
| | KIŞLALI OLAYI ANA SAYFA| BELGENET ANA SAYFA |
AHMET TANER KIŞLALI | 22 EKİM 1999 |
CUMHURİYET GAZETESİ'NDE YER ALAN BAZI HABERLER
Eski Kültür Bakanı, öğretim üyesi ve gazetemiz yazarı Prof. Ahmet Taner Kışlalı' ya bombalı suikast HEDEF CUMHURİYET**Laik cumhuriyetin ödünsüz savunucusu Ahmet Taner Kışlalı, yazısını gazetemize faksladıktan sonra İletişim Fakültesi'nde 2. sınıflara vereceği ''Cumhuriyet'' dersine gitmek üzere evden çıktı. Arabasına yöneldiğinde camın önünde silecekle kaporta arasına sıkıştırılmış olan gazete kâğıdına sarılı paketi gördü. Sağ eliyle otomobilinin kapısını açarken, sol eliyle paketi aldığı sırada patlama gerçekleşti. Kışlalı olay yerinde yaşamını yitirdi.**Emniyet yetkililerinden alınan bilgiye göre, kola şişesi büyüklüğünde boru tipi bomba çelik bilyelerle güçlendirilmiş ve tahrip gücü yüksek. Hareket gerçekleştiği anda bombanın devri tamamlanıyor. Fünye misinayla sileceğe bağlanmış. Kışlalı paketi alırken, fünye bombayı ateşledi ve patlama gerçekleşti. Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Merkezi'ne Şubat 1995'de düzenlenen saldırıda kullanılan bombayla benzerlik taşıyor.ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Laik cumhuriyetin ödünsüz savunucusu, Atatürkçülüğün öğretmeni, bilim adamı, gazetemiz yazarı, eski Kültür Bakanı, Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkan Yardımcısı, AÜ İletişim Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı , dün sabah evinin önünde uğradığı bombalı suikast sonucu yaşamını yitirdi. Ankara DGM Başsavcılığı, jandarma, MİT ve emniyetin yürüttüğü soruşturma çerçevesinde durumları şüpheli görülen 4 kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Kışlalı'nın yaşamını yitirmesine, aracın ön cam sileceği ile kaput arasına sıkıştırılan gazete kâğıdına sarılan bomba neden oldu. Bazı basın kuruluşlarını telefonla arayan kişi ya da kişilerin, suikastı İBDA-C adına üstlendiği ve ''Sırada Yekta Güngör Özden var'' dediği bildirildi. Gazetemiz Genel Yayın Koordinatörü Hikmet Çetinkaya 'yı telefonla arayan bir kadın da, ismini verdiği İBDA-C'linin suikastı gerçekleştirdiğini ihbar etti. Söz konusu kişinin bilinen ve aranan biri olduğunu belirten Çetinkaya, şimdilik bu ismi açıklamayacağını, ancak güvenlik görevlilerine bildireceğini söyledi. Tüm gazete yöneticilerinin tehdit aldığını belirten Çetinkaya, saldırıyı İBDA-C örgütünün üstlendiğine ilişkin ihbarların ''yanıltmaca'' olabileceğini, ancak bu suikastı köktendinci terör örgütlerinden birinin işlemiş olabileceği ihtimalinin yüksek olduğunu dile getirdi. İlk belirlemelere göre Kışlalı'nın aracının ön camına misina ile tutturulduğu veya harekete duyarlı olduğu sanılan bombanın, el yapımı, parça tesirli, boru tipi olduğu ifade edildi. Soruşturmayı yürüten yetkililerden alınan bilgiye göre bombanın özelliği şöyle: ''Kola şişesi büyüklüğünde boru tipi bomba çelik bilyelerle güçlendirilmiş, tahrip gücü yüksek. Hareket gerçekleştiği anda bombanın devri tamamlanıyor. Fünye misinayla sileceğe bağlanmış. Kışlalı paketi alırken, fünye bombayı ateşledi ve patlama gerçekleşti. Geçen yıllarda ADD Genel Merkezi'ne düzenlenen saldırıda kullanılan bombayla benzerlik taşıyor.'' Gazetemiz yazarı Ahmet Taner Kışlalı, dün sabah 9.28'de bugün yayımlanacak olan yazısını gazetemize faksladıktan sonra, İletişim Fakültesi'nde 2. sınıflara vereceği ''Cumhuriyet'' dersine gitmek üzere Çayyolu Engürü Sitesi 84. Sokak 3 Numaralı evinden çıkarak kaldırımın önündeki ''06 GK 377'' plakalı Volkswagen Passat marka otomobiline yöneldi. Otomobilinin ön camının önünde silecekle kaporta arasına sıkıştırılmış olan gazete kâğıdına sarılı paketi gördü. Sağ eliyle otomobilinin kapısını açarken, sol eliyle paketi aldığı sırada patlama gerçekleşti. Kışlalı olay yerinde yaşamını yitirdi. Olayın görgü tanığı olduğu bildirilen site bahçıvanı Arif Emirhan 'ın verdiği bilgiye göre, koruması bulunmayan Kışlalı, arabasının ön camı üzerinde bulunan poşeti eline aldığı sırada büyük bir patlama meydana geldi. İl Jandarma Komutanlığı'nca olayın görgü tanığı olarak bilgisine başvurulan Emirhan, olayın saat 9.30 sıralarında meydana geldiğini belirterek, ''Ön cam üzerinde duran poşeti eline aldığı sırada büyük bir patlama meydana geldi'' dedi. Patlama sonucu sol kolu dirsekten kopan Kışlalı, eşi Nilüfer Kışlalı ile komşuları tarafından çağırılan bir ambulansla Bayındır Tıp Merkezi'ne götürüldü. Saat 10.04'te Bayındır Tıp Merkezi Acil Servisi'ne getirilen Kışlalı'nın, cankurtaranda yapılan ilk müdahaleye karşın hastaneye geldiği sırada yaşam fonksiyonlarını büyük ölçüde yitirdiği bildirildi. Kışlalı'ya ilk müdahaleyi gerçekleştiren acil servis doktorlarından Muammer Yüksel , Kışlalı'nın olay yerinden hastaneye 6 dakikada ulaştırıldığını ve yolda da gereken ilk müdahalenin yapıldığını belirtti. Acil servise getirildiğinde yaşamsal fonksiyonları durduğu bildirilen Kışlalı, yapılan müdahalelere karşın getirildikten 20 dakika sonra, saat 10.25'te yaşamını yitirdi. Bayındır Tıp Merkezi Tıbbi Servisler Direktörü Doç. Dr. Nuri Özgirgin şu bilgileri verdi: ''Geldiği sırada kalp, solunum fonksiyonları durmuş, gözleri dilate olmuş, sol kol dirsek seviyesinden kopmuş; yüzde, göğüste, sol omuzda şarapnel yaraları ve parçaları mevcut idi. Gözlerinin dilate olması, beynin fonksiyonlarının kaybolmuş olmasının göstergesidir. Yolda ilk müdahaleler yapılmış, ama buna rağmen hastanemize getirildiği zaman söylediğim durumdaydı. 20 dakika boyunca kalp ve solunum masajı uyguladık, damar yollarını açtık, ilaç desteğinde bulunduk. Buna rağmen hayati fonksiyonlarının kazandırılması mümkün olmamıştır.'' Özgirgin, ölümün olay yerinde olup olmadığına ilişkin soru üzerine, ambulans olay yerine ulaştığında kalp, solunum ve beyin fonksiyonlarının durduğunu ve bunun ölüm olarak nitelendirilebileceğini söyledi. Kışlalı'nın eşi Nilüfer Kışlalı, kardeşi Mehmet Ali Kışlalı hastaneye gelirken, yurdışında bulunan büyük kızı Altınay Kışlalı ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olan diğer kızı Dolunay Kışlalı da ölüm haberi üzerine Ankara'ya geldiler. Kışlalı'nın naaşı saat 12.50'de Bayındır Tıp Merkezi'nden polis gözetiminde alınarak Adli Tıp Kurumu'na götürüldü. Kışlalı'nın bombalı saldırıya uğradığı aracı da jandarmaya ait bir çekici tarafından il jandarma alay komutanlığına götürüldü. Otopsi sırasında elde edilen ilk bulgulara göre Kışlalı'nın vücudunda 7-8 milimetre çapında bir ''bilye'' bulundu. Bilyenin kalp ve ciğere isabet ettiği kaydedildi. Kışlalı'nın cesedi saat 13.07'de özel bir ambulansla hastaneden alınarak Adli Tıp Kurumu'na götürüldü. Kışlalı'nın adli tıp incelemesi, Adli Tıp Uzmanı Dr. Tülay İşbaşar , Dr. Nuri Aydın ve Dr. Birol Demirel tarafından yapıldı. İşbaşar daha önce Uğur Mumcu' nun otopsisine de katılmıştı. Adli Tıp Raporu'nda şu bulgulara yer verildi: ''Patlayıcı madde infilakı sonucu vücuda metal parça 'metal bilye' girmesine bağlı kalp, akciğer ve karaciğer rüptüründen gelişen iç kanama ve sol ön kol amputasyona bağlı büyük damar kopmaları sonucu dış kanamadan öldüğü belirlenmiştir. Cesetten yaklaşık 0.8 santimetre çapında bir adet metal bilye, 0.2 santimetre boyunda metalik parça çıkarıldı. Ayrıca cesedin sol koltuk altına yapışık halde bulunan bir adet 5 santimetrelik metal çivi mühürlü zarfta ilgili cumhuriyet savcısına teslim edildi.'' Bayındır Hastanesi'nin raporunda ise ''Vücut ve kafa travması, ağız ve burunda kanama, sol ön kolun kopması ve ateşli silah ve delici veya kesici alet yarası ve telem bulgusu yoktur'' denildi. Ecevit: Saldırı rejime karşıYazarımız Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı'nın bombalı bir saldırı sonucu yaşamını yitirmesinin ardından siyasiler yaptıkları açıklamalarda sadece 'üzgün' olduklarını belirtmekle yetindilerANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Yazarımız Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı 'nın bombalı bir saldırı sonucu yaşamını yitirmesinin ardından siyasiler yaptıkları açıklamalarda, sadece ''üzgün'' olduklarını belirtmekle yetindiler. Uğur Mumcu 'ya kadar uzanan aydınlara yönelik suikastlar zincirinde verdikleri sözleri yerine getiremeyen devlet yöneticileri, bu kez olayı aydınlatacaklarına dair söz bile vermediler. Başbakan Bülent Ecevit, saldırının rejime karşı olduğunu belirterek ''Hiçbir kesim bu tür cinayetlerle, çılgınlıklarla Türkiye'yi yolundan saptıramayacaktır'' diye konuştu. Başbakan Yardıması ve Devlet Bakanı Devlet Bahçeli, en kısa zamanda faillerin yakalanmasını beklediklerini vurgularken ''Bu konuda hükümetimiz kararlıdır'' dedi. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, yayımladığı mesajda saldırıyı nefretle kınadığını belirterek şunları söyledi: ''Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı'nın bu sabah evinin önünde uğradığı menfur bir bombalı saldırı sonucunda hayatını kaybettiğini büyük bir teessürle öğrendim. Bu hain saldırıyı nefretle kınıyorum. Ahmet Taner Kışlalı'ya Allah'tan rahmet diliyor, ailesine, milletimize, yükseköğretime, Cumhuriyet gazetesi ve basın camiamıza en içten başsağlığı diliyorum.'' Başbakan Ecevit, Kışlalı'nın çok değerli bir insan, bilim adamı ve yazar olduğunu belirterek birlikte hükümette bulundukları dönemlerde hayranlık duydukları çok başarılı bir kültür bakanı olduğunu söyledi. ''Bu korkunç bir cinayet. Kuşkusuz bu rejime karşı yönelen saldırılardan biridir'' diyen Ecevit, hiçbir kesimin bu tür cinayetler, çılgınlıklarla Türkiye'yi yolundan saptıramayacağını kaydetti. Ecevit'in konuşması sırasında hastane önünde bekleyen bazı yurttaşlar, ''İstifa et'' diye bağırdılar. Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Devlet Bahçeli, çok üzgün olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu: ''Türk milleti değerli bir bilim adamı ve aydın bir şahsiyeti ve çok kıymetli bir basın mensubunu bombalı bir saldırı sonucu kaybetmiştir. Millet olarak başımız sağ olsun, diyorum. Ailesine başsağlığı diliyorum ve böyle terör saldırılarının artık Türkiye'de son bulması için her türlü gayretin gösterilmesi gerektiğine inanıyorum. En kısa zamanda da faillerinin yakalanmasını bekliyoruz. Bu konuda hükümetimiz kararlıdır.'' Cinayeti henüz herhangi bir örgütün üstlenmediğini kaydeden Bahçeli, ''Ama nereden gelirse gelsin kabul edilmeyecek bir durumdur. Türkiye'de artık bu tür saldırılara son verilmelidir'' dedi. 'Saldırı, Türkiye'nin geleceğine yönelik'TBMM Başkanı Yıldırım Akbulut , saldırıdan büyük üzüntü duyduğunu belirterek şunları söyledi:''Ahmet Taner Kışlalı, hayatı boyunca çağdaş, demokratik ve laik cumhuriyetin, Atatürk ilke ve inkılaplarının, uzlaşma ve barışın savunucusu olmuştur. Bu bakımdan kendisine yöneltilen menfur saldırı, aynı zamanda merhum Kışlalı'nın şahsında bu temel değerlerimizi de hedef almıştır. Hangi hain merkezden yönlendirilirse yönlendirilsin bu tür saldırılar, karanlık emellere ulaşamayacaktır. Devletimiz ve milletimiz, yüce önder Atatürk 'ün aydınlık yolunda ilerlemeye devam edecektir.'' Kültür Bakanı İstemihan Talay , suikastın Türkiye'nin aydınlık geleceğine yönelik bir saldırı olduğunu bildirdi. Kışlalı'nın barıştan, kardeşlikten ve dostça ilişkiler içinde ülkenin daha iyiye gitmesinden yana olan düşünceyi temsil ettiğini belirterek ''Böyle bir insana yönelik saldırıyı akılla mantıkla açıklamak mümkün değildir. Bu, doğduran doğruya ülke bütünlüğüne, birliğine yöneliktir. Ülkeyi destabilize etmek isteyenlerin bir oyunudur. Türk milleti bu oyuna gelmeyecektir'' dedi. Devlet Bakanı Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel , Kışlalı'nın hain bir suikast sonucu en verimli çağında yaşamını kaybetmesi nedeniyle yürekten yaralandıklarını bildirdi. Gürel, ''Bu hain olayı ve faillerini nefretle kınıyor, acınızı içten paylaşıyorum. Ülkesine büyük hizmetleri ve eserleriyle unutulmazlar arasına giren Ahmet Taner Kışlalı'yı daima kalbimizde yaşatacağız'' dedi. Kışlalı'nın hain bir saldırı sonucu öldürülmesi üzerine CHP MYK olağanüstü toplantıya çağrılırken CHP Genel Başkanı Altan Öymen, Muammer Aksoy , Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı'nın kişilikleri arasındaki benzerliğe dikkat çekerek önceki cinayetlerin aydınlatılamamış olmasının kendilerini karamsarlığa ittiğini kaydetti. Terörle mücadele yetkililerinin, suikastı bir örgütün yapmış olabileceğini söylediklerine işaret eden Öymen, ''Güvenlik görevlilerinin görevi, bu konuda tahminler yürütmenin yanı sıra, o tahminlerin kanıtlarını da bulmaktır. Atatürk devrimlerini savunan Laik Cumhuriyeti korumaya yönelik faaliyetlerde bulunan kimseleri cezalandırmak ve onlar gibi düşünenlere gözdağı vermek için yapılmış bir cinayet olmuş olabilir, ama vatandaşlar arasındaki nefreti körüklemek için de yapılmış olabilir'' diye konuştu. ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz , ''Aydınlık kafası, demokrat kişiliği ile tanıdığım Sayın Kışlalı'nın kaybının sadece ailesini, çalıştığı gazete mensuplarını değil, ülkemizde uzlaşmadan yana olan tüm aydınları acı içinde bıraktığına inanıyorum'' dedi. DYP Genel Başkanı Tansu Çiller , Kışlalı'nın bir şiddet eylemine kurban gittiğini belirterek ''Şiddetten medet umanları şiddetle kınıyorum'' dedi. 'Türkiye, Cezayir yapılmak isteniyor'DSP İstanbul Milletvekili Rıdvan Budak , suikastın laikliğe, demokrasiye, Atatürkçülüğe ve Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı yapılmış bir saldırı olduğunu söyledi. Daha önceki cinayetlerin çözümlenememiş olmasının karanlık cinayet şebekelerine güç verdiğini kaydeden Budak, mesajında şunları söyledi:''Ülkemiz bir Cezayir yapılmak istenmektedir. Devleti savunanlara ve devlete yapılan saldırılara karşı kayıtsız kalınmamalı, unutulmamalı ve cinayetin failleri mutlaka yakalanmalıdır. İnanmak istiyorum ki başta İçişleri Bakanı olmak üzere devletin ilgili tüm kurumları bu cinayetin akıbetini karanlıkta bırakmayacak ve failler mutlaka yakalanacaktır. Tüm demokratların, laiklik savunucularının ve halkımızın başı sağ olsun.'' ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras , Kışlalı'yı kaybetmenin derin üzüntüsü içinde olduklarını belirterek suikastın demokrasi güçlerine yönelik olduğunu vurguladı. Gazetemizi ziyaret eden İP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Yalçın , suikastın Cumhuriyet Devrimi kuvvetlerine yönelik bir saldırı olduğunu kaydederek ''Tek tek insanları nasıl koruyacağımızdan çok, cumhuriyete saldırının nedenlerini düşünmeliyiz. Bir çatışma yaşanıyor. Bu çok büyüktür. Türkiye'yi ciddi bir şekilde irtica tehdit ediyor. Ahmet Taner Kışlalı'nın neden korunmadığı şimdi tartışılacaktır ama cumhuriyet korunmasız bırakılmıştır. Düşman her cepheden saldıracaktır. Türkiye'ye bir savaş açılmıştır. Bu savaşı açan Batı Emperyalizmi'dir. Laik, Cumhuriyetçi bekçilerimizi öldürüyorlar'' dedi. DTP Genel Başkan Vekili İsmet Sezgin , Kışlalı'nın, Türkiye'nin huzurunu bozmak ve toplum içinde gerilimler yaratmak isteyen karanlık güçler tarafından hedef seçilmesinin dikkat çekici olduğunu belirterek ''Ülkenin aydın insanlarını, düşünen insanlarını yok ederek bir yere varılamayacağının artık anlaşılması gerekir. Bu yolu daha önce de deneyenler çıktı. Başarılı olamadılar. Sonları hep hüsran oldu. Başarılı olamamalarının nedeni, Cumhuriyetimizin temel ilkelerine, demokratik ve laik düzenimize bütün bir ulus olarak sahip çıkmamızdır'' dedi. Saldırı sonrası Kışlalı'nın evine ve Bayındır Hastanesi'ne gelen Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal , Kışlalı'nın bir kara terör kurbanı olduğunu kaydetti. Baykal şunları söyledi: ''Türkiye'de bir uzlaşmacı ortamın şekilleneceği umutlarının en yükseğe çıktığı bir dönemde böyle bir kara terörün sergilenmiş olması herkes için düşündürücü olmalıdır. Hangi koşullarda, hangi ortamda terör olayının yaşandığını herkesin düşünmesi ve konumunu gözden geçirmesi zorunludur. Ülkemiz birbiri ardına çok acı olaylarla karşı karşıya geldi. Bu zincirin en son halkası Kışlalı'nın kaybedilmesidir.'' Türkiye'nin bu noktaya sürüklenmesinden ve buna katkı yapanları görmekten üzüntü duyduğunu belirten Baykal, ''Umut ediyorum, Kışlalı'nın teröre kurban olması Türkiye'nin kendine gelmesine, gerçeklerin artık doğru değerlendirilmesine, toplumun içinde bulunduğu durumu aşmasına yardımcı olur. Terörü besleyen odaklara karşı siyasetçilerin kararlı ve net tavır takınması lazım. Böyle bir sonuç elde edilirse bundan teselli bulma durumunda olacağız'' diye konuştu. Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk , Maliye Bakanı Sümer Oral , Sağlık Bakanı Osman Durmuş , Devlet Bakanı Fikret Ünlü , Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen , Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan , BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu , DSP İstanbul Milletvekili Nazire Karakuş , Eski Sanayi Bakanı Yalım Erez , Çankaya Belediye Başkanı Haydar Yılmaz , ÖDP Çankaya İlçe Başkanı Hayri Paker , CHP PM üyeleri Murat Karayalçın ve Ertuğrul Günay gazetemize gönderdikleri mesajlarda Kışlalı'nın uğradığı bombalı saldırı sonucu yaşamını yitirmesinden sonsuz üzüntü duyduklarını belirterek gazetemiz çalışanları ve Kışlalı'nın ailesine başsağlığı dilediler. Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) İzmir İl Başkanı Haluk Tekeli , Kışlalı'ya saldırının Abdullah Çatlı 'nın suç ortağı Haluk Kırcı 'nın affedilmesine ramak kala gerçekleştirildiğine dikkat çekerek ''Şimdiye kadar faili bizce belli bu tür cinayetlerin sorumlularının açığa çıkarılmayışı, rastlantı sonucu yakalananların ise adeta kahraman ilan edilerek Oral Çelik gibi salıverilmeleri bugünkü durumun başlıca nedenidir'' dedi. Alçakça saldırının sorumlularının derhal yakalanması ve ölüm emrini verenlerin açığa çıkarılmasını isteyen Tekeli, hesap sorma konusunda ısrarlı olunması gerektiğini vurguladı. CHP Karşıyaka İlçe Başkanı H.Süha Barlak , Kışlalı'nın bombalı suikast sonucu yaşamını yitirmesini üzüntüyle karşıladıklarını belirterek saldırıyı şiddetle kınadıklarını bildirdi. İşçi Partisi Buca İlçe Örgütü, saldırıyı kınadı. Bu arada gazetemizi arayan CHP PM üyesi Bülent Baratalı , eski milletvekili Veli Aksoy , Aliağa Belediye Başkanı Hakkı Ülkü, Alpaslan Berktay başsağlığı dilediler. Birçok Cumhuriyet okuru da gazetemize gelerek Kışlalı adına açılan defteri imzaladılar. CHP İstanbul İl Başkanı Mehmet Bölük de, Kışlalı'nın katillerinin kendilerinden başkasına tahammül edemeyen ve ülkeyi ortaçağ karanlığına sürüklemek isteyenler olduğunu belirterek bu odaklarla mücadele edemeyen, cesaretlendiren beceriksiz hükümetlerin de sorumlu olduğunu savundu. Eski CHP Parti Meclisi Üyesi Bedri Baykam da cinayeti, Atatürk Cumhuriyeti'ni hazmedemeyen yobaz din simsarlarının işlediğini savunarak kimsenin cinayeti provokasyon olarak nitelememesini istedi. Eski CHP İstanbul Milletvekili Bülent Tanla da cinayetin, laik demokratik cumhuriyete yönelik olduğunu belirterek bu kez olayın aydınlatılmasını ummak istediğini söyledi. İstanbul Milletvekili Av. Nazire Karakuş ve eşi de mesajlarında, gericilik ve bağnazlığa başkaldırının, ırkçılığa karşı ulusçuluğun, ümmet yerine yurttaş olmanın savunucusu Kışlalı'ya yönelik saldırıyı lanetlediler. Kışlalı'ya saldırıyı kınayan siyasiler, siyasi parti ve yerel yönetim temsilcileri şunlar: İstanbul Milletvekili İsmail Aydınlı , Yozgat Milletvekili Lütfullah Kayalar , Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Macit Özcan , Bahçelievler Belediye Başkanı Saffet Bulut , CHP Rize Kalkandere İlçe Başkanı Sefa Tüfekçioğlu , CHP Trabzon İl Başkanlığı, Eski CHP Kadıköy İlçe Başkanı Güven Aydoğmuş , Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül , Kuşadası Belediye Başkanı Fuat Akdoğan , Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk , SİP Genel Merkezi, ÖDP İstanbul İl Yönetim Kurulu, Beşiktaş Belediye Başkanı Yusuf Namoğlu , Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Bekir Kumbul. MUMCU SUİKASTININ ÜZERİNDEN 6 YIL GEÇTİ, FAİLLER HÂLÂ MEÇHUL Sekiz hükümet çözemediANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Gazetemiz yazarı Uğur Mumcu 'nun katledilmesinin ardından Türkiye'de parlamentoda bulunan bütün partilerin iktidara geldiği 8 hükümet, cinayeti aydınlatamadı. Mumcu'nun katledilmesinin ardından geçen 6 yılda 8 hükümet, 5 başbakan, 10 içişleri bakanı, 9 adalet bakanı, 5 savcı değişti. TBMM'de 3 komisyon suikast üzerinde çalıştı, ancak komisyon raporlarındaki öneriler göz ardı edildi. Süleyman Demirel 'in başbakanlığı döneminde 24 Ocak 1993'te meydana gelen cinayetin ardından kurulan hükümetlerde başbakan ve içişleri bakanı olarak görev yapan siyasetçiler şöyle:49. hükümet: Başbakan Süleyman Demirel . (30 Kasım 1991-5 Temmuz 1993) 50. hükümet: Başbakan Tansu Çiller . (5 Temmuz 1993-2 Ekim 1995) 51. Hükümet: Başbakan Tansu Çiller. (2 Ekim 1995-30 Ekim 1995) 52. hükümet: Başbakan Tansu Çiller. (30 Ekim 1995-6 Mart 1996) 53. hükümet: Başbakan Mesut Yılmaz . (6 Mart 1996-28 Haziran 1996) 54. hükümet: Başbakan Necmettin Erbakan . (28 Haziran 1996-30 Haziran 1997). 55. hükümet: Başbakan Mesut Yılmaz. (30 Haziran 1997-11 Ocak 1999) 56. hükümet: Başbakan Bülent Ecevit . (11 Ocak 1999-28 Mayıs 1999) 57. Hükümet: Başbakan Bülent Ecevit. (28 Mayıs 1999 -). Verilen sözler tutulmadıİstanbul Haber Servisi - Gazetemiz Yazarı Uğur Mumcu 'nun failleri ortaya çıkarılamayan bombalı bir suikast sonucu öldürülmesinin ardından devletin en üst düzey yetkilileri, katillerin bulunacağına yönelik ''namus sözleri'' vermişti. Dönemin cumhurbaşkanı, başbakanı, başbakan yardımcısı, içişleri bakanı ve emniyet genel müdürü suikastın mutlaka çözüleceğine ilişkin demeçler verirken, aradan geçen altı yıla karşın ''onur meselesi'' yaptıklarını söyledikleri cina yetin failleri hâlâ bulunamadı.TURGUT ÖZAL (Dönemin Cumhurbaşkanı): ''Devletimiz bütün imkânlarıyla Uğur Mumcu'nun katillerinin bulunması ve adalet önüne çıkarılması için elinden geleni yapacaktır. Bu hususta bütün ilgililere her türlü talimat tarafımdan verilmiştir.'' SÜLEYMAN DEMİREL (DöneminBaşbakanı): ''Bence önemli olan, cinayeti kimin üstlendiği değil, cinayeti kimin işlediğinin ortaya çıkarılması. Bu cinayetin nasıl işlendiği, bombanın nasıl konulduğu çıkar, çıkarılır. Tabii bu Uğur Mumcu'yu geri getirmez. Üç faili meçhul cinayetin dışında diğerlerinin nasıl olduğu aydınlatıldı. Onların da aydınlatılmasına çalışılıyor. Bu cinayetin de nedeni bulunacak.'' ERDAL İNÖNÜ (Dönemin Başbakan Yardımcısı): ''Mumcu'nun katillerini bulmak, adalete teslim etmek, suçluları cezalandırmak, böylesi cinayetlerin bir daha işlenmemesini sağlamak hükümetimizin namus borcudur, bunu yapacağız. Hükümet olarak Uğur Mumcu'nun katillerinin ortaya çıkarılmasını vaat ediyoruz. Emniyetimiz, güvenlik güçlerimiz, bir an evvel katili, katilleri, kimlerse onlar, bulmak için bütün gücüyle çalışacaktır. Bunu umutla bekleyeceğiz. Bütün ihtimalleri hepimiz düşüneceğiz. Güvenlik güçlerimiz inceleyecekler, araştıracaklar ve umarım yakında katilleri bulacaklar.'' İSMET SEZGİN (Dönemin İçişleri Bakanı): ''Olayı onur meselesi yaptık. Milletimizin de yardımıyla bu cinayeti ortaya çıkaracağız. Cesur bir kalemdi, bu kalemi kıranları yakalayacağız. Bunu mutlaka çözeceğiz ve yiğit eli, demokratik düzen için gayret eden eli ve bunun kalemini kıranın biz de kafasını kıracağız. Suikastla ilgili bilgi sahibi kişi veya kişileri polise yardımcı olmaya çağırıyoruz. Bu kişileri bugüne kadar emniyet tarihinde görülmemiş bir büyüklükte mükâfatla ödüllendireceğiz.'' İki katliamda büyük benzerlik Yöntem aynı hedef aynıANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Gazetemiz yazarları Uğur Mumcu ve Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı 'ya yönelik yapılan bombalı suikastlar arasında büyük benzerlikler olduğu belirlendi. Her iki yazarımız da evlerinin önüne park ettikleri arabalarına yerleştirilen el yapımı bombaların patlaması sonucu yaşamını yitirirken, Mumcu da Kışlalı da emniyet birimlerinden koruma talep etmemişlerdi.Arabaya bomba: Her iki olayda da evin önüne park edilen arabaya bomba yerleştirildi. Mumcu, 24 Ocak 1993 günü saat 13.15 civarında evinden çıktı, arabasını hareket ettirdiğinde misina ile teker jantına bağlanan ateşleme düzeni bombayı patlattı. Kışlalı olayında da arabanın ön kaputuna poşet içinde bir bomba yerleştirildiği, yazarımızın poşeti kaldırmasıyla birlikte patlamanın gerçekleştiği bildirildi. Bombanın tipi: Mumcu suikastında Çek yapımı RDX patlayıcılı C-4 tipi bir bombanın kullanıldığı saptanmıştı. Kışlalı'ya yapılan suikastta kullanılan patlayıcının da ''el yapımı parça tesirli boru bomba'' olması, iki olay arasındaki benzerliğin önemli göstergesi. Yağlı bir ekmek hamuru kıvamında olan C-4 tipi bombaya da elle istenilen şekil verilebiliyor. Emniyet birimleri, bombanın Mumcu'nun arabasına yerleştirilmesinin 25-30 saniyelik bir iş olduğunu bildirmişlerdi. Kışlalı'nın arabasına yerleştirilen patlayıcı düzeneğinin de böyle kısa bir sürede yerleştirilebileceği kaydediliyor. Düzenek de benzer: Her iki olay da ''bubi tuzağı'' yapıldığı izlenimi verdi. Mumcu'nun arabasına konan bombanın ateşleme düzeni, bir misina ile teker jantına tutturuldu. Mumcu'nun arabaya binmesinden sonra, arabadaki ufak bir hareketlenme, misinanın gerilmesi ya da boşalması üzerine ateşleme düzenini harekete geçirdi. Patlayıcı da yapıştırıldığı yüzeyin, yani şoför mahallinin tam altında, arabanın içine doğru patladı. Kışlalı'ya düzenlenen suikastta da, arabanın ön kaputuna konan bombanın bir misina ile sileceğe bağlanmış olabileceği, yazarımızın bombanın yerleştirildiği poşeti kaldırması üzerine misinanın gerilerek ateşleme düzeninin harekete geçmiş olabileceği kaydedildi. Dinci örgütler üstlendi: Mumcu suikastının gerçekleşmesinden hemen sonra gazetemizi arayan bir kişi olayı ''İslami Kurtuluş Örgütü'' nün üstlendiğini söyledi. Ancak olayın duyulmasının ardından İBDA-C ve PKK de basın-yayın organlarını arayarak olayı kendilerinin üstlendiğini bildirdiler Saldırıya uğrayan Cumhuriyet yazarlarıHaber Merkezi - Bombalı saldırı sonucu yaşamını yitiren yazarımız Ahmet Taner Kışlalı , son 20 yılda Cumhuriyet yazarlarına yönelen saldırılar zincirinin son halkası oldu. Gazetemiz; Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Ümit Kaftancıoğlu, Cavit Orhan Tütengil, Onat Kutlar gibi çok değerli yazarlarını yitirirken Server Tanilli saldırı sonucu sakat kaldı.Tütengil Hoca İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Sosyoloji Enstitüsü Başkanı ve gazetemizin yazarlarından Prof. Cavit Orhan Tütengil , 1979 yılının 7 Aralık sabahı saat 07.45'te Levent'teki Sülün Sokak'ta bulunan İETT durağında, silahlı dört kişi tarafından öldürüldü. Saldırganlar, Tütengil'in cesedinin üzerine, ''Ne Amerika Ne Rusya, Bağımsız Türkiye- Anti Terör Birliği'' yazılı bir not bıraktılar. Polis, olay yerinde 9 milimetre çapında 12 boş kovan buldu. Tütengil cinayetinde yapılan soruşturma ve yargılamalar ise sonuçsuz kaldı. Hatta yargılama dosyası bile kayboldu. Tütengil'in cenazesi, 9 Aralık 1979 günü Şişli Camii'nden olaylı bir biçimde kaldırıldı. Cenazeye katılmak isteyenlerle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışma sonunda bir işçi öldü, sekiz kişi yaralandı. Yaralananlardan biri de, gazetemizin bir diğer yazarı, Ümit Kaftancıoğlu idi. Kaftancıoğlu, bu törenden aylar sonra bir başka hain saldırının hedefi oldu... Susmayan Kalem: Kaftancıoğlu Makaleleri gazetemizin sayfalarında sık sık yer alan TRT yapımcısı ve yazar Ümit Kaftancıoğlu , Mecidiyeköy Sakızağacı durağı önünde 11 Nisan 1980 günü sabah saat 07.50'de silahlı iki faşistin saldırısına uğradı. Şişli Çocuk Hastanesi'ne kaldırılan yazarımız Kaftancıoğlu, müdahalelere karşın kurtarılamadı. 11 Kasım 1980 günü gözaltına alınan Ahmet Mustafa Kıvılcım , Kaftancıoğlu cinayetiyle ilgili olarak polise şunları anlattı: ''İstanbul Ülkücü Gençlik Derneği Başkanı Hasan Küçük, Ümit Kaftancıoğlu hakkında istihbarat yaparak oturduğu yeri ve otomobilinin plakasını tespit etmiş. Bu şahsın gazetelerden fotoğraflarını keserek, topladığı bilgilerle birlikte bu fotoğrafları İrfan Çakıca ve Yusuf Teke 'ye vermiş. Ümit Kaftancıoğlu'nun solcu olduğunu, öldürülmesi gerektiğini söylemiş ve öldürün diye emretmiş. İrfan Çakıca beni buldu, Hasan Küçük'ün emrini iletti, gelip gelmeyeceğimi sordu. Kabul ettim. 11 Nisan 1980 sabahı saat 07.00 sularında Karadeniz Kıraathanesi'nde buluştuk. Gaspettiğimiz bir otomobille Sakızağacı'na geldik. Saat 07.50 sularında öldüreceğimiz kişi evinden çıktı, arabasının yanına geldi. İrfan'la yanına gittiğimizde arabasının camını siliyordu. İrfan 4-5 el ateş etti. Ben de bir el ateş ettim. Ümit Kaftancıoğlu'nu biz öldürdük. Sonra kaçtık.'' Ülkücü militan, Kaftancıoğlu cinayetini böyle anlattı, ama mahkemede her şeyi inkâr etti. Ancak, kendisinin gösterdiği yerde iki silah bulundu ve birinin Kaftancıoğlu cinayetinde kullanıldığı balistik raporlarıyla kanıtlandı. Yapılan yargılama sonunda emri verdiği açıklanan Hasan Küçük, ateş ettiği belirtilen İrfan Çakıca ve otomobili kullandığı söylenen Yusuf Teke ortada yoktu. Sadece Ahmet Mustafa Kıvılcım, TCK'nin 450/4 maddesinden ömür boyu hapse mahkûm oldu. Tanilli'ye sıkılan kurşun İstanbul Üniversitesi Anayasa Kürsüsü Doçenti Server Tanilli, 7 Nisan 1974 günü saat 21.30 sıralarında evine giderken Suadiye Avşar Sokak girişinde silahlı saldırıya uğradı. Tanilli, evine 150 metre kala pusu kuran bir otomobilden atılan kurşunlardan dördüne hedef oldu. Üniversite çevrelerinde devrimci-demokrat kişiliğiyle tanınan ve çok sevilen Doç. Tanilli, bu saldırıdan sonra felç oldu. Yaşamı tekerlekli sandalyeye bağlanan Tanilli, tedavi olmak için gittiği Paris'ten gazetemize yazmayı halen sürdürüyor. Bahriye Üçok 12 Eylül öncesinde yazarlarımıza yönelik saldırıların kaynağı sivil faşist çetelerdi. 12 Eylül 1980 sonrası yazarlarımıza yönelen şiddet, bu kez, kendilerine İslamcı diyen dinci çetelerden kaynaklanıyordu. Yazarlarımıza yönelik saldırıların ikinci perdesi, 6 Ekim 1990 günü Çankaya Caddesi'ndeki evine gönderilen bir kargo paketinin patlamasıyla ölen Prof. Bahriye Üçok ile açıldı. İlahiyat Fakültesi eski öğretim üyesi ve SHP Parti Meclisi Üyesi Prof. Bahriye Üçok, toplumsal ve siyasal sorunlarla ilgili düşüncelerini Cumhuriyet sayfalarında ortaya koyuyordu. Atatürk ilkelerinin yılmaz savunucusu Üçok'la ilgili soruşturmadan henüz bir sonuç alınamadı. Muammer Aksoy Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı, Atatürkçülüğün ve bağımsızlığın ödün vermez savunucusu Prof. Muammer Aksoy, 31 Ocak 1990 günü saat 19.05'te Ankara Bahçelievler'deki evine giderken öldürüldü. Cinayetten iki saat kadar sonra gazeteleri arayan bir kişi, ''Tesettür konusunda İslama karşı takındığı tavır nedeniyle Müslümanlar tarafından cezalandırıldı. Olay İslami Hareket adına üstleniliyor. 7.65 Baretta ile cezalandırılmıştır'' dedi. Muammer Hoca'nın dosyasında, öldürüldüğü gün elde edilen üç boş kovanın dışında bir şey yoktu. Olay hâlâ faili meçhul... Prof. Muammer Aksoy'un cenazesinde gazetemizin bir başka yazarı, hocasının fotoğrafını kortejin en önünde kucağında taşıdı. Bu yazarımız, 1993 yılında yitirdiğimiz Uğur Mumcu'ydu... Mumcu... ve ödenmeyen masum borç Ve 24 Ocak 1993. Ankara, Karlı Sokak. Yazarımız Uğur Mumcu 'nun, evinin önünde park ettiği otomobiline binerken patlayan bomba, Mumcu'nun bedenini, bizim de yüreklerimizi parçaladı. Türk basın tarihinin kalpaksız Kuvayı Milliye'cisi, keskin kalemini son yolculuğuna on binler uğurladı. Cenaze töreninde on binler hep bir ağızdan 'Yiğidim Aslanım' türküsünü söylediler ve 'Türkiye laiktir, laik kalacak' sloganını attılar. Dönemin siyasileri, suçluların bulunması yönünde namus sözü verdiler, ancak olayın aydınlatılması sürecinde bir arpa boyu yol alınamadı. Soruşturma ile ilgili olarak 5 savcı görevlendirildi, 3 komisyon kuruldu, ama cinayet hâlâ faili meçhul. Bu arada Abdullah Argun Çetin adlı bir kişi cinayete katıldığını öne sürdü. Çetin hakkında Ankara DGM Başsavcılığı idam istemiyle dava açtı. Onat Kutlar Gazetemiz yazarı, sinemacı Onat Kutlar , 30 Aralık 1994'te The Marmara Oteli'nin pastanesinde meydana gelen patlama sonucu ağır yaralandı. Patlama sonucu omuriliği zedelenen yazarımız, Amerikan Hastanesi'nde 12 gün boyunca sürdürdüğü yaşam mücadelesinde yenik düşerek yaşamını yitirdi. Kutlar'ın ölüm nedeni, birden fazla organının iflas etmesi olarak açıklandı. Olayla ilgili olarak açılan dava halen İstanbul DGM'de sürüyor.
Fotoğrafın üzerindeki çarpıHaber Merkezi - Türkiye'yi ortaçağ karanlığına sürüklemek isteyen gericiler, Cumhuriyetin aydınlanmacı, ilerici yazarlarını her zaman hedef gösterdi. Cumhuriyetin temel kazanımlarına ve Atatürk ilke ve devrimlerine karşı her gün kışkırtıcı yayınlarıyla saldıran dinci basın, diğer Cumhuriyet yazarlarına saldırdığı gibi,Ahmet Taner Kışlalı 'yı da hedef göstermişti. 13 Mayıs 1999 tarihli sayısında, fotoğrafının üzerine çarpılar koyarak ''Yuh pişkin zorba'' , ''Zorba Kemalist gemi azıya aldı'' başlıkları atan Akit gazetesi, hedef gösterme kampanyasında başı çekiyordu. Ahmet Taner Kışlalı, diğer bütün Cumhuriyet yazarları gibi, canı pahasına da olsa ilkelerinden ödün vermedi. HABERLER, CUMHURİYET GAZETESİ'NİN İNTERNET SİTESİNDEN ALINMIŞTIR. | |||||
| |