinip gideceklerdir.

Ülkemizi ve Devletimizi bölmeğe ve özgürlükçü demokratik rejimi yok etmeğe yönelik tutum ve davranışlar karşısında siyasi partilerimizin sür’atle çözüm aramalarını ve bu konuda kısa sürede sonuç alacak bir işbirliği içine girmelerini halkımız artık özlemle beklemektedir.

Değişen sosyal ve siyasal şartların karşısında kanunlarımızın, zaman zaman Anayasamızın öngördüğü özgürlükçü demokrasiyi ve Devletimizin bütünlüğünü korumada yetersiz kaldığı da düşünülebilir. Bu takdirde, kaynağını Türk milletinin iradesinden alan TBMM’mizin hür demokratik rejimi ve Devletimizin bütünlüğünü korumak için gerekli yasal önlemlerin Anayasal sınırlar içinde alınacağı ortamı sağlamada tereddüt etmemesi gerekir. Değerli Senatör ve Milletvekillerimizin, yasama görevine başlarken yapmış oldukları andın da gereği olan bu görevi yerine getireceklerine inanıyorum.

Böylece, gelişen olaylar karşısında İdarenin ve güvenlik kuvvetlerinin etkinliği ve yargı organlarımızın demokratik rejimimizi korumaktaki kararlılığı olumlu ve mutlu sonuçlarını kısa dönemde verecektir.

Demokratik parlamenter sistemlerde siyasi partilerin zaman zaman iktidar ya da muhalefet görevi yapmaları bu rejimin işleyişinden kaynaklanan bir husustur. Bu sistemin kazaya uğramasını önlemek siyasi partilerimizin temel görevidir. Bu nedenle, zor dönemlerde zaman zaman batı demokrasilerinde görüldüğü gibi, siyasal görüş bakımından çeşitli eğilimlere sahip olan partilerimizin verimsiz çekişmeleri bir yana bırakarak her şeyden önce rejime sahip çıkmakta gecikmemeleri gerekir.

Sevgili vatandaşlarım,

Türkiye sorunları olan tek ülke değildir. Ekonomik ve sosyal alanlarda en gelişmişler dahil, hemen her ülkenin bir değil, pekçok sorunu vardır. Bunları yenmede şüphesiz milletçe bazı fedakârlıklara katlanmamız kaçınılmaz olacaktır.

Cumhuriyet İdaremiz ellibeş yıl içerisinde büyük ve vahim sorunları çözmesini bilmiştir. Yeni yasama yılına girerken TBMM’mizin halkımızı mutluluk ve esenliğe çıkaracak gerekli önlemleri alacağına inanıyorum.

Özgürlüklerin kötüye kullanılmasına meydan verilmemelidir. Kanun Hakimiyeti kesinlikle korunmalı ve onun dışına çıkanlar gene Kanunun âdil hükümlerine tevdi edilmelidir. Anayasamızın tanımış olduğu geniş özgürlüklerin kullanılması, bizzat Anayasa tarafından güvence altına alınmıştır. Ancak, bunların Devletimizin bağımsızlığını, Vatanımızın ve milletimizin bütünlüğünü ve İnsan Haklarına dayanan demokrasimizi tahribe yönelmiş bir biçimde kullanılmasına asla müsaade edilemez.

Yurdumuzda huzur ve güven sağlandıktan sonra ekonomik sorunlarımızın, dar ve sabit gelirli vatandaşlarımızın çekmekte oldukları geçim sıkıntısının çok daha kolaylıkla çözümlenmesi mümkün olacaktır. Böylece, toplum, sorunların demokratik rejim içinde sür’atle çözümlenebileceğini görecek ve ulusumuz kısa zamanda layık olduğu esenlik ve mutluluğa kavuşacaktır.

Türk ulusunu mutluluğa götürecek yolda siyasi partilerimiz arasındaki yakınlaşmanın sağlanmasında lider kadrolarının bana yardımcı olacaklarına inanıyorum.

Türk ulusunu, Devletinin ve kendi kendisinin hakimi, efendisi yapan Cumhuriyetimizin bu yıldönümünde Aziz Vatandaşlarımızı en içten duygularla kutluyor, sevgi ve saygılar sunuyorum.
 


(31 EKİM 2003)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2003 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.