| KIŞLALI OLAYI  ANA SAYFA| BELGENET ANA SAYFA

 

AHMET TANER KIŞLALI

23 EKİM 1999 

 
KIŞLALI SUİKASTTE HAYATINI KAYBETTİ                          

CUMHURİYET GAZETESİ'NDE YER ALAN BAZI HABERLER

'Laikliğin bekçisiyiz'
Kışlalı'yı uğurluyoruz
5 koldan soruşturma yapılıyorum
Genelkurmay'dan tepki
TBB'nin faili meçhul raporu
Siyasilere büyük öfke
'Ürperten zihniyet'
Akit'e suç duyurusu
Bombalı suikast tüm dünyada kınandı



Kışlalı'nın ödün vermeden savunduğu ilkeler milyonların güvencesi altında

'Laikliğin bekçisiyiz'

**Gazetemiz yazarı Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı'nın bombalı bir saldırı sonucu öldürülmesinin ardından üniversiteler, kamu kurumları ile özel kuruluşlar, sendikalar, sivil toplum örgütleri ve meslek kuruluşları yayınladıkları bildirilerle olayın takipçisi; demokrasi, Atatürkçülük ve laikliğin bekçisi olacaklarını vurguladılar.

Haber Merkezi - Gazetemiz yazarı Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı 'nın bombalı bir saldırı sonucu öldürülmesinin ardından üniversiteler, kamu kurumları ile özel kuruluşlar, sendikalar, sivil toplum örgütleri ve meslek kuruluşları yayımladıkları bildirilerle olayın takipçisi; demokrasi, Atatürkçülük ve laikliğin bekçisi olacaklarını vurguladılar.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz, ''Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilkelerinin ve Atatürkçülüğün yılmaz savunucusu, değerli bilim adamı'' olarak nitelendirdiği Kışlalı'yı kaybetmekten sonsuz acı duyduğunu vurguladı. Gürüz, ''Merhumun kişiliğinde Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türk milletini hedef alan bu saldırı, Türk yükseköğretim camiasının köktendinci ve bölücü akımlarla mücadele azmini güçlendirmiş ve bu mücadelenin haklılığını bir kez daha acı bir şekilde gözler önüne sermiştir'' dedi.

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkanı Yekta Güngör Özden açıklamasında, ''Yüreğimizi derinden saran acıya dayanmaya çalışarak ölümlerden korkmadan ve hiçbir gözdağından yılmadan Atatürk yolunda koşumuzu sürdüreceğiz'' dedi. Özden, şöyle devam etti:

'' Abdi İpekçi olayından bu yana sorumlu ve yetkili organların, görevli kişilerin bir tür aldırmazlıkla olaya yaklaşımları; insan haklarını ve demokrasiyi yozlaştıran tutumları; hukuku siyasallaştırma çabaları ve siyasal amaçlı ödünleri; insanlık, inanç, düşünce ve yaşamla asla ilgisi olmayan anlamsız hoşgörüler, izlenmeyen ve önlenmeyen kışkırtmalar; gericiliği siyasal çirkinlik örneği zikzaklarla okşayanlar, verdikleri sözü unutanlar, devletimizin onuruyla oynayan aymazlar düşünmelidirler. Türkiye aydınlanmasına katkıda bulunanlar birer birer ortadan kaldırılarak karanlık düzen gerçekleştirilmek istenmektedir.'' 

Hukuksal bağlamda ve günlük yaşamda yeterli önlem alındığı kanısını taşımadıklarını belirten Özden, ''Sorumlusu ve sanığı bulunamayan olaylar ile gericiliğe kurnazca verilmeye çalışılan destekler bağnazları yüreklendirmiştir. Bunlar laik Türkiye Cumhuriyeti düşmanlarıdır'' dedi.

Üniversitelerden kınama 

Gazi Üniversitesi Senato Kararı'nda, temelleri Atatürk tarafından atılan laik, demokrat Türkiye Cumhuriyeti devletinin ''bölünmez bütünlüğünü koruyabileceğini, kuruluşundaki çağdaş ilkelerinden sapmayacağını gösterdikçe, hainlerin devlet çöktü çökecek umuduna kapıldığı anlarda dimdik ayakta olduğunu ve kahreden gücüyle varlığını sürdüreceğini kanıtladıkça yeni oyunlarla karşı karşıya bırakıldığı'' belirtildi. Senato olarak Atatürk ilkelerinin ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin savunucuları olmayı sürdürecekleri belirtilen kararda şöyle dendi:

''Ama yine unuttular ki niceleri yok edilmelerine karşın, fikirleri daha da güçlü olarak ayakta kaldı. Kışlalı'nın düşmesiyle de bayrak inmeyecek, savunduğu fikirler ve Türkiye Cumhuriyeti daha da güçlenerek varlığını sürdürecektir.'' 

Sakarya Üniversitesi Senatosu'ndan yapılan açıklamada, saldırının aslında Türk ulusunun birliği ve bütünlüğüne düzenlendiği kaydedildi. Açıklamada, karanlık güçlere şöyle seslenildi:

''Bu ülkede artık insanlar oyuna gelmeyecektir. Sizlerin çirkin emellerine alet olmayacak, Atatürk'ün çizdiği birlik, beraberlik ve çağdaş uygarlık yolunda ilerleyecektir. Ülkemizin gelişmesi için çırpınan aydınlarımızı haince katleden şer odaklarının bir an önce yakalanarak adalet önüne çıkarılmasını bekliyoruz.'' 

Hacettepe Üniversitesi Senatosu da, olayla birlikte Atatürkçülük ve laikliğe yapılan saldırıları kınadı.

Sol Güçbirliği Kurulu Genel Başkanı Prof. Dr. M. Tahir Hatipoğlu , açıklamasında ''Bu alçakça cinayet, karanlık güçlerin baykuşları tarafından, Cumhuriyet'e ve Cumhuriyet Gazetesi'ne yönelik işlenmiştir. Kanımız o ki bunu, devlet içine çöreklenmiş ve devlet tarafından beslenmiş caniler işlemiştir'' dedi. Türkiye'nin ilerici, aydınlanmacı ve solcu güçlerin birliğine ve dayanışmasına gereksinim duyduğunu vurgulayan Hatipoğlu, ''Artık başka seçeneğimiz kalmamıştır. Türkiye, karanlıkçılara teslim olmak üzeredir. Her gün dirençler kırılmakta, yılgınlıklar artmaktadır. Kışlalı'ya yapılan bu alçakça cinayet hepimize yapılmıştır. Nefretle kınıyoruz'' dedi.

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı avukat Ali Ersin Gür , açıklamasında ''Görülen odur ki Susurluk çetesi görevine devam etmektedir. Devlet Susurluk olayını tamamen açığa çıkarmadığı ve bu cinayetlerin faillerini yakalayıp cezalandırmadığı müddetçe benzer cinayetler işlenmeye devam edilecektir. Bizler bu cinayeti işleyenleri lanetlerken, demokrasiden yana olan tüm güçleri de daha cesur olmaya ve ortak mücadeleye davet ediyoruz'' dedi.

Belediye-İş Sendikası Genel Başkanı Nihat Yurdakul , cinayetin failinin bulunamaması durumunda ülke insanının geleceğe ilişkin umudunun hiç kalmayacağını, karamsarlık bulutlarının ülkenin üzerinden hiç kalkmayacağını belirtti. Yurdakul, ''Aksine karanlık ideolojilere cesaret verecektir. Belediye-İş, işlenen bu menfur cinayetin aydınlatılıncaya kadar diğer demokratik kitle örgütleriyle birlikte takipçisi olacaktır'' dedi.

Aşık Veysel Kültür Derneği Genel Başkanı Hüseyin Özer , karanlık güçlerin bu gibi saldırılarla kendilerini yıldıramayacağını belirterek, ''Eskisinden daha kararlı bir şekilde el ele, gönül gönüle aydınlık bir Türkiye'yi yeniden yaratacağımızı korkmadan haykırıyoruz'' dedi.

Körler Federasyonu Başkanı avukat Turhan İçli , saldırının, Türkiye'yi ortaçağın karanlıklarına sürüklemek isteyenlerce Cumhuriyet devrimlerine, ülkenin geleceğine yapıldığını belirtti.

Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Sanayici ve İşadamları Derneği (ASAD) Yönetim Kurulu Başkanı Sayıl Dinçsoy , açıklamasında büyük üzüntü içinde olduğunu belirterek, ''Düşüncesini özgürce dile getiren, inancı olmasına rağmen inançsız diye suçlanarak öldürülen, laik, Atatürkçü gazeteci dostu'' Kışlalı için başsağlığı diledi.

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı'ndan avukat Kahraman Aytaç , mesajında, devletin önemli birimlerine sızan bazı güçler temizlenmedikçe faili meçhul cinayetlerin sonunun geleceğine inanmadıklarını belirtirken, Cumhuriyet, demokrasi ve laikliğin bekçiliğini yapacaklarını duyurdu.

Türkiye Ziraatçılar Derneği Genel Başkanı İbrahim Yetkin , cinayeti ''demokrasi düşmanlarının ülke içinde çatışma ortamı yaratmak için tezgâhladıkları provokasyonlar zincirinin son halkası'' diye nitelerken, hükümet ve TBMM'nin ''Kanı yerde kalmayacak'' edebiyatına bir son vererek, failleri ortaya çıkarmak için üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerektiğini belirtti.

DİSK/Genel-İş'ten yapılan açıklamada, bu tür eylemlerin barış ve demokrasi yolundaki toplumsal istemleri ve azmi kıramayacağı, bu yönde hareket eden toplumsal güçleri engelleyemeyeceği kaydedildi. Açıklamada, hükümetten şu istemde bulunuldu:

''Katilleri bulun, demokrasinin gelişmesine ve ülkemizin bağımsızlığına kasteden bu tertibin arkasındaki güçleri ortaya çıkarın. Bunu en kısa zamanda yapın, yapamıyorsanız koltuklarınızı bırakın ve gidin. Çünkü, bu durumda ulusun size verdiği görevi yapamıyor, ulusal çıkarlarımızın, demokrasinin ve toplumsal huzurun önündeki tehditleri kavrayamıyorsunuz; ulusu kışkırtmalara karşı koruyamıyor ve temsil edemiyorsunuz demektir.''



YAZARIMIZA SON GÖREV

Kışlalı'yı uğurluyoruz

**Prof. Ahmet Taner Kışlalı için Ankara'da 4 ayrı yerde tören düzenlenecek. Saat 9.30'da ilk anma Meclis'in önünde başlayacak. Cenaze, sırasıyla A.Ü. İletişim Fakültesi, Büyük Tiyatro ve saat 14.00'te gazetemiz önünde düzenlenecek törenlerin ardından, Kocatepe Camisi'nde kılınacak ikindi namazından sonra Karşıyaka Mezarlığı'nda toprağa verilecek.

**Kışlalı için İstanbul'da düzenlenecek tören ise saat 10.30'da gazetemizin bahçesinde başlayacak. Tören, saat 13.00'te saygı duruşunun ardından yazarımız Erdal Atabek ve DSP İstanbul Milletvekili ve eski DİSK Genel Başkanı, Rıdvan Budak'ın yapacağı konuşmalardan sonra sona erecek.

ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Laik cumhuriyetin ödünsüz savunucusu, ADD Genel Başkan Yardımcısı, gazetemiz yazarı, eski kültür bakanı, Ankara Üniversitesi (AÜ) İletişim Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı 'yı bugün son yolculuğuna uğurluyoruz. Kışlalı, TBMM, AÜ İletişim Fakültesi, Büyük Tiyatro ve saat 14.00'te gazetemiz önünde düzenlenecek törenlerin ardından, Kocatepe Camisi'nde kılınacak ikindi namazından sonra Karşıyaka Mezarlığı'nda toprağa verilecek.

Kışlalı için bugün ilk tören TBMM'de yapılacak. Kışlalı için bugün gerçekleştirilecek törenler ve saatleri şöyle:

- Saat 09.30: TBMM.
- Saat 11.00: Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi.
- Saat 12.00: Büyük Tiyatro (Opera binası).
- Saat 14.00: Cumhuriyet Gazetesi Ankara Bürosu. (Bakanlıklar 125/4).

Kışlalı, Kocatepe Camisi'nde kılınacak ikindi namazının ardından Karşıyaka Mezarlığı'nda son yolculuğuna uğurlanacak. Törenler sırasında izlenecek güzergâh şöyle olacak:

- Meclis'teki törenin ardından AÜ İletişim Fakültesi önü.
- Fakülteden sonra, Talatpaşa Bulvarı üzerinden Opera binası.
- Opera'dan Atatürk Bulvarı üzerinden Cumhuriyet Gazetesi'nin Ankara Bürosu önü.
- Cumhuriyet'ten Meşrutiyet ve Mithatpaşa caddelerini izleyerek Kocatepe Camisi.
- Kocatepe Camisi'nden Mithatpaşa Caddesi üzerinden, Atatürk Bulvarı, Opera köprüsü, eski terminal, Karşıyaka Mezarlığı.

Kışlalı için İstanbul'da düzenlenecek tören ise saat 10.30'da gazetemizin bahçesinde başlayacak. Tören, saat 13.00'te saygı duruşunun ardından yazarımız Erdal Atabek ve DSP İstanbul Milletvekili ve Eski DİSK Genel Başkanı Rıdvan Budak 'ın yapacağı konuşmalardan sonra sona erecek.

CHP Parti Meclisi'nin bugün yapacağı toplantı, Kışlalı'nın cenaze töreni nedeniyle ertelendi. CHP Genel Merkezi, tüm il ve ilçe örgütlerine bir genelge göndererek cenaze törenine aktif biçimde katılmalarını istedi. 

ADD örgütleri başta olmak üzere çeşitli sivil toplum örgütleri ve bazı partiler de cenaze törenine aktif katılım konusunda üyelerine çağrı yaptı.



5 koldan soruşturma yapılıyor

**Ahmet Taner Kışlalı suikastıyla ilgili olarak Emniyet, Jandarma, MİT ve DGM eşgüdümünde 5 ayrı çalışma grubu oluşturuldu. Bir kıvılcım beklediklerini kaydeden Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcısı Cevdet Volkan, ''Bombalı saldırı olayını açıklığa kavuşturmamız bizim görevimiz. Nereye, nasıl gitmemiz gerekiyorsa gideceğiz. Saldırı olayını kimler, nasıl yaptılar? Bunlar araştırılacak ve olay açığa kavuşturulacak'' dedi. İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, patlamanın ardından çıkan yangını söndürmek için beton kamyonundaki suyun kullanılmasıyla kanıtların kaybolduğu iddiaları konusunda ''Su hadisesi güvenlik güçlerinin müdahalesinden önce olmuş'' dedi.

ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Gazetemiz yazarı Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı 'nın bombalı suikast sonucu katledilmesinin ardından Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, MİT ve DGM eşgüdümünde 5 ayrı çalışma grubu oluşturuldu. Güvenlik birimlerinin alınan ifadeler doğrultusunda eşkal belirleme çalışmalarını da sürdürdüğü bildirildi. İçişleri Bakanı Sadettin Tantan , teknolojinin bütün olanaklarını suikastı aydınlatmak için kullandıklarını söyledi. Tantan, patlamanın ardından çıkan yangını söndürmek için beton kamyonundaki suyun kullanılmasıyla kanıtların kaybolduğu iddiaları konusunda ''Su hadisesi güvenlik güçlerinin müdahalesinden önce olmuş'' dedi. 

Kışlalı suikastını aydınlatmak amacıyla Ankara DGM Başsavcılığı'nın eşgüdümünde başlatılan soruşturma yürütülüyor. Bir kıvılcım beklediklerini kaydeden Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcısı Cevdet Volkan , ''Bombalı saldırı olayını açıklığa kavuşturmamız bizim görevimiz. Nereye, nasıl gitmemiz gerekiyorsa gideceğiz. Saldırı olayını kimler, nasıl yaptılar? Bunlar araştırılacak ve olay açığa kavuşturulacak'' dedi. Kendilerine herkesin, özellikle basının yardımcı olması gerektiğini kaydeden Volkan, ''Saldırı olayı ile ilgili olarak gelişigüzel yazılar yazmak bizleri zor duruma sokar. Bizi rahat bıraksınlar, biz olayın üstüne gideceğiz ve çözeceğiz'' diye konuştu.

Emniyet yetkililerinden edinilen bilgiye göre Kışlalı'nın bombalı suikast sonucu katledilmesinin ardından olay yeri incelemesi sırasında elde edilen bulgular Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Laboratuvarı'nda değerlendirmeye alındı. Bombanın el yapımı olması ve bu yöntemin birçok terör örgütü tarafından kullanılması nedeniyle çalışmaların geniş kapsamlı ve ayrıntılı sürdürüldüğü bildirildi. Kışlalı suikastı, Emniyet Genel Müdürlüğü'nde oluşturulan ''Bombalı Olaylar Arşivi'' nde bulunan ve gerçekleştiren örgütlerin belli olduğu olaylarla karşılaştırılarak sonuca gidilmeye çalışıldığı kaydedildi. Güvenlik güçleri, bazı gazetelere telefon ederek olayı üstlenen, ancak henüz doğrulatılamayan İslami terör örgütü İBDA-C ile ilgili araştırmaları İstanbul'u da kapsayacak şekilde genişletti.

Jandarma, Kışlalı'nın oturduğu bölgede dikkat çeken yabancıları belirlemek amacıyla gece bekçilerinin verdikleri ifade doğrultusunda çalışmasını sürdürüyor. Gece bekçilerinin ifadelerinden yola çıkarak robot resimlerin belirlenmesine çalışılıyor.

Olaydan sonra İçişleri Bakanı Tantan başkanlığında yapılan toplantının ardından kurulan 5 çalışma grubu da çalışmalarını sürdürüyor. Çalışma gruplarında MİT, Emniyet ve Jandarma'dan konusunda uzman olan görevlilerin yer aldığı, edinilen bilgilerin birleştirilerek değerlendirildiği kaydedildi. Tantan, soruşturmanın sağlıklı yürütülebilmesi için oluşturulan çalışma gruplarının vardığı sonuçların açıklanmasının şu anda olanaklı olmadığını söyledi.

Ecevit: Devlet faili meçhullerde başarılı 

Başbakan Ecevit gazetecilerin sorularını yanıtlarken Kışlalı suikastının failini bulmak için devletin bütün ilgili birimlerinin bir arada ve eşgüdüm içinde çaba gösterdiğini belirterek, ''Devletimizi bu konuda acz içindeymiş gibi göstermek son derece haksız olur'' dedi. Sorumluların 1-2 günde ortaya çıkarılamayabileceğini öne süren Ecevit, dünyanın pek çok ülkesinde bu gibi olayların sorumlularının tümünün yakalanamadığını söyledi. 

Olof Palme cinayetinin de hâlâ aydınlatılamadığını anımsatan Ecevit, ''Önemli olan, bu gibi cinayetler karşısında paniğe kapılmamaktır. Milletimizin, kendi kendine ve devlete olan güveninin sarsılmamasıdır. Çünkü bu konuda gereken dikkat gösterilmezse, böyle cinayetleri işleyenler amaçlarına ulaşmış olurlar. Onlara bu fırsatı vermemek gerekir'' diye konuştu.

Ecevit, bir gazetecinin '' Muammer Aksoy, Bahriye Üçok ve Uğur Mumcu cinayetlerinin failleri bulunamadı. Soruşturmalarıyla ilgili de çeşitli iddialar gündeme getirildi. bu durum güvensizliği arttırmıyor mu?'' sorusuna ''Bir de yakalananları düşünün. Son 2-3 yılda ne kadar suçlu, ne kadar cani yakalandı. PKK'nin en önde gelen isimleri yakalandı, onları da gözden uzak tutmamak gerekir. Devlet son derece başarılı olmuştur bu gibi konularla mücadelesinde. Umarım ki, bu konuda da olumlu sonuç kısa zamanda alınır'' yanıtını verdi.

Su tartışması 

Kışlalı'nın otomobilinin alev almasının ardından söndürmek için çevrede bulunan beton kamyonlarından su sıkıldı. Jandarma yetkilileri, bu işlem sırasında kanıtların bazılarının kaybolduğunu söylediler.

İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, suikastı aydınlatmak için teknolojinin bütün olanaklarını kullandıklarını belirtti. Tantan, kanıtların kaybolduğu değerlendirmeleri konusunda ise, ''Su hadisesi güvenlik güçlerinin müdahalesinin öncesinde olmuş. Vatandaşlar yanan aracı söndürüp soğutabilmek için su sıkmışlar'' dedi.

Araca su sıkılarak kanıtların kaybedilmesi 24 Ocak 1993'te Uğur Mumcu'nun katledildiği olayın ardından yürütülen soruşturmanın akıbetini akıllara getirdi.

Yanıt bekleyen sorular 

- Yaşananlara bakıldığında Kışlalı'nın bir süredir izlendiği kuşkusu doğuyor. Ne kadar süredir izleniyordu? Yakın çevresi ve ailesine bu yöndeki bir kuşkusunu aktarmış mıydı?

- Kışlalı'nın evinin bulunduğu Çayyolu'ndaki Engürü sitesinin çevresi sakin bir bölge olarak biliniyor. Özellikle akşamları iyice ''tenhalaşan'' site ve çevresinde, site bekçisi dışında resmi bir güvenlik koruması neden sağlanmadı?

- Araca bomba ne zaman yerleştirildi? Bombayı yerleştiren kişi ya da kişiler bekçinin nöbet değişim saatini biliyor muydu? Failler, bu bilgiyi sadece ''izleyerek'' mi edindi?

- Sitenin çok sakin olması ve orada oturanların birbirlerini tanıdığı düşünüldüğünde, yabancı kişi ya da kişiler kimsenin dikkatini çekmedi mi? Bu durumda, fail ya da failler, bir süre için o bölgede ikamet etmiş olabilir mi?

- Patlamanın ardından Kışlalı'nın aracı neden yıkandı? Eğer yanan arabayı söndürmek için yapıldıysa, aracın köpükle söndürülmesi neden düşünülemedi?

- İzleyen kişi ya da kişiler, Kışlalı'yı, günlük programını, alışkanlıklarını, titizliğini bilecek kadar yakından mı tanıyordu? Fail ya da failler, Kışlalı'nın yakın çevresine sızacak kadar profesyonel bir çalışmayı, kimleri ya da hangi kaynakları kullanarak gerçekleştirdi?

- Araca yerleştirilen bombaya gazeteye sarılarak atılmış bira kutusu görüntüsü verecek kadar ince düşünülen suikast planının hazırlanmasında dış kaynaklı istihbarat birimlerinin parmağı olabilir mi? 

- 12 Mayıs tarihli Akit gazetesi ''Halkı köpeğe benzetti'' başlığıyla Kışlalı'yı hedef göstermişti. İstihbarat birimleri bu gazetenin hadef gösterdiği kişilere dönük olası saldırılara karşı herhangi bir istihbarat çalışması yaptı mı? Güvenlik ve istihbarat birimleri, en azından son yıllarda hedef alınanların laik- Kemalist çizgide aydınlar olduğunu da dikkate alarak, neden bu konuda özel bir çalışma yapma gereği duymadı? 

- Emniyet Genel Müdürlüğü'nün radikal dinci terör örgütlerinin ''ölüm listeleri'' ni ele geçirdiği iddiaları var. Bu listelerde Kışlalı'nın adı da geçtiği belirlendi. Emniyet birimleri bu listeyi niçin ciddiye alıp gerekli önlemleri almadı?



GENELKURMAY'DAN TEPKİ

'Cumhuriyeti savunacağız'

**Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu başsağlığı mesajı yayımladı. Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Edip Başer, Kışlalı'nın savunduğu ilkelerin arkasında olduklarını söyledi. Cumhuriyeti korumaya canlarını adadıklarını vurgulayan Başer, ''Cumhuriyeti savunma azminin ve cumhuriyet ideallerinin silahla yok edilebileceğini düşünmek çok gülünçtür. Ancak zekâ düzeyi ufak bir insan olmak lazım. Onlara insan demek bir insan olarak ağırıma gidiyor'' dedi. Faili meçhul cinayetlerin uzun süredir aydınlatılamadığına işaret eden Başer, ''Ama şuna inanmak gerekir, silahlı kuvvetler görevini yapma gayreti içindedir. Failler eninde sonunda yakalanacak ve adaletin karşısında hesap vereceklerdir'' diye konuştu.

ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Genelkurmay, Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı 'nın bombalı suikast sonucu katledilmesine sert tepki gösterdi. 

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu gazetemize gönderdiği başsağlığı mesajında Ahmet Taner Kışlalı'nın öldürülmesinden duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Kıvrıkoğlu, mesajından şöyle dedi: "Laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ulu önder Atatürk'ün ilke ve inkılaplarının yılmaz savunucusu, gazeteniz değerli yazarlarından Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı'nın menfur bir suikast sonucu hayatını kaybetmesinden büyük üzüntü duydum. Acınızı yürekten paylaşır, merhuma Tanrı'dan rahmet, size ve gazeteniz mensupları ile kederli aile yakınlarına başsağılığı ve sabirlar dilerim." 

Cumhuriyeti korumaya canlarını adadıklarını vurgulayan Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Edip Başer , Kışlalı'nın savunduğu ilkelerin arkasında olduklarını kaydederek ''Cumhuriyeti savunma azmini ve cumhuriyet ideallerinin silahla yok edilebileceğini düşünmek çok gülünçtür. Ancak zekâ düzeyi ufak bir insan olmak lazım. Onlara insan demek bir insan olarak ağırıma gidiyor'' dedi. Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Edip Başer, Genelkurmay Genel Sekreteri Tümgeneral Atilla Işık 'la birlikte önceki akşam gazetemizin Ankara Bürosu'nu ziyaret ederek başsağlığı diledi. Başer, Ankara Temsilcimiz Mustafa Balbay 'la görüşmesinde, çok değerli bir bilimadamı olarak nitelediği Kışlalı'nın Atatürk cumhuriyetinin sarsılmaz bir adamı olduğunu vurguladı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu 'nun yurtdışında olması nedeniyle TSK adına başsağlığı dileklerini iletmek istediğini kaydeden Başer, ''Üzüntümüz sonsuz. Cumhuriyetin yaşatılmasında hepimizin ortaya koyduğu bir can var. Hepimiz de buna canımızı adamış durumdayız. Sözde kahramanlıklarla olmuyor. Sayın Kışlalı, örnek vatanseverliğiyle örnek savaşımıyla tabii ki her zaman zihinlerde yaşıyacaktır. Fikirler ve cumhuriyetin temel niteliklerini savunma ideallerinin bombayla yok edilebileceğini düşünmek gülünç bir şey. Ancak zekâ düzeyi ufak bir insan olmak lazım. Onu yapanları insan olarak nitelemek bir insan olarak ağırıma gidiyor.'' 

1. Ordu Komutanı Orgeneral Hilmi Özkök de, gazetemizi ziyaret ederek yazarımız Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı'nın katledilmesinden duyduğu üzüntüyü bildirdi. Gazetemiz yönetecileriyle bir süre görüşen Orgeneral Özkök, Kışlalı anısına açılan taziye defterini imzaladı. Orgeneral Özkök deftere şunları yazdı: ''Cumhuriyet Gazetesi'nin değerli yazarı, seçkin insan Ahmet Taner Kışlalı'ya yapılan menfur saldırıyı kınar, merhuma Tanrı'dan rahmet, Cumhuriyet mensuplarına ve kederli ailesine başsağlığı ve sabırlar dilerim.''



TBB'NİN FAİLİ MEÇHUL RAPORU

'Soruşturmalar yeniden açılmalı' 

**Kışlalı'nın ADD Genel Başkan Yardımcısı sıfatıyla oluşturulmasında emek harcadığı ve Türkiye Barolar Birliği bünyesinde kurulan 'Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu'nun raporunda suikastların soruşturmasında kurumlar arasında eşgüdüm eksikliği yaşandığı belirtilerek, yürürlükte bulunan itirafçılık yasasının, faili meçhul siyasi cinayetler konusunda bilgi sahibi olanları kapsaması istendi.

**Tam bağımsızlıkçı, anti emperyalist, Atatürkçü ve devrimci mücadeleleri nedeniyle öldürülen Mumcu, Üçok ve Aksoy cinayetlerinde soruşturmaları savsaklayanların cezalandırılması istenen raporda, bu soruşturmaların genişletilerek yeniden ele alınması gerektiği belirtildi. 

ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Bombalı suikast sonucu katledilen Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı 'nın ADD Genel Başkan Yardımcısı sıfatıyla oluşturulmasında emek harcadığı ve Türkiye Barolar Birliği bünyesinde kurulan ''Faili Meçhul Cinayetleri Komisyonu'' , raporunu 6 Ekim'de açıklamıştı. Komisyon, suikastların soruşturmasında kurumlar arasında eşgüdüm eksikliği yaşandığını belirterek, yürürlükte bulunan itirafçılık yasasının faili meçhul siyasi cinayetler konusunda bilgi sahibi olanları kapsamasını da istedi. Komisyon, Prof. Dr. Muammer Aksoy , Doç. Dr. Bahriye Üçok ve gazetemiz yazarı Uğur Mumcu 'nun tam bağımsızlıkçı, anti emperyalist, Atatürkçü ve devrimci mücadeleleri nedeniyle öldürüldüklerini vurgulayarak, soruşturmaları savsaklayanların cezalandırılmasını önerdi.

Devletin üst düzey yöneticilerine iletilmek üzere ADD Genel Başkanlığı'na sunulan komisyon raporunda, Aksoy, Mumcu ve Üçok'un öldürülmelerinin 1980 darbesinin ardından Türkiye'nin istikrarsızlaştırılması politikasının ürünü olduğu belirtilerek, ''Bu cinayetlerden sonra bir toplumsal tepki ve hareketlenme başlamıştır. Bu hareketlerin de yine çeşitli yollardan sindirilmeye çalışıldığı ortadadır'' denildi. Türkiye Cumhuriyeti'nin laik, demokratik sosyal hukuk devleti olma yolunda ilerlemesi için Aksoy, Mumcu ve Üçok cinayetlerinin mutlaka aydınlatılması gerektiği kaydedilen raporda, şu önerilere yer verildi:

- Mumcu, Üçok ve Aksoy cinayetleriyle ilgili olarak soruşturmanın genişletilerek yeniden ele alınması uygun olacaktır.
- Bugüne kadar emniyet ve istihbarat birimleri arasında eşgüdüm sağlanamamıştır, ancak, son günlerde iyi niyetle Ankara Emniyet Müdürlüğü'nde oluşturulan ''Olay Yeri Takip Şube Müdürlüğü'' kurumsallaştırılmalı ve sürekli bir işlev kazandırılmalı, uzmanlaşmış, rütbeli veya rütbesiz elemanlardan oluşan gerekli ve yeterli teçhizatla donatılmış, bağımsız, gerek yurtiçi ve gerekse yurtdışı araştırma yetkisini de içeren kalıcı yapının oluşturulması, komisyonumuz ile de söz konusu şube müdürlüğünün sürekli iletişim ve etkinlik içinde olması düşünülmelidir.
- Zaman zaman olayı soruşturan savcılara karşı güven sarsıcı gelişmeler gözlendiğinden, Ceza Yargılama Usul Yasası'nda belli koşulların gerçekleşmesi halinde, taraflara ''Savcının reddi'' olanağının eklenmesi gerekmektedir.
- Cinayetlerin aydınlatılmasını engelleyen ''devlet sırrı-ticari sırlar'' gibi tıkanıklıkları önleyici düzenlemeler yapılmalıdır.
- İtirafçılarla ilgili halen yürürlükte olan yasa kapsamına giren bu suçlar için de pişmanlık çağrısı yapılmalıdır.
- Adli Tıp Kurumu'nun yeniden ve çağdaş biçimde yapılandırılması sağlanmalıdır. Bu tür sanıklar her yönüyle tek tek muayene edilmeli, Türk Tabipler Odası'ndan gelecek bir doktorun da gözlemleyeceği şekilde rapor düzenlenmesi uygun olacağından, bu öneriyi kapsayacak şekilde düzenlenme yapılmalıdır.
- Olayı soruşturan ve olay yerini inceleyen personelin yetiştirilmesi, bilgi ve deneyimlerinin arttırılması, uzmanlık alanına göre yetiştirilmeleri ve sürekli bu alanda görev yapmalarının sağlanması gerekir.
- Bu tür cinayetlerin soruşturulması sırasında, telefon kayıtlarının incelenmediği, zamanında kayıtların PTT'den alınamadığından kayıtların silinmesine sebep olunduğu kesinleşmiştir. Bu konuda sorumluluğu olanlar hakkında soruşturma açılması sağlanmalıdır.
- Delil toplama işi daha ciddi yapılmalı. Bir ihtiyati tedbir olarak, mümkün olan en eski zaman telefonla arama yerleri ve kontür süresini içeren telekom kayıtları elde edilmeli, saklanmalı ve hazırlık dosyasının içine konulması sağlanmalıdır.



Siyasilere büyük öfke

Yurt Haberleri Servisi - Yazarımız Ahmet Taner Kışlalı 'nın bombalı saldırı sonucu öldürülmesi Zonguldak, Antalya, Mersin, İstanbul, Ankara ve İzmir'de yapılan gösterilerle protesto edildi. Göstericiler Kışlalı'nın katillerine lanet yağdırdı.

Zonguldak Atatürk Anıtı'nda saat 12.30'da yapılan eyleme, sendikalar, meslek odaları, siyasi partiler, dernekler, demokratik kitle örgütleri destek verdi. Zonguldak Demokrasi Platformu adına konuşan Zonguldak Baro Başkanı E. Yaman Ayözer , saldırının Cumhuriyet rejimine, demokrasiye, Atatürk ve devrim ilkelerine yapıldığını belirterek şunları söyledi:

''Cumhuriyet ve demokrasiye karşı olan karanlık güçler, amaçlarına ulaşmak için toplumun önemli değerlerini yok etmeye yönelik saldırılarını sürdürmektedir. Cumhuriyet Devleti, kendi değerlerini koruyan ve savunan insanları yok etmek isteyen güçleri bir an önce ortaya çıkartarak yargıya teslim etmelidir.'' 

Kışlalı'nın öldürülmesi, Mersin'de de bin kişinin katıldığı bir gösteriyle protesto edildi. İP ve CHP yöneticileri de Mersin Cumhuriyet Alanı'nda bulunan Atatürk Anıtı'na çelenk koydu. İP'lilerin çelenginin üzerinde Kışlalı'nın fotoğrafı, ''Cumhuriyet devrimi kesinlikle kazanacak-İP'' yazısı yer aldı. Alanda toplanan kalabalığa CHP Basın Sözcüsü Av. Adnan Gündoğdu ve İP İçel İl Başkanı Yusuf Çelik , birer konuşma yaptı. Konuşmaların ardından toplu olarak ADD Muammer Aksoy Gençlik Merkezi'ne kadar yürüdüler. Mersin'deki eyleme 23 kuruluş destek verdi.

Antalya'da emekli işçi Aydın Baba ise Cumhuriyet Meydanı'ndaki Atatürk Anıtı'na gelerek Kışlalı'ya yapılan suikastı pankart açarak protesto etti. Anıtın önünde saygı duruşunda bulunan Baba'nın açtığı pankartta, ''Dikkat Anayasa 26. madde, insanlar gerek yazı gerekse sözle tekil fikirlerini belirtebilirler. Merhum, Ahmet Taner Kışlalı değil, tüm insanları öldürseniz, gerici olamayız. Siz bizim için bir sivrisineksiniz'' ifadeleri yer aldı.

İstanbul'daki çeşitli üniversitelerin rektörleri, öğretim üyeleri ve öğrencileri, Kışlalı'nın öldürülmesini protesto etmek için dün İÜ Beyazıt Kampusu'ndaki Atatürk Anıtı önünde toplandı. Burada bir konuşma yapan İÜ Rektörü Prof.Dr. Kemal Alemdaroğlu , şunları söyledi:

''Devlet yetkilileri, gerici ve bölücü akımları ve onların uzantılarını koruyan ve kollayanlara af girişimlerinden mutlak surette vazgeçmelidir. Ulu Önder Atamızın oluşturduğu Türk ulusunu ümmetleştirmek, Araplaştırmak girişimlerinin son bulmasını ve bu anlayış doğrultusunda ülkenin çağdaşlaşmasına engel olan bütün düşüncelere, yazan ellere ve koruyan kurumlara karşı önlemlerin alınmasını açıkça istiyoruz.'' 

Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri Kışlalı'yı hüzün ve öfke dolu bir törenle andı. Törende konuşan Ali Haydar Fırat adlı öğrenci, laik cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarına karşı yılmayacakları sözünü verdi. Fırat, "Kimseden olayın aydınlatılmasına dair namus ve şeref sözü de istemiyoruz. Akrepten bal yapmasını bekleyenler, ya aptaldır ya da akreptir'' diye isyan etti. Fırat, geçmişi hatırlamayanların geçmişi tekrarlamaya mahkûm olduğunu vurgulayarak ''İnsanların çok kolay katledildiği ve faili meçhullerin sıradanlaştığı bir ülkede biz belleğimizi canlı tutmak zorundayız. Biz sorgularsak, biz unutmaz ve unutturmazsak cinayeti ve onun zihniyetini çözebilir, mahkûm edebiliriz. Kalemini yere düşürmeyeceğiz. Ölümleri kanıksamayacağız'' dedi.

İzmir'de Dokuz Eylül Üniversitesi Senatosu'nun aldığı karar doğrultusunda, rektör ve öğretim üyeleri, dün rektörlük binasından Cumhuriyet Alanı'na yürüdü. Senatonun aldığı kararı okuyan Rektör Prof. Dr. Fethi İdiman , saldırının Kışlalı'nın kişiliğinde Atatürk 'e, Cumhuriyete, laikliğe, yapıldığını söyledi. Senato açıklamasında ''Bundan önceki cinayetler gibi faili meçhul bırakılmasının son bulmasını istiyoruz. Bilsinler ki Türk ulusu Cumhuriyet düşmanlarının özlemlerine geçit vermeyecektir'' denildi.




 

AKİT GAZETESİ KİNİNİ KUSMAYA DEVAM EDİYOR

Ürperten zihniyet

İstanbul Haber Servisi - Şeriatçı basın, şeriatçı terörü aklamaya çalışarak, gazetemiz yazarı Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı 'nın katledilmesini ''provokasyon'' , sorumlularının ise ''kontrgerilla'' ve ''gizli servis'' olduğunu öne sürdü. Kışlalı'yı daha önce terör örgütlerine hedef gösteren şeriatçı Akit gazetesi, gazetemize saldırısını dünkü sayısında da sürdürdü.

Gazetemiz yazarı Ahmet Taner Kışlalı'yı daha önce resminin üzerine çarpı işareti koyarak ve ''Zorba Kemalist gemi azıya aldı'' başlığı ile hedef gösteren şeriatçı Akit gazetesi, Kışlalı'nın katledilmesini ''Kontrgerilla'' başlığıyla verdi. Şeriatçı Akit gazetesinde, suikast ile ilgili alt başlık ise ''Müslümanları töhmet altında bırakmak için Uğur Mumcu benzeri militan bir Kemalist öldürülerek, hep bilinen film tekrar vizyona sokuldu'' denildi. Çağdaş düşünceli aydınlara yönelik yalan, tahrik ve iftira dolu haberleri nedeniyle defalarca mahkûm edilen ve gazetecilik yerine ''tetikçilik'' yapan şeriatçı Akit, suikastın ''gizli servis işi'' olduğunu iddia ederek şunları yazdı:

''Olay, Uğur Mumcu'nun bombalanmasıyla örtüşüyor. Militan bir Kemalist olan Mumcu öldürülmüş ve ardından da Allah'ın şeriatına hayasızca söven bir kampanya başlatılmıştı. Pis cinayeti Müslümanlara yıkmak için demeçler, yorumlar peşpeşe patladı. 2 olay arasındaki benzerlikler ise kurbanların derin devlete övgüler düzen militan Kemalist olması, her ikisinin de arabalarına bomba konularak öldürülmüş olması, kurbanların infazının ülkedeki ekonomik ve siyasi krizin tırmandığı günlere rastlaması.'' 

''Kalp ve ciğeri parçalandı'' başlığıyla Kışlalı'ya olan kinini sergileyen Akit, medyaya ''Utanmazlar çetesi'' , ÇYDD Genel Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan 'a ''Laikçi provokatör'' diye saldırdı.

Şeriatçı Yeni Şafak gazetesi de Kışlalı cinayetini ''Türkiye düşmanları'' manşetiyle verdi. Gazetenin haberlerinde, Kışlalı suikastında ''derin devlet'' ve Gladyo parmağı olduğu öne sürüldü ve gerilim stratejisi uygulanarak laik- antilaik kavgası çıkartılmaya çalışıldığı iddia edildi. Gazetenin yazarları Ahmet Taşgetiren, Nazlı Ilıcak ve Fehmi Koru da köşe yazılarında, ihanet şebekelerinin Türkiye'yi karıştırmak istediklerini belirttiler. 

FP'ye yakınlığı ile bilinen Milli Gazete, Prof. Kışlalı'nın bombalı suikast sonucu öldürülmesini ''Tek kelimeyle provokasyon'' manşetiyle verirken, haberde ''Barış ve huzuru bozmaya çalışan, düşünceye tahammül edemeyen, insanların yaşama haklarını ellerinden alan ve yargısız infazlarla belli kesimleri zan altında bırakan eylemleri lanetliyoruz'' sözleri yer aldı.

''Türkiye'ye bomba'' başlığıyla suikast haberini veren şeriatçı Zaman gazetesi ise bombalı saldırıyla provokatörlerin bir kez daha sahneye çıktığını savundu.
Ahmet Taner Kışlalı'yı hedef göstermişti 



Akit'e suç duyurusu

ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Gazetemiz Genel Yayın Koordinatörü Hikmet Çetinkaya , Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı 'yı 13 Mayıs 1999 tarihli sayısında şeriatçı terör örgütlerine hedef gösteren Akit gazetesi hakkında suç duyurusunda bulundu. Akit gazetesi ve çalışanlarının yasadışı dinci terör örgütleriyle ilişkisinin araştırılması gerektiğini belirten Çetinkaya, ''Tüm Cumhuriyet savcılarına suç duyurusunda bulunuyorum'' dedi. Akit gazetesi, dünkü yayınında Kışlalı suikastını ''Müslümanları töhmet altında bırakmak için kontrgerillanın'' işlediğini öne sürdü.

Çetinkaya, dün suikastın gerçekleştiği Çayyolu'na giderek Kışlalı'nın yakınlarına başsağlığı diledi. Çıkışta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Çetinkaya, bir okurun telefonla arayarak eylemi yapan kişiyle ilgili verdiği bilgi hakkında ''Güvenlik görevlilerine belgeyi verdim. O kişinin gözaltına alınmış olduğunu öğrendim. Ama yeni bir bilgi edinemedim'' dedi.

Çetinkaya, açıklamasından Kışlalı'nın üzerine çarpı çekilmiş bir fotoğrafla 13 Mayıs 1999 tarihinde yayımlanan Akit gazetesince hedef gösterildiğini belirterek, ''Akit adlı gazete 13 Mayıs 1999 tarihinde sevgili Ahmet Taner Kışlalı'yı hedef olarak göstermişti. Daha önce Gümüşhane Baro Başkanı'nı da hedef olarak göstermişti. Baro Başkanı daha sonra öldürüldü. Şimdi buradan tüm cumhuriyet savcılarına suç duyurusunda bulunuyorum. Bu gazete bugünkü manşetinde Ahmet Taner Kışlalı için 'Kemalist zorba' diyor. Kemalist zorba, militan diyor. Kontrgerilla öldürdü, diyor. Acaba bu gazete içinde muhabir, çalışan, yazar ve tümünün İBDA-C, Hizbullah ve İslami Hareket ile yasadışı dinci örgütlerle bağlantıları var mı yok mu, bunun soruşturulmasını istiyorum'' diye konuştu. Akit gazetesi dünkü sayısında Kışlalı suikastını manşetten ''Kontrgerilla'' başlığıyla verdi. ''Müslümanları töhmet altında bırakmak için Uğur Mumcu benzeri militan bir Kemalist öldürülerek, hep bilinen film tekrar vizyona sokuldu'' yorumunun yapıldığı gazetede şu görüşlere yer verildi:

''Aklıselim sahipleri Ahmet Taner Kışlalı adlı Kemalistin arabasına bomba koyanlar için aynı kuşkuyu dile getirdiler: Bu servis işi!..

"Olay, Uğur Mumcu'nun bombalanmasıyla örtüşüyor. Militan bir Kemalist olan Mumcu öldürülmüş ve ardından Allah'ın şeriatına hayasızca söven bir kampanya başlatılmıştı.'' 

Gazetede ''Suikast MOSSAD işi'' başlığıyla ve ''resmi görevi sürmekte olan bir istihbaratçıya'' dayanılarak verilen haberde de, düzelmekte olan Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin İsrail'i rahatsız ettiği savunularak, ''İsrail, rotasını iyiden iyiye AB'ye kilitleyen Türkiye'ye bir ders vermek ve iç karışıklık meydana getirerek AB sürecini baltalamak istemiş olabilir. Suikastın biçimi MOSSAD'ın usullerine benziyor'' görüşü savunuldu.

Gazetenin dünkü sayısında bir röportajı yayımlanan Yeni Asya gazetesinin sahibi Mehmet Kutlular da, Merve Kavakçı ve kendisine baskı yapan kaynaklarla Kışlalı'ya suikast düzenleyelerin aynı kaynaklar olabileceğini ileri sürdü. Kutlular, ''Şimdi bu suikastle demokratikleşmeye darbe vuracaklar. Bunun faturasını, Kışlalı sağa karşı bir insan olduğu için sağ görüşe sahip olanlar ödeyebilecektir'' şeklinde konuştu.



Bombalı suikast tüm dünyada kınandı

Haber Merkezi - Gazetemiz yazarı Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı 'nın uğradığı bombalı suikast, tüm dünyada tepki topladı. Yabancı haber ajanslarının olayı duyurmasının ardından Kışlalı'nın ailesine ve gazetemize çok sayıda başsağlığı mesajı geldi. Ankara'daki büyükelçilikler de olayı kınadıklarını belirten açıklamalar yaptılar. ABD Dışışleri Bakanlığı, Kışlalı'nın terörist bir saldırıya kurban gitmesini kınayarak ailesine başsağlığı diledi.

Merkezi Viyana'da bulunan Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), Kışlalı'nın mesleğiyle ilgili olarak öldürüldüğüne dikkat çekti. IPI Yöneticisi Johann Fritz , yazarımız Prof. Kışlalı'nın kısa bir süre önce, Marmara Depremi'ni ''Allah'ın İslami harekete karşı mücadele veren laiklere bir cezası'' olarak niteleyen tarikat liderlerine karşı bir yazı yazdığını anımsatarak olayı kınadı ve faillerin bir an önce bulunmasını istedi.

Merkezi New York'ta bulunan Committee To Protect Journalist (Gazetecileri Koruma Komitesi), Türkiye'nin önde gelen gazetecileri ve akademisyenleri arasında yer alan Kışlalı'ya düzenlenen suikastı kınadı. Komite yöneticisi Ann K. Cooper , Türk hükümetinin faillerin bir an önce adalet önüne çıkartılması için harekete geçmesi gerektiğini belirterek ''Bir gazeteciyi öldürmek sansürün en mutlak şeklidir'' değerlendirmesini yaptı. Cooper, özellikle Başbakan Bülent Ecevit 'e çağrıda bulunarak, olayın bir an önce çözümlenmesi için geniş soruşturma başlatmasını ve sonuçlarını kamuoyuna açıklamasını istedi. GKK açıklamasında, laik yazar Kışlalı'ya suikastın köktendinci İBDA-C örgütü tarafından yapıldığının sanıldığı bildirildi.

İsrail'in Türkiye Büyükelçisi Uri Barner , gazetemize gönderdiği başsağlığı mesajında, ''Cumhuriyet ailesinden Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı'ya yapılan suikast nedeniyle şoke oldum ve dehşete düştüm'' dedi.

Rusya Federasyonu'nun Türkiye Büyükelçiliği Basın Ataşesi Viktor Melnik, gazetemizi arayarak olaydan duyduğu üzüntüyü ifade etti ve elçilik adına başsağlığı dileklerini sundu.

Kazakistan'ın Türkiye Büyükelçisi Kayrat Sarybay, gazetemize gönderdiği mesajda, ''Kazakistan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği, Ahmet Taner Kışlalı'nın vefatı nedeniyle derin üzüntü duyar, merhuma Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına başsağlığı diler'' dedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jamie Rubin , önceki gün yaptığı basın toplantısında, Kışlalı'nın ailesi ve yakınlarına başsağlığı diledi. Rubin, Kışlalı'ya yapılan suikastın ardından Türk yetkililerle görüştüklerini, ancak henüz somut bir bilginin bulunmadığını kaydetti.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü James Foley de düzenlediği basın toplantısında, ''Bir Türk televizyon kanalının verdiği haberde, saldırının İslamcı radikal bir grup tarafından üstlenildiğini ve adı geçen grubun, geçmişte de benzeri terörist olaylardan sorumlu olduğunu'' söyledi. Foley, ''Türk makamları olayı araştırıyor ve bu süreç içinde daha fazla yorum yapmayı reddettiler. ABD'nin olay hakkında bağımsız bir bilgisi yok. Fakat biz bu tür terör olaylarını şiddetle kınıyoruz ve Kışlalı'nın trajik kaybı dolayısıyla ailesine başsağlığı diliyoruz'' diye konuştu.

Kışlalı'nın öldürülmesi Yunanistan'da tepkiyle karşılandı. Yunan basını, hain saldırıyı İslami terör örgütünün üstlenmesine dikkat çekti. Gazetelere göre, son yıllarda başta Cumhuriyet gazetesi yazarları olmak üzere Atatürkçü düşüncelere sahip olan önemli bilim adamlarının öldürülmesiyle İslami terör ön plana çıktı. Kışlalı'nın öldürülmesine sayfalarında önemli yer veren basın organları, ''İslamcılar önce basın organlarıyla hedef gösteriyorlar, sonra geri çekilip terör örgütlerinin faaliyet göstermesini bekliyorlar'' dediler.

HABERLER, CUMHURİYET  GAZETESİ'NİN İNTERNET SİTESİNDEN ALINMIŞTIR.