Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
FRANSA 'SOYKIRIM'I TANIDI
TÜRKİYE'NİN TEPKİSİ
YORUMLAR
ERMENİ TERÖRÜ

"SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI" VE FRANSA 
Yorumlar: Ali Sirmen (Cumhuriyet Gazetesi) 
19 Ocak 2001
 
 
Fransa Keyif Veriyor

Evet Fransa bana keyif veriyor. Bu değişik keyfi ilk kez, sosyalistleri iktidara getiren 1981 seçimlerini Cumhuriyet adına izlemeye gittiğimde Palaiseau'da tatmıştım. 

Sosyalist Parti'ye üye olan ve Palaiseau'da yaşayan bir dostum, oy verme ve sayım sürecini yakından izlemem için beni bu şirin kasabaya davet etmişti. 

Oylamayı, ardından oy sayımını biraz izledikten sonra eve döndük ve TV'nin karşısına geçtik. 

Bir ara Fransız Komünist Partisi'nin lideri Georges Marchais göründü ekranda. 

Tam bir kasaba demagogu edasıyla konuşuyor, her haliyle çağın trenini kaçırdığını belli ediyor, ilerici sloganları sıraladığını sanırken partisini gericiliğin kalesi haline getirdiğini, FKP'nin oy kaybının süreceğini kanıtlıyordu. 

Gülümsemem biraz sonra kahkahaya dönüştü. Dostum neden güldüğümü anlamamış, hayretle bakıyordu. 

- Ben çağın trenini kaçırdığını böylesine açık ortaya koyan yeteneksiz demagog politikacıların yalnız azgelişmişlerde olduğunu sanırdım, meğerse hamakatın ulusal tekeli yokmuş. Sayın Marchais bana çok keyif verdi, dedim. 

*** 

Önümüzdeki hafta, ölümünün sekizinci yılında bir kez daha anacağımız Uğur Mumcu 'nun artık hemen herkesçe bilinen darbımesel haline gelmiş bir sözü vardır. ''Bizde insanlar, bir konu hakkında bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olurlar'' derdi Uğur.Çok da haklıydı. 

Doğrusu bu niteliğimize üzülürdüm. Allah razı olsun, önce Fransız Senatosu, sonra da Fransız Millet Meclisi, görmek isteyen herkese, bunun da salt bizim ulusal hasletimiz olmadığını gösterdiler. 

Önce Senato sonra da Millet Meclisi'nin Ermeni soykırımının varlığını kabul etmeleriyle onların da bilgi sahibi olmadan düşünce sahibi olan insanların etkisiyle karar aldıkları kanıtlandı. 

Bırakın bir yana tarihi bir olay hakkında salim bir kararın siyasi bir organdan çıkmasının olanaksızlığını, ama bir meclisin Ermeni soykırımı iddiasının doğruluğunu kabul etmesi için sağlam belgeleri, dayanakları olması zorunludur. 

Fransız Parlamentosu'nun iki kanadında da, acaba kaç üye, olayı propagandanın dışında kaba çizgileriyle olsun bilmektedir ki? 

*** 

Elimde, Rogar Mantran 'ın önderliğinde Fransa'nın seçkin, dünya çapında 11 Türkoloğunun yazdığı bir kitap var. 1989'da ilk baskısı yapılan ''Histoire de L'Empire Ottoman'' başlıklı bu 815 sayfalık kitap, kuruluşundan yıkılışına Osmanlı İmparatorluğu'nu
anlatan Fransız dilinde çıkmış en kapsamlı yapıt. 

Sevgili Server Tanilli , o sınır tanımaz çalışkanlığı ile bu eseri Türkçeye de çevirdi, İsteyenler kolayca edinebilirler. 

Kitabın, ''Bir İmparatorluğun Ölümü'' başlığını taşıyan ve 1908-23 yıllarını kapsayan bölümü, François Georgeon ve Paul Dumont tarafından kaleme alınmış. 

623-625. sayfalarında Ermeni olayları anlatılmakta. 

Yazarlar Türk tezine de Ermeni iddialarına da, ikisine de tam destek vermemekte, ''Hiçbir şey olmadı'' diyenlerin de doğru söylemediklerini belirttikten sonra, Türk tezinin de doğru olmadığının söylenmesi çok güç olan belgelere dayandığını belirtmekte, aynı zamanda dosyaya Ermeniler tarafından konan kimi belgelerin de, örneğin İngiliz hükümetinin isteği üzerine Bryce ve Toynbee tarafından yazılan ''Mavi Kitap'' ve Aram Andonian tarafından bastırılan ''Naim Bey'in Anıları'' nın güvenilir olduklarını söylemenin çok zor olduğu, zaten Toynbee'nin de bu kitabı bir propaganda malzemesi olarak yazdığını itiraf ettiğini söyledikten sonra, yine Ermenilerin dosyaya koydukları, İttihat ve Terakki yönetiminin soykırım emri verdiğini belgeleyen 1915 tarihli telgrafın gerçekliğinin bugün ciddi biçimde şüphe götürür olduğunu yazmaktadırlar. 

Kısacası, o bölümü okuyanlar, tarihin o döneminde geçmiş olaylar üzerinde çok daha derinlemesine ve ciddi araştırmalar yapılması gerektiğini anlarlar ve kolayca soykırım suçlamasında bulanamazlar. 

Ama Fransa'nın necip temsilcileri bunları incelemek zahmetine bile katlanmamışlardır. 

Oy kaygısı, siyasi hesaplar sonucu, onlar da bilgi sahibi olmadıkları bir konuda görüş sahibi olmuşlardır. 

''Şapşallığın toplumsal tekeli olmadığını kanıtladılar sağ olsunlar'' derdik kendilerine, eğer aldıkları kararın çok ama çok vahim bir yanı olmasaydı... 

Bu kararın hukuki sonucu ise şudur: Artık Fransa'da yayımlanan kitaplarda, gazetelerde, dergilerde, Fransız radyo ve televizyonlarında Ermeni sorununu tartışmak, bu tarihi olayın gerçek yüzünü ortaya çıkarmaya çalışmak olanaksızdır. Çünkü bu karara göre, ''Ermeni soykırımı olmamıştır'' demek yasaktır. 

Burada şapşallığa bir de buyurganlık ve baskıcılık karışıyor. 

Bu kadarına tahammül etmek güç. Fransızların çoğu hâlâ özgür bir ülkede yaşadıklarını düşünebilirler, ama bir tek konuda bile gerçeğin aranması yasaklanmışsa artık orada özgürlüğün tümüyle var olduğunu söylemek güç, hatta olanaksızdır. 

Çok keyiflendim, ama çoook... 

 



(19 OCAK 2001)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş