Türkiye'de yaşanan olaylar...

 
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
İlgili Sayfalar
DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI AÇIKLAMASI
(16.8.2000)
BİNYIL ZİRVESİ

 

Türkiye, BM "Siyasi ve Medeni Haklar" ile "Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar"  Sözleşmelerini imzaladı
 

RADİKAL GAZETESİ - 17.8.2000
 

Evrenselliğe iki adım

Türkiye, BM'nin Medeni ve Politik Haklar Sözleşmesi ile Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi'ni imzaladı. Sözleşmeleri Meclis onaylarsa idam ve 312'nin kaldırılması gerekecek 
ANKARA - Türkiye, son 50 yılın en önemli siyasi kararlarından birini vererek 34 yıldır imza atmadığı iki Birleşmiş Milletler sözleşmesine önceki gün imza attı. Medeni ve Politik Haklar Sözleşmesi ile Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi'nin imzalanması, Avrupa Birliği'ne adaylık sürecinde hazırlanan programda yer alıyordu. 
Söz konusu iki sözleşmeye taraf olma kararı, Dışişleri Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, MGK ve hükümet arasında yaklaşık altı aydır sürdürülen görüşmeler sonucunda alındı. AB'ye sunulan İnsan Hakları Üst Kurulu Raporu'nda bu iki sözleşmenin 2001 yılı sonuna kadar TBMM'de onaylanması taahhüdünde bulunuldu. Aynı raporda 'Irk Ayrımcılığı Sözleşmesi'nin de aynı süre içinde imzalanarak TBMM'de onaylanacağı kaydedildi. 

'Terörist devletler' imzalamadı
Avrupa Birliği adaylık sürecine katkıda bulunması amacıyla taraf olunan iki sözleşme 1966'da BM Genel Kurulu'nda kabul 
edilerek, 1976'da yürürlüğe girdi. Bu sözleşmelerden ilki olan Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi'ne 188 üye ülkeden 144'ü taraf oldu. Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi'ne ise 137 üye imza attı. Türkiye'nin imzalamadan önce bulunduğu 'imzalamayanlar' liginde, birçok ülke tarafından 'terörist devlet' olarak ilan edilen devletler yer alıyor.

İdam ve 312 tarih olacak
Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi insan hakları ve demokratikleşme konusunda evrensel normları belirleyen en önemli uluslararası belgelerden biri olarak kabul ediliyor. 

  • Sözleşmenin ilk maddesinin ilk fıkrasında her bireyin 'Selfdeterminasyon' hakkına sahip olduğu ve bu hak doğrultusunda bireyin kendi politik durumunu belirlemesi ile ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimini sağlaması güvence altına alınıyor. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise hükümetlerin bireylerin bu haklarını koruması ve realize etmesi için olanak sağlaması isteniyor.
  • İkinci maddenin son fıkrasında yönetim tarafından olsa bile haksızlığa uğrayan herkesin yargı hakkına sahip olduğu belirtiliyor.
  • Üçüncü maddede, kadınların eşit haklara sahip olduğu vurgulanıyor.
  • Sözleşmenin üçüncü bölümünde bulunan altıncı maddesi yaşama hakkının yasalarla güvence altına alınmasını şart koşuyor. İdam cezasına da yer verilen bu maddede, idam cezasını kaldırmayan ülkelerin uygulamalarının ancak çok ciddi suçlar için kabul edilebileceğine işaret ediliyor. Bu maddeye şerh koymadan kabul eden ülkeler, yaşama hakkı önündeki en büyük engel olan idam cesasını hukuk sistemi içinden tamamen kaldırmak zorunda kalıyor. Sözleşme kölelik ve kulluk kavramının da tamamen ortadan kaldırılmasını öngörüyor.
  • Sözleşmenin yedinci maddesi işkenceye ve diğer zalimane, gayri insani veya küçültücü muamele ve cezaya karşı korunmayı 

  • içeriyor. Aynı madde insanın izni dışında bilimsel deneylerde kullanılmasını yasaklıyor.
  • Sözleşmeye göre bireyler 'keyfi gözaltı ve tutuklanmadan korunma' ve 'hürriyeti kısıtlandığında insanca muamele görme' hakkına sahiptir. Bu maddeler de Türkiye'nin insan hakları karnesinde kötü not hanesine yazılan polisin kötü muamelesi ve cezaevi koşullarının ağırlığı gibi sorunların aşılmasında referans olarak kabul ediliyor. Türkiye'de yaşama geçirilmek istenen F tipi cezaevi uygulaması bu maddeler sayesinde rahatlıkla uluslararası arenanın gündemine getirilebilecek.
  • Aynı sözleşmede yeralan 'seyahat ve ikametini seçme hürriyeti' bir dönemde Türkiye'de çok görülen ihlallere karşı yasal düzenlemeler gerektiriyor. Sözleşmenin 23. maddesi düşünce, vicdan, din ve ifade hürriyetini güvence altına alıyor. ve Türk Ceza Kanunu'nda yer alan 312'nci maddenin kaldırılmasını gerektiriyor. 
  • Sözleşmede adil yargılama hakkı "Herkes mahkeme önünde eşittir. Herkesin, yetkili, yansız, bağımsız bir mahkeme tarafından yargılanma hakkı vardır" ifadeleriyle güvence altına alınıyor.

  • Kürtlere kültürel haklar

Sözleşmenin en canalıcı yanınını ise azınlık yaklaşımı oluşturuyor. 18. maddede, açıkça 'etnik azınlık mensuplarının kültürlerinden faydalanma, dinine inanma ve bunu öğretme ve dilini kullanma haklarının reddedilmemesi' ifadeleri yer alıyor. Bu maddenin Türkiye'de Kürt sorunuyla özdeşleştirilmesi ve bu maddeden yararlanmak isteyen kişi, grup ve ülkelerin Türkiye'yi zorlaması için kullanılması bekleniyor. 

İnsan Hakları Komitesi
Sözleşmeye göre kurulan İnsan Hakları Komitesi, sözleşmeye taraf devletleri izleme ve rapor hazırlama hakkına sahip. Sözleşmenin yürürlük maddelerinde, herhangi bir taraf devletin başka bir taraf devleti sözleşmenin gereklerini yerine getirmemekle suçlamasının önü açılıyor. Anlaşmazlık yaşayan devletlerin kendi aralarında uzlaşması için 6 ay süre verilirken, bu süre içinde çözüm sağlanmadığı takdirde Komite'nin devreye girmesi isteniyor. Komite dostça çözüm için arabuluculuk yapma hakkına sahip olduğu gibi, uzlaşma komisyonu oluşturarak sorunlu tarafları masaya oturtabiliyor.

Patronların işi zor
Türkiye'nin imza attığı ikinci sözleşme olan Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi'nde ırk, renk, cinsiyet, dil, din ve siyasi fikir ayrımı gözetmeksizin eşitlik, 'eşit işe eşit ücret', 'Sendika ve toplu sözleşme hakkı', 'grev hakkı', 'eğitim hakkı', 'Aile kurma hakkı', 'Çalışma hayatının iyileştirilmesi' maddeleri yeralıyor. Türkiye'nin şerh koymayacağı bu sözleşme TBMM'de aynen onaylandığı takdirde söz konusu maddelerin hayata geçirilmesi için yasal düzenlemeler yapılacak. 

AB'ye söz verilmişti
AB ile eylül ayında başlayacak katılım ortaklığı belgesi ve ulusal rapor pazarlığı görüşmeleri öncesinde hazırlanan İnsan Hakları Üst Kurulu raporunda, AB'ye Türkiye'nin söz konusu BM sözleşmelerini imzalayacağı taahhüdünde bulunulmuştu. Raporda bu sözleşmelere imza atmak bir yana Meclis'te de onaylanması öngörülmüştü. Bu sözleşmelerin imzalanmasıyla, düşünce özgürlüğü ve insan hakları ihlallerinin ortadan kaldırılmasını önlemek isteyen Dışişleri Bakanlığı, gerekli yasal düzenlemelerin yapılması için de baskı yapma şansı bulacak. TBMM'nin 
onay sürecinde kültürel haklar gibi kritik konularda şerh koyması bekleniyor.

TBMM'de onaylanması gerekiyor
Dışişleri Bakanlığı sözleşmelerin Türkiye'yi bağlaması için TBMM'de de onaylanması gerektiğini anımsatarak, "Sözleşmelere konulacak çekinceler ve yapılacak beyanlar açısından herhangi bir sınırlama bulunmamakta 
olup, bu husus bütünüyle taraf olan ülkelerin elindedir. Nitekim birçok taraf ülke bu yola gitmiştir" denildi. Dışişleri Bakanlığı, bu konuda yapılan çalışmalar ışığında ilgili kurumların görüşlerini alarak gerekli açıklamaların ve onay sürecinde gerekecek yasa tasarısının hazırlanmasında etkin rol alacak. 

Dışişleri'nden demokrasi dersi
Türkiye'nin Birleşmiş Milletler bünyesindeki 'Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi' ile 'Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi'ni imzalaması Avrupa Birliği ile sürdürülen görüşmelerde ortaya çıkan Kültürel haklar konusundaki tartışmaları da alevlendirdi. İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu raporu hazırlanırken devrim niteliğinde bir bakış açısı sergileyen Dışişleri Bakanlığı, BM sözleşmelerinin imzalanmasını da savundu.

'Bizim için eksiklikti'
Bakanlık, sözleşmelerin imzalanmasına yönelik eleştiriler artınca yazılı bir açıklama yaparak, Türkiye'nin söz konusu BM sözleşmelerini imzalamayan 'pek az' ülke arasında bulunduğunu anımsattı. Bu sözleşmelerin BM'nin 188 üyesinden 140'ı tarafından imzalandığına dikkat çeken Bakanlık, 'Bu iki sözleşmeye taraf ülkelere, tüm Batılı ülkeler ile dünyadaki belli başlı diğer ülkelerin hemen hepsi dahildir' dedi.
Bakanlık, Türkiye'nin sözkonusu sözleşmelere imza atmamasının sadece Batı dünyasında değil tüm uluslararası camiada yadırgandığını vurguladığı açıklamasında, 'Ülkemizin insan hakları alanında gerçekleştirdiği önemli atılımların gölgelenmesine ve niyetlerinin sorgulanmasına neden olduğu müşahade edimiştir' ifadelerini kullandı. İki sözleşmeye BM üyesi ülkelerin büyük bölümünün dahil olduğunun tekrar tekrar vurgulandığı açıklamada, 'Bu dikkate alındığında AB'ye aday Türkiye'nin bu sözleşmelere katılmamış bulunması ülkemiz açısından bir eksiklik olarak değerlendirilmiştir' denildi. Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'nin Avrupa Konseyi ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı. (AGİT) bünyesindeki yükümlülüklerinin de bu sözleşmelerin imzalanmasını gerekli kıldığını açıkladı. (Radikal)
 
 
 


(4 EYLÜL 2000) 
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş