Cumhurbaşkanı
Demirel'in konuşmasından başlıklar...
(1 Ekim 1995)
Bütün sorunların çaresi buradan aranacaktır. Her şeyin başında, milletimizin
hür iradesinin neticesi olan yüce Meclisimiz görevinin başındadır. Demokrasinin
kalbi olan yüce Meclisimizin, ülkenin bütün sorunlarına en doğru çareleri
bulacağından hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır.
Demokrasimizi iyileştirme, standardını yükseltme için girişilen gayretler
sürdürülmektedir. 1982 Anayasasında bu maksatla önemli değişiklikler yapılabilmiştir.
Anayasa'nın değişen maddelerinin uygulama kanunları ile, yeni bir seçim
kanunu, yargının çabuklaştırılması, eğitim ve üniversitede reform, yerel
yönetimlerle merkezi yönetim arasındaki yetki ve sorumluluk dengelerinin
yeniden ayarlanması, sağlık hizmetlerinde reform yapılması, önümüzdeki
yasama yılında Meclisimizin gayret ve himmetlerini beklemektedir.
Türkiye, dünya üzerinde çok özel bir konumda bulunmaktadır. Bizim geniş
olduğu kadar, sorunlar, çatışmalar ve istikrarsızlık içeren bir coğrafyada
yaşadığımızı hiçbir zaman gözardı etmiyoruz.
Türkiye ile dostluk ilişkileri içinde olmak herkesin lehinedir. Türkiye'nin
temel çıkarlarına zarar vermeyi hedef haline getirenler ise, bunun bir
bedeli olduğunu hatırda tutmalıdırlar. Bilhassa, terör örgütlerine müsamaha
göstermeyi, hatta onlara arka çıkmayı uzunca bir süreden beri bir politika
aracı haline getirmiş olan çevrelerin, bu hususun farkında olmaları gerekir.
Unutulmamalıdır ki, ki, nifak ve zulüm tohumları ekenler, tarih boyunca,
eninde sonunda bunun bedelini ödemişlerdir.
Türkiye, Filistin'in İsrail ile imzalamış olduğu tarihi nitelikteki İlkeler
Bildirgesi'ni ve Kahire Uygulama Anlaşması'nı memnuniyetle karşılamış,
İsrail ile Ürdün arasında imzalanan Barış Antlaşması'ndan da memnuniyet
duymuştur.
Irak'ın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunması, bölgesel istikrar
açısından hayati önem taşımaktadır.
Türkiye'nin, eski Yugoslavya'nın dağılma süreci içine girdiği andan itibaren
bulunduğu ikazlarda ne yazık ki haklı çıktığını görüyoruz; keşke haklı
çıkmasaydık. Bosna-Hersek'in varlığını; mevcut sınırları içinde, egemen
ve uluslararası toplumun eşit üyesi olarak sürdürmesine dayanan kalıcı
bir çözüm bulunması yönündeki çabaları, etkinlikle desteklemeye devam edeceğiz.
Türkiye, kardeşi Azerbaycan'ı haklı davasında daima destekleyecektir. Ermenistan
ile ilişkilerimizin geliştirilebilmesi, Ermenilerin işgal ettikleri Azeri
topraklarından çekilmelerine bağlıdır. Ermenistan'ın bu doğrultuda atacağı
adımlar olumlu bir şekilde değerlendirilecektir.
Biz hiçbir zaman Avrasya olgusunu siyasi hesaplar güderek bir nüfuz sağlama
aracı olarak görmemekteyiz. Amacımız, bağımsızlığına yeni kavuşan ve yıllardır
uzak kaldığımız kardeşlerimizin kendi ayakları üzerinde durmalarına ve
uluslararası toplum içinde her bakımdan saygın birer üye olarak hakettikleri
yerlerini almalarına yardımcı olmaktır.
Türkiye, Kuzey Irak'ın teröristlerin üssü haline getirilmesine müsaade
edemez. Kuzey Irak'taki otorite boşluğu, çok büyük kargaşaya sebep olmuştur.
Kıbrıs sorununun çözümü, adada yaşayan iki ulusal toplumun, siyasi eşitlik
ve egemenlik hakları üzerine bina edilmeli, iki toplumlu, iki kesimli bir
düzen esas alınmalı, Türkiye'nin hukuki ve fiili garantisi devam etmelidir.
Kıbrıs sorunu bir çözüme ulaştırılmadan Kıbrıs'ın Avrupa Birliği üyeliği
konusunun gündeme getirilmesi de, sorunun halline yardımcı olmamaktadır.
Bugün Kıbrıs'ta gündemi, Avrupa Birliği üyeliği değil, nasıl bir çözüme
ulaşılacağı oluşturmalıdır.
Yunanistan ile ilişkilerimiz, dış politikamız içinde kendine özgü bir önem
ve önceliğe sahiptir. ... Hedefimiz, diyalog kanallarını açık tutmak ve
bu yolda ileri adımlar atmaktır.
Avrupa ile bütünleşmiş, ekonomik ve sosyal alanda güçlü, istikrarlı bir
Türkiye, çoğulcu parlamenter demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları
gibi çağdaş değerler ile Doğu'yu kucaklaştıran bir köprü, "kültürler çatışması"
teorilerinin panzehiridir.
Diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de zaman zaman münferit insan hakları
sorunlarıyla karşılaşıldığı doğrudur. Ama bu, halkın, parlamentonun ve
hükümetin iradesinden kuşku duyma hakkını kimseye vermez. Bazı Batılı ülkelerden
zaman zaman ülkemize yöneltilen eleştiriler Türk halkını üzüntüye ve tepkiye
sevketmektedir.
Cumhuriyet Türkiye'si en ileri uygarlık düzeyine ulaşma yolundaki gayretlerini
hiçbir zaman başkaları istediği için yapmamıştır. Kendi halkı istediği
ve buna layık olduğu için yapmıştır.
Hazar petrollerinin uluslararası piyasalara nakli bir diğer güncel ve önemli
konu olarak bizim ve dünyanın işgal etmektedir. Türkiye, Hazar petrollerinin
bir bölümünün boru hatları ile ülkemiz üzerinden Akdeniz'e, Ceyhan-Yumurtalık
tesislerine taşınmasına taliptir.
1984 yılından itibaren Türkiye genelinde 17 bin 575 terör olayı meydana
gelmiştir.
Devlet, ülkenin her köşesine, her karış toprağına ve her taşına hakimdir.
Bizim ülkemizi fevkalade huzursuz eden terör olayının, komşu devletlerden
ve Avrupa'daki çeşitli odaklardan destek gördüğü, herkesin malumudur.
Bence, kimin eseridir vesaire tartışmalarına girmeden, bugün dargelirlilerin,
memurların, emekli, dul ve yetimlerin hayat şartlarını düzeltmek için devletimiz,
hükümetimiz ve parlamentomuz devletin imkanları nispetinde elinden geleni
yapmalıdır.
Nasıl bir Türkiye istiyoruz?... Huzur, güven, barış ve istikrar içinde
yaşayan laik, demokrat, bir büyük Türkiye. ... Herkesin güven içinde olduğu,
herkesin tok, herkesin geleceğe güvenle baktığı; eğitimde, sağlıkta, sosyal
güvenlikte herkesin fırsat eşitliği içinde olduğu; zihinlerin hür, vicdanların,
sokakların, meydanların, dağların, taşların hür olduğu, imar ve inşa edilmiş
müreffeh bir Türkiye. ... Kavramları, kuralları ve kurumları ile yerleşmiş
standart bir demokrasisi olan Türkiye. ... Halkını kucaklamış devlet, Devletini
kucaklamış halk ve neticede; kendine güvenen Türkiye.
|