| KIŞLALI OLAYI  ANA SAYFA| BELGENET ANA SAYFA

 

AHMET TANER KIŞLALI
 

 
KIŞLALI'YI UĞURLUYORUZ...                                                                   23.10.1999
  • KIŞLALI İÇİN CUMHURİYET GAZETESİ ANKARA BÜROSU ÖNÜNDE TÖREN DÜZENLENDİ 
  • CHP GENEL BAŞKANI ÖYMEN: 
  • ''ONU UĞURLUYORUZ. YATACAĞI YER, ATATÜRK`ÜN YANIDIR, UĞUR MUMCU`NUN YANIDIR, BAHRİYE ÜÇOK VE MUAMMER AKSOY`UN YANIDIR''
  • CUMHURİYET GAZETESİ BAŞYAZARI SELÇUK: 
  • ''BU CİNAYETİN SIRRI YOK. SİZ DE BİZ DE KATİLLERİ BİLİYORUZ''


Prof. Dr. Kışlalı için Büyük Tiyatro`da düzenlenen törenden sonra, cenaze, büyük bir kalabalık eşliğinde, kortej halinde Atatürk Bulvarı boyunca yürünerek, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Bürosu`nun önüne getirildi.
 
Cenazenin arkasındaki kalabalık, Kızılay`da bekleyen gruplar ile sabahın erken saatlerinden itibaren gazete binası önünde toplanan kalabalığa katıldı.
 
Prof. Dr. Kışlalı`nın Türk bayrağına sarılmış tabutu, burada eller üzerinde taşınarak, kalabalığın arasında güçlükle ilerlenerek gazete binasının önünde, kırmızı karanfillerle bezenmiş katafalka 
konuldu.
 
Bu arada, kalabalık, ``Türkiye laiktir, laik kalacak``, ``Susma, sustukça sıra sana gelecek`` sloganları atarak, Kışlalı`yı alkışladı.

Cumhuriyet Gazetesi`nin Ankara Bürosu önündeki törende, ilk konuşmayı CHP Genel Başkanı Altan Öymen yaptı. Öymen, bu cinayetin amacının, laik Cumhuriyet`i savunanlara gözdağı vermek olduğunu, ancak bu amaca ulaşmanın hiçbir zaman mümkün olamayacağını söyledi.
    
Kışlalı`nın, ülkenin önemli bir devlet ve siyaset adamı olduğunu ve yaptığı tüm görevleri Atatürk ve Cumhuriyet değerlerine bağlı kalarak yerine getirdiğini vurgulayan Öymen, sözlerini şöyle 
sürdürdü:
    
``O, ölümünden 7 dakika öncesine kadar laik ve demokratik Türkiye`ye karşı sorumluluğunu yerine getirdi. Bu konuda herkesi uyarmayı kutsal bir görev bildi. Laik ve demokratik bir milletin 
tehlikeye girmesinin ne demek olduğunu biliyordu.
    
Bugünkü olayları işlemekte uzmanlaşmış bir cinayet örgütü ya da mensupları onu aramızdan aldılar. Kışlalı cinayetinin soruşturması nasıl sonuçlanacak bilmiyorum. Umut ediyorum ki, bu soruşturma, daha önceki cinayet soruşturmalarına benzemez. Uğur Mumcu cinayetindeki 
beyanatlar, hepimizin hafızasında. 
    
Kışlalı`yı bugün uğurluyoruz. Yatacağı yer Atatürk`ün yanıdır, Üçoklar`ın, Mumcular`ın, Aksoylar`ın yanıdır. Oradan eserleriyle toplumumuzun aydınlığını savunmaya ve yazmaya devam edecektir. Karanlık, aydınlığı yenemez. İlkellik uygarlığı, hoşgörü ve insan sevgisi karanlığı yenecektir. Demokratik ve laik Cumhuriyet, ilelebet varolacaktır.``
    
Öymen, Kışlalı`nın öldürülme nedeninin Uğur Mumcu, Bahriye Üçok ve Muammer Aksoy`un öldürülme nedeniyle aynı olduğunu da vurgulayarak, sözlerini ``Ahmet Taner Kışlalı`ya selam olsun. Onu aramızdan alanlara lanet olsun. Atatürk`ün yolu açık olsun`` diyerek tamamladı.

    -``AYRILIKLARI GAYRILIKLARI BIRAKIP BÜTÜNLEŞELİM``-

Öymen`den sonra söz alan Cumhuriyet Gazetesi başyazarı ve Yayın Kurulu Başkanı İlhan Selçuk da bu tür ortamlarda konuşmanın zorluğuna işaret ederek konuşmasına başladı.
    
``Bu cinayetin sırrı yok. Kimin işlediğini siz de biz de biliyoruz. Bunun son olmasını diliyoruz. (Yeter artık) diyoruz ama yetecek mi`` diyen Selçuk, Kışlalı`nın tabutu önünde toplanan 
yüzbinlerce kişinin, yürekleri yana yana katillere lanet okuduğunu, ancak tören bittikten sonra bu birlikteliğin dağıldığını söyledi.
    
Selçuk, şöyle devam etti:
``Bu cenazelerde toplananlar, cenazeler toprağa verildikten sonra neden bölünüp parçalanıyorlar? Bu bütünlüğü neden bozuyorlar? 6 yıl önce Uğur Mumcu`nun cenaze töreninde tüm bu aydınlar, demokratlar, Atatürkçüler, laik ve demokratik Cumhuriyet`i yaşatma sözü verdiler. Bu insanlar sözlerini tutsaydı cinayetler işlenmezdi. Bu cinayeti işleyenlere lanet olsun. Bu cinayeti işleyenlere, bu ortamı yaratanlara da lanet olsun.``

    -``BİZ GÖREVLERİMİZİ İHMAL EDİYORSAK...``-

Selçuk`un sözlerinin ardından kalabalığın ``Başbuğ Ecevit`` sloganları atması üzerine de Selçuk, ``Bir tek insana yönelik suçlamanın hiçbir anlamı yok. Bu suçu paylaşmamız gerek. Biz görevlerimizi ihmal ediyorsak, bazı kişileri suçlayarak bu sorumluluktan kurtulamayız`` diye konuştu.
    
İlhan Selçuk, insanların, Kışlalı`nın tabutunun başına son görevlerini yapmak için toplandıklarını, ancak asıl görevin bundan sonra başladığını ifade ederek, ``2005 yılında başka bir cenazenin 
başında toplanmak istemiyorsak bütün ayrılıkları gayrılıkları bırakıp bütünleşelim`` dedi.
    
Selçuk, Cumhuriyet Gazetesi`nin, yazarlarıyla ve çalışanlarıyla birlikte Cumhuriyet düşmanları tarafından hedef tahtası haline getirildiğini ve bu süreçte gazetenin yalnız bırakıldığını da 
kaydettiği konuşmasını, ``Cumhuriyet Gazetesi`nin bütün çalışanları, ölüm tehdidiyle yaşasa bile, bu onlara vız gelir. Yaşayan kurumlar için ölüm yoktur`` diyerek tamamladı.
    
Cumhuriyet Gazetesi`nin Ankara Bürosu önünde yapılan törene katılan onbinlerce kişi, Kışlalı`nın katledilmesine tepkilerini sloganlarla dile getirdiler, Akit Gazetesi`ni yaktılar ve ``Başbuğ Ecevit``, ``Mücahit Ecevit``, ``Molla Ecevit``, ``Sana Merve yakışır. Sen Merve`ye sahip çık``, ``Katiller Meclis`te``, ``Şeriata geçit yok`` şeklinde sloganlar attılar.
    
Gazete binası önündeki törene, Kışlalı`nın eşi ve kızlarının yanı sıra aile dostları, Devlet Bakanı Mehmet Ali İrtemçelik, Türk-İş Genel Başkanı Bayram Meral, ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras, Cumhuriyet Gazetesi yöneticileri ve çalışanları, CHP Genel Merkez yöneticileri ve partililer ile çok sayıda vatandaş katıldı.

Kışlalı`nın cenazesi, daha sonra, Meşrutiyet Caddesi üzerinden kortej eşliğinde Kocatepe Camii`ne götürüldü.
     
23/10/99

KAYNAK:ANADOLU AJANSI