Cumhurbaşkanı
Evren'in konuşmasından başlıklar...
(1 Eylül 1985)
Serbest seçimlerle teşekkül eden bu yüce Meclis’i "gayrimeşru", "gayrihukuki"
olarak tanımlayabilecek kadar ileri gidenler ve hatta milletimizin ezici
çoğunluğuyla onayladığı Anayasa’mızın gayrihukukiliğini öne sürebilecek
kadar gaflet içerisinde olanlar çıktı.
"Susan Türkiye yerine, konuşan Türkiye" mantığının bu ülkeye nelere mal
olduğunu hepimiz biliyoruz. Kaldı ki, bugün susması gerekenler bile her
gün konuşmaktadırlar.
Kendilerinin susmalarına veya konuşmalarına göre, rejimi değerlendirenleri,
sokaklarda oluk gibi kan akıtılır ve demokrasi göz göre göre adeta katledilirken,
iktidar ve muhalefet olarak sistemi esenliğe kavuşturma yerine, akıl almaz
bir tutumla her gün birbirlerini karalayıp inatlaşanları ve dolayısıyla
şer güçlere cesaret verenleri, aziz milletimiz de herhalde o eşsiz sağduyusuyla
mutlaka gerektiği şekilde değerlendirmektedir.
Türkiye’de demokrasi var mıdır, yok mudur tartışmasına girenlerin neyi
hedef olarak aldıklarını, o hedefe ulaşırlarsa memlekete ne gibi fayda
ve zararlar getireceğini çok iyi değerlendirelim. Değerlendirelim ki, aynı
tarihi hatalara tekrar düşmeyelim.
Yurdumuzun ufak bir yöresinde cereyan eden şekavet olaylarının, 12 Eylül
döneminde değil de, demokratik sisteme geçtikten sonra hız kazanmış olmasının
altında yatan gizli planları iyi değerlendirmeliyiz. Bu eşkıyalar, maalesef
komşu ülkelerde eğitim görüp beyinleri yıkandıktan sonra silahlandırılıp
ülkemize sızdırılmakta, sıkıştıklarında yine aynı ülkelerde barınma imkanı
bulmaktadırlar.
Terör olayları artık, dünyanın birçok ülkesini rahatsız eden boyutlara
ulaşmıştır. Bizim, vaktiyle bütün ülkelerin teröre karşı müşterek tedbir
alma çağrımızı o tarihte kulak ardı eden devletler, şimdi aynı çağrıyı
kendileri yapmaktadırlar. Ancak, terör hareketlerine karışmış kişiler yurtdışında
siyasi mülteci olarak kabul edildikleri ve hatta itibar gördükleri sürece,
bu belanın ortadan kalkmasının mümkün olamayacağını açıkça belirtmek isterim.
Şimdi, Anayasa’nın geçici 15’inci maddesiyle uğraşıyorlar. Geçici 15’inci
maddeyi yanlış tefsir etmek suretiyle, bu maddeyle işe başlamak istiyorlar.
Eğer muvaffak olurlarsa Anayasa’da delik açarak, ardından bu deliği gittikçe
genişletmek suretiyle sıraya diğerlerini getirecekler.
Nitekim, diğer bazı geçici maddelerle ölüm cezalarının kaldırılması da
onların gündemindedir. Ne garip bir tesadüftür ki, Avrupalı bazı taraftarları
parlamenterler de, "Ne yapalım bizim aramıza girmek için Anayasa’nızı değiştiriniz;
siz de ölüm cezalarını kaldırınız" diye akıl hocalığı yapmaktadırlar.
Öldürülen 5.500’ün üzerinde vatandaş, yıkılan yuva, tahrip edilen maddi
ve manevi değer ve öldürülenler arasında yurda yıllarca hizmet etmiş, başbakanlık,
bakanlık, milletvekilliği, hakimlik, savcılık, öğretmenlik, üniversitelerde
öğretim görevliliği, sendika başkanlığı yapmışlarla, halkın güvenliğini
üstlenmiş polis, jandarma ve vatan savunmasına hazırlanan subay, astsubay,
kahraman Mehmetçik ve masum diğer birçok öğrenci, işçi, genç, yaşlı, erkek
ve kadın var... Bunlar kısa zamanda unutulacak "Allah rahmet eylesin" denecek,
fakat diğer tarafta, bu eylemleri gerçekleştirenler ve bu kadar vatandaşın
kanına girenler bir zaman içerisinde hapisten çıkacaklar ve yine aynı eylemleri
gerçekleştirmek için kuvvet kazanacaklar. Ya da dışarıda olanlara eylem
yapmaları için cesaret verecekler.
|