Cumhurbaşkanı
Sezer'in, Cumhuriyet'in 78. yılı dolayısıyla yayınladığı mesaj şöyle:
(28 Ekim 2001)
Değerli Yurttaşlarım,
Aydınlanmanın ve çağdaşlaşmanın simgesi olan Cumhuriyet'in ilanının
78. yıldönümünü Ulusça büyük bir coşku içinde kutladığımız bu anlamlı günde
hepinize saygılarımı ve en iyi dileklerimi sunuyorum.
Tüm yurttaşlarımızı Cumhuriyet'in kazanımlarını korumaya ve sonsuza
değin yaşatmaya çağırıyorum.
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ü, O'nun kahraman silah
arkadaşlarını, bu toprakları yurt yapan şehitlerimizi ve gazilerimizi sonsuz
gönül borcu, şükran ve rahmetle anıyorum.
Değerli Yurttaşlarım,
Ulusumuzun bağımsızlık savaşını kazanmasının ardından, demokratik açılımları
olanaklı kılacak biçimde Büyük Atatürk'ün engin ileri görüşlülüğüyle kurulan
Cumhuriyet, yönetim biçimi olmasının ötesinde bir aydınlanma ve çağdaşlaşma
tasarımıdır.
Cumhuriyet rejimi, Ulusumuza en uygun yönetim biçimi olarak ortaya konulmuş,
halkımız tarafından da kısa sürede benimsenerek özümsenmiştir.
Atatürk'ün Samsun'a çıkışıyla başlayan, Yüce Meclis'in açılışı, Ulusal
Kurtuluş Savaşı'nın kazanılması ve saltanatın kaldırılmasıyla süren gelişmeler,
Cumhuriyet'in habercisi olmuştur.
Kapalı rejimlerin güçlenmeye başladığı bir dönemde, halka dayanan ve
saydam yönetim anlayışını getiren Cumhuriyet'in ilanı, köklü bir dönüşüm
başlatmış, Atatürk ilke ve devrimleri ışığında Türkiye, uygarlık yolunda
önemli ilerlemeler kaydetmiştir.
Ulus egemenliğini temel alan Cumhuriyet rejimi, bir yurttaşlık bilinci
oluşturmuş, yurttaşlar arasında eşitliği sağlayarak, herkese ülke yönetimine
katılma ve ülkenin geleceğini belirleme hakkını vermiştir. Böylece, Cumhuriyet'le
birlikte kendi kendini yöneten ve yönetme hakkına sahip etkin yurttaşlar
yaratılmıştır.
Cumhuriyet döneminde, bireyin üzerindeki her türlü dini ve toplumsal
baskı kırılmış, aklı odağa yerleştiren, araştıran, sorgulayan yurttaşlar
yetiştirilerek her türlü gelişimin önü açılmış, özgür bireyden yola çıkılarak,
"fikri hür, vicdanı hür" nesillerle geleceğe yön verilmesi amaçlanmıştır.
Bu amaç doğrultusunda, çağdaş eğitim yöntemlerinin kullanılması, Cumhuriyet'in
ereklerinin gerçekleştirilmesinde ve Cumhuriyet'i yaşatacak yurttaşlar
yetiştirilmesinde yaşamsal öneme sahip olmuştur.
Cumhuriyet döneminde öngörülen toplumsal ve ekonomik gelişmenin sağlanması
ve dünyadaki koşulların netleşmesiyle, demokratikleşme süreci de hız kazanmış,
köklü değişiklikler ve devrimler art arda yaşama geçirilmiştir.
Kamusal alanın dinsel kurallardan arındırılarak, din ve vicdan özgürlüğüne
olanak tanıyan ve çağdaşlığın en önemli temellerinden olan laiklik ilkesinin
yaşama geçirilmesi de, Cumhuriyet'in ve Yüce Meclisimizin en önemli başarılarındandır.
Cumhuriyet'in getirdiği yeniliklerden biri de hukuk devleti ilkesinin
benimsenmesi olmuştur. Demokratik bir rejimin temel niteliklerinden olan
laiklik ve hukuk devleti ilkesi, çağdaş yaşamın da vazgeçilmez koşullarındandır.
Cumhuriyet rejimi, çağdaş demokrasilerin temeli olan, devletin birey
için varolduğu anlayışını yerleştirmeye çalışmıştır. Hukuk devleti ilkesinin
yaşama geçirilebilmesi için, hukuksal ve yönetsel alanların bireye öncelik
verilerek düzenlenmesini sağlamak zorundayız. Çağdaş yaşamdaki gelişmeler,
bizleri, bu konuda duyarlı adımlar atmaya zorlamaktadır.
Cumhuriyet, katı kurallar getiren durağan bir rejim değildir. Büyük
Atatürk Cumhuriyet'i kurarken, O'nun çağdaş gelişmeleri olanaklı kılacak
dinamik bir yapıda olmasına özen göstermiştir.
Cumhuriyet'in kuruluş felsefesi, insan hakları, demokrasi, hukuk devleti
ve temel özgürlükler alanlarında dünyada yaşanan gelişmelerin, ülkemiz
tarafından izlenmesini ve uygulanmasını gerekli kılmaktadır.
Değerli Yurttaşlarım,
Cumhuriyet, yalnız kurum ve kurallarla yaşatılamaz. Cumhuriyet'i yücelten
en önemli etken yurttaşlık erdemidir. Cumhuriyet'in demokratik bir nitelik
kazanması ve yaşatılması, yönetenlerin ve yönetilenlerin sorumlu bireyler
olarak, görev ve yükümlülüklerini yerine getirmeleriyle olanaklıdır.
Cumhuriyet'in etkin olarak işleyebilmesi için yurttaşların yönetime
katılma yolları açık tutulmalı, devlet yönetimine katılma ve yönetimi denetleme
hakkına sahip yurttaşların bu görevlerini yerine getirecekleri ruhsal ve
hukuksal ortam yaratılmalıdır.
Yurttaşların yönetime katılması, toplumsal uzlaşmanın sağlanması yönünden
de işlevsel öneme sahiptir.
Ulus istencinin temsilcisi olan parlamentonun sistemi işleten tüm kurumların
üzerinde ayrı bir sorumluluğu ve görevi vardır. Demokratik rejimlerde parlamentolar,
halk adına aldıkları kararlar ve çıkardıkları yasalarla ülkelerinin gelişimine
doğrudan katkıda bulunurlar.
Ulusal Kurtuluş Savaşı sürerken oluşturulan ve bağımsızlık hareketini
yöneterek başarıya ulaştıran, Ulus istencinin temsilcisi Yüce Meclisimiz,
Atatürk ilke ve devrimlerinin yaşama geçirilmesi ve korunması konusunda
yaşamsal görevler üstlenerek, demokratikleşme sürecini başlatmış, ülkemizi
çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırmak için özveri ve azimle çalışmıştır.
Yüce Meclisimizin bugün ve gelecekte yapacağı çalışmalarla alacağı kararlar,
Ulusumuzun kararlılıkla yürüttüğü çağdaşlaşma hareketini sürdürerek, Türkiye'yi
gelişmiş dünya devletlerinin güçlü ortağı yapacaktır.
Demokratik parlamenter sistemin omurgası olan Yüce Meclisimizin saygınlığını
her koşulda korumalıyız. Meclisimizin saygınlığını zedeleyecek tartışma
ve girişimler, demokratikleşme sürecini de olumsuz etkileyecektir. Bu konuda,
Meclisimizin değerli üyeleri, halkımızın temsilcileri olarak daha büyük
sorumluluk altındadır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ve üyelerine güven ve desteğin korunması,
demokratik rejimimizi güçlendirerek, çağdaşlaşma ve Avrupa Birliği'ne üyelik
sürecindeki kararların hızla çıkarılmasını kolaylaştıracaktır.
Değerli Yurttaşlarım,
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla belirlenen çağdaşlaşma ereğine ulaşmak
için, eğitim en önemli araç olmuştur. Aklın ve bilimin üstünlüğüne dayalı
bir yaşam biçimi olan Cumhuriyet, çağdaş eğitim politikalarını da birlikte
getirmiştir.
Ülkede eğitim düzeyinin yükseltilmesi ve kalitesinin artırılması, Cumhuriyet'in,
Atatürk ilke ve devrimlerinin daha iyi anlaşılmasını sağlamış; Türk Ulusu
uygar ülkeler düzeyine ulaşmak için büyük çaba göstermiştir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük güvencesi olan çocuklarımızın ve gençlerimizin
geleceğe güvenle bakabilmeleri; her birinin toplumsal yaşama yön verebilen
ve sorumluluk bilincine erişmiş bireyler olarak yetiştirilmeleri ile olanaklıdır.
Dogmalardan ve ezbercilikten uzak bir eğitim sistemi, çocuk ve gençlerimize
düşünmeyi öğreterek, kendi ulaştığı sonuçlarla yaşamını yönlendirebilmelerini
sağlayacaktır.
Çağdaş eğitime yapılan yatırımın, ülkenin geleceğine yatırım olduğu
gerçeğinden yola çıkarak, eğitim sistemimizin eksiklerini doğru saptamak
ve bu yönde belirlenecek eğitim politikalarını yaşama geçirmek zorundayız.
Tüm yurttaşlarımıza çağdaş eğitim olanaklarının sunulabilmesinde gönüllü
katkıların önemi büyüktür. Yurttaşlarımızın ve sivil toplum örgütlerinin
bu konudaki duyarlı yaklaşımları ve katkıları bizleri gelecek için umutlandırmaktadır.
Değerli Yurttaşlarım,
Ulusumuzun kimliğini oluşturan öz değerleri korumak ve yaşatmak anlayışı
Cumhuriyet dönemi ile başlatılmıştır.
Cumhuriyet'i kuranların kültürel mirasa bağlılıklarının temelinde; tarihin
irdelenmesinin, insanın yaratıcılığına ve düşünsel gelişmesine önemli katkı
sağlayacağı düşüncesi bulunmaktadır.
Kültürel miras, sanat, edebiyat ve bilim alanlarında geçmişteki yaratıcılık
birikimini yansıtmasının yanı sıra, düşünsel gelişimin kanıtı ve gelecek
kuşaklar için yol gösterici olmaktadır.
Geçmişin bilgi birikiminden yararlanarak insanlığın bundan sonra yaşayacağı
acıları azaltabilir; var olan sorunlara adaletli ve barışçı çözümler üreterek,
geçmişte yapılan yanlışlara düşmekten kurtulabiliriz.
Toplumun gönencinin artırılması ve toplumsal barışın sürekli kılınması,
toplumsal adaletsizliklerin giderilmesine yönelik akılcı önlemlerin alınması
ile olanaklıdır.
Birey-toplum-devlet ilişkisini akılcı ve sağduyuyla yürütebilme yetisini
kazandığımızda, bizlere daha uygar ve mutlu bir dünyanın kapılarının açılacağını
unutmamalıyız.
Devletler, ülkeler ve toplumları mutluluğa ve gönence eriştirecek duyarlı
dengelerin korunmaması, dünya düzeninde barışı yerleştirip yaygınlaştırma
yolundaki çabaları sonuçsuz bırakacaktır.
Kurumlar ve kurallar ile evrensel ilkeler bileşimi olan demokrasilerde,
aksaklıkları önleyerek sistemin işlerliğini sağlamak, siyasal sistemin
tüm ögelerinin ortaklaşa sorumluluğudur.
Bu bağlamda, yöneticiler demokrasinin yaşam biçimine dönüşerek ödünsüz
yaşatılmasını sağlamayı öncelikli görevleri bilmeli, Ulusun haklarını korumak
ve savunmak için her türlü özveriye hazır olmalıdırlar.
Sistemin işleyişine, kuralların nesnellikten uzak yorumlanmasıyla zarar
verilmesi girişimleri, inanıyorum ki, yine demokrasinin sağlıklı işleyişi
sonucu etkisiz kılınacaktır.
Değerli Yurttaşlarım,
Masum insanlara yönelen ve bir insanlık suçu olan terörizm, günümüzde
dünya barışını ve istikrarını giderek daha fazla tehdit etmeye başlamış,
karşı karşıya bulunduğumuz olumsuzlukları ve belirsizlikleri artırmıştır.
11 Eylül 2001 gününde Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleştirilen
saldırılar, bir yandan terörün çirkin yüzünü ve ulaştığı korkunç boyutu
gösterirken, diğer yandan da hiçbir ülke, toplum ya da kişinin terörizm
tehdidinden uzak kalamayacağı, terörün hiçbir biçimde korunup, kollanmaması
gerektiği gerçeğini gözler önüne sermiştir.
Bu saldırılar, dünya kamuoyunun ve uluslararası toplumun terörizm karşısında
kesin ve kararlı bir tutum alarak, etkili bir işbirliği geliştirmelerinin
ne denli zorunlu olduğunu da ortaya koymuştur.
Bugün son gelişmeler ışığında dünya ülkelerinin teröre karşı savaşımda
bir anlayış birliğine ulaşmış olmalarını mutlulukla karşılıyoruz.
Bu bağlamda, Türkiye'nin uzun yıllardan bu yana kurulması için çağrıda
bulunduğu, ancak, ne yazık ki yeterli destek göremediği, terörizme karşı
etkili bir uluslararası işbirliğinin temeli olarak hukuksal çerçevenin
oluşturulması konusunda bir an önce harekete geçilmelidir.
Türkiye terörizme uluslararası düzeyde yürütülen işbirliği çabalarında
etkin rol oynamayı ve bu konuda ortak bir anlayışa ulaşılması yönündeki
adımlara katkıda bulunmayı sürdürecektir.
Bu arada belirtmek isterim ki, terörün dini, ırkı, coğrafyası olmaz.
Bu nedenle, terörle savaşımı uygarlıklar çatışması biçimine dönüştürmemek
ve bu savaşımda masum insanların zarar görmesine yol açabilecek uygulamalardan
kaçınmak gerekir.
Günümüzde, dünyamızın gelişmiş bölgelerinde olduğu kadar, az gelişmiş
bölgelerinde de yoksulluğun yazgı olmadığı, toplumların değiştirilebilir
gerçeklerinden biri olduğu bilinci yaygınlaşmaya başlamıştır.
Küreselleşme, yaşamın her alanında olduğu gibi, toplumdaki eşitsizliklere,
yoksunluklara ve adalet dışı uygulamalara yönelik tepkilerde de kendini
göstermektedir.
Dünyamızın en önemli sorunlarından birini oluşturan yoksulluğun azaltılması,
terörizmle savaşım yönündeki çabalara kuşkusuz büyük katkı sağlayacaktır.
Uluslararası sorunlara zamanında ve doğru tanı konulmazsa, sorunlar
her yönüyle büyüyerek tüm insanlığı derinden etkileyecek boyuta ulaşır.
Değerli Yurttaşlarım,
Bugün Türkiye ekonomik yönden güç bir dönemden geçmektedir. Yaşadığımız
sıkıntılı dönemin elbirliği ile en kısa sürede aşılarak, ekonomimizin güçlü
ve işleyen bir yapıya kavuşturulması, hepimizin ortak dileğidir.
Ekonominin belirsizliklerden arındırılması, güven ortamının yeniden
sağlanması ve geleceğe dönük kaygıların ortadan kaldırılması, ekonomik
sorunlarla savaşımı kolaylaştıracaktır.
Ekonomik sorunların aşılması sürecinde, gündelik kaygılarla hareket
etmekten kaçınılmalı, ülke çıkarları her şeyin üstünde tutulmalıdır. Ekonomimize
planlı, bütüncül ve uzun erimli yaklaşımlarla yeni bir yön vermemiz gerekmektedir.
Ekonominin akılcı temellerde düzenli işlediği, rekabete açık piyasa
ekonomilerinde işsizlik sorununa daha rahat çözüm bulunabildiği, üreten
bir ekonominin, yurttaşların yaşam düzeyini daha kolay yükselteceği gerçeğini
hiçbir zaman gözardı etmemeliyiz.
Üretimin geliştirilmesine yönelik önlemlerin alınması, uygulamaların
başarısını da belirleyecektir. Yerli üreticinin desteklenmesi, bu bağlamda
halkımızın yerli mallara yönelmesi, sorunların aşılmasına ve güçlü bir
ekonominin yaratılmasına yardımcı olacaktır.
Yaşanan sorunların büyüklüğü ne olursa olsun, geleceğe inancımızı yitirmeden,
ülkemize her koşulda sahip çıkmalıyız.
Unutulmamalıdır ki, büyük ve güçlü Türkiye, yurttaşlarımızın sağduyusu,
özverisi ve elbirliği ile yaşanan bu sıkıntıları da aşacaktır.
Belirsizliklerden arındırılmış, kendi dinamikleri üzerinde işleyen,
kalkınmanın süreklilik kazandığı, gelişen, güçlü bir ekonomik yapıya ulaşılması
Ulusumuzun özlemidir.
Türkiye, kendi olanakları ve öz kaynaklarını harekete geçirerek, yurttaşlarının
sağduyusu ve kararlılığı ile bu amaca ulaşma başarısını mutlaka gösterecektir.
Ülkemizin önemli bir dönemeçten geçtiği günümüzde, içinde bulunduğumuz
güç koşullar, birlik ve dayanışmamızı artırarak korumamızı daha da zorunlu
kılmaktadır.
Yoksulluk, eğitimsizlik, yolsuzluk gibi temel sorunlarını çözmüş, bireylerin
hak ve özgürlüklerini en geniş biçimde güvence altına almış, çağdaş uluslar
topluluğunun saygın üyesi durumuna gelmiş, gelişime açık bir Türkiye için,
devlet-yurttaş işbirliğinin ve karşılıklı güvenin bu işbirliğinin başarıya
ulaşması için temel koşul olduğunu birkez daha vurgulamak istiyorum.
Ereklerimize kısa sürede ulaşmak için, birey olarak hepimiz sorumluluklarımızı
yerine getirmeli, aydınlık bir Türkiye için üzerimize düşen görevler olduğunu
ve her yaştan yurttaşımızın büyük bir özveriyle çaba göstermesi gerektiğini
unutmamalıyız.
Geçmişten ders alarak toplumun her bireyinin Ulusumuz için çaba göstermesi,
Türkiye Cumhuriyeti'nin sonsuza dek varolmasını sağlayacaktır.
Türk Ulusu, bugün karşılaşılan zorlukları ve gelişme yolunda önüne çıkabilecek
engelleri geçmişte olduğu gibi birlik ve dirlik içinde, yine aynı güçle
aşacaktır.
Değerli Yurttaşlarım,
İçinde bulunduğumuz yüzyıl, sunduğu olanakların yanı sıra, karşılamamız
gereken farklı ve yeni koşulları da birlikte getirmiştir.
Ülkelerin bu koşullara uyum sağlama ve kendini yenileme başarıları,
çağdaş uluslar topluluğu arasındaki yerini de belirleyecektir.
Bugün Türkiye olarak, dünyadaki gelişmeler ışığında geldiğimiz düzeyi
değerlendirme, geleceğe dönük planlamalarımızı gözden geçirme, sorunlarımızı
aşarak ileriye bakma zorunluluğu ile karşı karşıya bulunmaktayız.
Türkiye, yeni dünya düzeninin koşullarını kavramak, koşullara hızla
uyum sağlamak ve her alanda kendini geliştirmek yolunda çabalarını kesintisiz
sürdürmelidir.
Bugün hepimize düşen ortak sorumluluk, 78 yıllık Cumhuriyetimizin başarılarına
yenilerini eklemek, Atatürk ilke ve devrimlerinin yol göstericiliğinde
Cumhuriyetimizi daha da yüceltecek atılımları yaşama geçirmek olmalıdır.
Türkiye'nin, her alanda çağdaş dünyanın ölçütlerini yakalamış, yarınlarına
güvenle bakan, yeniliklere açık, yurttaşlarının gurur duyacağı aydınlık
bir ülke durumuna gelmesi temel amacımızdır.
Türkiye'nin çağdaşlaşma sürecindeki temel önceliklerinden biri de, evrensel
hukuk ilkeleri doğrultusunda, Anayasamızda çağdaş yaşamın gereksinimlerine
yanıt oluşturacak düzenlemelerin yapılmasıdır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin, büyük bir uzlaşma ve uyum örneği sergileyerek
Anayasa'da yaptığı değişiklikler, Anayasamızın daha çoğulcu, özgürlükçü,
katılımcı ve güvenceli bir duruma getirilmesi yönünde atılan olumlu bir
adımdır.
Önümüzdeki günlerde yapılması gereken, Anayasa değişikliklerinin yaşama
geçirilmesini sağlayacak uyum yasalarının da hızla çıkarılması, çağdaş
dünyada saygınlığımızı artıracak siyasal, yönetsel ve yargısal reform çalışmalarının
bir an önce sonuçlandırılmasıdır.
Yüce Meclisimizin, bu konuda da çabalarını kararlılıkla sürdüreceğine
inancımız tamdır.
Değerli Yurttaşlarım,
Büyük Atatürk'ün "Çağdaş bir cumhuriyet kurmak demek, milletin insanca
yaşamasını bilmesi, insanca yaşamanın neye bağlı olduğunu öğrenmesi demektir"
sözü, Cumhuriyet'in erdemini ve temel amacını en iyi biçimde anlatmaktadır.
Yine Yüce Önder'in, "Türkiye Cumhuriyeti her manası ile büyük Türk milletinin
öz ve aziz malıdır. Kıymetli evlatlarının elinde daima yükselecek, ebediyen
yaşayacaktır" sözü ise, Cumhuriyet'e her koşulda sahip çıkılması ve Cumhuriyet'in
yeni başarılarla geleceğe taşınması konusundaki sorumluluklarımızı anımsatmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğünün, Atatürk
ilke ve devrimlerinin korunup kollanmasında hepimize görevler düşmektedir.
Cumhuriyetimizin değiştirilemez nitelikteki temel özellikleri, başta laiklik
ilkesi olmak üzere bizlere yol göstermeyi sürdürecektir.
Yüce Atatürk'ün Cumhuriyet'le yaktığı aydınlanma ışığını söndürmeden
taşıyacak, demokratik laik Cumhuriyetimizi sonsuza kadar koruyacağız.
Bu konudaki en büyük güvencemiz, çağdaşlığı bir yaşam biçimi olarak
benimseyen ve aydınlık geleceğimize inanan yüce Türk Ulusu'dur.
Türkiye, Cumhuriyet tarihinde gerçekleştirdiği önemli dönüşümlerle bugün
kıvanç duyduğumuz bir düzeye ulaşmıştır.
Buna karşın, gelinen düzeyi hiçbir zaman yeterli görmemeli, Devlet ve
yurttaş birlikteliğiyle ülkemizin gelişmesi ve mutlu yarınlara ulaşması
için daha çok çaba göstermeli, yeni kuşaklara yurttaşı olmaktan gurur duyacakları
güçlü bir ülke bırakma sorumluluğunu hep birlikte taşımalıyız.
Her şeyin en iyisini hak eden Ulusumuzu gönence ulaştırmak için özveriyle,
yılmadan çalışmalıyız.
Daha güzel yarınlar için, yaşamın her alanında çatışma yerine uzlaşmayı,
kavga yerine hoşgörüyle gelen barışı, karanlık yerine aydınlığı seçmeliyiz.
Ulusumuza, devletimize ve demokrasimize inancımızı her koşulda korumamız,
mutlu yarınların kurulabilmesinin de anahtarı olacaktır.
Bu duygu ve düşüncelerle, yurt içinde ve dışındaki yurttaşlarımın Cumhuriyet
Bayramı'nı kutluyor; hepinize saygılarımı, sevgilerimi ve esenlik dileklerimi
sunuyorum.
|