|
|
 |
Türkiye,
BM "Siyasi ve Medeni Haklar" ile "Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar"
Sözleşmelerini imzaladı
Türkiye,
Birleşmiş Milletler Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi ile Ekonomik, Sosyal
ve Kültürel Haklar Sözleşmesi'ni 15 Ağustos 2000 tarihinde imzaladı.
Siyasi
ve Medeni Haklar Sözleşmesi, insan hakları ve demokratikleşme konusunda
evrensel normları belirleyen en önemli uluslararası belgelerden biri olarak
kabul ediliyor.
Dışişleri Bakanlığı'nın,
sözleşmelerin imzalanmasına ilişkin açıklaması şöyle: (16 Ağustos 2000)
1. Türkiye Birleşmiş
Milletler Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi ile Ekonomik, Sosyal ve Kültürel
Haklar Sözleşmesi'ni dün imzalamıştır.
Bilindiği üzere, Birleşmiş
Milletler Teşkilatı bünyesinde hazırlanarak 1966 yılında üye ülkelerin
imzasına açılmış bulunan her iki Sözleşme de 1976 yılında yürürlüğe girmiştir.
Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi'nde,
diğer hükümler yanında, yaşama hakkı, işkenceye ve diğer zalimane, gayrı-insani
veya küçültücü muamele ve cezaya karşı korunma, keyfi gözaltı ve tutuklamadan
korunma, hürriyeti kısıtlanan kimselere insanca muamele, seyahat ve ikametini
seçme hürriyeti, düşünce, vicdan ve din hürriyeti, ifade hürriyeti, etnik
azınlık grubu mensuplarının kültürlerinden faydalanma, dinine inanma ve
bunu öğretme ve dilini kullanma haklarının reddedilmemesi hakkında hükümler
yeralmaktadır.
Ekonomik, Sosyal ve Kültürel
Haklar Sözleşmesi'nde ise, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi fikir
ayrımı gözetilmeden eşitlik, eşit işe eşit ücret, sendika ve toplu sözleşme
hakkı, grev hakkı, sosyal güvenlik hakkı, eğitim hakkı, aile kurma hakkı,
kültürel faaliyetlerde bulunma hakkı, çalışma şartlarının iyileştirilmesi
hakkında hükümlere yer verilmektedir.
2. Birleşmiş Milletler
üyesi 188 ülkeden 144'ü Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi'ne, 137'si ise
Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi'ne taraf olmuştur. Bu iki
Sözleşme'ye taraf ülkelere, tüm Batılı ülkeler ile dünyadaki belli başlı
diğer ülkelerin hemen hepsi dahildir.
Türkiye, anılan Sözleşmelere
henüz taraf olmamış pek az sayıdaki ülke arasında bulunmaktaydı. Bu durumun,
sadece Batı dünyasında değil, tüm uluslararası camiada yadırganmakta olduğu,
ülkemizin insan hakları alanında gerçekleştirdiği önemli atılımların gölgelenmesine
ve niyetlerinin sorgulanmasına neden olduğu müşahade edilmiştir. Siyasi
ve Medeni Haklar Sözleşmesi ile Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi'ne
Birleşmiş Milletler üyesi ülkelerin çok büyük bir bölümünün taraf olduğu
dikkate alındığında, Avrupa Birliği'ne aday Türkiye'nin bu Sözleşmelere
katılmamış bulunması ülkemiz açısından bir eksiklik olarak değerlendirilmiştir.
Ülkemizin Avrupa Konseyi ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı çerçevesinde,
sözkonusu Birleşmiş Milletler Sözleşmelerinde öngörülenlerden daha ileri
yükümlülükler altına esasen girmiş olmasının da, bu konunun tezekkür edilmesini
gerekli kılan bir faktör teşkil ettiği mütalaa olunmuştur.
Sözkonusu sözleşmeler, TBMM'de
onaylandıktan sonra yürürlüğe girebilecektir.
3. Sözleşmelere konulacak
çekinceler ve yapılacak beyanlar açısından herhangi bir tahdit bulunmamakta
olup, bu husus bütünüyle taraf olan ülkelerin ihtiyarındadır. Nitekim,
pek çok taraf ülke bu yola gitmiştir.
Bu çerçevede, sözkonusu sözleşmelerle
ilgili olarak daha önce bu konuda yapılan çalışmaların da ışığında, Dışişleri
Bakanlığı'nın eşgüdümünde ilgili kurumlarımızın görüşleri alınarak gerekebilecek
beyan ve çekincelerin belirlenmesi, bundan sonra onay işlemlerinin başlatılmasını
teminen gerekli Kanun Tasarısı'nın Bakanlar Kurulu'na ve bilahare TBMM'ye
sunulması öngörülmektedir.
(4
EYLÜL 2000)
  |