| KIŞLALI OLAYI  ANA SAYFA| BELGENET ANA SAYFA

 

AHMET TANER KIŞLALI
 

 
KIŞLALI SUİKASTTE HAYATINI KAYBETTİ                                   21.10.1999
  • KIŞLALI`NIN EŞİ NİLÜFER KIŞLALI:
  • ``TEK İSTEDİĞİM KATİLLERİN BULUNMASI. UMARIM BAŞKA BİLİM ADAMLARI, YAZARLAR ÖLDÜRÜLMEZ``
(22 Ekim 1999)

Bombalı saldırı sonucunda dün hayatını kaybeden gazeteci-yazar Ahmet Taner Kışlalı`nın eşi Nilüfer Kışlalı, çok üzgün olduğunu belirterek, ``Tek isteğim katillerin bulunması`` dedi.
    
Nilüfer Kışlalı ve Kışlalı`nın kızları Dolunay Uluç ve Altınay Kışlalı, gün boyu evlerinin çevresinde gelişmeleri izleyen gazetecilerin isteği üzerine açıklamalarda bulundular.
    
Üzgün ve bitkin olduğu gözlenen Nilüfer Kışlalı, kısa açıklamasında, şunları söyledi:
    
``Çok üzgünüm. Eşimin başına gelenler başkalarının başına gelmez inşallah. Tek istediğim katillerin bulunması. O, fikirleri, yazıları yüzünden öldürüldü. Umarım başka bilim adamları, yazarlar öldürülmez. Bir daha insanların başlarına böyle bir şey gelmez.``

  • ALTINAY KIŞLALI VE DOLUNAY ULUÇ: 
  • ``BİLİYORUZ Kİ BU OLAY, BU SALDIRI, BU CİNAYET BİR AİLENİN SORUNU, DRAMI, ACISI OLMAKLA SINIRLI KALMIYOR`` 
  • ``BU SALDIRI TÜRKİYE CUMHURİYETİ`Nİ, BÖLÜNMEZLİĞİNİ, DEMOKRATİKLEŞMEYİ, İNSAN HAKLARINI, LAİKLİĞİ VE TÜM ATATÜRK İLKELERİNİ HEDEF ALAN BİR EYLEMDİR`` 
  • ``(FAİLİ MEÇHUL CİNAYET) İFADESİ BİZİ RAHATSIZ EDİYOR. BU CİNAYETİN FAİLİNİN MEÇHUL OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUZ`` 
  • ``TÜRKİYE CUMHURİYETİ`NİN DÜŞMANLARI, LAİKLİK KARŞITLARI,  ATATÜRK DÜŞMANLARI BU CİNAYETİN SORUMLULARIDIR``
(22 Ekim 1999) 

Hain bir saldırı sonucu hayatını kaybeden gazeteci-yazar Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı`nın kızları, ``Bir ailenin sorunu, dramı, acısı olmakla sınırlı kalmayan`` bu olay, bu cinayet ve bu saldırının, ``Türkiye Cumhuriyeti`ni, Türkiye Cumhuriyeti`nin bölünmezliğini, demokratikleşmeyi, insan haklarını, laikliği ve tüm Atatürk ilkelerini hedef alan bir eylem`` olduğunu bildirdiler.
    
Altınay Kışlalı ve Dolunay Uluç, yaptıkları yazılı açıklamada, babaları Ahmet Taner Kışlalı`nın katledilmesiyle yaşadıkları büyük acıyı paylaşan herkese aile adına teşekkür ettiler. ``Biliyoruz ki bu olay, bu saldırı, bu cinayet bir ailenin sorunu, dramı, acısı olmakla sınırlı kalmıyor`` diyen Altınay ve Dolunay şunları kaydettiler:
    
``Bu saldırı Türkiye Cumhuriyeti`ni, Türkiye Cumhuriyeti`nin bölünmezliğini, demokratikleşmeyi, insan haklarını, laikliği ve tüm Atatürk ilkelerini hedef alan bir eylemdir. Ahmet Taner Kışlalı bir 
semboldür. Burada gerçek hedef, inançları ve siyasi eğilimleri ne olursa olsun Türkiye`yi seven, Türkiye`ye inanan insanlardır. Biz bu gerçeği, Anadolu`nun en ücra köşelerinden gelen tepkilerde, yurt dışındaki Türkler`den, yabancı devlet ve kuruluşlardan gelen mesajlarda da gördük. Bu tepkiler, bu mesajlar büyük bir endişeyi yansıtıyor. Bu endişe de demokratik, laik Türkiye ve Atatürk ilkelerine bağlı tüm Türkler içindir.``
    
Altınay Kışlalı ve Dolunay Uluç, Ahmet Taner Kışlalı`nın kendilerine olduğu gibi, öğrencilerine ve çevresine her şeyden önce ``Hoşgörünün, diyaloğa açık olmanın, insanlığın, uygarlığın ve 
sevginin eğitimini`` verdiğini, ``İnsanlara güvenmeyi ve hiç kimseyi düşman olarak algılamamayı`` öğrettiğini belirterek, ``Mücadeleci olmamızı, yaratılmak istenen geleceğe tüm insanlarımızla birlikte el ele, birlik içinde ve demokratik koşullarda yönelmemizi istedi`` dediler.

    -``(KADER) OLDUĞUNU KABUL ETMEDİK``-

Anneleri Nilgün Kışlalı`yı 4 yıl önce ``Düz bir yol üzerine hiç bir uyarısız dökülmüş mucur yüzünden`` kaybettikleri zaman, bunun ``Kader`` olduğunu kabul etmediklerini vurgulayan Altınay ve Dolunay, babalarının katlini de ``Kader`` değil, ``Türkiye`nin acı senaryoları ve değişmesi için hep birlikte mücadele edilmesi gereken gerçekler`` olarak gördüklerini ifade ettiler.

    -``FAİLİ MEÇHUL DEĞİL...``-

Altınay ve Dolunay, ``Faili meçhul cinayet`` ifadesinin kendilerini rahatsız ettiğini de vurguladıkları açıklamalarında, şu hususları dile getirdiler:
    
``Bu cinayetin faili meçhul olduğunu düşünmüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti`nin düşmanları, laiklik karşıtları, Atatürk düşmanları bu cinayetin sorumlularıdır diye düşünüyoruz. Türkiye`de bunların 
sayılarının çok az olduğuna da inanıyoruz. Babamızın bir hiç için ölmediğine de inanmak istiyoruz. Bu nedenle, beklentimiz sadece güvenlik birimlerinden değil, TBMM`den, hükümetten, tüm demokratik parti ve kurumlardan ve en önemlisi, tepkisini barışçı, uygar ve 
demokratik yollarla göstererek demokratik sistemin raylara oturmasına katkıda bulunma gücüne sahip olan kamuoyundandır.``

    -BİR TEMENNİ VE ÇAĞRI-

Altınay Kışlalı ve Dolunay Uluç, bu cinayetin, ``Türkiye`nin son dönemde attığı adımlar önünde bir çelme olmaması`` temennisinde bulundukları açıklamalarında, şu çağrıyı yaptılar:
   
``Terörizme, bu hedefine ulaşma şansı tanınmamalı, şiddete başvuranların emellerini gerçekleştirmelerine fırsat verilmemeli diye düşünüyoruz. İçimizde büyük bir acı, burukluk var, ama kin yok. Bu cinayetten sonra korkmadık, korkmuyoruz. Tüm halkımızı, Atatürk çizgisinde, 
kardeşçe, el ele, uygarlığın üst basamaklarına doğru ilerlemeye, demokratikleşme çabalarına katkıda bulunmaya, şiddete başvuranları dışlamaya, insanca yaşamanın ve insanca ölmenin mücadelesini uygar ve demokratik yöntemlerle sürdürmeye, kışkırtmalar karşısında sakin ve 
güçlü olmaya çağrıyoruz. Türkiye`yi ve Türk insanını çok seviyoruz. Türkiye`ye ve Türk insanına çok güveniyoruz.``

KAYNAK: ANADOLU AJANSI