
| | KIŞLALI OLAYI ANA SAYFA| BELGENET ANA SAYFA |
AHMET TANER KIŞLALI |
Çetinkaya, yaptığı açıklamada, Kışlalı`nın bugüne dek irtica ve bölücü terör örgütüne ilişkin yazılar yazdığını, yazılarında ayrıca, laik, demokratik Cumhuriyet üzerine oynanan oyunları sergilediğini belirtti. ``Bu saldırı olayını, Uğur Mumcu suikastiyle eşdeğer buluyoruz. Aynı yöntem uygulandı`` diyen Çetinkaya, Kışlalı`nın da diğer Cumhuriyet Gazetesi yazarları gibi tehdit altında olduğunu bildirdi. Çetinkaya, şöyle devam etti: ``Katillerin, saldırganların, suikasti hazırlayanların ve tetikçilerin bir an önce yakalanmasını istiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti hukuk devleti diyenlerin, suikasti gerçekleştirenlerle tetikçileri bir an önce ortaya çıkarmasını istiyoruz. Merve Kavakçı`ya gösterilen duyarlılığın, Kışlalı`nın ölümü olayına gösterilmesini istiyoruz. Eğer Türkiye hukuk devleti ise...``
değil, Türkiye`nin de çok büyük bir kaybı olduğunu belirterek, ``Ahmet Taner Kışlalı`nın canına kastedenler, insanlık tarihinin kaydettiği en alçak misyonun mensubu olarak ebediyete kadar lanetleneceklerini bilmelidirler`` dedi. Oktay Ekşi, yaptığı yazılı açıklamada, Kışlalı`nın deneyimli bir gazeteci, saygın bir politikacı, ciddi bir bilimadamı, dürüst bir insan, sorumluluk duygusu çok gelişmiş bir aydın ve iyi bir aile babası olduğunu vurgulayarak, ``En az bunlar kadar önemli bir çizgisi de, Atatürk devrimlerinin yılmaz savunucusu, laikliğin en sağlam taraftarlarından biri olmasıydı`` ifadesini kullandı. Ahmet Taner Kışlalı`nın canını alan suikastin, aslında Kışlalı`dan çok Atatürk Türkiyesi'ne ve onun başta laiklik olmak üzere temel değerlerine yönelik olduğunu belirten Ekşi, ``Ahmet Taner Kışlalı`nın canına kastedenler, insanlık tarihinin kaydettiği en alçak misyonun mensubu olarak ebediyete kadar lanetleneceklerini bilmelidirler`` dedi. Bu suikastin, Prof. Dr. Muammer Aksoy ile başlayan, Doç. Dr. Bahriye Üçok, yazar Turan Dursun, Hürriyet gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Çetin Emeç`le devam eden ve son olarak da Uğur Mumcu`yu hedef alan cinayetler dizisinin yeni bir halkası olduğuna işaret eden Oktay Ekşi, şunları kaydetti: ``Bu cinayetlerin faillerinin hala bulunamamış olması, devletin aczini veya devlet içinde bazı gizli güçlerin bu cinayetlerin aydınlanmasını engellediğini ortaya koymaktadır. Nitekim Uğur Mumcu`nun öldürülmesi üzerine bu olayı aydınlatmak üzere teşkil edilen özel görev ekibinin kısa süre sonra bizzat Emniyet`in üst düzey yetkilileri tarafından dağıtılmış olması, birtakım gizli güçlerin bu konularda etkin rol oynadığını düşündürmektedir.`` Ekşi, Ahmet Taner Kışlalı`nın kaybının, sadece basının ve bilim dünyasının değil, Türkiye`nin de çok büyük bir kaybı olduğunu sözlerine ekledi.
Güreli, yaptığı yazılı açıklamada, ``Siyasal otoritenin legal yargısız infazlar karşısında takındığı pozitif tavrın, illegal yargısız infazların habercisi olduğu, şimdi daha iyi anlaşılıyor`` ifadesini kullanarak, şöyle devam etti: ``Ülkemizi yönetmek durumunda olan kimi politikacıların nerede çifte standart uyguladıklarını, hangi karanlık güçlere cesaret verdiklerini sorgulamaları gerekir. Bu suikast bütün boyutlarıyla aydınlığa kavuşturulmalıdır. Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, İlhan Darendelioğlu, Çetin Emeç, İsmail Gerçeksöz, Muammer Aksoy, Musa Anter ve nice gazeteci, yazar, düşünce adamının öldürüşlerinde olduğu gibi karanlıkta kalmamalıdır. Bu suikast aydınlatılmadıkça, bütün sorumluları ortaya çıkartılmadıkça, devleti temsil edenlerin sorumluluğu artacaktır. (Bu suikasti aydınlatmanın devletin namus borcu olduğu) söylemi, Uğur Mumcu suikastindeki gibi lafta kalmamalıdır. (Türkiye`yi karıştırmak, huzurunu bozmak isteyenlerin olduğu) iddiası, siyasal otoritenin sorumluluğunu azaltmaz, bir mazeret sayılmaz.``
görmeyen ``aymazların`` da suçlu olduğunu belirtti. Bilgin, yaptığı yazılı açıklamada, Cumhuriyet`in, Atatürk ilkelerinin ve üniter devletin tavizsiz, korkusuz bir savaşçısını kaybettiklerini ifade ederek, bu acının, tüm ülkenin acısı olduğunu bildirdi. Bilgin, şunları kaydetti: ``O bombayı koyanlar kadar; irticayı; Cumhuriyeti yıkmaya, yok etmeye yönelik bir tehdit olarak görmeyen aymazlar da suçludur. Bu faili meçhul bir cinayet değildir. Faili bellidir, azmettiricisi bellidir, hatta bir süreden beri yataklık yapanlar da bellidir. Uzunca bir süredir yalnızca oy kaygısıyla demokrasi kisvesi arkasına saklanarak yaşadığımız yanlışlıklar bizi bu noktaya getirdi. Yurtsever olmak yetmez, uyanık yurtsever olmalıyız. Vazgeçmeyeceğimiz bazı değerler tartışılmamalıdır. Kişisel çıkarları, siyasal ikballeri için irtica ile hoşgörüyü, ülkenin bölünmez bütünlüğü ile demokrasiyi aynı kefeye koyanlar utanmalıdır. Bu ülkede başımız dik olarak dolaşmak istiyorsak en az Ahmet Taner Kışlalı kadar irtica ile mücadele etmeliyiz. Kışlalı kadar Cumhuriyet ve Atatürk ilkelerini savunmalıyız. Kışlalı kadar bu ülkenin bölünmez bütünlüğünü kendimize bayrak yapmalıyız. Artık cumhuriyetin sessiz ve haklı çoğunluğu, sesini, cumhuriyet düşmanlarının haksız ve azınlık sesinden daha fazla yükseltmelidir.``
veya yaptıranların ortaya çıkarılmasını istiyoruz`` dedi. Sonay, yaptığı yazılı açıklamada, ilerici, aydın ve Atatürk devrimlerinin savunucularından Kışlalı`nın katledilmesinin herkes gibi kendilerini de son derece üzdüğünü belirtti. Türkiye`de demokratikleşme çabalarının yeniden filizlendiği, devlet içine yerleşmiş çeteler ve gerici şeriatçı güçlerle mücadelenin yürütüldüğü bir dönemde; Atatürk devrimlerinin, demokrasinin, laikliğin ve çağdaşlığın savunucusu bir kalemin katledilmesinin hangi kesimin provokasyonu olduğunu ilk anda tespit etmenin güç olduğunu belirten Sonay, şunları kaydetti: ``Katliamın arkasında kim olursa olsun, demokratikleşme ve çağdaşlaşma mücadelesi, mafya ve çetelerden arındırılmış temiz bir topluma ulaşma çabası, laik cumhuriyet ilkelerine, temel hak ve özgürlüklere bağlı kalınarak, bu ülkenin ilerici, aydın, genç ve yaşlısı tarafından topyekün sürdürülecektir. Gazeteciler ve onların temsilcisi TGS olarak, bu yoldan hiç sapma göstermeyeceğimizi bir kez daha ilan ediyor ve bu suikasti yapan ve yaptıranları lanetliyoruz. Bugüne kadar nice aydınların ve son olarak Kışlalı`nın katledilmesine engel olamayanlardan tek beklentimiz ise hiç değilse bu cinayeti faili meçhul bırakmamalarıdır. Olay yerindeki delillerin yok edilmesine meydan verilmeden yapılacak ciddi ve titiz bir çalışmayla katliamın arkasındaki güçlerin ortaya çıkarılması ve cezalandırılmasını istiyoruz.``
Merkezi Brüksel`de bulunan IFJ`nin Genel Sekreteri Aidan White tarafından yapılan yazılı açıklamada, ``Kışlalı`ya karşı yapılan bu suikastin demokrasi ve basın özgürlüğüne karşı yapılmış cani bir saldırı olduğu`` belirtilerek, ``IFJ`ye ulaşan bilgilere göre, aşırı İslamcılara karşı eleştirel yazı yazan Kışlalı islamcı fanatiklerin kurbanı olmuştur`` denildi. Kışlalı suikastının dünya genelinde yükselen tahammülsüzlüğün bir başka örneğini oluşturduğu belirtilerek şöyle denildi: ``IFJ olarak Kışlalı`nın ailesine başsağlığı diler ve Türk basın kuruluşlarının saldırganların bir an önce yakalanması yolundaki isteğine katıldığımızı belirtmek istiyoruz. Bu saldırı terörizmin Türkiye`deki konuşma özgürlüğünü boğma çabalarının ürkütücü bir örneğidir. Türkiye, sorumluları ortaya çıkarmakla yükümlüdür.`` Uluslararası Basın Enstitüsü
(IPI) de, Kışlalı`nın, ``mesleğiyle ilgili olarak öldürüldüğünü`` savundu.
Kışlalı`nın, Türkiye`nin saygın yazarlarından ve eski kültür bakanlarından
biri olduğunu vurgulayan IPI`nın konuyla ilgili basın bildirisinde, yazarın
en son yazılarına dikkat çekildi.
|
|||||
|
|