Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
KONUŞMA METNİ

DEMİREL'İN TBMM'NİN YASAMA YILINI AÇIŞ KONUŞMASI
Konuşmadan başlıklar... 
1 Ekim 1996
TBMM'nin 20. Dönem 2. Yasama Yılı, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in Meclis Genel Kurulu'na hitaben yaptığı konuşmayla açıldı.
 
Cumhurbaşkanı Demirel'in konuşmasından başlıklar...
(1 Ekim 1996)

Devletimizin temel niteliklerinin değiştirilmesinden zaman zaman endişe ediliyor, kaygılar duyuluyor. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, temel nitelikleri değişmeyecek, değiştirilemeyecektir. Yani, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak kalacaktır. Türkiye'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü de sonsuza kadar korunacaktır. 

Türkiye'nin çağdaşlaşma hedefinin ve Avrupa Birliğine tam üyelik arzusunun temel nedeni, Anadolu'daki bin yıllık tarihimizdir. 

Türkiye'nin Avrupa Birliğine tam üye olma tercihi, gözü kapalı bir tercih değildir; ülkemiz, bilinçli, uzun vadeli ve hedefi belli olan bir yaklaşımla Avrupa'ya yönelmiştir. Avrupa, ne her derdin çaresi ne de her sıkıntının sorumlusudur. 

Türkiye, güvenlik ve savunma alanları başta olmak üzere, genel anlamda Avrupa mimarîsinin önümüzdeki yıllarda alacağı şekli belirleyecek olan ve hazırlıklarına şimdiden girişilen önemli vadelerin her birinde etkili bir rol üstlenmek durumunda ve mecburiyetindedir. 

21 inci Yüzyılın eşiğinde, Türkiye'nin değerleri ile dünyada yükselen değerler kesişmiştir: Demokrasi, laiklik, çağdaş uygarlık... Türkiye, bunların hiçbirinden vazgeçemez. Bunların hiçbiri birbirinden ayrılamaz. Türkiye, karanlık ve iflas etmiş; insanlığın acılar çekmesine sebebiyet veren hiçbir ideolojinin yanında olmamıştır ve olmayacaktır. 

Türkiye'nin hiçbir ülke üzerinde hesapları yoktur. Türkiye, bölgesinde barış ve istikrarın korunmasını, bütün komşularıyla iyi ilişkiler kurmayı ve ekonomik işbirliğini geliştirmeyi isteyegelmiştir.

"Çatışma değil, işbirliği" bizim dışpolitikadaki temel davranış tarzımızı tanımlayagelmiştir. Bu tutum, hiçbir şekilde bir zafiyet olarak algılanmamalıdır. Türkiye'ye karşı hasmane bir tutum izleyen ülkelere hak ettikleri cevabı verme azim ve kararlılığına sahip olduğumuzdan hiç kimsenin kuşku duymaması gerekir. 

Türkiye sabırlıdır; ancak, sabrımızın sonsuz olmadığı da unutulmamalıdır. Bu bağlamda, bölgemizde terörü desteklemeyi sürdüren ülkeleri bu yüce kürsüden bir kere daha uyarmak istiyorum ve diyorum ki: Türkiye'ye karşı düşmanlıktan sadece zarar görürsünüz. Kimse, Türkiye'den teröre destek olan ülkelere hoşgörüyle bakmasını, bu tür ülkelerle dostluk ve işbirliğini geliştirmesini beklememelidir.

Bugün, tarihin bir başka noktasında, yeni bir bin yılın eşiğinde, büyük bir geleceğe doğru yürüdüğümüzü daha güçlü biçimde hissedebiliyoruz. Türkiye, seçtiği aydınlık yolda yürümeye devam etmelidir ve edecektir. 

Körfez krizi sonunda meydana gelen durum, Türkiye'ye büyük zarar vermiştir. Ayrıca, Kuzey Irak, bir "terör üssü" gibi kullanılmıştır. Türkiye'nin güvenliğine yönelik olarak bu bölgeden gelebilecek tehdide karşı hassasiyetimizi de korumaktayız. Türkiye, sınırlarımızın ötesinden gelebilecek terörist hareketlere karşı kendini koruma ve bu amaçla gerekli tedbirleri alma hakkını mahfuz tutar.

Son otuz sene zarfında, Türkiye, yüzde 5 kalkınma hızını gerçekleştirmiştir. Şimdi, değişen dünya şartları içerisinde rekabet gücü olan bir piyasa ekonomisini gerçekleştirmek, geliştirmek mecburiyetiyle karşı karşıyayız; bence devrim bu. Nüfus artışını yüzde 1'e, enflasyonu yüzde 5'lere, toprakla uğraşan nüfusu yüzde 10'lara indirmeye, büyümeyi yüzde 5'in üzerinde tutmaya gayret sarf edeceğiz. Size, partilerüstü, siyasetüstü bir hedef... Ben veriyor değilim hedefi; bu, Türkiye'nin hedefi. Kim hükümet olursa olsun, bu hedefi korumaya mecburdur. 
 

KONUŞMA METNİ


(1 EKİM 2001)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2001 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.