Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
CUMHURBAŞKANI SEZER'İN 80. YIL MESAJI
DEVLET BAŞKANI ORGENERAL EVREN'in 58. YIL MESAJI
DEVLET BAŞKANI ORGENERAL EVREN'in 57. YIL MESAJI

CUMHURİYET'İN 61. YILI...
Cumhurbaşkanı Evren'in mesajı
29 Ekim 1984
Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Cumhuriyet'in kuruluşunun 61. yıldönümü dolayısıyla yayınladığı mesajda, "Hepimizin büyük bir çoğunlukla kabul ettiği ve komünizm, faşizm ve teokratik düzen arayıcılarının karşısında en büyük güvencemiz olan bugünkü Anayasamıza sahip çıkalım" dedi.
 
Cumhurbaşkanı Evren'in mesajından...

"Eğer Türkiye bugün medeni alemin saygı duyduğu bir ülke durumunda ise, bunda çağdaş hukuk sistemlerinin benimsenmesine, teokratik devlet düzeni yerine laik devlet ilkesinin kabul edilmesine, sosyal ve ekonomik alanda ileriye dönük reformları gerçekleştirmesine borçludur."

"Bugünkü demokratik parlamenter Cumhuriyetimizi, zaman zaman yozlaştıranlar, tehlikeye sürükleyenler, aramızdan çıkmıştır. Onu yok etme gafletine düşenler ise, bu emellerine erişebilmek için iç ve dış odaklarla her türlü işbirliği yapmaktan çekinmemişlerdir."

"12 Eylül 1980’den evvel demokrasiyi yıkmak, memleketi bölmek ve parçalamak, başka ülkelere peşkeş çekmek isteyen güçlerin tamamıyla ortadan kalkmadığını hatırdan çıkarmayalım."

"Demokrasi ve Cumhuriyet düşmanları ile mücadelede birlik ve beraberlik içinde olalım."
 

7. Cumhurbaşkanı Evren'in, Cumhuriyet'in 61. yılı dolayısıyla yayınladığı mesaj şöyle:
(29 Ekim 1984)

Kıymetli Vatandaşlarım,

Bugün, varlığımıza kasteden sinsice ve ustalıkla hazırlanmış acımasızca saldırıları, tuzakları ve ihanetleri milli birlik ve beraberliğimizden güç alarak, birer birer aşmak suretiyle, insan hak ve hürriyetine dayalı ve mevcut rejimlerin en faziletlisi ve Türk Milletine en yaraşırı olan Cumhuriyetimizin kuruluşunun 61’inci yıldönümüne ulaşmanın engin sevincini ve mutluluğunu yaşıyoruz. Ulu önder Atatürk’ün deyimi ile, bu en büyük bayram günü, bütün vatandaşlarıma kutlu olsun.

Tarihi boyunca daima hür ve bağımsız olarak yaşamış milletimizin, temelinde yüzbinlerce vatan evladının teri ve asil kanı bulunan bu Cumhuriyet yönetimine kavuşmasının kolay olmadığını biliyorsunuz. Ancak, o günlerdeki karanlık tabloyu çok kısa da olsa hatırlatmayı, Türkiye üzerinde dün olduğu gibi, bugün de oynanmak istenen haince oyunlara, doğru ve gerçekçi teşhisler koyabilmemiz bakımından yararlı görüyorum. Zira Türk Milleti kendisine yapılmış olan kötülükleri kısa zamanda ya unutmuş veya hoşgörülü tabiatından dolayı af etmiştir.

Aziz Vatandaşlarım,

1918 yılında Birinci Dünya Savaşından galip çıkan devletler, daima hür ve bağımsız yaşamış Türk Milletinin, boynuna esaret zincirini geçirmek ve tarih sahifelerinden silmek için, akla - hayale gelmeyecek bütün oyunlarını insafsızca sahneye koydular. Bugün üzerinde yaşadığımız ve havasını özgürce teneffüs ettiğimiz bu kutsal vatan topraklarımızı aralarında paylaştılar veya başka ülkelere peşkeş çektiler. Bu topraklar üzerinde yeni yeni devletler kurdurma çabası içerisinde bulundular. Bu cesareti sosyal ve ekonomik bakımdan bir enkaz yığını haline düşmüş olan Osmanlı İmparatorluğunun durumundan alan düşmanlarımız, bir noktayı unutuyorlardı. O da, Türk Milletinin böyle tehlikeler karşısında bütün anlaşmazlıkları bir tarafa bırakarak birlik ve beraberlik içerisinde olabilecek ve bağımlı yaşamaktansa ölmeyi tercih edebilecek bir haslete sahip bulunmasıydı.

Nitekim bu millet, bağrından bir Mustafa Kemal çıkarmış ve O’nun önderliğinde, O’nun gösterdiği aydınlık fakat meşakkatli yolda azimle ilerlemiş, neyi varsa milleti uğruna sarf etmiş, önüne çıkarılan bütün maniaları teker teker aşmış ve sonunda boynuna takılmak istenen o esaret zincirini daha takılmadan parça parça etmek suretiyle Misaki Milli hudutları içerisindeki bugünkü Türkiyemizi kurmuştur.

Kurtuluş Savaşı olarak adlandırdığımız bu savaştan sonra yine yüce Atatürk’ün direktifleri ile 29 Ekim 1923 günü Cumhuriyetimiz ilan edilmiştir. Cumhuriyetin ilanı, tarihimizin en önemli noktalarından birini oluşturur.

Çünkü; Cumhuriyetin ilanından sonra gerçekleştirilen çeşitli reformlar sayesindedir ki, Türk Milletini içinde bulunduğu hayat şartlarından çok daha iyi yaşam düzeyine ulaştırabilmenin adımları atılabilmiştir.

Cumhuriyet yönetimi, Türkiye’yi bir taraftan çağdaş medeniyet seviyesine ulaşabilmek için, şekilde yenilik çabalarına girişirken, diğer taraftan bünyede de köklü değişikliklere yönelik reformlara başlamıştır. Toplumumuzun bugünkü modern yapısına damgasını vuran da bu değişiklikler olmuştur.

Eğer Türkiye bugün medeni alemin saygı duyduğu bir ülke durumunda ise, bunda çağdaş hukuk sistemlerinin benimsenmesine, teokratik devlet düzeni yerine laik devlet ilkesinin kabul edilmesine, sosyal ve ekonomik alanda ileriye dönük reformları gerçekleştirmesine borçludur.

Ancak, üzülerek belirtmek isterim ki; büyük fedakarlıklarla gerçekleştirdiğimiz ve çağdaş milletler arasında onurlu bir yere sahip olmamızı sağlayan bugünkü demokratik parlamenter Cumhuriyetimizi, zaman zaman yozlaştıranlar, tehlikeye sürükleyenler, aramızdan çıkmıştır. Onu yok etme gafletine düşenler ise, bu emellerine erişebilmek için iç ve dış odaklarla her türlü işbirliği yapmaktan çekinmemişlerdir. Bunun en son, ama boyutları en büyük ve korkunç olanını 12 Eylül öncesinde yaşadık. Bugün ülkemizde huzur ve güven ortamının sağlanmış olmasına rağmen, hatırlayacağınız gibi, çeşitli konuşmalarımda; yurt içindeki ve yurt dışındaki ihanet odaklarının yüce milletimizi ve devletimizi bölme, parçalama ham hayallerinden hiçbir zaman vazgeçemeyeceklerini; her fırsattan yararlanarak, evvelce olduğu gibi, eylemlerine çeşitli şekillerde devam edeceklerini; bunun için de bu gibi olaylara karşı her zaman hazırlıklı olmamız, birlik ve beraberliğimizi kaybetmememiz gerektiğini dile getirmiştim.

Bunun bir örneğini Güneydoğu Bölgemizde yakın bir zamanda gördük.

İç ve dış ihanet merkezlerinin Türkiye’ye yönelik bu art niyetlerine, seçimlerden sonra yaptığım konuşmalarımda sık sık dikkat çekmemi bir siyasal taktik olarak değerlendiren bazı çevreler, umarım ki, bu son olaylar karşısında uyanmışlardır.

Sevgili Vatandaşlarım,

12 Eylül 1980’den evvel demokrasiyi yıkmak, memleketi bölmek ve parçalamak, başka ülkelere peşkeş çekmek isteyen güçlerin tamamıyla ortadan kalkmadığını ve dünyanın bugün içinde bulunduğu durum karşısında da kalkmayacağını hiçbir zaman hatırdan çıkarmayalım. Bunlar her türlü yolu deneyeceklerdir. Her fırsatı değerlendireceklerdir. Bilmeyerek onlara bu fırsatı vermeyelim.

Bugün içinde yaşadığımız demokratik parlamenter sisteme dayalı Cumhuriyetimize inanıyor ve güveniyorsak - ki, milletimiz buna inancını ve güvenini Anayasa oylaması ve seçimlerle ortaya koymuştur - demokrasi ve Cumhuriyet düşmanları ile mücadelede birlik ve beraberlik içinde olalım. Kulaklara fısıldanan yanlış ve maksatlı haberlerle, yine maksatlı yorumlara kendimizi kaptırmayalım. Hepimizin büyük bir çoğunlukla kabul ettiği ve komünizm, faşizm ve teokratik düzen arayıcılarının karşısında en büyük güvencemiz olan bugünkü Anayasamıza sahip çıkalım.

Aziz Vatandaşlarım,

Türkiye bugün 50 milyona yaklaşan nüfusu, zengin kaynakları, her alanda yetişmiş insan gücü ile gelişme azmi ve heyecanı içinde sürekli atılımlar yapan, bölgesinde güven ve istikrar unsuru büyük bir ülkedir.

Dünyanın hiçbir ülkesinde çözüm bekleyen sorunlar bitmemiştir. Elbette Türkiye’de de bitmeyecektir. Bir sorun bitecek, başka bir sorun ortaya çıkacaktır.

Ancak, kişisel beklentiler, siyasal çıkar ve hesaplar uğruna, Türkiye’nin içinde bulunduğu sorunları abartarak vatandaşları umutsuzluk ve karamsarlığa sürüklemenin hiçbir yararı olmayacağı gibi, var olan sorunları yok kabul etmenin de fayda sağlamayacağı açıktır.

Sorunlarımızı kırıcı, yıkıcı olmadan, karşılıklı sevgi, saygı, hoşgörü ortamı içinde çözmeyi temel ilke edindiğimiz takdirde, daha mutlu ve aydınlık günlerin bizim olacağına inanıyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Ulu önder Atatürk’ü, dava arkadaşlarını ve aziz şehitlerimizi minnet ve rahmetle bir kere daha anıyor, yurt içindeki ve yurt dışındaki bütün vatandaşlarımın ve Kıbrıslı soydaşlarımızın Cumhuriyet Bayramını kutluyarak sevgi ve saygılar sunuyorum.
 


(31 EKİM 2003)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2003 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.