|
Soykırım!..
TARİHE ve Türkiye'ye en büyük saygısızlığı
Fransa yaptı.
Amerika'da Clinton "Amerikan çıkarlarına
aykırıdır" diyerek ağırlığını koymuş ve tasarı Temsilciler Meclisi'nin
komisyonunda kilitlenmişti.
Fransa'da hem sağcı Cumhurbaşkanı Chirac,
hem solcu Başbakan Jospin, tasarıya gereken ölçüde tepki göstermediler.
Ve dün Milli Meclis'te 'ittifakla' kanunlaştı!
Üstelik Fransızların kabul ettiği metin, öteki
tasarılardan çok ağır: "Fransa Ermeni soykırımını tanır!" diyen
keskin, düşüncesiz, bağnaz bir metin!
Halbuki Amerikan Temsilciler Meclisi'ne sunulan
tasarıda sadece "Başkan'ın yıllık konuşmasında 'Ermeni soykırımı' kavramını
kullanması" isteniyordu. Avrupa Parlamentosu'nun metninde hiç olmazsa
"Türkiye Cumhuriyeti'nin suçu değil ama..." deniliyordu. İtalyan
Meclisi'nin kararı ise "kanun" değil, bir "tavsiye kararı" idi.
Tarihe ve dost bir ülkenin onuruna saygısızlıkta
en "Jakoben" davranan, Fransa olmuştur.
* * *
FRANSA'DAKİ 420 bin Ermeni, "misafir
işçi" değil; hem Fransız vatandaşı, hem "burjuva"dırlar! Üstelik
kapıda mahalli seçimler var! Ve işte 420 bin kişilik bir cemaat uğruna
bütün Fransa'nın Türkiye ile ilişkileri bozulacak!
Başkan Chirac ve Başbakan Jospin "Fransa'nın
çıkarları"nı düşünerek Anayasa Mahkemesi'ne gitmelidir. Bu, onlar için
siyasi, ahlaki ve entelektüel bir görevdir.
Siyasi görevdir, çünkü Türk - Fransız ilişkileri
Fransa için de çok önemlidir. Ahlaki görevdir, çünkü seçim oportünizmiyle
tarih tahrif edilerek sömürülmektedir.
Entelektüel bir görevdir, çünkü, Jospin'in
Cezayir'deki Fransız soykırımı için dediği gibi, "tarihi, tarihçilere
bırakmak lazım!"
Dava açılırsa, Fransız Anayasa Mahkemesi
bu "kanun"u iptal edebilir. Fransız sisteminde yasama alanı dışında,
mesela dış politikaya ilişkin olarak Meclis kanun çıkaramaz, bu yürütme
yetkisine tecavüz olur. Dahası, 'karar' niteliğinde kanun çıkarılamaz.
* * *
FRANSA'YA çok ciddi tepki göstermeliyiz.
Ve kendimizi de sorgulamalıyız.
ABD'deki tasarı bir buçuk yıl önce, Fransa'daki
tasarı ise altı öy önce yasama organlarına verilmişti. Bu uzun süre içinde
bizim MGK ne yaptı? MGK Genel Sekreterliği ne yaptı? "Batı Çalışma Grubu"
gibi bir ekip kurulamaz mıydı? Hükümete ne yapması gerektiği konusunda
"bildirim" yapılamaz mıydı? Bu sürede Dışişleri ne yaptı, partiler
ne yaptı, YÖK ne yaptı?
İlgili senatör ve temsilciler Türkiye'ye davet
edilip Iğdır ve Van civarındaki katliam mezarları ve müze gösterilemez
miydi? Ermeni ve Ermeni eğilimli tarihçiler davet edilip tartışmalı sempozyumlar
yapılamaz mıydı? Bizim uzman tarihçilerimizin Batı basınında yazılar yazması
teşvik edilemez miydi? Özel sektör harekete geçirilemez miydi?
1989'da Amerikan Kongresi'ne çok güçlü bir
dalga halinde gelen soykırım tasarısını püskürtmek için nasıl seferber
olmuştuk? Hükümet olarak, başta Jak Kamhi olmak üzere iş dünyası olarak,
akademisyenler olarak...
Düşünelim: Şimdi neden o vizyonumuz, o mecalimiz,
o heyecanımız yok?!
|