|
|
 |
Türkiye,
BM "Siyasi ve Medeni Haklar" ile "Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar"
Sözleşmelerini imzaladı
RADİKAL GAZETESİ
- 17.8.2000
Evrenselliğe iki adım
Türkiye, BM'nin Medeni
ve Politik Haklar Sözleşmesi ile Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi'ni
imzaladı. Sözleşmeleri Meclis onaylarsa idam ve 312'nin kaldırılması gerekecek
ANKARA - Türkiye, son 50 yılın
en önemli siyasi kararlarından birini vererek 34 yıldır imza atmadığı iki
Birleşmiş Milletler sözleşmesine önceki gün imza attı. Medeni ve Politik
Haklar Sözleşmesi ile Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi'nin
imzalanması, Avrupa Birliği'ne adaylık sürecinde hazırlanan programda yer
alıyordu.
Söz konusu iki sözleşmeye
taraf olma kararı, Dışişleri Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, MGK ve
hükümet arasında yaklaşık altı aydır sürdürülen görüşmeler sonucunda alındı.
AB'ye sunulan İnsan Hakları Üst Kurulu Raporu'nda bu iki sözleşmenin 2001
yılı sonuna kadar TBMM'de onaylanması taahhüdünde bulunuldu. Aynı raporda
'Irk Ayrımcılığı Sözleşmesi'nin de aynı süre içinde imzalanarak TBMM'de
onaylanacağı kaydedildi.
'Terörist
devletler' imzalamadı
Avrupa Birliği adaylık sürecine
katkıda bulunması amacıyla taraf olunan iki sözleşme 1966'da BM
Genel Kurulu'nda kabul
edilerek, 1976'da yürürlüğe
girdi. Bu sözleşmelerden ilki olan Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi'ne
188 üye ülkeden 144'ü taraf oldu. Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi'ne
ise 137 üye imza attı. Türkiye'nin imzalamadan önce bulunduğu 'imzalamayanlar'
liginde, birçok ülke tarafından 'terörist devlet' olarak ilan edilen devletler
yer alıyor.
İdam
ve 312 tarih olacak
Siyasi ve Medeni Haklar
Sözleşmesi insan hakları ve demokratikleşme konusunda evrensel normları
belirleyen en önemli uluslararası belgelerden biri olarak kabul ediliyor.
-
Sözleşmenin ilk maddesinin ilk
fıkrasında her bireyin 'Selfdeterminasyon' hakkına sahip olduğu ve bu hak
doğrultusunda bireyin kendi politik durumunu belirlemesi ile ekonomik,
sosyal ve kültürel gelişimini sağlaması güvence altına alınıyor. Aynı maddenin
üçüncü fıkrasında ise hükümetlerin bireylerin bu haklarını koruması ve
realize etmesi için olanak sağlaması isteniyor.
-
İkinci maddenin son fıkrasında
yönetim tarafından olsa bile haksızlığa uğrayan herkesin yargı hakkına
sahip olduğu belirtiliyor.
-
Üçüncü maddede, kadınların eşit
haklara sahip olduğu vurgulanıyor.
-
Sözleşmenin üçüncü bölümünde
bulunan altıncı maddesi yaşama hakkının yasalarla güvence altına alınmasını
şart koşuyor. İdam cezasına da yer verilen bu maddede, idam cezasını kaldırmayan
ülkelerin uygulamalarının ancak çok ciddi suçlar için kabul edilebileceğine
işaret ediliyor. Bu maddeye şerh koymadan kabul eden ülkeler, yaşama hakkı
önündeki en büyük engel olan idam cesasını hukuk sistemi içinden tamamen
kaldırmak zorunda kalıyor. Sözleşme kölelik ve kulluk kavramının da tamamen
ortadan kaldırılmasını öngörüyor.
-
Sözleşmenin yedinci maddesi
işkenceye ve diğer zalimane, gayri insani veya küçültücü muamele ve cezaya
karşı korunmayı
içeriyor. Aynı madde insanın
izni dışında bilimsel deneylerde kullanılmasını yasaklıyor.
-
Sözleşmeye göre bireyler 'keyfi
gözaltı ve tutuklanmadan korunma' ve 'hürriyeti kısıtlandığında insanca
muamele görme' hakkına sahiptir. Bu maddeler de Türkiye'nin insan hakları
karnesinde kötü not hanesine yazılan polisin kötü muamelesi ve cezaevi
koşullarının ağırlığı gibi sorunların aşılmasında referans olarak kabul
ediliyor. Türkiye'de yaşama geçirilmek istenen F tipi cezaevi uygulaması
bu maddeler sayesinde rahatlıkla uluslararası arenanın gündemine getirilebilecek.
-
Aynı sözleşmede yeralan 'seyahat
ve ikametini seçme hürriyeti' bir dönemde Türkiye'de çok görülen ihlallere
karşı yasal düzenlemeler gerektiriyor. Sözleşmenin 23. maddesi düşünce,
vicdan, din ve ifade hürriyetini güvence altına alıyor. ve Türk Ceza Kanunu'nda
yer alan 312'nci maddenin kaldırılmasını gerektiriyor.
-
Sözleşmede adil yargılama hakkı
"Herkes mahkeme önünde eşittir. Herkesin, yetkili, yansız, bağımsız bir
mahkeme tarafından yargılanma hakkı vardır" ifadeleriyle güvence altına
alınıyor.
Kürtlere
kültürel haklar
Sözleşmenin en canalıcı yanınını
ise azınlık yaklaşımı oluşturuyor. 18. maddede, açıkça 'etnik azınlık mensuplarının
kültürlerinden faydalanma, dinine inanma ve bunu öğretme ve dilini kullanma
haklarının reddedilmemesi' ifadeleri yer alıyor. Bu maddenin Türkiye'de
Kürt sorunuyla özdeşleştirilmesi ve bu maddeden yararlanmak isteyen kişi,
grup ve ülkelerin Türkiye'yi zorlaması için kullanılması bekleniyor.
İnsan
Hakları Komitesi
Sözleşmeye göre kurulan
İnsan Hakları Komitesi, sözleşmeye taraf devletleri izleme ve rapor hazırlama
hakkına sahip. Sözleşmenin yürürlük maddelerinde, herhangi bir taraf devletin
başka bir taraf devleti sözleşmenin gereklerini yerine getirmemekle suçlamasının
önü açılıyor. Anlaşmazlık yaşayan devletlerin kendi aralarında uzlaşması
için 6 ay süre verilirken, bu süre içinde çözüm sağlanmadığı takdirde Komite'nin
devreye girmesi isteniyor. Komite dostça çözüm için arabuluculuk yapma
hakkına sahip olduğu gibi, uzlaşma komisyonu oluşturarak sorunlu tarafları
masaya oturtabiliyor.
Patronların
işi zor
Türkiye'nin imza attığı
ikinci sözleşme olan Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi'nde
ırk, renk, cinsiyet, dil, din ve siyasi fikir ayrımı gözetmeksizin eşitlik,
'eşit işe eşit ücret', 'Sendika ve toplu sözleşme hakkı', 'grev hakkı',
'eğitim hakkı', 'Aile kurma hakkı', 'Çalışma hayatının iyileştirilmesi'
maddeleri yeralıyor. Türkiye'nin şerh koymayacağı bu sözleşme TBMM'de aynen
onaylandığı takdirde söz konusu maddelerin hayata geçirilmesi için yasal
düzenlemeler yapılacak.
AB'ye
söz verilmişti
AB ile eylül ayında başlayacak
katılım ortaklığı belgesi ve ulusal rapor pazarlığı görüşmeleri öncesinde
hazırlanan İnsan Hakları Üst Kurulu raporunda, AB'ye Türkiye'nin söz konusu
BM sözleşmelerini imzalayacağı taahhüdünde
bulunulmuştu. Raporda bu sözleşmelere imza atmak bir yana Meclis'te de
onaylanması öngörülmüştü. Bu sözleşmelerin imzalanmasıyla, düşünce özgürlüğü
ve insan hakları ihlallerinin ortadan kaldırılmasını önlemek isteyen Dışişleri
Bakanlığı, gerekli yasal düzenlemelerin yapılması için de baskı yapma şansı
bulacak. TBMM'nin
onay sürecinde kültürel
haklar gibi kritik konularda şerh koyması bekleniyor.
TBMM'de
onaylanması gerekiyor
Dışişleri Bakanlığı sözleşmelerin
Türkiye'yi bağlaması için TBMM'de de onaylanması gerektiğini anımsatarak,
"Sözleşmelere konulacak çekinceler ve yapılacak beyanlar açısından herhangi
bir sınırlama bulunmamakta
olup, bu husus bütünüyle
taraf olan ülkelerin elindedir. Nitekim birçok taraf ülke bu yola gitmiştir"
denildi. Dışişleri Bakanlığı, bu konuda yapılan çalışmalar ışığında ilgili
kurumların görüşlerini alarak gerekli açıklamaların ve onay sürecinde gerekecek
yasa tasarısının hazırlanmasında etkin rol alacak.
Dışişleri'nden
demokrasi dersi
Türkiye'nin Birleşmiş Milletler
bünyesindeki 'Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi' ile 'Ekonomik, Sosyal
ve Kültürel Haklar Sözleşmesi'ni imzalaması Avrupa Birliği ile sürdürülen
görüşmelerde ortaya çıkan Kültürel haklar konusundaki tartışmaları da alevlendirdi.
İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu raporu hazırlanırken devrim niteliğinde
bir bakış açısı sergileyen Dışişleri Bakanlığı, BM
sözleşmelerinin imzalanmasını da savundu.
'Bizim
için eksiklikti'
Bakanlık, sözleşmelerin
imzalanmasına yönelik eleştiriler artınca yazılı bir açıklama yaparak,
Türkiye'nin söz konusu BM sözleşmelerini
imzalamayan 'pek az' ülke arasında bulunduğunu anımsattı. Bu sözleşmelerin
BM'nin 188 üyesinden 140'ı tarafından imzalandığına dikkat çeken Bakanlık,
'Bu iki sözleşmeye taraf ülkelere, tüm Batılı ülkeler ile dünyadaki belli
başlı diğer ülkelerin hemen hepsi dahildir' dedi.
Bakanlık, Türkiye'nin sözkonusu
sözleşmelere imza atmamasının sadece Batı dünyasında değil tüm uluslararası
camiada yadırgandığını vurguladığı açıklamasında, 'Ülkemizin insan hakları
alanında gerçekleştirdiği önemli atılımların gölgelenmesine ve niyetlerinin
sorgulanmasına neden olduğu müşahade edimiştir' ifadelerini kullandı. İki
sözleşmeye BM üyesi ülkelerin büyük bölümünün
dahil olduğunun tekrar tekrar vurgulandığı açıklamada, 'Bu dikkate alındığında
AB'ye aday Türkiye'nin bu sözleşmelere katılmamış bulunması ülkemiz açısından
bir eksiklik olarak değerlendirilmiştir' denildi. Dışişleri Bakanlığı,
Türkiye'nin Avrupa Konseyi ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı. (AGİT)
bünyesindeki yükümlülüklerinin de bu sözleşmelerin imzalanmasını gerekli
kıldığını açıkladı. (Radikal)
(4
EYLÜL 2000)
  |