Cumhurbaşkanı
Sezer'in, Cumhuriyet'in 80. yılı dolayısıyla yayınladığı mesaj şöyle:
(28 Ekim 2003)
Değerli Yurttaşlarım,
Yüce Atatürk'ün önderliğinde kurulan Cumhuriyet'in 80. yıldönümünü coşkuyla
kutladığımız bu anlamlı günde, hepinize saygılarımı ve en iyi dileklerimi
sunuyorum.
Cumhuriyet'le, çağdaş yönetim biçimine kavuşan Ulusumuz ve Devletimiz,
dünyada takdirle karşılanan bir yeniden yapılanma ve dönüşüm sürecine girmiş,
kısa sürede gerçekleştirdiği atılımlarla gelişen dünyada saygın bir konuma
yükselmiştir.
Ulusumuza büyük kıvanç ve mutluluk yaşatan Cumhuriyet'in 80. yıldönümü,
kazanımlarımızın ve bulunduğumuz düzeyin değerlendirilmesine, yeni ereklerin
saptanmasına olanak tanımaktadır.
80. gurur yılına ulaşan Cumhuriyet'in başarıları, savaştan çıkmış, yanmış,
yıkılmış, yokluklar içindeki bir ülkenin demokratik bir rejimle nereden
nereye gelebileceğini, en güzel biçimde gözler önüne sermektedir.
Ulusumuz, kendisini çağdaş dünyayla buluşturan ve özgürlük ortamı yaratan
Cumhuriyet'i korumaya ve sonsuza değin yaşatmaya kararlıdır.
Bu anlamlı günde, yurttaşlarımızı Cumhuriyet'in değerlerini ve erdemlerini
yeniden düşünmeye, gelecek kuşaklara da en iyi biçimde anlatıp özümsetmeye
çağırıyorum.
Cumhuriyetimizin kurucusu Yüce Atatürk'ü, kahraman silah arkadaşlarını,
bu toprakları yurt yapan şehitlerimizi ve gazilerimizi sonsuz gönül borcu,
saygı ve rahmetle anıyorum.
Değerli Yurttaşlarım,
Türkiye Cumhuriyeti, yok edilmek istenen bir ulusun yeni bir devlet
oluşturmak ve bağımsızlığına kavuşmak amacıyla giriştiği savaşımın sonucunda
kurulmuştur.
Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın zaferle sonuçlanması, laik, demokratik ve
çağdaş yeni Türk Devleti'nin kurulmasının, devletin ve toplumun yeniden
yapılanmasının yolunu açmıştır.
Cumhuriyet, bağımsızlık ve özgürlük savaşımı sırasında temelleri atılan,
Türk insanının çağdaş dünyanın kavram ve değerleriyle buluşmasını, uygarlığın
olanaklarından en iyi biçimde yararlanmasını amaçlayan bir yönetim biçimidir.
Yüce Atatürk'ün, "Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz devrimin amacı, Türkiye
Cumhuriyeti halkını tümüyle çağdaş ve tam anlamı ve biçimiyle uygar bir
toplum durumuna ulaştırmaktır. Devrimimizin temel ilkesi budur." sözü,
Cumhuriyet'in felsefesini ortaya koymaktadır.
Cumhuriyet'in en büyük erdemi, Türk toplumunu ümmet anlayışından kurtararak,
ulus olma bilincine kavuşturması, bireyi yurttaş konumuna yükseltmesidir.
Böylece, aklın ve bilimin üstünlüğünü benimseyen, özgürce düşünebilen,
kararlarını bağımsız ve sorumluluk bilinci içinde verebilen yetkin bireylerden
oluşan bir toplum yaratılmıştır.
Cumhuriyet'in getirdiği özgürlükçü ortamda, kendini anlatma ve geliştirme
olanağı bulan yurttaşlarımız, Türkiye'nin çağdaş dünyayla bütünleşme sürecine
hız kazandırmıştır.
Ulusal egemenlik ilkesini Devlet'in temeline yerleştiren Cumhuriyet,
yurttaşların yönetime katılmasını, özgür istenciyle kendisini yönetecekleri
seçmesini olanaklı kılmıştır.
Cumhuriyet, insan yaşamına ve toplumsal düzene aklın ve bilimin öncülüğüyle
yön verilmesini kabul eden özelliğiyle bir aydınlanma tasarımıdır.
Cumhuriyet'in kurulması ile çağdaşlaşmanın temeli olan laiklik ilkesi
benimsenmiş, din bireyin vicdanındaki kutsal yerinde korunmuştur.
Laiklik ilkesiyle, Türkiye'nin çağdaş uygarlık yarışına katılabilmesi
için gerekli dönüşümler gerçekleştirilmiş, siyaset, hukuk, eğitim, kültür,
sanat, ekonomi ve toplumsal alanlarda köklü devrimler yaşama geçirilmiştir.
Atatürk'ün önderliğinde başlatılan bu dönüşümler, yalnızca Türkiye için
değil, bağımsız olmak ve bağımsız kalmak için çağdaş uygarlığı benimsemenin
önkoşul olduğunun bilincine varmış tüm uluslar için yolgösterici olmuştur.
Cumhuriyet'in bir başka erdemi, belirli kişi ya da bir topluluğun değil,
tüm halkın çıkarını, kamu yararını gözönünde tutan, Yüce Önder'in deyişiyle
"demokrasinin en çağdaş mantıksal uygulamasını sağlayan" bir devlet biçimi
olmasından kaynaklanmaktadır.
Değerli Yurttaşlarım,
Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk ilke ve devrimleriyle oluşan "Cumhuriyet
kültürü" ile gelişmiş ve 80 yılda gurur verici başarılara ulaşmıştır.
Yüce Atatürk'ün, "Cumhuriyet, Türk milletinin refah ve yükselmesi yolunda
asırların görmediği başarılara erişti. ...Cumhuriyetin az zamanda elde
ettiği neticeler, Cumhuriyet idaresinin milletimize hazırladığı geleceğin
daha ne kadar parlak olduğunu tahmin ettirmeye kafidir." sözleri, Cumhuriyet'in
kısa sürede ulaştığı başarıları ortaya koymakla birlikte, gelecek kuşakların
yaşayacağı gelişmelere ışık tutması yönünden de anlamlı ve uzak görüşlü
değerlendirmedir.
Cumhuriyet'in kazanımları, en büyük Bayramımızın, Yüce Önder'in 10.
Yıl Söylevi'nde belirttiği gibi, "büyük şereflerle, saadetlerle, huzur
ve refah içinde" kutlanmasını gerekli kılmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin 80 yıllık dönemi, tarihinin en uzun barış dönemi
olmuş ve her alanda büyük bir kalkınma gerçekleştirilmiştir.
Yüce Atatürk'ün bilgisizliğe, dogmalara ve geri kalmışlığa karşı açtığı
savaş, Ulusumuzun evrensel değerleri özümsemesi ve çağdaş yaşamı kısa sürede
benimsemesiyle kazanılmıştır.
Eğitim, bu süreçte büyük önem verilen alanlardan biri olmuştur. Türkiye,
eğitimi, aydınlanmanın temeli kabul etmiş, Eğitim Birliği Yasası'nın çıkarılmasıyla
eğitim sistemini laik yapıya kavuşturmuştur. Bu yapının sürdürülebilmesi
için eğitimde birlik ilkesinden ödün verilmemesi önemlidir.
Eğitim hizmetlerinin her yurttaşa ve yurdun her köşesine ulaştırılması
için yoğun çaba gösterilmiş, eğitimin çeşitli kademelerinde okullaşma oranı,
öğrenci ve öğretmen sayısı yönünden sevindirici sonuçlara ulaşılmıştır.
Çocuklarımızın ve gençlerimizin yaratıcı gücünün özgür düşünce, nitelikli
ve yaygın eğitim aracılığıyla ortaya çıkarılmasını ve bunun toplumumuzun
itici gücü durumuna getirilmesini gerçekleştirmek zorundayız.
Ülkemizin ekonomik yönden güçlenmesinde ve kalkınma sürecinin hız kazanmasında,
Cumhuriyet'le birlikte başlatılan sanayileşme çabaları belirleyici rol
oynamış, dünya piyasalarında rekabet edebilir bir sanayileşme atılımı başarıyla
gerçekleştirilmiştir.
Bugün Türkiye, gelişen bir ekonomi olarak bölgesindeki ağırlığını ve
etkinliğini artırmaktadır.
Değerli Yurttaşlarım,
Evrensel kavram ve düşünce biçimlerinden etkilenerek, onları etkileyecek
duruma gelmenin ve kültürümüzün gelişip, dünya kültürüyle bütünleşmesinin
ön koşulu, ulusal kimlik, kişilik ve benliğimizi oluşturan ulusal değerlerimizin
korunmasıdır.
Kültürel değerler, bireylerin yaşam boyu gelişmelerine, daha nitelikli
ve bilinçli bir yaşam sürmelerine olanak verir. Ulusal değerlerin korunması,
toplum içinde ortak bakış ve yöneliş oluşturulmasına katkı sağlar.
Atatürk, Ulusunu çağdaş uygarlık düzeyine ulaştıracak devrimleri gerçekleştirirken,
ulusal birlik ve bütünlüğün oluşmasına ve sürekli kılınmasına katkıda bulunan
öz kimliğimizin korunmasına ayrı bir önem vermiştir.
Bizlere düşen görev, ulusal kimliğimizi pekiştirerek, öz değerlerimizi
korumamız, zenginleştirmemiz ve gelecek kuşaklara aktarmamızdır.
Değerli Yurttaşlarım,
Cumhuriyetimizin 80. yılını kutlarken, bu fırsattan yararlanarak dış
politika alanında sağlanan önemli kazanımlara ve kimi güncel konulara da
değinmek istiyorum.
Türk Ulusu'nun gönenç ve güvenliğinin sağlanması, ulusal çıkarlarımızın
gözetilmesi ve korunması dış politika alanında seksen yıldır daima titizlikle
uyguladığımız temel ölçütleri oluşturmuştur. Tutarlılık, inandırıcılık,
sağduyu ve kararlılık dış ilişkilerimizi yürütürken benimsediğimiz temel
ilkeler arasında yer almıştır.
Türk Ulusu'nun haklı beklentilerini yansıtan dış politika ereklerimizi
sağlamanın kolay olmadığı kuşkusuzdur. Ancak, Cumhuriyetimizin kurulduğu
döneme oranla, günümüz Türkiye'sinin uluslararası ilişkiler kapsamında
dünyada kendine edinmeyi başardığı saygın konum, dış politika alanında
ne kadar fazla yol katettiğimizi de bizlere göstermektedir. Cumhuriyetimizin
kurucusu Atatürk'ün bu sonuca ulaşılmasındaki önderliğini, bir kez daha
gönül borcuyla anmak isterim.
İşgale uğramış bir ülkeyi bağımsızlığına kavuşturan Türk Ulusu, ülkemizi
bölgesinde ve dünyada önemli bir istikrar ögesine dönüştürmeyi başarmıştır.
İçinde bulunduğumuz coğrafyanın getirdiği güçlükleri göğüslemek durumundaki
Türkiye, güvenilir müttefik olma özelliğiyle de bölgesinde ön plana çıkmaktadır.
Başta komşu ülkeler olmak üzere, tüm ülkelerle iyi ve yapıcı ilişkiler
sürdürmeye çaba gösteren Türkiye, üyesi bulunduğu uluslarası kuruluşlarda
da etkin biçimde yer alarak önemli katkılarda bulunmaktadır.
Türk Ulusu, kimi zaman uluslararası alanda çıkan karmaşık sorunlarla
karşılaşmışsa da, bunları göğüslememizi sağlayan akılcı çözümleri üretmeyi
de daima başardığımızı unutmayarak geleceğe güven ve umutla bakmamız gerektiğine
inanıyorum.
Ortak evrensel değerleri temel alan, barışçı, istikrarlı ve aydınlık
bir geleceği Avrupalı ortaklarıyla paylaşmayı isteyen Türk Ulusu, Avrupa
Birliği üyeliğini sözkonusu istekleri kapsamında değerlendirmektedir.
Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesini ve Atatürk'ün geleceğe bakışını
doğrulayan bir aşama niteliğindeki Avrupa Birliği üyeliğimiz, ülkemizin
stratejik vizyonunun ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır.
Avrupalı ortaklarımızın ülkemizi Avrupa Birliği'ne bağlayan ortak siyasal,
ekonomik ve stratejik çıkarları gözönünde bulundurup, tam üyelik görüşmelerine
hazır olduğunu gösteren Türkiye'nin durumunu nesnel biçimde değerlendireceğini
umuyoruz.
Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri, iki yönlüdür. Türk Ulusu, üzerine
düşeni yaptığına inanmakta ve Avrupa Birliği'nin de bu gerçeği dikkate
alarak ona göre hakça bir karara varmasını beklemektedir.
Değerli Yurttaşlarım,
Yüce Atatürk, "Yaşamda en gerçek yol gösterici, ilimdir" sözüyle, çağdaşlaşma
sürecinde izlememiz gereken yönü göstermiş, Ulusumuza bıraktığı en büyük
mirasının akıl ve bilim olduğunu vurgulamıştır.
Bilgi çağının etkin ülkeleri arasında yer alabilmek için, her alanda
gelişmenin ve çağdaşlaşmanın, yalnızca aklın ve bilimin ışığında gerçekleştirilebileceği
düşüncesini temel kabul etmemiz gerekmektedir. Ancak bu yolla kalıcı başarıları
gerçekleştirebilir ve amaçlarımıza kısa sürede ulaşabiliriz.
Ödün vermeyeceğimiz temel amacımız, Türkiye'nin evrensel değerler ışığında
gelişen, sorunlarını çözüme kavuşturabilen, hukuk devleti ilkesini tam
olarak yaşama geçirmiş, demokratikleşme sürecini tamamlamış, gönenç düzeyi
yüksek, herkese fırsat eşitliği sağlamış, bilgi toplumu düzeyine ulaşmış,
geleceğe güvenle bakan bir ülke durumuna gelmesidir.
Türkiye, eğitime özen göstermesi, zengin kaynaklarını, birikimlerini
ve olanaklarını akılcı biçimde değerlendirmesi durumunda 21. yüzyılda çok
daha iyi bir düzeye erişebilecektir.
Yüce Atatürk'ün "Yaptıklarımızı asla yeterli göremeyiz; çünkü, daha
çok ve daha büyük işler yapmak zorunluluğunda ve kararlılığındayız." sözüyle
vurguladığı gibi, ülke olarak geldiğimiz düzeyi hiçbir zaman yeterli görmemeliyiz.
Ülkemizin gelişmesi için daha çok çalışmalı, yeni kuşaklara yurttaşı olmaktan
gurur duyacakları güçlü bir ülke bırakabilmek için birlikte çaba göstermeliyiz.
Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet, Türkiye'nin çağdaş ve demokratik bir
ülke olarak varlığını ve gelişimini sürdürmesinin en önemli güvencesidir.
Aydınlık yarınlara ulaşılmasında en büyük güvencemiz de, Türk Ulusu'nun
birlik ve beraberliği, yurdunu ve bağımsızlığını her şeyin üstünde tutan
yaşam felsefesidir.
Atatürk ilke ve devrimlerinin korunması, Cumhuriyet'in tüm değerleriyle
sonsuza değin yaşatılması hepimizin ortak sorumluluğudur.
Bu sorumluluk bağlamında belirtilmelidir ki, laik Cumhuriyet'e, Atatürk
ilke ve devrimlerine bağlı kalma yemini eden Cumhurbaşkanı'ndan Milletvekiline,
Başbakan ve Bakanlardan, yargı mensuplarına, öğretim elemanlarından kamu
görevlilerine herkes ve tüm yurttaşlarımız Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasa'da
belirtilen niteliklerini korumak, özen göstermek ve bu ilkeler yönünden
taraf olmak zorundadırlar.
Türkiye'nin dirlik ve düzeni için gerekli uyumun, öncelikle bu niteliklerin
oluşturduğu Cumhuriyet değerleri etrafında sağlanması gerekir.
Tüm yurttaşlarımızın bu bilinçle, Cumhuriyet'in çevresinde kenetleneceğine
ve O'nu yeni eserlerle yücelterek geleceğe güçlü biçimde taşıyacağına inancımız
sonsuzdur.
Bu duygu ve düşüncelerle, yurt içinde ve dışındaki yurttaşlarımızın
Cumhuriyet Bayramı'nı kutluyor, tüm yurttaşlarımıza esenlikler diliyorum.
|