|
Şimdi
ne yapmalı?
Fransız
Meclisi'nin talihsiz kararından sonra, bunun neden veya nasıl gerçekleştiği
konusundaki tartışmaları bir yana bırakıp ileriye bakmak lazım.
Bu, Ermeni soykırımı iddialarını kabul
eden ilk karar değil. Buna benzer tasarılar daha önce çeşitli ülkelerin
yerel veya ulusal meclislerinin gündemine gelmiş, bir kısmı da onaylanmıştır.
Fransız Ulusal Meclisi'nde alınan kararın
diğerlerinden farkı, bunun bir yasa niteliğinde olmasıdır. Gerçi bu yasanın
sırf "simgesel" bir özellik taşıdığı, yaptırım gücüne sahip olmadığı (yani
karşı görüşün "suç" sayılmayacağı) vurgulanıyor. Ama sonuçta bu yasanın
(Anayasa Konseyi'ne başvurulmazsa) kesinleşmesi halinde, "alesta" bekleyen
başka ülkelerdeki meclisler tarafından "emsal" sayılacaktır.
Ermeni diasporasındaki aktivistlerin bu
tür kararlar çıkarmak konusunda kampanyalarını giderek yoğunlaştırdıkları
göz önünde bulundurulursa, Türkiye'nin önümüzdeki haftalarda ve aylarda,
buna benzer sıkıntılı durumlarla karşılaşacağı açıktır.
* * *
BU tür olumsuzluklar her meydana geldiğinde
Türkiye sert tepki gösterir; ama, çoğu zaman olay bir süre sonra adeta
unutulur ve bu bunun tekrarını önleyecek etkin önlemler alınmaz.
Bu kez sadece Fransa için değil, tüm ülkeler
için ve sadece kısa vadeli değil, daha uzun süreli stratejiler oluşturabilecek
mi?
Son olay, artık Türkiye'nin - hükümeti
ile, çeşitli kurum ve kuruluşları ile - Ermeni sorunu üzerinde yeni bir
yaklaşımla harekete geçmesi için bir vesile olmalıdır...
* * *
KISA vadede Fransa, daha uzun vadede
de genel olarak neler yapılması - veya yapılmaması - gerektiği üzerinde
duralım.
Fransız Meclisi'nin kararının etkisiz hale
getirilmesi için 15 günlük bir zaman vardır. Fransız Cumhurbaşkanı, Başbakanı
veya 60 milletvekili Anayasa Konseyi'ne başvurursa, yasanın iptali mümkündür.
Eğer Türkiye'nin uyarıları üzerine devletin üst kademesi yasanın kesinleşmesini
önlerse, bu kriz atlatılacaktır.
Aksi halde? Türk hükümeti ve kurumları,
bir dizi önlem almak zorunluğunu hissedecektir. Büyükelçinin Ankara'ya
çağrılması, "danışma" fonksiyonu dışında, ilişkilerin artık eskisi gibi
devam etmeyeceğinin bir göstergesidir.
Geçen gün de belirttiğimiz gibi, daha birçok
önlemleri içeren bir "katalog" da hazır duruyor. Ekonomik "yaptırımlar"
bunların başında geliyor. Ancak Fransa'ya "ders vermek" veya "ibreti
alem olsun" diye düşünülen bazı tedbirlerin Türk ekonomisine de vereceği
zararları da düşünmek gerek. Diğer bir deyişle, bu aşamada, haksız ve çirkin
olayın infiali içinde, akla gelebilecek "sert karşılığın" hesabı iyi yapılmalı.
Ermeni yanlısı Meclis kararının "kıymeti harbiyesi"ni çok aşacak fevri
hareketlerden sakınmalı.
Şunu da unutmamalı: Bu tür kararlar
alan her ülke ile ilişkileri bozmak, akılcı bir politika değil. Bu, olsa
olsa Ermeni militanları ve yandaşlarını sevindirir...
* * *
DAHA genel ve uzun vadeli stratejiler
için, öncelikle yapılması gereken şey, Büyükelçi Şükrü Elekdağ'ın önerdiği
gibi bir "Acil Çalışma Grubu" (Task Force) kurmaktır. Uzmanlardan oluşacak
bu grup, hükümetin Emeni meselesinde yeni stratejiler belirlemesine yardımcı
olacaktır. Gerçekten artık bu konuda yeni ve gerçekçi görüşlere ve disiplinli
bir çalışmaya ihtiyaç vardır. Yoksa dönüp dolaşıp hep aynı noktaya gelinecektir.
Bu arada artık bayatlamış bazı argümanların
tedavülden kaldırılması zamanı gelmiştir. Örneğin Fransa için "zaten
öteden beri bizi zayıflatmak ve bölmek istiyorlar", ya da "onlar da Cezayir'de
soykırım yapmadılar mı?" gibi ifadeler, Türkiye'nin haklılığını göstermek
yerine ters tepkiler yaratmaktadır.
Bu mücadeleyi başarı ile yürütmenin ilk
şartı akılcı ve soğukkanlı davranmaktır.
|