Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
FRANSA 'SOYKIRIM'I TANIDI
TÜRKİYE'NİN TEPKİSİ
YORUMLAR
ERMENİ TERÖRÜ

"SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI" VE FRANSA 
Yorumlar: Cüneyt Arcayürek (Cumhuriyet Gazetesi) 
19 Ocak 2001
 
 
Nerede, Nerede?..

Fransa Meclisi'nin Ermeni yasasını kabul etmesinden hemen sonra; tepkiler ve önlemler sıralanmaya başlandı.

Fransız mallarına boykotla başlıyor karşı eylemlerimiz.. işadamlarının Fransa'ya gitmemelerine dek uzanıyor.

Hükümet, medya kadar hızlı değil. Başbakan Ecevit ayrıntı vermedi. ''Her türlü karşı önlemin alınacağını'' söyledi.

Fransa'yı dize getirecek önlemlerde bekleme süreci başladı.

Dikkatimize takılan önlem; gazetelerde ''okullararası (örneğin Galatasaray Üniversitesi) işbirliği dahil, her tür kültürel ortaklığın duracağını'' içeriyor.

Bir TV yayınında emekli bir büyükelçi, bu önlemi irdeleyen bir konuşma yaptı. ''Fransa'nın Fransız kültürüne verdiği özene dikkat çekti ve kültürel ilişkilerin kesilmesi ya da alt düzeylere indirilmesinin Paris'i Ermeni tasarısındaki tutumundan vazgeçirmeye yarayabileceğini'' söyledi.

Dışişleri Bakanı İsmail Cem de Ermeni yasasına karşı kültürel önleme ''büyük önem'' veriyor olmalı ki; gazetenin birinde ''Cem'den Fransız elçiye soğuk duş'' başlığıyla yayımlanan haberde şu satırlar yer aldı:

''Fransızların kendi dillerinde konuşma hassasiyetini iyi bilen Cem, 'anadili gibi' Fransızca konuşmasına karşın bu kez Türkçe konuştu. Cem'in bu tavrı, daha önce Fransızca konuştuğu Büyükelçi Garcia 'yı şoke etti. Diplomatik kaynaklara göre Cem, 'Aynı dilleri konuşabilmemize rağmen sizinle anlaşamıyoruz' mesajını verdi.'' 

Bakan Cem'in dil uyarısıyla şoke olan Fransız Büyükelçisi neler yaptı acaba?

Örneğin, büyükelçiliğe döner dönmez; acil durumlarda kullandığı telefona ya da başka bir iletişim gerecine sarılarak Paris'e:

''Ermeni yasasını ivedilikle Anayasa Mahkemesi'ne götürerek iptal ettirelim. Yoksa Türkler artık Fransızca konuşmayacaklar. Fransız kültürüne büyük bir darbe vurmaya hazırlanıyorlar'' diye uyardı mı?

Yoksa; Türkiye'de iş gören 200'den fazla Fransız şirketinin yararlarıyla ilgili olasılıklardan mı söz etti? Ya da, yakında ihale edilecek bin tank projesiyle 7 milyar dolar dolayındaki Fransız girişiminin suya düşeceğini mi anlattı Fransız devlet adamlarına?

Paris'le, Büyükelçi'nin, dil kültüründen çok, Fransa'nın maddi ve siyasal çıkarları üzerinde durmakta olduğundan kuşkunuz olmasın.

Ya İsmail Cem?

Dış ilişkilerde uzman ANAP Milletvekili Bülent Akarcalı 'nın açıklamalarına kulak vermek gerekiyor. Bir gazetenin dün ''Uyuduk, kaybettik'' başlığını açan, elbette bildiğimiz kimi gerçekleri bir kez daha yineledi.

Bakanlık ismi vermedi, hükümet demedi ama; böyle bir yasanın çıkmasında Fransa'dan çok Türkiye'nin ''ihmalkâr tutumunun'' ana neden olduğunu irdeledi.

Bakan İsmail Cem'in Paris'teki gelişmelerden günü gününe haberi olmaması olanaksız. Fransa'ya görüşmelere gideceği.. etkin isimlerden bir heyet kurarak Fransız Parlamentosu'yla görüşmeler yapılmasına önayak olacağı.. hatta Ermenilere destek olan milletvekillerine karşı Türkiye yanlısı Fransız parlamenterler ayarlayacağı yerde...

... Nerede, nerelerde Dışişleri Bakanımız?

Galiba bugün Libya'ya gidiyor. Fransa olayının kızıştığı son 10 gün içinde Pakistan, Sudan gibi ülkelerde! Ermeniler sadece ABD'de, İtalya'da ve şimdi Fransa'da mı başarılı?

Cumhuriyet'in iç sayfalarındaki uzunca bir habere göre, dünden bugüne tam 11 ülkede aleyhimize yasa veya karar çıkarmayı başardılar.

Daha önceki tarihlerde olan biten bir yana. 1998'den beri süregelen İsmail Cem'in bakanlığı döneminde örneğin şu ülkelerde aleyhimize kararlar alındı, yasalar çıktı:

Belçika, Arjantin, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, Fransa, Lübnan, Avrupa Parlamentosu, İtalya, Kıbrıs Rum Parlamentosu!

Başkan Clinton' ın müdahalesiyle durdurulan ABD'deki girişimden, Fransa'daki hareketi önlemek için ders çıkarmadığımız işin cabası.

Türkiye'ye uğradığı zamanlar fotoğraf sergisi açmayı da ihmal etmeyen Sayın Bakanımız nedense önemli olaylarda başkentte bulunmuyor.

Yoksa böylesi günlerde ortalıkta fazla görünmemeyi mi yeğliyor?
 



(19 OCAK 2001)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş