Cumhurbaşkanı
Demirel'in, Cumhuriyet'in 76. yılı dolayısıyla yayınladığı mesaj şöyle:
(28 Ekim 1999)
Aziz Vatandaşlarım,
Cumhuriyetin 76. yıldönümünü kutluyoruz.
Bu büyük günde Cumhuriyetimizin kurucusu büyük Atatürk'ü, O'nun kahraman
silah arkadaşlarını ve bu toprakları vatan yapan aziz şehitlerimizi ve
gazilerimizi milletçe sonsuz minnet, şükran ve rahmetle anıyoruz.
Değerli Vatandaşlarım,
Ülkemizde, 17 Ağustos sabahı milletçe hepimizi derinden üzen büyük bir
deprem felaketi yaşanmıştır.
"Asrın felaketi" olarak nitelendirilen deprem; Kocaeli, Sakarya, İstanbul,
Yalova, Bolu, Bursa ve Eskişehir illerimiz ile çevresinde ağır hasara yol
açmıştır. Binlerce vatandaşımız hayatını kaybetmiş, onbinlercesi de yaralanmıştır.
Millet olarak teselli edilemez bir acıyı yaşıyoruz.
Bu kadar büyük bir felaket karşısında kadirşinas milletimiz, başta kahraman
Silahlı Kuvvetlerimiz olmak üzere tüm görevlilerimiz, canla başla çalışmış
ve depremin verdiği ağır tahribatın ortadan kaldırılması için gayret göstermiştir.
Ayrıca, depremin ardından uzak veya yakın, dünyanın her yerinden, her
milletten insanlar, devletler ve uluslararası kuruluşlar Türkiye'ye yardım
için seferber olmuşlardır.
Millet olarak bizlere yardım elini uzatan tüm ülke ve kuruluşlara şükranlarımızı
sunuyoruz.
Tarih boyunca, her türlü zorluğa birlik ve beraberlik içerisinde göğüs
geren milletimiz, tüm fertleriyle, tüm kurumlarıyla el ele vererek, bu
büyük felaketin açtığı yaraları da Erzincan'da, Dinar'da, Ceyhan'da olduğu
gibi saracaktır.
Depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, ailelerine
ve milletimize başsağlığı diliyor, yaralı vatandaşlarımıza da acil şifa
dileklerimi iletiyorum.
Sevgili Vatandaşlarım,
Birlik ve beraberliğe daha çok ihtiyacımızın olduğu bir dönemden geçiyoruz.
Son günlerde yaşadığımız bazı olaylar, hepimizi etkilemiş ve üzmüştür.
Değerli bilim adamı, gazeteci-yazar Prof. Dr. Sayın Ahmet Taner Kışlalı,
menfur bir cinayete kurban gitmiştir.
Saldırıyı nefretle kınıyorum. Milletimiz, değerli bir evladını, basın
ve bilim camiamız değerli bir üyesini kaybetmiştir.
Devletin güvenlik birimleri, konuyu çok yönlü olarak ele almakta ve
büyük bir hassasiyet içerisinde faillerin bulunmasına çalışmaktadır.
Her kesimden insanın saldırıya gösterdikleri ortak tepki, birlik ve
beraberliğimizi pekiştirmiştir.
Herkes olayları iyi değerlendirmeli ve doğru bir şekilde yorumlamalıdır.
Oynanmak istenen oyun ve hedefi bellidir.
Herkes şunu iyi bilmelidir ki, birlik ve beraberliğimizi korumaya ve
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni ilelebet yaşatmaya kararlıyız.
Değerli Vatandaşlarım,
Dünya, yeni bir inanç ve heyecanla 21. Yüzyıla hazırlanmaktadır. Son
günlerini yaşamakta olduğumuz 20. Yüzyıl felaketlerin ve savaşların yanı
sıra; dünyanın kaderini değiştiren çok önemli olaylara, dönüşümlere ve
her alandaki başdöndürücü gelişmelere sahne olmuştur.
20. Yüzyılın tarihe yön veren çok önemli olaylarından biri de Türkiye
Cumhuriyeti'nin kurulmasıdır.
Cumhuriyet, yepyeni bir yönetim biçimine ve çağdaş ilkelere dayanan
modern bir milli devlettir.
Büyük Atatürk'ün eseri, bir büyük hukuk devrimi olan Cumhuriyet, içinde
bulunduğumuz 20. Yüzyılın en başarılı toplumsal ve siyasal değişim projesidir.
Cumhuriyet sayesinde Türkiye evrensel hukuk prensipleriyle buluşmuştur.
Cumhuriyetin getirdiği çağdaş açılımlarla Türk insanının ufku genişlemiş,
ekonomik, sosyal ve siyasal hayatımız yeni bir dinamizm kazanmıştır.
Cumhuriyet, Türkiye için sadece bir yönetim şekli değil, aynı zamanda
tarihimizin en kapsamlı çağdaşlaşma hamlesidir. Cumhuriyet, Türk milletinin
uygar toplumlar arasına girmesini sağlamıştır.
Cumhuriyeti ayakta tutan yegane kuvvet milletin kendisidir. Türk milleti,
Cumhuriyeti benimsemiştir ve Cumhuriyetten memnundur.
Bu ülkede yaşayan herkes hürdür, herkes birinci sınıf vatandaştır; temel
hak ve özgürlükler kanunlarla çerçevesi çizilen bir sistem içerisinde özgürce
kullanılabilmektedir.
Herkes, aynı geçmişi ve ortak bir geleceği paylaşmaktadır.
Herkes, tasada, kederde ve sevinçte ortaktır.
Devlet halkın devletidir, üstün irade ve her türlü yönetim yetkisinin
kaynağı millet iradesidir. "Egemenlik, kayıtsız, şartsız milletindir" ilkesi
devletin ve rejimin temelini oluşturmaktadır.
Sevgili Vatandaşlarım,
Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir.
Devlet, bir kurumlar ve kurallar devletidir. Anayasa, her kurumun görev
ve yetkileri ile birbirleriyle olan münasebetlerini kuvvetler ayrılığı
ilkesine göre belirlemiştir.
Cumhuriyetin temel niteliklerinden olan laiklik, ülkemizde aynı zamanda
iç barışın da önemli bir şartıdır.
Hiç kimsenin laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden şikayetçi olmaması
lazımdır. Çünkü laiklik, din ve vicdan hürriyetinin teminatıdır.
Laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne eleştiriler ve hatta saldırılar
yöneltilebiliyor.
Tahriklere kapılmalıyım. Ne din elden gidiyor, ne laiklik elden gidiyor!
Her ikisi de yerinde duruyor ve duracaktır. Bunun devam edebilmesinin teminatı,
milletimizin sağduyusu ve devletimizin duyarlılığıdır.
Aziz Vatandaşlarım,
Büyük Atatürk önderliğindeki kadın-erkek, genç-yaşlı tüm halkımızın
kahramanlıklarıyla yazılmış bir destan olan Cumhuriyet, kısa zamanda bizi
yeniden bölgemizin en güçlü devleti haline getirmiştir.
Türkiye 21. Yüzyıla girerken her alanda dev atılımlar gerçekleştirmiş
bir dünya devletidir. Türkiye'nin 1999'daki varları geleceğe ilişkin iyimserliğimizi
ve kendimize olan güvenimizi daha da güçlendirmektedir.
Türkiye, Cumhuriyet tarihi boyunca hızlı bir kalkınma gerçekleştirmiş
ve 76 yılda, bir tarım toplumundan sanayileşmiş, demokratik bir kent toplumu
haline gelmeyi başarmıştır.
Hür seçim, hür parlamento, hür basın, hür yargı, hür üniversite, hür
sendika, hür inanç, hür vicdan, hür zihin, hür meydan, hür sokak, hür sivil
toplum, çağdaş Türkiye'nin görüntüsüdür.
2000'li yıllara girerken; her alanda büyümüş, gelişmiş ve uygarlığı
yakalamış bir Türkiye vardır. Anadolu, tarihinin en mamur ve müreffeh dönemini
Cumhuriyetten sonra yaşamıştır. Sağlık hizmetleri, yol, su, elektrik, telefon
ülkenin her köşesine demokratik Cumhuriyet tarafından ulaştırılmıştır.
Okul, öğretmen, televizyon, ülkenin her köşesine gitmiştir.
Velhasıl ülkenin her köşesi ve kişisi, medeni hizmetlerin tümüne kavuşmuştur.
Türk ekonomisinin bugün ulaştığı nokta, başarılarla doludur. Unutulmaması
gerekir ki, Türk ekonomisi demokratik Cumhuriyet sayesinde bugün rekabet
gücü yüksek bir yapıya kavuşturulmuştur.
Bugün Türkiye, satın alma gücü paritesine göre, 400 milyar dolarlık
toplam gayrı safi milli hasılası ve 6 bin 712 dolarlık kişi başına düşen
gayrı safi milli hasılası ile dünyanın 16. büyük ekonomisidir.
İhracatının yüzde 90'ı sanayi mamulüdür. Önemli kaynaklara sahiptir.
Dünyada önemli pazarlara girmiştir. Genç ve dinamik bir girişimci gücüne,
büyük bir turizm potansiyeline sahiptir.
Türk ekonomisi dünyanın yükselen on pazarından biridir. Türkiye halen
Doğu Avrupa'daki, Balkanlar'daki, Karadeniz ve Hazar havzalarındaki ve
Ortadoğu'daki en büyük ekonomidir.
Türk ekonomisinin gelişim düzeyini gösteren son örnek G-20 grubuna üye
olarak davet edilmiş olmamızdır.
Bu durum, dünya ekonomisiyle bütünleşmiş Türk ekonomisinin Cumhuriyetle
birlikte kazandığı gücün yeni ve önemli bir göstergesidir.
Tüm bu gelişmeler, 76 yıl gibi, milletlerin tarihi içinde uzun sayılmayacak
bir zaman diliminde ve sorunlarla dolu güç bir coğrafyada gerçekleştirilmiş
büyük başarılardır.
Türkiye, 2000'li yıllarda da çağdaş ülkelerle aynı kulvarda yaşamaya
ve yarışmaya devam edecektir. Türkiye, her alanda bunu başarmak mecburiyetindedir.
Sevgili Vatandaşlarım,
Hedefimiz, önümüzdeki 20 yıl içerisinde dünyadaki ilk on ülke arasına
girmektir.
Bu hedefe ulaşabilmek için önümüzdeki yılları çok iyi bir şekilde değerlendirmemiz
gerekmektedir.
Her şeyin en iyi şekilde yapıldığını söyleyemeyiz. Pek çok ülkede olduğu
gibi Türkiye'nin de önemli sorunları bulunmaktadır.
Hiçbir zaman sorunlarımızı küçümsemiyoruz.
Yorgunluğa, bıkkınlığa, karamsarlığa gerek yoktur. Şevkimiz, kararlılığımız,
kendimize güvenimiz yetecektir.
Türkiye, neye sahip olduğunun değerini iyi bilmeli ve sorunlar ne kadar
büyük ve ciddi de olsa, bunalmadan; devletten, rejimden, kendisinden güvensizliğe
düşmeden, sorunlarını demokratik zeminlerde çözmenin yollarını aramalıdır.
Kendine güveni olmayan bir toplum başarıyı arama gücünü ve kudretini
kaybetmiş bir toplum demektir.
Türkiye, geleceğe güvenle bakmalıdır ve bunun gereklerini de yapmalıdır.
Değerli Vatandaşlarım,
Çağdaş toplum, bugün ile yarın arasındaki köprüleri doğru kurabilen,
ortak hedefleri görebilen ve bunların etrafında birleşerek geleceğini planlayabilen
toplumdur.
Dünyada yaşanan gelişmeler paralelinde; yönetimde istikrar bugün her
zamankinden daha önemli bir hale gelmiştir.
Aydınlık bir gelecek kurmak için yepyeni fırsatların doğduğu bir dönemde,
istikrarsızlık Türkiye'nin kaderi olmamalıdır.
Çağdaş devlet, her şeyden önce etkin devlet demektir. Bunun için Türkiye,
kapsamlı bir reform hamlesine girişmelidir.
Türkiye'de devlet daha iyi işlemeli, halka daha iyi hizmet edebilmeli
ve halk, devleti daha iyi kucaklayabilmelidir.
Konuyla ilgili olarak; anayasa reformu, yargı reformu, idari reform,
eğitim ve sağlık reformuna ilişkin düşüncelerimi çeşitli vesilelerle milletimize
açıkladım.
Etkin ve sorun çözücü bir hizmet anlayışının hakim olduğu devlet yapısını
kurmayı; sivil toplumun her alanda katılımını sağlayacak şekilde demokrasimizi
geliştirmeyi mutlaka başarmalıyız.
Sevgili Vatandaşlarım,
21. Yüzyıl her alanda amansız bir rekabetin yaşanacağı ve bilgi toplumu
olmayı başarabilmiş ülkelerin ileri gideceği bir yüzyıl olacaktır. Dolayısıyla
daha yapacak çok işimiz bulunmaktadır.
Türkiye, demokrasi ve insan hakları idealine ve prensiplerine içtenlikle
bağlıdır. Bu, kimseyi memnun etmek için değil kendi vatandaşlarını mutlu
etmek içindir. Türkiye birliğini, dirliğini, beraberliğini muhafaza edecektir.
Türkiye, önümüzdeki yıllar içerisinde demokrasisini geliştirmeye ve
siyasal liberalizmi hakim kılmaya yönelik çabalarını kesintisiz sürdürmelidir.
Önemli adımlar atılmıştır, atılmaya devam edilmelidir.
Türkiye, dünya ile kucaklaşabilecek şekilde ekonomisini geliştirmeli
ve teknolojinin gerisinde kalmamalıdır.
Türkiye ekonomik alanda küreselleşmenin gerektirdiği açılımları sürdürürken,
hukuk alanındaki çağdaş gelişmeler doğrultusunda da aynı kararlılıkla yürüme
iradesine sahiptir.
Bu iki boyutun, çağdaş dünyanın vazgeçilmez unsurlarını oluşturduğunun
hiçbir şekilde unutulmaması gerekir. AtatürkÕün eseri olan TürkiyeÕde bu
yönde güçlü bir toplumsal irade mevcuttur.
Türkiye, kalkınmasını sürdürebilmeli; demokrasi ve kalkınma bayrağını
hiçbir zaman elinden bırakmamalıdır.
Enerji, tarım, iletişim, ulaşım alanlarında altyapısını geliştirmek,
yenilemek durumundadır.
Türkiye, savunma gücünü daima yüksek tutmalı, caydırıcı vasfını muhafaza
etmelidir.
Türkiye, dünyada ve bölgesinde cereyan eden olaylara yakından ilgi duymaya
ve bu olayların çözümlenmesine yardımcı olmaya devam etmelidir.
Türkiye, çevresini koruyarak, bilgi toplumu haline gelme gayretlerini
sürdürmelidir.
Çağdaş Türkiye, çok uzağımızda değildir. Devlet ve millet olarak o hedefe
adım adım yürüyoruz. Bu, "Demokrat Büyük Türkiye"dir.
Manevi ve maddi bakımdan güçlü, yücelmiş, halkı mutlu Türkiye! Bu hedefi
mutlaka yakalayacağız.
Böyle bir Türkiye hedefine ulaşmak için herkese görev düşmektedir.
Aziz Vatandaşlarım,
Cumhuriyet, bizi geleceğe bağlayan en önemli halkadır.
Cumhuriyet, yeni ufuklar demektir.
Cumhuriyet, aydınlık bir gelecek demektir.
Cumhuriyet, pırıl pırıl genç zihinler demektir.
Cumhuriyet, yüce Türk milletinin bin yıllık şanlı tarihinde ulaştığı
en parlak, en muhteşem zirvedir.
Türk insanı, Cumhuriyeti kuranlara ve O'nu yüceltenlere minnet ve şükran
duymaktadır.
Türk insanı bugünlere nasıl geldiğini unutmayacak ve şanlı geçmişini
koruyarak aydınlık geleceğine sımsıkı sarılmaya devam edecektir.
Türkiye Cumhuriyeti, önünde uzanan aydınlık yolda, emin adımlarla ilerlemeye
devam edecektir. Benimsediği evrensel ilkeleri muhafaza ederek, uygar dünyanın
onurlu bir üyesi olmak için verdiği kararlı mücadeleyi sürdürecektir.
Bu duygu ve düşüncelerle, yurt içinde ve dışındaki bütün vatandaşlarımın
Cumhuriyet Bayramı'nı kutluyor; hepinize sevgilerimi, en iyi dileklerimi
sunuyorum."
|