Devlet Başkanı Orgeneral Evren'in, Cumhuriyet'in 58. yılı dolayısıyla
yayınladığı mesaj şöyle:
(29 Ekim 1981)
Sevgili Vatandaşlarım;
Bugün; Büyük Türk Milletinin Cumhuriyet idaresine kavuştuğu günün 58
nci yıldönümünü, tam bir huzur ve güven ortamı içinde kutlamanın ve geleceğe
coşkun umutlarla bakmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu en büyük bayram gününün,
bütün vatandaşlarıma kutlu olmasını dilerim.
Tarihi boyunca her türlü tehdit ve tehlikeler karşısında dahi İstiklal
ve Hürriyetini, varlığının vazgeçilmez gayesi olarak kabul eden ulusumuz,
Büyük Önder ve Kurtarıcı Gazi Mustafa Kemal’in başlattığı ve 4 yılı bulan
şan ve şereflerle dolu bir İstiklal Harbi’ni kazanmış ve onurlu bir ulus
olduğunu bütün dünyaya bir defa daha ispat etmiştir. Türk tarihinin kapanmak
üzere olduğunu sanan ve işbirliği içinde bulunan dahili ve harici düşmanların
tüm kudret ve saldırıları karşısında şahlanan ve varolmasını, gerekirse
yokolabilmekte bulan Yüce Türk Milleti, İstiklal Mücadelesi ile aynı zamanda
20 nci asrın mazlum ulusları için de büyük bir rehber olmuştur.
Tarihin akışına uygun olarak, Devletler ve İmparatorluklar kuran ve
üç kıtada asırlarca hükümran olan Milletimiz; özellikle 19 ncu yüzyıldan
bu yana dünyadaki diğer örneklerin de etkisiyle sürekli bir biçimde daha
iyi bir rejimin arayışı içerisinde bulunmuştur. Bu arayış; ilimde, fende
ve san’atta kaydedilen gelişmelerden etkilenmenin yanı sıra sosyal fikirlerdeki
yeniliklerden de ilham alınarak İstiklal Savaşı’nın peşine Ulu Önder Atatürk’ün
Türk Milletine Cumhuriyet’i armağan etmesiyle sonuçlanmış ve böylece Ulus,
hem bağımsızlığına, hem de egemenliğine kavuşmuştur.
Sevgili Vatandaşlarım;
Bir noktaya burada önemle işaret etmek isterim. Bu suretle kurulan Türkiye
Cumhuriyeti Devleti’nin temelinde Büyük Ata’nın “Ne Mutlu Türküm Diyene”
felsefesi yatar. Bu felsefe milli sınırlarımız içerisinde yaşayan; dini,
mezhebi ve ırkı ne olursa olsun her vatandaşımızın kendisini Türk kabul
edip yurduna adaması, aralarında hiçbir farkın ve tercihin olmadığına delalet
eder. Ülkenin ve Milletin bölünmezliği bu vecizede manasını bulur. Millet
olarak; kaderde, tasada ve kıvançta bir olmanın esası yine bu vecize
ile anlam kazanır. Esasen bu düşünce, “Devlet olabilme”’nin de baş şartıdır.
Atatürk Milliyetçiliği de işte budur. Öte yandan bu felsefe, Cumhuriyet
rejimi ile büyük bir uyum sağlar ve en sağlıklı milli bünyenin teşekkülüne
yardım eder. Çünkü bu rejimde, millet fertleri arasında hiç bir ayırım
yoktur. Vatandaşlar eşittir. Millet adına milleti idare edenler; ayırım
yapamazlar, milleti parçalayamazlar ve vatandaşlar arasında düşmanlık yaratamazlar.
Bu itibarla Cumhuriyet rejimi, kelimenin anlamında da olduğu gibi ayırıcı
değil, toplayıcıdır. Bu nedenledir ki; Atatürk İlkeleri üzerinde bina edilen
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, geçmişte olduğu gibi gelecekte de bütün ulusun
“Tek Millet, Tek Devlet” İlkesine bağlı kalması suretiyle devam edecek
ve O’nu hiçbir güç bölüp parçalayamayacaktır.
Aziz Vatandaşlarım;
Her milletin layık olduğu idareye kavuşması için geçirdiği uzun mücadeleler
vardır. Türk Milleti de en iyi idare tarzını bulabilmek ve O’na kavuşabilmek
için asırları bulan çetin mücadelelerden geçmiş ve bu uğurda kan ve gözyaşı
dökmüştür. Bunca fedakarlığın karşısında neticede bir daha kaybetmemek
üzere Cumhuriyet idaresine sahip olmuştur.
İnsan hak ve hürriyetine dayanan ve rejimlerin en faziletlisi olan Cumhuriyet,
yeryüzünde pek çok ulusun özlemini duyduğu ve fakat hala elde edemediği
büyük bir idealdir. Bu itibarla milletçe böyle bir rejime sahip olmanın
hazzını ve gururunu duymakla bahtiyarız. Ancak bunun sürekli olabilmesi
için bütün vatandaşlarımın her birisinin rejime sahip çıkmaları, O’nun
uğrayacağı her türlü tehdit ve tehlikelere karşı koymaları gerekir. Nitekim
Ulu Önder Atatürk: “Cumhuriyeti biz kurduk, sizler yaşatacaksınız” diyerek,
bu büyük emaneti Türk Gençliği’ne armağan etmiş ve O’nun uyanık bekçiliğinde
geleceğin teminatını bulmuştur. Ata’sından aldığı bu kutsal görevin bilinci
içerisinde bulunan asil Türk Gençliği ve Milletin özü olan Türk Silahlı
Kuvvetleri yarım asrı geçen Cumhuriyetimizi, çeşitli zamanlarda maruz kaldığı
tehlikeler karşısında daima korumuş ve hain emellerin oyununa hiçbir zaman
gelmemiştir. Bundan sonra da gelmeyecektir. Nitekim Büyük Türk Milleti’nin
bağrından çıkan, O’nun ve Türk Gençliği’nin ayrılmaz bir parçası olan şanlı
Türk Silahlı Kuvvetleri, Cumhuriyet tarihi boyunca; rejime, ülkenin bütünlüğüne
ve milletin bölünmezliğine içeriden ve dışarıdan yönelen her türlü tehdit
ve tehlikelere karşı, zamanında müdahale etmiş ve her defasında Cumhuriyet
ve Ülkeyi esenliğe çıkarmış ve rejimin devamını sağlamıştır. Milleti gibi
köklü ve soylu bir geçmişe sahip olan Kahraman Silahlı Kuvvetlerimiz, Atatürk
İlke ve İnkılaplarının bilinçli ve sadık bekçiliğini bundan böyle de yapacak
ve bu kutsal değerlere uzanacak hain ve kirli elleri her teşebbüste ulusundan
aldığı güçle mutlaka kıracak ve kahredecektir. Bu husustaki sarsılmayan
inancımı, Türk Gençliği’ne ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne duyduğum engin
güven duyguları içerisinde bütün milletin önünde bir defa daha açıklıyorum.
Bu suretle sonsuza dek yaşayacak olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Atatürk
İlkelerinden ilham alarak sizlerin omuzlarınızda yükselecek, gelecekte
daha müreffeh ve daha mamur olacaktır.
Bu Bayram gününde Ata’mıza ve Cumhuriyet’imize olan kalbi bağlılıklarımızı
bir defa daha tazeleyerek, hepinizin bayramını kutlar, bu vesile ile bizlere
bu günleri armağan eden Ulu Önder Atatürk başta olmak üzere hayatlarını
kaybeden şehitlerimizi rahmetle anar, gazilerimize, dul ve yetimlerine
şükranlarımla birlikte esenlikler diler, hepinize sevgiler ve saygılar
sunarım.
|